Kitabın adı “ Orta Torosların Şifalı Bitkileri”, Prof. Dr. Fulya ÖZTAŞ  ve Prof.Dr. Haydar ÖZTAŞ yazmış. 16X23, cm ebadında,620 sayfa mukavva kapak, kuşe kâğıt ofset baskı bir eser, ÖNKA-Konya,2019 basımı bilimsel gözle yazılmış, doğaseverlerin ve memleket hasreti çekenlerin ruhuna hitap eden bir kitap.
Adından da anlaşılacağı üzere kitap, Orta Toroslara özgü şifalı bitkileri yazı ve görsellerle, Türkçe, İngilizce ve Latince adları ile okuyuculara tanıtır. Kitapta safran bitkisinden susama, keçiboynuzundan hünkârbeğendiye kadar araştırmacı yazarların gözüne takılan her şifalı bitki yer almış.
Kitabın hazırlanmasındaki temel amacı “Geleneksel Tıpta, Orta Toroslar’da yaşayan halk tarafından çok eskiden beri bilinen, bazı bitkilerin geleneksel ve modern tıpta kullanılmalarının incelenmesi” olarak belirlenmiştir.”
Yöreye özgü bitkilerin;  mevsimine ve seyrine göre belirli zaman aralıklarında özellikle baharda,  doğadaki dirilişinin ve albenisinin yüzeye çıktığı günlerde, dağlara tırmanarak aranıp tespit edilmesi ve  yüzlerce  fotoğrafla belgelenerek meraklılara sunulması takdire şayan bir çalışmadır.
Prof. Dr. Fulya ÖZTAŞ, Selçuk Üniversitesi,  Eğitim Fakültesi Biyoloji Bölümü’nde çalışıyor. Alanında uluslar arası çalışmalarda en çok referans alınan öğretim üyelerimizden biri,  Prof. Dr. Haydar ÖZTAŞ ise  Konya Necmettin Erbakan Üniversitesi, Ahmet Keleşoğlu Eğitim Fakültesi, Biyoloji Eğitimi Bölümü’nde çalışıyor. Her ikisi de kampüslerinin dışına çıkarak, bilgi ve yeteneklerini yakın çevresi ile ilişkilendirerek, yöremizin doğa zenginliklerini ortaya koyan yerli ve yabancı bilim insanına, doğasever halkımıza tanıtma özverisinde bulunan değerli araştırmacılardır.
Orta Toroslarda dağ bayır demeden, zamanlı  zamansız dolaşarak bu değerli eseri hazırlayıp, kendi imkânlarını zorlayarak bastırıp yayınlama külfetinde bulunan bilim insanlarımızı kutlar, çalışmalarının sağlık , tanıtım vs. yönünden insanlara yararlı  ve şifalı olmasını dilerim.
“Orta Torosların Şifalı Bitkileri”nden edinmek isteyenler için iletişim adresi:  Prof. Dr. Haydar ÖZTAŞ, Necmettin Erbakan Üniversitesi, Ahmet Keleşoğlu Eğitim Fakültesi, Biyoloji Eğitim Bölümü –Meram KONYA . Tel: 0332 323 82 20-23 GSM: 0533 76460 70
Hasan ŞİMŞEK,18.07.2019


Medya Ermenek Haber Sitesindeyayınlanan makaleleriniçeriği hakkında mali, hukuki, cezai, idari sorumluluğu makalesi yayınlanan yazara aittir.Yayınlanan makale karşılığında yazarlara telif ücreti ödenmez. Yazarlar bunu peşinen kabul etmiş sayılırlar.


Bir ara Ermenek’e uğra
Yassıkaya’da oturuver bir kenara
Sırlarından önyargılarını sıyır at,
Farkında olmadıklarını fark et,
Turkuaz meltemler seni serinletecek

Bir ara Ermenek’e uğra
Belki kendine anlatacakların olur,
Muhabbet yüklersin yüreğine,
Belki bambaşka bir pencere açacaksın,
Seni, senle mutlu edecek.

Bir ara Ermenek’e uğra;
Firara kalkışsın hüzünler,
Bahara söylemeyi unutma,
Biraz gelincik bıraksın avuçlarına,
Aşk ve Ermenek, ne güzel seni sevmek

17.07.19 KONYA
Durmuş Ali ÖZBEK


Medya Ermenek Haber Sitesindeyayınlanan makaleleriniçeriği hakkında mali, hukuki, cezai, idari sorumluluğu makalesi yayınlanan yazara aittir.Yayınlanan makale karşılığında yazarlara telif ücreti ödenmez. Yazarlar bunu peşinen kabul etmiş sayılırlar.


"Konya Şeker olarak bizim bir duruşumuz, tavrımız var. Bu duruş ve tavır sadece ekonomik alanla da sınırlı değildir, biz iktisadi sahada yaptıklarımızla üreticinin ekmeğini büyütüyor, binlerce kardeşimizin elinin ekmek tutmasını sağlıyoruz. İktisadi hayatın etkin aktörü olarak sosyal hayata da dokunuyor, ağaçlandırma gibi projelerle kökten bağlı olduğumuz topraklarımıza sahip çıkıyor, eğitim, sağlık gibi projelerle insanımıza el uzatıyor, Organ Bağışı ve Kan Bağışı gibi kampanyalara gösterdiğimiz yüksek katılımla da ihtiyaç sahiplerinin yanında oluyor, derde derman olsun diye bedenimizle de onların yanında oluyoruz. Organ Bağışı Kampanyası ile Türkiye’de kurumsal olarak en yüksek bağışçı katılım oranına ulaşmış, bundan dolayı da Konya Şeker, Sağlık Bakanlığı tarafından “Sosyal Sorumluluklarını Yerine Getiren Kurum” sertifikası ile ödüllendirilmişti, sağlık alanındaki bir başka sosyal sorumluk projesi olan Kan Bağışı Kampanyası da kesintisiz devam edecek" diyerek Konya Şeker'in vizyonunu ortaya koyan 25. ve 26. Dönem Karaman Milletvekili ve PANKOBİRLİK Genel Başkanı Recep Konuk'un önderliğinde 2007 yılında başlatılan ve her yıl periyodik olarak devam eden Kan Bağışı Kampanyasına destek veren Konya Şeker personeli, Kızılay’dan Kan Bağışı ödülü aldı.
Başkan Konuk’un da bizzat katılarak kan bağışında bulunduğu kampanyada 10 ve 25 kez kan veren Konya Şeker çalışanlarına gümüş ve bronz madalya verildi ve Konya Şeker, bu anlamda da ülke genelinde kurumsal şirketlerde rekor sayılabilecek bir seviyede bağışta bulunarak farkını gösterdi. Programda, Panagro Et Süt Entegre Tesislerine, kurumsal olarak Kan Bağışı Kampanyasına vermiş olduğu destekten dolayı teşekkür beratı da verildi. Konya Şeker’in merkez ve diğer yerleşkelerinde kampanyanın başlangıcından bu yana 3.998 ünite kan bağışında bulunuldu. 

“KAN BAĞIŞIYLA ŞİFA BEKLEYEN HASTALARA UMUT OLUYORUZ”
"Konya Şeker ailesinin gerek organ bağışı, gerekse kan bağışı kampanyası vesilesiyle sergilediği hassasiyet ve her arkadaşımızın gönülden katılımı, bu ailenin ülkeye ve bu ülkenin insanına gösterdiği sevgisinin işaretidir. Konya Şeker olarak bizim bir duruşumuz, tavrımız var. Bu duruş ve tavır sadece ekonomik alanla da sınırlı değildir. Biz, sosyal hayatta da, sosyal sorumluluk projelerimizde de aynı duruş ve tavrı sürdürmeyi prensip edinmiş bir kurumuz. Bu anlayışımız, sosyal sorumluluk projelerimize de damga vuran anlayıştır. Ağaçlandırma bunlardan sadece biridir. Organ bağışı, eğitim bunlardan bazılarıdır. Kan bağışı da aynı duruşun ve tavrın bir sonucudur. Bu ailenin en büyük özelliği, sorunlara duyarlı olmak ve çözümüne katkıda bulunmaktır. Kan bağışı aslında ihtiyacı olan bir insana el uzatmaktır, ihtiyacı olanın yardım çağrısını duymak, hatta çağrı gelmeden ihtiyacı olan olabilir diyerek tedbiri baştan almaktır, ihtiyaç anında ise çaresizliğin çaresi olmaktır, milletimizin derdine derman olmaktır. Bu bilincimizi hiç kaybetmedik, kaybetmeyeceğiz” diyen 25. ve 26. Dönem Karaman Milletvekili ve PANKOBİRLİK Genel Başkanı Recep Konuk'un önderliğinde 2007 yılında başlatılan “Kan Bağışı” kampanyası bu yıl da devam ediyor.
2007 yılından itibaren bugüne kadar 3.998 ünite kan bağışı yapan Konya Şeker çalışanlarının bu ilgisine Türk Kızılay’ı da ödülle karşılık verdi. Kızılay, ülke genelinde yapmış olduğu kampanya ile kan verenleri ödüllendiriyor. 10 defa kan verene bronz madalya ve plaket, 25 defa kan verene gümüş madalya ve plaket, 35 defa kan verene altın madalya ve plaket veriliyor. Konya Şeker, bu anlamda da ülke genelinde kurumsal rekor sayılabilecek bir seviyeye ulaştı ve Konya Şeker çalışanları 55 adet bronz madalya ve plaket, 18 adet gümüş madalya ve plaket aldı.
Panagro Et Süt Entegre Tesisinde düzenlenen kan bağışı kampanyası ve ödül programına 25. ve 26. Dönem Karaman Milletvekili ve PANKOBİRLİK Genel Başkanı Recep Konuk da katıldı. Programda, Panagro Et Süt Entegre Tesislerine, kurumsal olarak Kan Bağışı Kampanyasına vermiş olduğu destekten dolayı teşekkür beratı da verildi.

KONYA ŞEKER, BİRÇOK ALANDA ADINDAN SÖZ ETTİRMEYİ BAŞARIYOR
Ekonomideki etkinliğini, sosyal sorumluluk projeleriyle sosyal hayata da taşıyan ve 2023 yılı vizyonuna uygun olarak dünyanın en büyük gıda şirketleri arasına girme hedefini ilan eden Konya Şeker, eğitimden sağlığa, spordan ağaçlandırmaya kadar birçok alanda adından söz ettirmeyi başarıyor ve örnek gösteriliyor.
“Türkiye Nüfusu Kadar Ağaç” projesiyle Konya Ovasında 19 milyonun üzerinde ağacı toprakla buluşturan Konya Şeker, “Üretene Sağlık” projesiyle de köylerde sağlık taraması gerçekleştirdi, “Organ Bağışı Kampanyası" ile de Türkiye’de kurumsal olarak en yüksek bağışçı katılım oranına ulaştı. Bundan dolayı da Sağlık Bakanlığı tarafından “Sosyal Sorumluluklarını Yerine Getiren Kurum” sertifikası ile ödüllendirilen Konya Şeker, sağlık alanındaki bir başka sosyal sorumluk projesi olan “Kan Bağışı” kampanyasına da devam ediyor. Konya Şeker'in Kan Bağışı Kampanyalarına Konya, Meram, Çumra, Karapınar, Seydibey, Altınekin, Bozkır ve Cihanbeyli Kampüslerindeki tesislerde çalışanlar katıldı.
900 bin çiftçi ailesinin bir iştiraki olan Konya Şeker'in ülkenin her türlü sevincine ve kederine ortak olduğunu ifade eden Başkan Recep Konuk, “biz iktisadi sahada yaptıklarımızla üreticinin ekmeğini büyütüyor, binlerce kardeşimizin elinin ekmek tutmasını sağlıyoruz. İktisadi hayatın etkin aktörü olarak sosyal hayata da dokunuyor, ağaçlandırma gibi projelerle kökten bağlı olduğumuz topraklarımıza sahip çıkıyor, eğitim, sağlık gibi projelerle insanımıza el uzatıyor, Organ Bağışı ve Kan Bağışı gibi kampanyalara gösterdiğimiz yüksek katılımla da ihtiyaç sahiplerinin çağrısına ihtiyaç kalmadan onların yanında oluyor, derde derman olsun diye bedenimizle de onların yanında oluyoruz” dedi.






Medya Ermenek Haber Sitesindeyayınlanan makaleleriniçeriği hakkında mali, hukuki, cezai, idari sorumluluğu makalesi yayınlanan yazara aittir.Yayınlanan makale karşılığında yazarlara telif ücreti ödenmez. Yazarlar bunu peşinen kabul etmiş sayılırlar.

Damlapınar, Bozkandak ve Kızılyaka Köylerinde Mücadele Amaçlı Yaban Domuzu Sürek Avı Düzenlendi
İlimizde tarım alanlarında, önemli derecede zirai üretime zarar verdiği tespit edilen yaban domuzlarına karşı Merkez Av Komisyonu kararları doğrultusunda; Tarım ve Orman Bakanlığı 8. Bölge Müdürlüğü; Doğa Koruma ve Milli Parklar Karaman Şube Müdürlüğü işbirliği ile gerekli emniyet tedbirleri alınarak İl Tarım ve Orman Müdürlüğümüz organizasyonunda sürek avları düzenlenmektedir. Bu kapsamda 13- 14 Temmuz 2019 Cumartesi ve Pazar günü İlimiz Merkez İlçesi Damlapınar, Bozkandak, Kızılyaka Köylerinde yaban domuzu sürek avı düzenlendi.
Bitki Sağlığı Uygulama Programı doğrultusunda; yaban domuzlarının bağ, bahçe ve tarlalarında zirai üretime zarar verdiğinin tespit edildiği yerlerde profesyonel avcıların avlanması ile domuz popülâsyonunun zarar eşiğinin altında tutulması amacıyla İl Tarım ve Orman Müdürlüğümüz Bitkisel Üretim ve Bitki Sağlığı Şube Müdürlüğü organizasyonunda sürek avları düzenlenmektedir. Bu kapsamda İlimiz Merkez İlçesi Damlapınar, Bozkandak, Kızılyaka Köylerinde Merkez Av Komisyonu kararları doğrultusunda Tarım ve Orman Bakanlığı 8. Bölge Müdürlüğü; Doğa Koruma ve Milli Parklar Karaman Şube Müdürlüğü işbirliği ile gerekli emniyet tedbirleri alınarak, 13-14 Temmuz 2019 Cumartesi ve Pazar günleri yapılan mücadele amaçlı yaban domuzu sürek avında 32 adet yaban domuzu itlaf edilmiştir. Tarımsal üretimimizin emektarı olan; çiftçilerimizin ürünlerinin korunması için İl Tarım ve Orman Müdürlüğü olarak her zaman üreticilerimizin yanında olmaya devam edeceğiz.
Mücadele amaçlı sürek avı çalışmalarımızda emeği geçen personellerimize, Karaman Avcılık Atıcılık Amatör Balıkçılık ve Spor Kulübü Derneğimize, ava katılan avcılarımıza, İl Merkez Jandarma Komutanlığımıza, Tarım ve Orman Bakanlığı 8. Bölge Müdürlüğü; Doğa Koruma ve Milli Parklar Karaman Şube Müdürlüğümüze ve Sağlık Müdürlüğü çalışanlarımıza katkılarından dolayı teşekkür ederiz.






















Medya Ermenek Haber Sitesindeyayınlanan makaleleriniçeriği hakkında mali, hukuki, cezai, idari sorumluluğu makalesi yayınlanan yazara aittir.Yayınlanan makale karşılığında yazarlara telif ücreti ödenmez. Yazarlar bunu peşinen kabul etmiş sayılırlar.

“Yörüğün dilinden; Yörüğün nefesi ve sesinin güzelliği ile şivesini bilenler anlar.”  Şerafettin GÜÇ

Yedi senedir düzenlenen “Karaman İhsaniye Yörük Şenlikleri” 07. 07. 2019 Pazar günü Belkaya Pınarı bölgesinde coşkuyla kutlandı.

Bu sene Yörük çadırlarının düzeni ve katılım fazlalığı dikkatimi çekti. Pınarın hemen üst tarafındaki esnaf çadırları ise tarihe tanıklık edercesine canlılık içinde idi.

Öz Türkçe deyimle esnaflar “Trampa” işine daha çok rağbet ettiler. Bu ticaretin tarihi geçmişi yıllardır bu ve bunun gibi Yörük şenliklerinde ola gelen bir uygulama. Alanın da satanın da yüzü gülüyordu, memnundular.

Başka bir köşede dikkatimi çeken ise “müstamel” ticareti yapılması oldu. Bu yöntem hala Yörük kültüründe varlığını sürdürüyor.  Onlar da kendi aralarında el sıkışıp, birbirlerine  “Hayrını Gör” diyerek ayrılıyorlar.

Yörük çadırlarının hemen hemen hepsinin yanında ayran yayıkları kurulmuştu. Leziz ve bol köpüklü yayık ayranı, temiz bir şekilde ziyaretçilere ikram edildi. Uzun süredir görüşmeyenler bu şenlik bahanesi ile kucaklaşıp hasret giderdiler. Ayaküstü başlayan sohbetler grup grup devam etti.

Bu arada, alavere ve borç emanetleri senetsiz sepetsiz sahiplerini buluyordu. Yörüğün sözü sözdür. Yörük kültüründe nasıl söz verildiyse sözün gereği zamanında yapılır.  

Bambaşka memleketimin toprağı, suyu, havası
Neler tütmüyor burnumda paraköfte, bandırması
İlla da orda yenecek arabaşı, batırması
Kör olası zalim gurbet hasret koydun memlekete.

Tanıdığın öldüğünde cenazeye gidemezsin
Sanma ki emekliliğinde dönmek ister dönemezsin
Çok özlesen de görmek istediklerini göremezsin
Kör olası zalim gurbet hasret koydun memlekete.
Hayati Etci / Ermenek


Taşeli bölgesinin Yörük çadırlarının dumanları devamlı tüter de şenliklerde kebabını pişirdiği mangalının dumanı neden tütmesin? Etrafa yayılan et kokusundan canı çeken, kokusunu alan, dumanını gören seğirtip gelir, mangalın başına...
Yörük kültürünün dikkat çeken bir özelliği de “Okuntu” dağıtımıdır. Şenliklerde, güz döneminde yayla dönüşü gerçekleştirilecek düğünlerin davetiyelerinin özenle hazırlanmış “çıkılar” içinde sunulması görülmeye değerdi. Tüm kalbi duygularla içten söylenen “Rabbim bir yastıkta kocatsın” duaları, duyanların gözlerini yaşartıyor, bu samimiyet yürekleri titretiyordu.

“Yörüğün dilinden; Yörüğün nefesi ve sesinin güzelliği ile şivesini bilenler anlar.”  

Yörük çocukları kendi oyununu kendi kurar. Oyuncağını kendi seçer ve yapar. Bu dün de böyle idi, bugün de böyle. İşte bunun için çok severim Yörük çocuklarını. Bu yaratıcılık ve zekâ işaretidir.

Siper yok üstüne yağmurlar yağar
Alır helkesini malını sağar
Sütü yoğurt yapar yayığın yayar
Besler yavruların Yörük Kadını

Yaz gelir malıyla yaylaya çıkar
Hayatı çileli dişini sıkar
Tencere boş kalsa hükümet yıkar
Öyle vefalıdır Yörük Kadını

Ben Nadir'im Yörük Ana doğurdu
Bazen kuru ekmek verdi bazen yoğurdu
Tehlikeye girerse öz anayurdu
Erkekten ileri koşar Yörük Kadını

Örtü var başında eksiktir tacı
Yırtık ayağında naylon pabucu
Zarara varacak koyunun ucu
Koşarak çevirir Yörük Kadını

Bir pınar başına kurar kazanı
Külle yıkar bulamazsa ozonu
O da istemezdi böyle düzeni
Öyle sabırlıdır Yörük Kadını

Nadir Altun
Köselerli Köyü Mut/Mersin

Büyük göçlerle Anadolu’ya gelen ve göçebe hayvancılığa elverişli bölgelere yerleştirilen Yörükler; yeni doğan bebeğe ad verilmesi gibi bu yeni yaylak ve kışlaklarına, obalarına kendilerince yeni isimler vermişlerdir.

Devlet karışıklık olmasın, her grup bir özelliğine göre bilinsin diye Türk göçebelerini; şive, görünüş, yaşantı, gelenek hatta koyunu, keçisi, kilimi ve çadırındaki farklılığa göre Avşar, Türkmen diye ayırmış, bu ikisine tam benzemeyen obalara da Yörük adını vermiştir.

Yeni bir ad verme nedeni; tarihle bağını keserek, onlara devlet kurma, başkaldırma çağrışımı yaptıracak, geçmişten bir iz taşımaması içinidir.  

Sular seller gibi akdım
Ne var ne yok yıkıp yakdım
Ne daş dikdim ne mıh çakdım
Gurbeti ben mi yaraddım

Dosdlarımı hep araddım
Beti bengzi sararddım
Gözü göğülü gararddım
Gurbeti ben mi yaraddım

Dönüp geriye bakdım
Feleğe gafayı dakdım
Hasreti çileyi daddım
Gurbeti ben mi yaraddım
Bekir Sazak / Ermenek

Yıllardır değişmeyen şiveler kendi aralarında bozulmayan ses tonları ile karışıp gidiyordu bu Karaman İhsaniye Yörükleri içerisinde. Dakikalarca dinledim onların konuşmasını zevkle. Çocukluğuma gittim gittim geldim. Şenlikte sıkça duyduğum, dilimize ve kulağımıza çok uzaklardan çağrışım yapan şu kelimeleri not alabildim.

ADI BATASICA; Ölesice anlamında ilenç, beddua
AŞENE; Mutfak
AVAR; Sebzelerin ekildiği yer
BÖĞENEK; Önü kapalı su
CINNI; Biraz
ÇIBARMAK; Vurulmaktan ya da alerji yüzünden derinin kabarması, yanması
CIVDIRMAK; Şımarık bir tavır sergilemek / kafayı oynatmak
ÇOMÇA / ÇÖMÇE; Kepçe (özellikle ağaçtan yapılmış)
DÜLLÜM DÜDÜK OLMAK El alemin diline düşmek; duymayan kalmamak
GEBER OKUNA OĞRASIN! Ölsün anlamında ilenç, beddua
GAYRAK; Taşlı, verimsiz, yamaç yer
HORANTA – FORANTA; Aile, aile çevresi
HOBUÇ; Sırtta taşıma: ” Hobucunda çocuk var, eğilemiyor! ”
KESTEK BOYLU; Etine dolgun kısa boylu; tıknaz
ÖNGÜRDE; Orada
PEŞKİR; Havlu
SİYDİRMEK; Ayakta çiş yapmak
YAHI ELLERE KALASIN; Aşk olsun!

        Ellinde bir ot demeti sarımı sarı, köküyle birlikte bez parçasına sarmış teyzem eli böğründe tam karşımda duruyor. Bir anda dikkatimi çekiyor. Yanımdaki delikanlıya soruyorum. “Teyzenin elindeki ot nedir?” Delikanlı, hiç oralı olmadan “Calpa” diyor. Bir delikanlıya bakıyorum, bir sarı ota. Öylece kalıyorum. Bir kaç saniye sonra, “Ne işe yarar?” diye soruyorum. Hafifçe yönünü dönerek; büyük bir olgunluk ve nezaketle yanıtlıyor:
“Calba otunun genellikle çiçekleri, nadiren kök ve yaprakları kullanılır. Grip, şiddetli ateş, bronşit, idrar yapamama, mide rahatsızlığı, bademciğe iyi gelir. Kaynatılarak çay gibi içilir.”
İçimden “Kalk! Delikanlıyı alnından öp” diyorum. Sadece teşekkür anlamında sessizce elini sıkıyorum. Taşeli’nin delikanlısı! Helal olsun sana. 
            Arkamdaki bir yaşlı amca, kime dedi, bilmiyorum ama sesi az kızgındı: “Kavak gibi kösül emi.”

Kudretten yapılmış kale duvarı
Bir hoş efsanedir Firan Kalesi
Zamana saklamış birçok esrarı
Gizli hazinedir Firan Kalesi

Maraspolidendir suyun kaynağı
Sanki şol cennetin kevser ırmağı
Tapulayıp dikmiş şanlı bayrağı
Özel numunedir Firan Kalesi

Türküvaz gölüne Göksu çayına
Gören hayran kalır eni boyuna
Çıkan huzur koyar gönül payına
Hem de şahanedir Firan Kalesi

Torosların zirvesidir dağları
Dört mevsimde bereketli bağları
Vatan tapusudur hasta sağları
Dosta dostanedir Firan Kalesi

Seyyahiyem mühür vurmuş ecdadım
İnceleyip gördüm hep adım adım
İnanın yarıda kaldı muradım
Dilde teranedir Firan Kalesi

Abdullah Göktaş / Başyayla

            Sağlık, huzur, mutluluk, bereket temennileri ile bir sonraki Karaman Yellibel Yörük Şenliğinde buluşmak üzere Taşeli platosundan ayrıldım. Güze kadar Toros Dağları Taşeli ve Taşlık Kilikya Bölgesindeki yaylalarımızda bir başka Yörük Şenliğinde buluşmak üzere sevgi saygılar. 

“Herkes biraz ya Karamanlıdır; ya da Karamanoğullarındandır“


Şerafettin GÜÇ 
Karamanoğulları Tarihi Araştırmacısı Yazar 















Medya Ermenek Haber Sitesindeyayınlanan makaleleriniçeriği hakkında mali, hukuki, cezai, idari sorumluluğu makalesi yayınlanan yazara aittir.Yayınlanan makale karşılığında yazarlara telif ücreti ödenmez. Yazarlar bunu peşinen kabul etmiş sayılırlar.

15 Temmuz 2016 'daki o karanlık gecede, hain darbe girişimine karşı durarak demokrasimize ve milli birliğimize sahip çıkan milletimize şükranlarımızı sunuyor, kahramanca mücadele verirken Şehadete erişen vatandaşlarımızı saygı, minnet ve rahmetle anıyoruz. 
Atila ZORLU
Ermenek Belediye Başkanı 
Medya Ermenek Haber Sitesindeyayınlanan makaleleriniçeriği hakkında mali, hukuki, cezai, idari sorumluluğu makalesi yayınlanan yazara aittir.Yayınlanan makale karşılığında yazarlara telif ücreti ödenmez. Yazarlar bunu peşinen kabul etmiş sayılırlar.

2016 yılı 15 Temmuz gecesi, FETÖ tarafından Türkiye Cumhuriyeti Devletinin anayasal düzeni ve demokratik siyasi hayatı hedef alınarak yapılan hain darbe girişimi, milletimizin vatansever evlatlarının kararlılığı sayesinde başarısız kılınmıştır. Tüm darbe ve darbe girişimlerinde olduğu gibi 15 Temmuz FETÖ darbe girişimi de Türkiye Cumhuriyeti’nin anayasal düzenine ve iktidarıyla muhalefetiyle bu düzenden meşruiyet alan demokratik siyasi hayatına, dolayısıyla demokrasimize ve kardeşliğimize karşı yapılmıştır. Ulu Önder Atatürk’ün tam bağımsızlık esasıyla kurduğu demokratik, laik, sosyal bir hukuk devleti olan Türkiye Cumhuriyeti'ni yıkmak üzere uzun yıllardır hazırlık yapan FETÖ mensupları, 15 Temmuz gecesi hain planlarını hayata geçirmek istemişlerdir.

15 Temmuz gecesi darbecilerle mücadele eden darbe karşıtı TSK mensuplarının hainlerle girdikleri çatışmalarda gösterdikleri basiret, emniyet güçlerinin kararlılığı, darbecilerin halktan ve hiçbir siyasi kanattan destek bulamaması, medyanın tutumu, iktidarıyla muhalefetiyle siyasetimizin darbe karşıtı net duruşu ve halkımızın darbeye karşı direniş noktasında gösterdiği cesaret ülkemizi bir felaketin eşiğinden döndürmüş, FETÖ nün devleti ele geçirmesine engel olunmuştur.

O karanlık gecede Türkiye Büyük Millet Meclisi, tarihimizde görülmemiş bir alçaklıkla maalesef ki hainlerin bombalarına hedef olmuştur. Gücünü milletimizden ve tarihimizden alan Gazi Meclis, 15 Temmuz günü bir kez daha gazilik unvanını hak etmiştir. Hain darbe girişiminden bu yana geçen sürede yaşananlar, demokrasimizin ve millet iradesinin sembolü olan Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin varlığının, itibarının ve gücünün korunmasının ne kadar önemli olduğunu da ortaya koymuştur. 

Bunun yanında bir diğer önemli ve dikkat edilmesi gereken husus da şudur ki; yıllardır FETÖ'ye karşıtlıklarıyla bilinen bazı muhalif gazeteci, siyasi ve tanınmış kişilerin zaman zaman FETÖ üyeliğiyle veya üyesi olmamakla birlikte örgütün propagandasını yaptıkları gerekçesiyle yargısal takibe uğramaları, FETÖ'yle mücadeleye zarar verdiğinden, buna kesinlikle izin verilmemeli; bu yönde yapılan yanlışlardan bir an evvel dönülmelidir.

15 Temmuz darbe gecesini yaşatarak milletimize, devletimize ve cumhuriyetimize kasteden ve ülkemizin geleceğini karartmak isteyen darbeci hainleri, planlayıcılarını ve destekçilerini bir kez daha lanetliyorum. 15 Temmuzun yıl dönümünde şehitlerimizi ve gazilerimizi şükranla anarken, şehitlerimize Yüce Allah’tan rahmet diliyor, milletimizin bir daha darbe hainliğine maruz kalmamasını temenni ediyorum.
Av. İsmail Atakan Ünver
Karaman Milletvekili
Medya Ermenek Haber Sitesindeyayınlanan makaleleriniçeriği hakkında mali, hukuki, cezai, idari sorumluluğu makalesi yayınlanan yazara aittir.Yayınlanan makale karşılığında yazarlara telif ücreti ödenmez. Yazarlar bunu peşinen kabul etmiş sayılırlar.

15 Temmuz 2016 tarihinde, devlet kurumları içinde aldıkları tavizler neticesinde yapılanma fırsatı bulan ve özellikle TSK ve polis teşkilatı içinde kumpas ve sözde davalar neticesinde komuta ve idare makamlarına kadar sinsice sızan Feto terör örgütü, devletimize, milletimize ve demokrasimize karşı hain bir darbe teşebbüsünde bulunmuş ve bu kalkışma, milletimizin topyekûn birlikteliği, dayanışması kararlılığı ve cesaretiyle bertaraf edilmiştir.
 
15 temmuz 2016 tarihindeki hain kalkışma; Türk devletinin işgali, Türk milletinin esareti ve demokrasimizin hançerlenmesine yönelik bir eylemdir unutmadık, asla unutmayacağız..
 
15 temmuz 2016 daki hain kalkışmaya karşı vücutlarını siper eden şehitlerimizi rahmetle yad ediyoruz Allah'tan rahmet, gazi ve yaralılarımıza sağlık ve şifalar diliyor, buradan minnet ve saygılarımızı sunuyoruz.
 
Bu kalkışma ya cesaret eden hain Feto terör örgütünün bir çok kuruma sızmış kadroları büyük bir titizlikle açığa çıkartılıp, gerekli yargılama ve bertaraf edilme işlemleri yapılmış olmasına rağmen siyaset yapılanması ve unsurları halen açığa çıkartılamamıştır.
 
Bu hain örgütün siyasal yapılanmasının ivedilikle üzerine gidilmesi ve bir an önce deşifre edilmesi gerekmektedir. İYİ Parti meclis grubu ve partimiz bu konuda önergeler ve açıklamalarla elinden geldiğince bu problemi halkımıza anlatmaya devam edecektir. Feto terör örgütünün siyasi kanadı ve bağlantılarının deşifre edilip hakettikleri yargılanmalar ile bertaraf edilmesi demokrasimiz ve devletimizin bekası için elzemdir.
 
Biz İYİ Parti olarak devletimize, milletimize, cumhuriyetimize ve demokrasimize kast eden Feto terör örgütü, bölücü örgütüne karşı asla geçit vermeyeceğimizi ve bu örgütlerin çökertilmesinin Türk milletine karşı asli sorumluluklarımızdan birisi olduğunu, bu konuda üstümüze düşen görevin bilincinde olduğumuzu ve bu sorumluluğumuzun gereklerini yerine getirmeye devam edeceğimizi Türk kamuoyuna bildiririz.
Medya Ermenek Haber Sitesindeyayınlanan makaleleriniçeriği hakkında mali, hukuki, cezai, idari sorumluluğu makalesi yayınlanan yazara aittir.Yayınlanan makale karşılığında yazarlara telif ücreti ödenmez. Yazarlar bunu peşinen kabul etmiş sayılırlar.

Bundan üç yıl önce, 15 Temmuz 2016 'da, Aziz Türk Milleti, yaklaşık 40 yıldır devletin her alanında yuvalanmış hain FETÖ’nün darbe girişimine kahramanca direnerek unutulmaz bir demokrasi mücadelesi vermiştir. Milletimiz, Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan'ın çağrısıyla ve bu topraklarda müebbed yankılanacak ezan ve salaların yüreklerde oluşturduğu cesaret ve imanla meydanlara çıkmış, o karanlık gecede bu vatanın yılmaz savunucusu olduğunu tekraren ilan etmiştir. 

15 Temmuz Destanı demokrasi tarihimizde bir milattır. Genci, yaşlısı, kadını, erkeği sokaklara çıkarak tanklara, uçaklara, helikopterlere, mermilere ve toplara bedenlerini siper etmişlerdir. Bu mücadele, tarihimizin zaferlerle dolu olmasında temel unsur olan Milli Mücadele ruhunun hâlâ bedenlerimize hükmettiğini ve bu ruhun asırlar geçse de kaybedilmeyeceğini kanıtlar niteliktedir.

15 Temmuz’da sadece o gün için değil, gelecekte de benzeri hain planlar yapma hevesinde olanlara birlik ve dirlik dersi veren Milletimiz, söz konusu Vatan olduğunda neler yapabileceğini bir kez daha tüm dünyaya göstermiştir. İstiklâl Harbi’nin mağlup zihniyeti, o gün mütemadi mağlup kılınmıştır. O gece meydanlarda şahadete ve gaziliğe erenlere neler borçlu olduğumuzu biliyoruz. Bizler, İstiklâl Harbi galiplerinin torunları olarak istiklalimize tekrardan sahip çıkmanın onurunu yaşıyoruz. 

Milletimizden aldığımız güçle, Milletimizin Vekili olarak, var gücümüzle terörle mücadele kapsamında ne yapılması gerekiyorsa yapacağız. Son terörist hukuk önünde hesap verene kadar mücadelemize devam edeceğiz.

Bu aziz mücadelenin nezdinde, canından, ailesinden, evlatlarından vazgeçerek bu toprakları vatan kılmamızı ve vatan tutmamızı sağlayan tarihimizdeki bütün şehit ve gazilerimize Yüce Allah’tan rahmet ve mağfiret diliyorum. Allah, bizi dünyada da ahrette de onlara yakın olanlardan eylesin.
Medya Ermenek Haber Sitesindeyayınlanan makaleleriniçeriği hakkında mali, hukuki, cezai, idari sorumluluğu makalesi yayınlanan yazara aittir.Yayınlanan makale karşılığında yazarlara telif ücreti ödenmez. Yazarlar bunu peşinen kabul etmiş sayılırlar.


Karaman İl Genel Meclisi Başkanı Adem KAPAR’IN “15 Temmuz Şehitlerini Anma, Demokrasi ve Milli Birlik Günü” Mesajı
“MİLLETİMİZİN BU DESTANSI BİRLİKTELİĞİ DEVAM ETTİĞİ SÜRECE, TÜRKİYE CUMHURİYETİ İLELEBET YAŞAYACAKTIR”
“Kıymetli Karamanlı Hemşehrilerim,
15 Temmuz ülke tarihimiz açısından bir milat noktasıdır. Türk Silahlı Kuvvetleri içerisinde yuvalanmış bir grup asker görünümlü hain, Anayasal düzeni askıya alarak yönetime el koyma girişiminde bulunmuşlardır. Hatta bu hainler Milletin Meclisi Türkiye Büyük Millet Meclisini bombalamışlardır.
Cumhurbaşkanımızın çağrıları ve Aziz milletimizin feraset, cesaret ve kararlılığıyla bu girişim boşa çıkartılmıştır. Bu milli direniş esnasında çoğunluğu sivil vatandaşımız olmak üzere 249 asker ve polisimiz şehit olmuş, 2 bin 712 vatandaşımız ise yaralanmıştır.
15 Temmuz’da vatan, demokrasi ve bağımsızlık uğruna mücadele veren kahraman insanımız asırlar öncesinde olduğu gibi yine aynı kararlılıkla yaşadığı toprakları ve şanlı tarihini korumanın, istikbalinin yegâne unsuru olduğunu tüm dünyaya haykırmıştır.
Darbe sırasında basın kuruluşlarımız ve siyasi parti temsilcilerimiz de tercihini darbecilerden yana değil demokrasiden ve milletimizden yana kullanmışlardır. 7’den 70’e tek yürek olan Aziz Milletimiz, ülkemizin artık darbelere geçit vermeyeceğini tüm dünyaya göstermiş, halkın tercihini görmezden gelenlere unutamayacakları bir ders vermiştir.
Tarihimizin en karanlık hadiselerinden biri olan 15 Temmuz 2016 darbe kalkışması ve işgal girişimi, milletimizin verdiği destansı mücadele neticesinde parlak bir zafere ve aydınlığa dönüşmüştür.
İnanıyorum ki, “MİLLETİMİZİN BU DESTANSI BİRLİKTELİĞİ DEVAM ETTİĞİ SÜRECE, TÜRKİYE CUMHURİYETİ İLELEBET YAŞAYACAKTIR.”
Darbeye karşı canını ortaya koyarak, tarihe adını bir kez daha altın harflerle yazdıran, Bu yüce millet 15 Temmuzdaki hain saldırıyı hiçbir zaman unutmayacak ve unutturmayacaktır.
Cennetmekân şehitlerimizi ve onların öncülüğünde yazılan 15 Temmuz destanını asla unutmayacak ve unutturmayacağız. 15 Temmuz'un her yıl dönümünde yâd edecek, kahramanlıklarını nesilden nesile gururla aktaracağız. Bu toprakları vatan kılan tüm şehit ve gazilerimizi bir kere daha rahmet, minnet ve şükranla anıyor ve Aziz Milletimizin 15 Temmuz Demokrasi ve Milli Birlik Günü’nü kutluyorum.” 




Medya Ermenek Haber Sitesindeyayınlanan makaleleriniçeriği hakkında mali, hukuki, cezai, idari sorumluluğu makalesi yayınlanan yazara aittir.Yayınlanan makale karşılığında yazarlara telif ücreti ödenmez. Yazarlar bunu peşinen kabul etmiş sayılırlar.



15 Temmuz Demokrasi ve Milli Birlik Günü dolayısıyla Konya Gıda ve Tarım Üniversitesinde bir panel düzenlendi. Türk Tarih Kurumu Başkanı Prof. Dr. Refik Turan ile Ankara Kriz ve Siyaset Araştırmaları Merkezi (ANKASAM) Başkanı Prof. Dr. Mehmet Seyfettin Erol’un konuşmacı olarak katıldığı programda, 15 Temmuz 2016’ daki darbe girişiminin sonuçları ve küresel güçlerin Türkiye’ye yaklaşımı anlatıldı.

GEÇMİŞ BİZE YOL GÖSTERİR
Konya Gıda ve Tarım Üniversitesi tarafından 15 Temmuz Demokrasi ve Milli Birlik Günü dolayısıyla düzenlenen konferansın açılış konuşmasını Rektör Prof. Dr. Cumhur Çökmüş yaptı. Çökmüş, "geçmiş, hafızada ne kadar iyi oturursa, buradaki taktikler ne kadar iyi okunursa, bundan sonraki tehlikeler de o kadar iyi algılanır, ona göre tedbirler alınır. Bunun için 15 Temmuz’u çok iyi anlamamız ve hafızamıza yerleştirmemiz gerekiyor” dedi. Kürsüye daha sonra Türk Tarih Kurumu Başkanı Prof. Dr. Refik Turan geldi. “Tarih İçinde Hukuksuz İktidar Savaşları ve 15 Temmuz” başlıklı sunum yapan Turan, “devletin hiç beklemediği bir noktadan kuyuya doğru yuvarlanma teşebbüsünün yapıldığı gecedir 15 Temmuz 2016 tarihi. Ekonomi yolunda gidiyor, güçlü bir iktidar var, istikrarlı bir hükümet var, herhangi bir yerden de siyasi rüzgar esmiyor, ama ortalıkta bir darbe teşebbüsü var” dedi.

15 TEMMUZ’DA ASIL HEDEF, DEVLET BEKASIYDI
15 Temmuz’daki darbe girişimim özellikle İstanbul ve Ankara’yı hedef aldığını belirten Turan, “İstanbul’da Boğaz Köprüsü tutulmuş, Atatürk Havaalanı tutulmaya çalışılmış, asıl kalkışma ise Ankara’da olmuştur. Ankara’da darbe girişiminde bulunanlar Akıncı Hava Üssü, Emniyet Genel Müdürlüğü, TRT Genel Müdürlüğü, Polis Özel Harekât, Özel Kuvvetler, Genel Kurmay Başkanlığı, Meclis ve Cumhurbaşkanlığı başta olmak üzere birçok noktaya saldırdı. 15 Temmuz, her zamankinden daha büyük, daha vahşi, her zamankinden daha sinsi, her zamankinden daha kanlı olan bir darbe girişimiydi. 15 Temmuz tarihi mahut bir geceydi. Asıl yıkılmak istenen Ankara’nın iradesiydi, devlet bekası, devlet gelenekleri. Bu darbenin amacı devlete el koymaktı. Devlet, bizim toplumsal olarak en kıymetli unsurumuzdur” şeklinde konuştu.

FETÖ, KÜRESEL SİSTEMİN DE DESTEĞİ ALMIŞTIR
FETÖ’nün haşhaşi topluluğuna benzediğini ifade eden Prof. Turan, “Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan doğru bir tespit yaptı, bu yapı, Selçuklu dönemindeki Hasan Sabbah tarafından yönetilen Sabbahi hareketine benzemektedir. Hassan Sabbah nasıl bir eğitim öğretim metodu uyguladıysa, yani bir çocuğu alıyor, anne, baba, devlet ve cemiyetten sıyırıp kendine bağlıyorsa, FETÖ de aynısını yaptı.FETÖ, küresel sistemin de desteği almıştır. 15 Temmuz’dan sonra Avrupa ve Amerika ülkemize destek vermediler. Haftalar sonra cılız bir sesle tepki gösterdiler. 15 Temmuzla Batı Avrupa’nın, Amerika’nın demokrasi diye bir derdinin olmadığı teyit edildi. Bu çok net ve açık, bunu dünyaya anlatmamız lazım. Her darbe devletten bir şeyler alıp götürmüştür. İnsanlığı çığ gibi ezen bu küresel sistemin karşısında oluşacak alternatif medeniyetin çekirdeğini bu millet oluşturacaktır. Çok köklü bir istiklal bilincimiz var, bu bilincimizi kaybetmeyeceğiz” ifadelerini kullandı.

15 TEMMUZ BAŞLI BAŞINA BİR OPERASYONDUR
“15 Temmuz Darbe Girişimine Merkez-Çevre İlişkileri Açısından Bir Bakış” başlıkları sunum yapan Ankara Kriz ve Siyaset Araştırmaları Merkezi  (ANKASAM) Başkanı Prof. Dr. Mehmet Seyfettin Erol’da “Türkiye’ye yönelik saldırılar devam etmektedir, değişen enstrümanlardır. Merkez dediğimiz devlettir, çevre ise millettir. Uluslararası hukuk birçok alanda hükmünü yitirmiş durumda. Değerler ayaklar altında. Liberalizm çökmüştür. İnsanlığa hitap edecek bir fikirler manzumesinin eksikliği var. 15 Temmuz başlı başına bir operasyondur. Başlayıp bitti değil, operasyonlar sürecinin bir parçasıdır, hedefe varılmadığı sürece bu operasyonlar devam edecektir. Merkez ile çevre arasındaki ilişki test edildi, çevrenin gücü görüldü. 
Demokrasi kaçınılmazdır ama Amerika 11 Eylül sonrası renkli devrimler adı altında kendi nüfus alanını genişletmek adına darbeler yapmıştır. Demokrasi konusunda samimi olmayan Batı’nın kendisidir, Amerika’nın kendisidir. Demokrasi şu anda bize dayatılan en güçlü silahlardan biridir. Ne yazık ki, buna kapılıp gidenlerimiz de var” şeklinde konuştu. Konferansa, KGTÜ Rektörü Prof. Dr. Cumhur ÇÖKMÜŞ, Rektör Yardımcıları Prof. Dr. Hasan Kürşat GÜLEŞ ve Prof. Dr. Durmuş Tayyar ŞEN, Dekanlar, akademik ve idari personel ile çok sayıda öğrenci katıldı.
Konferans sonrası Rektörümüz Prof. Dr. Cumhur Çökmüş tarafından Türk Tarih Kurumu Başkanı Prof. Dr. Refik Turan ve ANKASAM Başkanı Prof. Dr. Mehmet Seyfettin Erol'a günün anısında hediye takdim edildi.







Medya Ermenek Haber Sitesindeyayınlanan makaleleriniçeriği hakkında mali, hukuki, cezai, idari sorumluluğu makalesi yayınlanan yazara aittir.Yayınlanan makale karşılığında yazarlara telif ücreti ödenmez. Yazarlar bunu peşinen kabul etmiş sayılırlar.
Düzenleme | Copyright © 2013-2019 | MedER |Medya Ermenek
BİZE ULAŞIN