404 | Medya Ermenek Medya Ermenek Sağ Reklam Alanı
Sol Reklam Alanı
Facebookta Paylaş

SBİDE ANTİK KENTİ


Site yazarlarımızdan Mükremin Kızılca, 01.04.2017 tarihinde Medya Ermenek Haber sitesi sahini ve editörü Durmuş Ali Özbek ile Yukarı Çağlar Köyünde bulunan Sbide Antik Kenti'ne yaptığı gezi notları bugün Konya'da yayın hayatını sürdüren Rasyonel Gazetesinde tam sayfa olarak yayınladı. Sbide Antik Kenti hakkında daha önce Durmuş Ali Özbek'te bir kitap yayınlayarak okuyucularla buluşturmuştu. Sbide Antik Kenti kitabı Konya Mevlana Kültür Merkezinde düzenlenen Konya Kitap Günlerinde, Çimke Yayınlarında okuyucuya sunulmaya devam etmektedir.

Sbide Antik Kenti kitabını istemek için yazara ulaşabilirsiniz.
durmusaliozbek@hotmail.com
Tel:05355449767
İsten Formundan da istekte bulunabilirsiniz>>

SBİDE ANTİK KENTİ


Geçen hafta memleketimizin el değmemiş bakir köşelerinden birindeydik.
Bu köşe iddia ediyorum Efes’ten, Meryemanadan, Hattuşaştan ve Nemrut dağından daha antik ve yeraltı yerüstü hazineleriyle dolu bir köşesidir.
Bu tarihi ve antik yerlerimizi Anadolu halkına tanıtırken devletimize de dolaylı olarak bir ihbarda bulunmakla kendimi bahtiyar hissediyorum.
 Bu imkânları bize sunan başta Sadrettin Soranlar Bey olmak üzere Rasyonel yazı işlerine sonsuz teşekkürlerimi iletmeyi bir vazife addediyorum.
Burası Konya’ya 190 km ötede antik tarihte Taşlık Kilikya olarak bilinen Osmanlı ve Cumhuriyet dönemlerinde ise Taşeli adını alan şu andaki Karaman /  Ermenek ilçesine bağlı Yukarı çağlar ile Güneyyurt arasında görülmeye değer Türkiye’mizin en ilginç bir turistik antik harabesidir.
Buradaki antik kentin adı “Sbide Antik Kenti” dir. Aynı adla bu antik kenti kitaplaştıran Taşeli’den yazar ve araştırmacı arkadaşımız emekli öğretmen Durmuş Ali Özbek’le beraber ailecek bölgeyi baştanbaşa dolaştık.
Yüzlerce resim çektik bu konuyu inşallah “Sbide Antik kenti” adıyla iki hafta yayınlayacağız.
“Sbide Antik Kenti” Hristiyan Roma döneminde inşa edilmiştir.
Beş km devasa kaya zincirleri delinerek su kanalları yapılıp kente su temini yapılmıştır. Uzmanların kaydettiklerine göre “Sbide Antik Kenti”nin su konusundaki mimarisi bir mühendislik harikasıdır.
“Sbide Antik kenti”nde bütün yapılar yeraltında kalmış sadece baş kısımları görülür, Ermenek kaymakamlığı geçen yıllar bir kazı çalışmasıyla binde birini yüzeye resimlerde de gördüğünüz gibi çıkarmıştır.
“Sbide Antik kenti” tam ortasından dev kayaların üzerinden her yıl uçarak gelen kar sularından oluşan Aldere’nin geçmesiyle yeraltına gömüldükçe gömülmüştür.
“Sbide Antik Kenti”nin ayrıntısına geçmeden önce Aldere’ yi tanımakta yarar vardır.
ALDERE
Taşeli yöresinin bir hafta akan meşhur deresidir.
Ermenek ilçesi Güneyyurt beldesi ile Yukarı Çağlar köyü arasındaki 150 metre yüksek yarlardan uçarak coşan Aldere’yi izlemek için Nisan ayını beklemek gerekiyor. Halk arasında dağeriklerin açma zamanında coştuğu söylenir.
Adındaki al kelimesi kırmızı manasında olup bunun iki sebebi vardır. Birincisi Haçlı seferleri sırasında Sorkun yaylasında büyük çatışmalar olmuş ve bu dere o sırada kırmızı olarak akmıştır o zamandan beri adına Aldere denmiştir.
“Bilindiği gibi 3. Haçlı Seferine büyük bir iştahla çıkan Alman imparator bu yolculuktan zaferle döndüğü anda Avrupa üzerine Hitler gibi büyük hayaller kurdu. Anadolu’ya girmeden önce Konya merkezli Türk hakanının mektubu ve Konya’yı savaşmadan zayiatsız aşarak İsauria’ya doğru yürümesi onu iyice şımarttı. İsauria/Bozkır ile Germanikapolis/Ermenek arasında bulunan Kilikya Hıristiyanlarını ziyaret ederek ordusuna biraz daha katılımı amaçlayarak istikameti Toroslara ve Taşlık Kilikya’ya çevirdi.
Bu sırada buralara yeni yeni Mersin tarafından üçoklar, Karaman tarafından Türkmen göçebe çadırları yerleşiyorlardı.
Ordusunun ana parçasıyla imparator Bozkır, Hadim, Balcılar üzerinden evvela Domitiopolis’in merkez sitelerinden olan Katranlı’ya indiler. O dönemde bölgeyi terk etmekte olan Hıristiyan unsurlar en fazla bugünkü Güneyyurt, Katranlı ve Yukarıçağlar yörelerinde yoğunluktaydılar.
Burada ordusuna katılımlarla ve kumanya takviyesiyle güçlenen Babarossa, Göksu boyundan hareketle Güneyyurt beldesinin altını takip ederek yola devam ediyorlardı. O sırada Güneyyurt’ta Türkler tarafından meskûn yer olarak sadece Kışlacık mevkii vardı. Buraya Selçuklular tarafından Maraş/Göksun dolaylarından gelen göçebe Üçoklar yerleştirilmişlerdi. Kışlacık mevkiinde kışlayan atalarımız yazın Anamur ve Güneyyurt yaylalarına çıkıyorlar kışında bölgenin killi toprağından çömlek, testi, tuğla ve seramik üretiyorlardı. Ata yurttan Anadolu’ya gelen atalarımız kasabamızın en aşağısında bulunan bu Göksu’nun tam kenarında ki verimli yerde düzenlerini yeni kuruyorlardı.
Alman İmparator Barbarossa Kışlacık’ı baştan sona yaktı ve yıktı, atalarımızın büyük çoğunluğu o sırada yaylalarda bulunduğundan fazla can kaybı olmadı. Kışlacık’ta bulunan üç beş gözü yaşlı, alnı secdeli Müslüman, zalimlerin ihtişamlı yürüyüşlerini görünce kenarda bulunan küçük kümbete saklanarak duaya başlamışlardı; “Allah’ım! Sana secde edenleri küfredenlere ezdirme” diyorlardı. Alman zalim komutan Barbaros’sa, muzaffer bir edayla karşıya geçmek için Deveyudan mevkiine gelince Allah’ın izniyle Göksu koca(!) komutanı yuttu, üzerinde bulunan zırhında ağırlığıyla kurtulamadı ve büyük bir zillet ve meskenet içerisinde Cehennemi boyladı.” (Güneyyurt (Gargara) adlı eserimizden)
Aldere denmesinin ikinci nedeni ise yaylalarımızdaki kırmızı renkli toprakların rengini alan suyu aynı renkte yükseklerden alçaklara boşaltmasıdır.
Bulutlar hep iner yere,
Bahar geliyor bir kere,
Karlar erisin Aldere,
Aksın da gör memleketi
Aştık Toroslar’ın nice belini,
Karşılardık Aldere’nin selini,
Eğişmeçle keçilerin kılını,
Bükerek büyüdük biz bu dağlarda.
Sorkun’un karları iyce sıkıştı,
Eridikçe ziyimziyim akıştı,
Gören gözler birbirine bakıştı,
Bak bakalım Aldere’de sel var mı?
Dağ erikler açtı gene nisanda,
Aldereler fena coştu duydun mu?
Bir kıpırtı koptu bütün insanda,
Suuçtuğu’ndan su uçtu  duydun mu?

Kürekleri kazmaları attılar,
Seyretmek için orada yattılar,
Hayata olumlu neşe kattılar,
Yöre halkı ora koştu  duydun mu?

Değirmen bendinin suyu patlamış,
Debisini üçe beşe katlamış,
Ta oradan Aşşivzid’e atlamış,
Daha düne kadar boştu duydun mu?

Çoluk çocuk, gızgısırak seğirtti,
Ala tana anasını beğirtti,
Zeynep teyze arıkları sıyırttı,
Göksu'yun feleği şaştı  duydun mu?
Sbide kelimesi zamanla izvid olmuştur, Osmanlılar döneminde buradaki şu anda bulunan Yukarı Çağlar köyüne İzvid-i Ulvi denmektedir. Cumhuriyet döneminde 1960 yılına kadar Yukarı İzvit, bu tarihten sonra da Yukarı Çağlar olarak değiştirilmiştir. 
Definelerden Birisi Sele Kapılınca
1965 yılında Aldere her yıl olduğu gibi gene Nisan ayı başlarında coşar ve al rengiyle bir hafta akar. Ama uçan suların şiddetiyle “Sbide Antik Kenti”nde bulunan define küplerimden birisinin üzeri açılır ve yüzlerce altın sel sularıyla aşağılara akar, bunun farkına varan halk o yıl derenin önünden bol bol antik sikke toplarlar.
1965 yılından beri çevre halkı her Aldere coşmasında dere kenarına akın ederek yeni altınlar ararlar ama nafiledir, o bir defa olmuş geçmiştir.
“Sbide Antik Kenti”nin önemini ilk keşfedenlerden birisi İngiliz Topal Profesördür.
Kimdir Bu Topal İngiliz Profesör?
Gargaradaki HücüreDaşı
1947 yılıydı, Ermenek’ten bir zabit eşliğinde Gargaraya topal bir adam geldi.
Arkeolog muymuş, paleontıolog muşmuş neymiş, beni de yanlarına aldılar ve mühendis ve İngiliz vatandaşı olduğu söylenen bu yabancıyla yöreyi dolaştık.
Yukarı izvide vardık, ulu camiyi gezdikten sonra İzvidin yani Sbide’nin asıl yerinin Sultan tahtı diye bir yer olduğunu söyledi ve elindeki haritayla Aldere’nin altını işaret etti.
Sbide krallarının asıl tahtı buradadır ancak Gargarada da Hücüredaşı diye bir yer olacak orada da oturuşlarmış, deyince ben hücüredaşı bizim evin öte yanda dedim.
Hep beraber İzvitten sonra Gargaraya geldik hücüredaşını gösterdim. Evet, işte bu taş dedi, gerçekten taş tahta benziyor oturacak ve yaslanacak yeri vardı o zamanlar.
Önce önü kırıldı sonra arkası yontuldu ve şimdi de önünden beton yol geçti. Şu anda da gördüğünüz gibi hücüredaşının üstünde odun yığılı ve artık bir duvar vazifesi görüyor.
(Anlatan: Eneze Ahmet Koç)
Yazımızın ikinci bölümünde inşallah“Sbide Antik Kenti”nin yeni resimler eşliğinde tanıtımını yapmaya devam edeceğiz.
Medya Ermenek Yazarları Bu Sayfada Yer Almaktadır.
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba,pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğanher türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen yazara ve yorumcuya aittir.///NOT:Medya Ermenek sitesinde makalesi yayınlanan yazarlara telif ücreti ödenmez. Yazarlar bunu peşinen kabul etmiş sayılırlar.

Hiç yorum yok:

Düzenleme | Copyright © 2013-2017 | MedER |Medya Ermenek
BİZE ULAŞIN