404 | Medya Ermenek Medya Ermenek Sağ Reklam Alanı
Sol Reklam Alanı
Facebookta Paylaş

ALDERE EFSANESİ - SARIKAYA VE ALDERE COŞTU


Ermenek köy adları açıklanırken Yukarı Çağlar için;  "Yukarı Çağlar adı; Meraspoli Mağarasındaki yer altı nehrinin bir kolu olan bol sularından ve köyün içindeki çağıl-çağıl akan çeşmelerinden dolayı verilmiştir." denir. Adına yakışır suları baharın gelmesiyle birlikte suları çağlamaya, dereleri coşmaya başladı.

Sbide Antik Kenti - Yukarı Çağar Kitabında köyün adı ile ilgili anlatımlar mevcuttur.

Yukarı Çağlar'da bulunan Gözbaşı olarak adlandırılan Sarıkaya suları Mart ayının 20'sinden bugüne coşmaya devam ediyor. Coşan sular Aşağı Çağlar üzerinden Ermenek Göksu'ya karışarak Ermenek Barajına su kaynağı oluyor.

Yine yörede "Aldere" olarak adlandırılan ve "Suçtuğu" boğazından aşağılara dökülürken oluşturduğu şelalenin al akan suları, Killik Deresinden azgın azgın yerkürenin çekim etkisiyle, ağustos sıcağındaki bir yılanın çevikliğinde Ermenek Göksu'ya karışana kadar al bulanık akmakta.

Yukarı Çağlar daha önce Yukarı İzvit adı ile söylenirken 1963 yılında sularının çağlaması sonucu Yukarı Çağlar olarak değiştirilmiş. 1965 yılında ise Aldere, Mevlüt Demirci isimli bir genci yutarak şehit etmiştir.

Aldere ismi veya Aldere Efsanesi ise; İzvit yaylasının toprağının coşan sulara karışması ile suyu kan kırmızı şeklinde akmasıyla "Aldere" adını almıştır. 

Diğer yandan Haçlı Ordusunun bir kolu Silifke'ye doğru gidişi sırasında önce Altıntaş Yaylasında bir müsamere yapılmış, ölen Müslüman askerler Altıntaş yaylasında defnedilmiş, defnedildikleri yere günümüzde "Şehitlik" denilmektedir.

Daha sonra İzvit Yaylasına ulaşan Haçlı ordusu, Sorkunbaşı mevkisinde Müslümanlarla yeniden çetin bir müsamere yapmışlar ve ölen Müslümanlar Çığralı olarak adlandırılan mevkide bir mezarlık oluşturulmuş ve buraya defnedilmişlerdir. Sorkunbaşı'nda savaşan Haçlı ordusu Ermenek üzerinden Silifke'ye giderken, Silifke yakınlarında sudan geçerken ordunun kumandanı Firederik Barbaros'un üzerindeki zırhın ağırlığıyla suya batarak boğulduğu çeşitli tarih kaynaklarında yer alır.

Aldere Efsanesini anlamak anlamak için aşağıda açıklaması yapılacak olan paragraflarda "Alman Haçlı ordusu 10 Haziran 1190'da tam dağlık araziden çıkıp" cümlesi zaten her şeyi açıklar durumda. 

Kasdedilen dağlık arazi Toros Dağlarıdır ve bu güzergah üzerinde bulunan yerlere dikkat çekerek "Aldere Efsanesi"ni daha anlamlı olarak taşların yerine oturduğunu da görmüş olacağız.

Üçüncü Haçlı Seferi ve Friedrich Barbarossa’nın Ölümü Hakkında Kısa Bir Bilgiyi Burada Sunmakta Yarar Var.

Çünkü “İzvit Yaylası ne, Haçlı Seferi ne?” diye hemen bir itiraz ortaya çıkarabiliriz. 

Şahsım olarak bir konu hakkında bir fikir ortaya atıyorum. Ben bunun kanıtını aşağıya alacağım açıklamayla ortaya koyuyorum, karşı fikir yürüten tüm okuyucularımız fikir beyanında bulunurlarsa konu üzerine eklenecektir.

"Bizanslıların 1176 Miryokefalon Muharebesi mağlubiyetinden sonra, ancak 1185'de Bizanslılar ve Anadolu Selçuklu Devleti Sultanı II. Kılıç Arslan arasında imzalanan barış ve müteffiklik antlaşması ile Anadolu'da durum dengelenmişti. Bizanslılar Alman Haçlı ordusunun topraklarında bulunmasından hoşnutsuzdular ama Alman ordusunun büyüklüğü karşısında direniş gösterememekte idi. Friedrich ve Alman ordusu 1189 sonbaharında Konstantinopolis'e gelirgelmez biran önce Boğaz'dan karşıya taşındı. Bazı kaynaklar Bizans Imparatoru II. İsaakios Angelos'un Eyyubiler Mısır Sultanı Selahaddin Eyyubi ile Selahhadin'ın Bizans topraklarına hücum etmeme garantisine karşılık Bizanslıların Haçlı ordusunu zayıflatmak için ellerinden geleni yapacağı hakkında gizli bir antlaşma yaptığını bildirirler.

II. Kılıç Arslan da Friedrich'in Alman Haçlı ordusuyla çatışmadı ve Almanlarla antlaşma yaparak bu ordunun Anadolu'dan Selçuklu ordusunun hücumlarına maruz kalmadan geçişini garantiledi. Alman kaynakları bu ordunun Anadolu'dan geçişi sırasında kimseye buyruk olmayan Türkmenlerin zaman zaman hücumlarına maruz kaldığını bildirirler. Akşehir üzerinden gelen Alman Haçlı ordusu 17 Mayıs'da Anadolu Selçuklu başkenti olan Konya önlerine vardı. Anlaşma gereğince barış içinde ordunun şehir kenarından geçmesi gerekmekteydi. Fakat imparator Friedrich şehre hücum edip eline geçirmeye karar verdi. 
Friedrich Barbarossa
Alman tarihçilerine göre Alman Haçlı ordusu Konya önlerine geldiğinde İmparator Friedrich'in Türkmen hücumlarına karşı sabrı tükenmişti ve Türklere karşı bir yaptırım uygulamak istemekteydi. Diğer tarihçiler Haçlılar Konya önüne geldiğinde II. Kılıç Arslan'ın büyük oğlu Kutabeddin'in bu durumu kaldıramamış olduğunu ve babasını tutuklattırarak Haçlı ordusuna karşı koymayı denediğini bildirirler. Her nedenle olursa olsun, Friedrich yapılan antlaşmaya aykırı olarak 18 Mayıs'da (bazı tarihçilere göre bir askeri çatışmadan sonra Kutabeddin'in ordusunun çekilmesini takiben) Konya'yı işgal etti. Ama Friedrich ve ordusu Konya'da ancak 5 gün kaldılar ve sonra şehri terk edip yine yürüyüşe geçtiler."[1]

"Haçlıların Göksu Irmağı vadisini takip edip Akdeniz'e inmeleri planlanmıştı. Fakat Alman Haçlı ordusu 10 Haziran 1190'da tam dağlık araziden çıkıp Silifke civarına geldiği zaman İmparator I. Friedrich ordusunun ve korumalarının biraz ilerisinde bulunmaktaydı. I. Friedrich'in Göksu Irmağı içinde boğularak öldüğü gayet açıkça bilinmektedir. Fakat bunun nedeni değişik şekillerde anlatılmıştır. Bazı tarihçilere göre İmparator çok sıcak olan bir günde kendi soğutmak için ırmağa atlamış ve suyun çok soğuk olması dolayısıyla kriz geçirip boğulmuş; ya da suyun hızı beklediğinden çok olup bu hızlı su akışına karşı koyamayıp boğulmuştur. Diğer tarihçiler I. Friedrich'in atının sürçtüğünü; imparatorun ırmağa düştüğünü ve çok ağır zırh giydiği için yahut başını bir kayaya çarptığı için suya batıp boğulduğunu bildirirler. Ordu birlikleri ırmak kenarına geldikleri zaman nehir kıyısında I. Friedrich'in ölü cesedi ile karşılamışlardır.[1][2]
İmparator I. Friedrich'in Göksu'da boğularak ölümü Ressam:Gustave Döre

Askerleri onun cesedini tahnit etmek için sirke dolu bir küpe koyup Kudüs'e taşımak istediler. Ama bu başarısız kaldı. Cesedin kalbi ve iç organları Tarsus'da katedrale gömülüp; cesedin etleri kemiklerinden ayrıldı ve et kısmı Antakya'da Katedrale; kemikleri Sayda'da katedrale gömüldü.[3] 

İzvit Yaylasında Çığralı Mezarlığındaki tüm mezarların yerleşim şekli kıbleye uygun olarak yapılmıştır. Bu mezarların çokluğu bir savaş yapıldığının belgesi niteliğindedir. Üçüncü Haçlı Ordusunun da dağlık alanlardan Silifke'ye doğru gidişi de bir kanıt olamaz mı?
Yakın zamanda define avcıları ellerindeki cihazlarla Sorkun Başı mevkisinde hazine talanları üzerine yaptıkları araştırmaları ve bu mevkide ellerindeki cihazın öttüğü her yerden ok ucu, mızrak ucu, kılıç kırığı gibi çeşitli savaş araç ve gerecinin kalıntılarının bulduğunun duyulması, bilinmesi büyük bir savaşın yapıldığı gerçeğini ortaya koyar.

Sorkun Başı'nda yapılan savaş sonrası yağan yağmur ve kar sularının Aldere'ye suyuna karışması sonucu Aldere'den kan aktığı, bu olaydan sonra da Aldere'nin kan kırmızısı şeklinde akmaya devam ettiği anlatılır.

Yıllar önce köyden İzmir'e çalışmaya giden bir köylü vatandaş yaşlı bir Rum ile karşılaşır. Köylü vatandaşa yaşlı Rum sorar;


"Deli Mehmet ekinliğinde keklik öter mi?

Aldere'den kanlar akar mı?"

Efsanevi türde anlatılan Aldere suyunun kırmızımsı akışının acaba hiç mi gerçeklik payını ortaya koymaz?
Durmuş Ali ÖZBEK
durmusaliozbek@hotmail.com

Dipnot:

1.         ^ a b c d e Runciman, Steven (çev. Fikret Işıltan) (1992), Haçlı Seferleri Tarihi: III. Cilt - Akkâ Krallığı ve Daha Sonraki Haçlı Seferleri, Ankara:Türk Tarih Kurumu Yayınları ISBN 975-16-0497-4
2.         ^ Silifke-Mut yolu üzerinde İmparator I. Friedrich anısına bir anıt bulunmaktadır.
3.         ^ Canduci, Alexander (2010), Triumph & Tragedy: The Rise and Fall of Rome's Immortal Emperors, Pier 9, ISBN 978-1-74196-598-8 (İngilizce)


4. https://tr.wikipedia.org/wiki/I._Friedrich_(Kutsal_Roma_%C4%B0mparatoru)

COŞAN ALDERENİN SULARININ RENGİ




















COŞAN SARIKAYA SULARI



















Medya Ermenek Yazarları Bu Sayfada Yer Almaktadır.

Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba,pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğanher türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen yazara ve yorumcuya aittir.///NOT:Medya Ermenek sitesinde makalesi yayınlanan yazarlara telif ücreti ödenmez. Yazarlar bunu peşinen kabul etmiş sayılırlar.

Hiç yorum yok:

Düzenleme | Copyright © 2013-2017 | MedER |Medya Ermenek
BİZE ULAŞIN