404 | Medya Ermenek Medya Ermenek Sağ Reklam Alanı
Sol Reklam Alanı
Facebookta Paylaş

KADINLARIMIZ (37)

KURTULUŞ SAVAŞI KAHRAMANLARI (77)Kadınlarımız, isimli yazı dizisinin; 37. Bölümünü, anlatacağım. Konuya, kaldığımız yerden devam ediyorum. YARALILARA YARDIM KOMİTESİ VE BULGAR HANIMLAR YARDIM CEMİYETİ: 1876 Da, Bosna ve Sırbistan Savaşı sebebiyle; İstanbul’a, gelen yaralılara yardım maksadıyla: Yaralılara, Yardım Komitesi Kurulmuştur. Komitenin Başkanı Mitat Paşanın Eşidir. 11 Temmuz 1876 da, İstanbul da Savaşta; Yaralananlara, yardım amacıyla kurulan: Ermeni, Kadınlar Komitesinin haberine yer veren; Stamboul Gazetesi, 21 Temmuz 1876 da: Mitat Paşanın, Eşinin Başkanlığındaki yaralılara; Yardım Komitesinin, çalışmalarını haber yapmıştır. Aynı Gazete, 03 Eylül 1876 da Neda Papasov Başkanlığında: İstanbullu, Bulgar Hanımlar Yardım; Cemiyetinin, kurulduğunu, yazmıştır. Tanınmış, ailelerin kadınlarının kurdukları hayır örgütleri: Yaralılara, yardım malzemeleri üretir. Topladıkları, Paraları Harbiye Nezaretine; İletip, çalışmalarını sürdürmüşlerdir. Her, iki (2) cins de yurt hizmetine odaklanmışlardır. Yurt, hizmetinde erkekler yaralanıp ölürken hayatta kalan: Kadınlar, acılara bekçilik yaparlar. Kadınlar, kampanyalar, kermesler düzenleyerek; Ordunun, ihtiyaçlarını karşılamaya çalışırlar. Geleneksel, rollerine dokunmadan: Kadınlar, simgesel olarak toplumda kendilerine bir yer bulmuşlardır. 22 Ağustos 1876, da Feshane de patlayan grevin örgütleyicileri; Yürütücüleri, kadın işçilerdir. Maliye’nin, iflasta olduğu mali krizin toplumsal alana yayıldığı: Grevlerin, yaşandığı bu dönemde; Feshane de çalışan 50 kadar: Rum ve Ermeni Kadın İşçi Babıâli’ye yürümüşlerdir. Sadrazam’a, dilekçe verip ücretlerinin ödenmesini istemişlerdir. Aylardır, ücret alamayan tersane işçilerinin grevinde; Greve, katılmak istemeyen işçilere yönelik saldırıyla ilgili olarak: La Turguie Gazetesinin, 23 Mayıs 1876 günkü yazısında; Grevci, işçilerinin en az eşleri erkek işçiler kadar: Saldırgan, oldukları sopalarla, silahlanmış hanım birliklerinin; Tersanenin, kapısında durarak çalışmak isteyene: Sopa, yağdırdıkları söylenmektedir. Toplumsal, yaşam kadın, erkek rollerinin; Sorgulanmasına, sebep olmuştur. Yeni, tartışmaları da ateşlemiştir. Namık Kemal, Aile İsimli makalesinde: Kadınlara, yeni sorumluluklar yüklemekte; Annelere, kızlarının kaderini sorgulamayı önermektedir. Erkekler, haremini ne zamana kadar dövecek? Kadınlar, ne zamana kadar kocalarını yaşmak, ferace konularında bunaltacak? Uykusuz, huzursuz bırakacaklar? Ne, zamana kadar perdeler oğullarının kendi gibi olmasını: Veyahut kendi mahalle imamı iken oğlu; Tabip, olmak isterse ayıbını toprakla: Örtmesini, temenni edecek analar kızlarını; Ne, zamana satılık meta gibi yıllarca devamlı esirci: Bakışlarla, gücünün arayıcı bakışlarına sunduktan sonra; Hediyelik, cariye gibi gönlünün olup, olmadığını sormaya: Gerek, duymaksızın kendi beğendikleri bir adama teslim edecekler. MECELLEDE KADINLAR; Bu, zaman içinde mecelleyle ilgili çalışmanın sonuna gelinmiş olup: Ahmet Cevdet Paşa Başkanlığında, yedi (7) kişilik bir kurul: Hazırladıkları, 1868 de, Başlayan Mecelleyi 1878 de tamamlamıştır. Kadın, erkek eşitsizliğinin temelinde hazırlanmış olan; Mecelle, mahkemelerdeki tanıklıkla ilgili olarak: Hukuk-ı İbadda Şahadetin, nisabı iki (2) şer yahut bir (1)er ile iki (2) hatundur. Erkeklerin, ıttılaı mümkün olmayan yerlerde: Kadın, erkek eşitsizliğini bir kere daha hukuk kuralı haline getirmektedir. Mecelle, kadının tanıklığını ancak erkeklerin girmelerinin yasak; Olduğu, yerlere ilişkin olarak yalnız mala: İlişkin, bir konuda geçerli saymaktadır. Bunun, haricinde tanıklık için ya iki (2) erkek; Yâda, bir (1) erkek ve iki kadını zorunlu kılmaktadır. Bu, durumda bir olaya yalnız kadınlar tanık olmuşlarsa: Mahkemede, en az dört (4) kadının tanıklık etmesi gerekmektedir. Mecelleyi, Şerh Eden Ali Haydar Efendi; Kadın ve erkek tanıkların neden eşit olmadığını: İki, (2) hatunun bir (1) recül makamında addedilmesinin sebebi şudur ki! Hatunların, ziyade-i nisyanları diğer hatunun ziyade-i nisyanları; Sebebiyle, zabtı vakıada noksanları bulunmakla: İş, bu noksanları diğer hatunun zammı şahadetiyle; İkmal, kılındı diye açıklama yapmıştır. Kadının, toplumsal konumu gözetilerek yapılan: Yapılanmaya, ilişkin düzenlemeler şöyle yer almıştır. Kadınlara, ait yerler olarak bilinen (Makarr-ı
nisvan) mutfak, kuyu başı ve avluların bir başka evden görülmesi; Zarar-ı fahiş, olarak sayılmaktadır. Bu, maddeye bağlı olarak bir kimse yeni yaptığı binada: Var, olan evinde açtığı pencereden kapı komşusunun; Karşı, komşunun Makarr-ı nisvan olan yerini görürse: Bu, durum zarar kabul edilip bu zararın giderilmesi istenir. O, kimse kadınların yerleri görünmeyecek biçimde; Duvar yahut tahta perde yaptırıp zararı gidermeye zorunludur. Bu, bir kişinin bahçesindeki tahta perdenin aralığından komşunun Makarr-ı nisvan: Yeri, görünürse o aralıkları kapatmakla yükümlüdür. Ağaca, Çıkıp Komşunun Makarr-ı görünüyorsa; Kadınlarını, tesettür ettirmesi için haber vermek zorundadır. Bu, uyarıyı yapmadan ağaca çıkarsa hâkim o kişinin bir daha ağaca çıkmasını yasaklayabilir. Mecelle, Osmanlı Devleti, Zamanında yedi (7) kişilik bir komisyon: Tarafından, Hazırlanan Ceza Kanunudur. Devam Edecek. 
Mehmet ŞİMŞEK 
Art. Yazar.
Medya Ermenek Yazarları Bu Sayfada Yer Almaktadır.





























Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba,pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğanher türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen yazara ve yorumcuya aittir.///NOT:Medya Ermenek sitesinde makalesi yayınlanan yazarlara telif ücreti ödenmez. Yazarlar bunu peşinen kabul etmiş sayılırlar.

Hiç yorum yok:

Düzenleme | Copyright © 2013-2017 | MedER |Medya Ermenek
BİZE ULAŞIN