404 | Medya Ermenek Medya Ermenek Sağ Reklam Alanı
Sol Reklam Alanı
Facebookta Paylaş

KARAMANOĞLU MEHMED BEY VE TÜRKÇE MESELESİ (1)


Karamanoğlu Mehmed Beyin Türkiye Selçuklularının başşehri Konya’yı ele geçirmesinden sonra toplanan divanda Türkçe’nin resmi lisan ilan edilip diğer dillerin yasaklanması başlı başına mühim bir tarihi hadisedir. Çıkartılan kararın uygulanıp uygulanmadığı noktasında bir bilgi yoksa da Mehmet Beyin sebep olmuş olduğu bu hadiseden için Türkçe resmi lisan edilmiştir sorusu çok fazla sorulmuş ancak bu soruya cevap bulmak için yapılan çalışmalar sonuçsuz kalmıştır. Tartışmaların toplandığı esas noktalar; Kararı Mehmed Beyin almadığı Selçuklu divanının aldığı, resmi dilin Türkçe haline getirilmesinin istenip istenmediği, devlet dairelerinde çalışan ve Farsça konuşan ve yazan İranlı (Moğol)emirlere tepki olarak böyle bir kararın alındığı şeklinde sıralanmaktadır.
Türkiye Selçukluları Devletinin Moğollarla yapılan Kösedağ Savaşından sonra inkıraza yüz tutması uçlarda bulunan Türkmenleri farklı saiklerle hareketlendirmiştir. Ermenek merkezli bir Beylik kuran Karamanoğullarının Moğollara karşı başlatmış oldukları başkaldırı, Selçuklu Başşehri Konya’nın ele geçirilmesi ile neticelenmiştir.
Karamanoğlu Mehmed Beyin Konya’yı ele geçirmesi değerlendirilirken meselenin esası gözden kaçırılarak, baştan itibaren onun Türkiye Selçuklularına karşı hareket ettiği yanlışına düşülmektedir. Bu yanlışın arkasından da meselenin esası gözden kaçırılmaktadır.
Oysa Mehmed Beyin önderliğindeki Karamanlı Türkmenleri Selçuklulara değil, Moğollara karşı ayaklanmışlardır. Burada şu hususu açıklıkla dile getirmek gerekmektedir; Kösedağ Savaşından sonra Anadolu’da Moğol hâkimiyetinin ne anlama geldiği tam olarak anlaşılamamıştır. Moğollar yağma yapan, vergi toplayan, insanları öldürüp türlü işkenceler eden, gelip geçici eşkıya sürüleri olarak tavsif edilmektedir. Bunda Moğollara karşı Anadolu bakış açısının, hususiyle de Ankara Savaşından sonra meydana gelen hadiselerden dolayı 19yy. kadar uzanan Osmanlı Kronik ve kaynaklarının büyük bir etkisi vardır.(1)
Bu etki sebebiyle yahut başka bir saikle Moğolların Anadolu’daki siyasi hâkimiyetlerinin hukuki ciheti tam olarak anlaşılmış, idrak edilebilmiş değildir. En azından tarihi hadiseleri ele alıp izah ederken Moğolların Anadolu’daki yerlerinin ne olduğu hep unutulmuş veya geri plana itilmiştir. Bu noktada Anadolu’da ilk önce Altınordu daha sonra da İlhanlılar tarafından tayin ve tensib edilen veya azledilen Selçuklu Sultanı ve vezirlerinin (2)varlığını ve bu işlemin hukuken ne anlama geldiğini anlamamız gerekmektedir. Bunu idrak ederken de Selçukluların Moğollara vergi verdiğini bunun içinde Altınıordu ve İlhanlı devletlerinin vergi toplama göreviyle Anadolu’ya valiler gönderdiğini (3)dikkate alıp, Selçukluların Moğollara bağlı bir devlet olduğunun farkına vararak Türkiye Selçuklularına bağımsız siyasi bir güç muamelesi yapmaktan vazgeçmek durumundayız.(4)
Bu hatırlatmalar Karamanoğullarının Mehmed Bey önderliğinde Selçuklu Başşehri Konya’yı ele geçirmeleri hadisesini işlerken faydadan hali olmayacaktır.
Karamanoğullarının Konya’ya yönelmelerini gerektiren hadiselere kısaca bakmak gerekmektedir. Kamerüddin İli havalisinin idaresini alan Kadı Huteni’nin oğlu Bedreddin İbrahim Moğol noyanlarının izni ve Muıneddin Pervane’nin oluruyla Karamanlı Türkmenlerini tedib etmeye karar vermiştir. Karamanlıların üzerine gidilmesinin sebebi ise onların sahil mıntıkasında Moğollara karşı olan itaatsizlikleri ve Moğollara vermiş oldukları vergiyi kesmeleriydi. Moğol ve Selçuklu kuvvetlerinin de desteğini alan Bedreddin İbrahim Karamanlıların üzerine yürümüşse de, üst üste ciddi mağlubiyetler almış, bu zaferler Karamanlıların kudret ve şöhretini arttırmıştır. Bütün bu hadiseler cereyan ederken Memlüklü Hükümdarı Baybars Anadolu’ya girerek Kayseri’ye gelmiştir. Baybars bu durumdan istifade ederek Karamanoğlu Mehmed Bey’in Kayseri’de rehin bulunan kardeşi Ali Bey’e tevki ve sancak vererek abisinin yanına göndermiştir. Meşruiyetini sağlamlaştıran Mehmet Bey, Baybars’tan menşur alan Anadolu beylerinden Eşref ve Menteşeoğullarını da yanına alarak Konya’yı kuşatmış, müdafaa kuvvetlerinin azlığından da istifade ederek burayı ele geçirmiştir. Mehmed Bey Baybars’ın Kayseri’de kendi adına kestirdiği parayı gösterip, onun adına Konya’ya geldiklerini söyleyerek durumunu sağlamlaştırmak istemiştir. (5)
Karamanoğlu Mehmed Beyin Konya’yı ele geçirmesi özetle yukarıda anlatıldığı gibi cereyan etmiştir. Fakat burada karşımıza Türk tarihinde ender rastlanılan hatta ilk ve tek olan hadiseler vuku bulmuştur. Bunlardan birincisi Selçuklu şehzadesi veya düzmece olduğu söylenen Siyavuş, diğeri de Türkçenin resmi lisan ilan edilmiş olmasıdır. Siyavuş’un hükümdar ilan edilmesi hadisesini ele alarak konuya derinlik kazandırmak gerekmektedir. Selçuklu Başşehri olan Konya’ya giren Karamanoğlu Mehmed Bey, buradaki nazik durumu dikkate alarak Selçuklu tahtına hanedandan birisini çıkararak kendi durumunu güçlendirmeyi düşünmüştür. Bunun içinde Mehmed Bey, II. İzzeddin Keykavus’un oğlu olduğunu iddia ettiği Siyavuş’u Selçuklu tahtına oturtarak onu Hükümdar ilan etmiştir. Bu hadise tarihi kaynaklarda ciddi biçimde anlatılmış ve Karamanoğlu Mehmed Beyin kurnazlığı olarak yorumlanmıştır. Dönemin kaynaklarından İbn Bîbî’de Mehmed Bey‟in Bizans İmparatoruna elçi gönderip merhum İzzeddin Keykavus’un oğullarından birini istersek emelimize ulaşırız dediği nakledilerek devamla şunlar anlatılır “O günlerde tarikat mensubu olmayı kendisine adet edinmiş Türk kabileleri arsında dolaşarak kendini İzzeddin Keykavus’un oğlu olarak tanıtan Cimri adında bir şahıs ortaya çıkmıştı. Karamanoğlu’nun söylediği sözleri duyup Cimri’yi tanıyıp onu yolda gören biri hemen onun elinden tutup Mehmed Beğ’in yanına götürerek işte bu Sultan İzzeddin Keykavus’un torunudur dedi. Ayrıca Suğdak’tan kaçıp gelmiş olan Ta ki lakaplı Sivaslı biri de bu İzzeddin Keykavus’un oğludur adı ve sanı Gıyaseddin Siyavuş’tur dedi. Yalancı Taki’nin şahitliğiyle onların Cimri’ye olan güvenleri arttı.” (6)
Zikredilen bu cümlelerle hadiseyi bize nakleden İbn Bîbî Karamanlıların tahta geçirdiği Siyavuş’a Cimri lakabını vererek onu tahkir eder. Bu noktada İbn Bîbî aslındaSiyavuş’un şahitlerinden Taki’ye ve Siyavuş’a hakaretler edip Karamanlıların bu şahitliklere inandıklarından bahsederken, Siyavuş noktasında onları farkında olmadan bir nevi temize çıkarmaktadır. Burada esas olarak dikkat edilmesi gereken hususlardan birisi de İbn Bîbî’nin Selçuklu hanedanı taraftarı olmaktan ziyade Moğol taraftarı olan ümeranın yanında yer almış olmasıdır. Bu husus, Karamanlılar ve Türkmenler söz konusu olduğu zaman ciddi ve ağır ifadeler kullanan İbn Bîbî’yi okurken dikkate alınması gerekmektedir. Devrin kaynaklarından olan Anonim Selçukname hadiseyi naklederken “Konya havalisinde kargaşalık patlak verdi ansızın bir şahıs ortaya çıkarak ben İzzeddin Keykavus’unoğlu Şehzade Mesud’um dedi” diyerek şehzadenin ismini Mesud olarak kaydetmiştir. Ayrıca Mesud‟a “O şahıs ismi lazım değil ben ilave ediyorum yani Cimri” diyerek hakareti sürdürür.
Anonim Selçukname’de Cimri’nin tahta oturup adına hutbe okuttuğunu ve kendisine Karaman’ın en büyük oğlunu da vezir edindiğini söyleyerek, Konya’da Selçuklu tahtında cereyan eden hadisenin esas müsebbibi olarak Cimri’yi gösterir.(7)
Karamanoğullarının Konya’yı ele geçirmeleri ile alakalı önemli kaynaklarımızdan birisi de Aksarayi’dir. Eserinde olayı “Mel’un Cimri’nin İsyanı” başlığıyla nakletmektedir. Aksarayi’deki bilgi “ Bu sırada olayların yol açtığı sarsıntıda Cimri insanların en rezilleriyle birlikte ortaya çıktı Uc’ta Türk isyancılarıyla birleşti. Sultan Gıyaseddin Keyhüsrev’in oğlu olduğu davasını gütmeye başladı. O nesebi bilinmeyen kişinin davasını yalan deliller ve yorumlarla renklendirdikleri” şeklindedir.
Aksarayi hadiseyi naklederken Karamanlılardan veya Mehmed Bey’den bahsetmeyip sadece Uc Türkmenlerini zikretmektedir. İkinci olarak Selçuklu tahtına oturan şahsın ismini zikretmeyip sadece Cimri ismini kullanmasına ayrıca dikkat edilmesi gerekmektedir.(8)
Aksarâyi için de, İbn Bîbî’de yapmış olduğumuz Moğoltaraftarı ümeranın yanında yer aldığı hatırlatmasını yapmak durumundayız. Hadise ile alakalı diğer bir kaynağımız Baypars Tarihi’dir. Eserde vak’a şu şekilde anlatılmaktadır: “Mehmed Beyin Konya’yı kuşatmış, Melik Zahir Baybars’ın kendisine vermiş olduğu sancakları açmış ve onun adına Konya’ya geldiğini söylemişse de şehir kapıları kendilerine açılmamıştır. Bunun üzerine Karamanlılar bir hile yoluna sapmışlardır. Bir adam tayin etmiş oldukları gencin ayağına düşerek öpmeye başlayacak ve bu genç sen beni nereden biliyorsun dediği vakit nasıl bilmeyeyim sen İzzeddin Keykavus’un oğlu Alaeddin Keyhüsrev değil misin benim seni omzumda taşıdığımı unuttun mu diyecek ve bu dahalkın kalabalık oldukları bir yerde olacak ve halk bu gencin başına toplandıkları vakit oradaolan Türkmenler kendisini Mehmed Beyin yanına götürecekler o da kendisini Selçuklu tahtına Sultan olarak oturtacaktır.‟ (9)
Baypars Tarihi‟nde Cimri isminden hiçbir şekilde bahsedilmemektedir.
Karamanoğulları tarihini muhtevi olan Şikâri bu hadiseyi anlatırken eserinde Cimri ile ilgili olarak şunları anlatır; “Sultan Alaeddin Cimri namında bir haramiyi habs eylemiş idi. Karamanoğlu hapisten çıkarub Konya’ya hakim eyledi”. (10)

Şikâri ilerleyen sayfalarda Cimri’ye olumsuz ifadeler kullanmaktaysa da, Selçuklu hanedanı ile alakasından veya hanedan adına bir hile yaptığından bahsetmemektedir.

Devam Edecek

Yrd. Doç.  Dr Yahya BAŞKAN İnönü Üniversitesi Fen edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü Öğretim Üyesi, MALATYA
(1) Feridun Emecen, “İlk Osmanlı Kroniklerinde Timur İmajı”  İlk Osmanlılar, s. 161- 175, İstanbul 2003.
2 Moğolların Türkiye Selçuklu yönetimi üzerindeki etkisiyle alkalı çalışma için bkz. M. Suat Bal, “Türkiye Selçuklu Devleti‟ne Hükümdarlık Yapan Vezir; Şemseddin İsfehani”, S. Ü., Türkiyat Araştırmaları Dergisi, Sayı 19, s. 265 -294, Bahar 2006.
(3)Bu hususta gnş malumat için bkz.  Z. V. Togan, “Moğollar Devrinde Anadolu‟nun İktisadi Vaziyeti”, Türk   Hukuk ve Iktisat Tarihi Mecmuası I, s. 21- 27, İstanbul 1931; V. Barthold, " İlhanlılar  Devrinde Mali Vaziyet",Türk Hukuk ve Iktisat Tarihi Mecmuası I , s. 147-158 , İstanbul 1931;İ. Erdem, “İlk Dönem Türkiye Selçuklu Moğol İlişkilerinin İktisadi Boyutu (1243- 1258)” , Tarih Araştırmaları Dergisi XXIV/38,s.6-9,Ankara 2005. 
(4) Zikredilmiş olan yanlış anlama Beylikler Tarihi, Osmanlı Devleti’nin kuruluşu ve Fatih Sultan Mehmed dönemine kadar olan tarihi vetirenin arızalı tahliline sebep olmuştur.
(5) Baypars Tarihi , (nşr. Ş. Yaltkaya), s. 88, İstanbul 1941; Osman Turan, Selçuklular Zamanında Türkiye, s. 575- 576, İstanbul 2005.
(6) İbn Bîbî,  El Evâmîru’l Alâiyye Fi’l Umûri’l Alâiyye, (nşr. M.Öztürk), s. 204. Ankara 1996
(7)  Anonim Selçuknâme , (nşr. F. N. Uzluk), s. 39, Ankara 1952.
(8) Kerimüddin Mahmud Aksarâyi,  Müsâ meretü’l Ahbâr, (nşr. M. Öztürk), s. 96, Ankara 2000.
(9) Baypars Tarihi, s. 90.
(10) Şikârî,  Karamannâme, (nşr. M. Sözen N. Sakaoğlu), s. 129, İstanbul 2005.
Medya Ermenek Yazarları Bu Sayfada Yer Almaktadır.
Medya Ermenek Haber Sitesindeyayınlanan makaleleriniçeriği hakkında mali, hukuki, cezai, idari sorumluluğu makalesi yayınlanan yazara aittir.Yayınlanan makale karşılığında yazarlara telif ücreti ödenmez. Yazarlar bunu peşinen kabul etmiş sayılırlar.

Hiç yorum yok:

Yorum Kuralları
Yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret, küfür, aşağılayıcı, küçük düşürücü, pornografik,
ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici,
yorumların her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluğu yorumcuya aittir.

Düzenleme | Copyright © 2013-2018 | MedER |Medya Ermenek
BİZE ULAŞIN