404 | Medya Ermenek Medya Ermenek Sağ Reklam Alanı
Sol Reklam Alanı
Facebookta Paylaş

KÖRÜ KÖRÜNE DEĞİL, GÖRDÜĞÜM GERÇEKLER EBEBİYLE "EVET" DİYORUM

Birileri yeni sistemin 2019 yılında yürürlüğe girecek olmasına kafayı takmış.
Yeni sistemin 2019 yılında yürürlüğe girecek olmasının tek sebebi, ülkeyi yeniden erken seçime götürmeme düşüncesidir; yani istikrarın sürmesi...
Malum, son 14 yıl içinde seçimlerin nasıl bir gerginlik içinde geçtiğini herkes biliyor.
İşte 2019 yılına kadar mevcut sistemle gidilmesinin sebebi de hemen seçime gitmeme düşüncesidir.
Eğer seçim 2018 yılında yapılacak olsaydı, yürürlük tarihi 2018 yılı olacaktı.
Bizim sloganlarla işimiz yok. Sosyal medya hesabımda yeri geldikçe, neden "Evet" diyeceğimi açıklayan bilgiler paylaşıyorum.
Ama benim açımdan en önemli gerekçe, terör örgütlerinin yandaşlarına "Hayır" denilmesi talimatı göndermiş olmasıdır.
Sırf onlarla aynı ortak paydada buluşmama adına "Evet" diyeceğim.
Tek adamlık iddiasına ve güçler ayrılığının ihlal edildiği iddialarına asla katılmıyorum.
Malum TBMM “Yasama”, İktidar ve Cumhurbaşkanı “Yürütme” erki sayılıyordu.
Ahmet Necdet Sezer'in Cumhurbaşkanlığı icraatları, aynı erke sahip kurumlar arasında uyuma mı işaret ediyordu, yoksa gizli bir kamplaşmaya mı? Sanki artı, eksi kutuplar gibi değil miydi?
Tarihte tüm Türk devletlerine baktığınız zaman, sadece Cumhuriyet döneminde "Cumhurbaşkanı ve Başkan” olarak iki başlılığı görürsünüz.
Bu sebeple de 2002 yılına kadar geldiğimiz gelişmişlik ve refah seviyesi, mevcut sistemin referansıdır. Daha ileri gidip zaten gelişmemiz istenmediği için iki başlı sisteme mahkûm edildiğimizi düşünüyorum.
Hem, basit bir sistem değişikliğine giderken; ABD, Almanya, İngiltere gibi ülkelerden iç işlerimize müdahil olarak,
fikir beyan edenler bunu neden Erdoğan’ın daha çok yetki ve tek adamlık istemesine bağlıyorlar?
Bu ülkeler kendi içinde bir sistem değişikliğine gitseler kamuoyumuz bununla ne kadar ilgilenir?
Ya da onların iç işlerimize karışmaya ne kadar hakkı var?
Yoksa sömürdükleri Türkiye'nin tarihe karışacağını düşündükleri için mi? Türkiye'de seçime katılanları, kendileri belirleyemeyeceği için mi?  
Lanse edilen tek adamlık iddiası da tamamen hilaf-ı hakikattir.
Çünkü yeni sistemde Cumhurbaşkanı yetkilerini kabine ile beraber kullanacaktır. Elbette "Cumhurbaşkanı ne derse o olacak" sözü de "Evet" karşıtlarının aldatmacasıdır.
Üstelik sistem değişikliği, Erdoğan'ın Başkan olması konusu da değildir.
Neden hemen yeni sisteme geçilmediği hususuna gelince; zaten mevcut durumda da, daha sonra yürürlüğe girecek sisteme benzer uygulama, fiilen devam ediyor.
Yani Cumhurbaşkanı, Başbakan ve iktidar arasında uyum sorunu olduğu söylenemez.
Erken seçim yerine, seçimin vaktinde yapılmasının altında yatan bir diğer gerçek de iktidar Partisi ile MHP içinde FETÖ mensubu olan ve gizlenmiş oldukları için halen parti içindeki görevlerine devam edenlerin yapılacak seçime kadar tasfiye edilmesi düşüncesidir. Bahçeli'nin değişiminin arkasında yatan yegâne sebep, bu gerçeği ciddi şekilde görmüş olmasıdır.
Çünkü kendisi üzerinden siyasi cinayetlere bir halka daha eklenmesi girişimini bizzat yaşamıştır. Bu sebeple de 45 gün tedavi görerek suikast girişimini güçlükle atlatmıştır. O noktaya kadar ciddiye almadığı FETÖ tehdidini o da görmüş ve ona göre tavır almıştır. Partilerde hala FETÖ mensupları varken erken seçime gidip, onları TBMM'ye taşımak akıl karı olur mu?
Tamam, parti içinde onlara karşı mücadele elbette var ama mücadele etmesi için talimat verdiğin kişi herhalde kendisini tasfiye edecek değil. Kendisi dışında FETÖ mensubu aramayı bile düşünmeyen yöneticiler… Yani yeterince mücadele yapılamıyor.
Bunun yapılmasının yolu da yeni bir oluşumun ortaya konulmasından geçiyor.
Belki yeni oluşumda bile sızmalar olabilecek ama en azından eski seviyede bir tehdit oluşturmayacak.
İşte bu noktada Ak Parti ve MHP'nin yeni oluşumda birleşmesi bile seçenekler arasında.
Çünkü yeni sistemle birlikte particilik ayrışması kalkacak, Cumhurbaşkanı taraftarlığı nezdinde sadece iki kampın olduğu bir ayrışma ortaya çıkacak.
Fanatik tarzda siyasetin kapıları da Cumhurbaşkanı ortak paydasında buluşma sebebiyle kapatılmış olacaktır.
Tabii ki; kin, nefret ve bağnazlığın kapısı da kapatılmış; ülkeye hizmet noktasında birleşme sağlanmış olacaktır.
Ak Parti ve SP arasında bu kadar derin ayrışmayı aslında hiç beklemezdim.
Çünkü ben MHP'den gelip Ak Partiye destek verebiliyorsam bunu sebebi Erdoğan'ın her kesimi kucaklayan siyaset anlayışıdır.
SP tarzı bir siyaset izleseydi marjinal olmaktan asla kurtulamazdı. Tamam, Ak Parti içinde fikirlerine katılmadığım kişiler de olabilir ama bu bir açmaz değil, "Kitle Partisi" olma özelliğinin,
doğal bir sonucudur.

 Adi CAN
Medya Ermenek Yazarları Bu Sayfada Yer Almaktadır.




























Medya Ermenek Haber Sitesindeyayınlanan makaleleriniçeriği hakkında mali, hukuki, cezai, idari sorumluluğu makalesi yayınlanan yazara aittir.Yayınlanan makale karşılığında yazarlara telif ücreti ödenmez. Yazarlar bunu peşinen kabul etmiş sayılırlar.

Hiç yorum yok:

Yorum Kuralları
Yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret, küfür, aşağılayıcı, küçük düşürücü, pornografik,
ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici,
yorumların her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluğu yorumcuya aittir.

Düzenleme | Copyright © 2013-2018 | MedER |Medya Ermenek
BİZE ULAŞIN