404 | Medya Ermenek Medya Ermenek Sağ Reklam Alanı
Sol Reklam Alanı
Facebookta Paylaş

SBİDE KENTİNE BİR BAHAR GEZİSİ



Değerli dostum Mükremin Kızılca 01.04.2017 sabah saatlerinde bir telefon açtı ve Kızılcıyeri Göleti çevresinde gezdiğini, Sbide’ye nereden nasıl ulaşabileceklerini sordu. Gidilebilecek yolu anlattım ama sonradan Sbide’nin güneyindeki dik rampadan gezerek çıkmaya karar verdiğini belirtti. Ailecek gezdiklerini söyledi. Bende gerçekten o gün Sbide’ye gidip birkaç kare resim alıp Konya dönüşümde Medya Ermenek Haber sitesinde kullanmak istiyordum.

Eşimle birlikte hemen harekete geçip yürümeye başladık. Sbide’ye ulaştığımda ilk farkettiğim daha önceden demir kazıklarla sabitlenmiş olan “Yukarı Çağlar Ören Yeri” tabelasının sökülerek çalınmış olduğunu gördük ve bu ilk kare resmimi oluşturdu.


Sultan Tahtı’nın saray kalıntısından içinde altın aramak için dinamitlenmiş yarısı parçalanmış sütun ayağı resmini objektifime sabitledim.




O gün Sbide’ye gezmeye gelen yanlış biz değilmişiz meğer. Köylümüz İzmir’de ikamet eden Ali Doğan ve eşi de buraya gelmişler. Kazı yapılan kaya mezarlarının bulunduğu alana ulaştıktan sonra aşağılardan Mükremin Kızılca seslendi. Dik yamacı tırmanmak onlar için bir saatlik zamanlarını almıştı .


Kaya mezarlarını bulunduğu alanda 8 kişi olduk ve bol bol deklanşörlere basıyorduk. Kızılca bir yandan da bana Sbide hakkında bol bol sorular sormaktaydı. Rasyonel Gazetesi yazarlarından olan Kızılca’nın bol soruları karşısında Sbide’de hakkında mutlaka bir yazı oluşturarak gazetede yayınlayacağını düşündüm. Bol bol anlattım. Diğer yandan “Sbide Antik Kenti-Yukarı Çağlar” kitabımı daha önce kendisine imzalayarak vermiştim.
 
Kazı alanındaki kaya mezarlarını tek tek inceledik. Hatta taştan oyulmuş mezarlar içinde Kızılca’yı resimledim. Kazılmış mezarların içinde birilerinin çatlamış parçaları yeniden define için açtığını gördük. Kazı çalışması yapılmadan önce kaya mezarlarının dış cephelerinde dinamitle patlatmak için delikler açıldığını gördük. Kazı çalışmasında açılmayan mezarların ağız kısımlarını inceledik.


Kazı alanının dışında kalan Aldere’nin doğu cephesinde bulunan kaya mezarlarını, parçalanmış aslan lahit kapaklarını ve son yarı parçık aslan lahit kapağını resimledik. 

Daha sonra Aldere kenarında delik kaya, kaya üzerinde bulunan açık mezarı, 
yine Yukarı Çağlar’da Kürdoğlu Mezarı diye adlandırılan açık mezarların yanlarında hatıra resimleri çekildik. 

Mezarın öyküsünü Kızılca’ya anlattım. Acıklı hikayeler yaşanmış ve bu hikayeleri yaşayan insanların bugün artık isimleri de unutulmuştur.


Kızılca’yla gezimiz sonlanınca köye davet ettim ancak arabalarının Kızılcıyeri Göleti civarında olduğunu söyleyince vedalaşarak ayrıldık.

02.04.2017 tarihinde Konya’ya döndük. Mükremin Kızılca Beyin Sbide hakkında yazacaklarını merak ediyor ve bekliyordum. Nihayet 09.04.2017 günü Rasyonel Gazetesinde “Sbide Antik Kenti” adlı makalesi yer aldı.
Kızılca makalesinde;


“Geçen hafta memleketimizin el değmemiş bakir köşelerinden birindeydik.
Bu köşe iddia ediyorum Efes’ten, Meryemanadan, Hattuşaştan ve Nemrut dağından daha antik ve yeraltı yerüstü hazineleriyle dolu bir köşesidir.
Bu tarihi ve antik yerlerimizi Anadolu halkına tanıtırken devletimize de dolaylı olarak bir ihbarda bulunmakla kendimi bahtiyar hissediyorum.
Bu imkânları bize sunan başta Sadrettin Soranlar Bey olmak üzere Rasyonel yazı işlerine sonsuz teşekkürlerimi iletmeyi bir vazife addediyorum.
Burası Konya’ya 190 km ötede antik tarihte Taşlık Kilikya olarak bilinen Osmanlı ve Cumhuriyet dönemlerinde ise Taşeli adını alan şu andaki Karaman /  Ermenek ilçesine bağlı Yukarı Çağlar ile Güneyyurt arasında görülmeye değer Türkiye’mizin en ilginç bir turistik antik harabesidir.
Buradaki antik kentin adı “Sbide Antik Kenti” dir. Aynı adla bu antik kenti kitaplaştıran Taşeli’den yazar ve araştırmacı arkadaşımız emekli öğretmen Durmuş Ali Özbek’le beraber ailecek bölgeyi baştanbaşa dolaştık.
Yüzlerce resim çektik bu konuyu inşallah “Sbide Antik kenti” adıyla iki hafta yayınlayacağız.
“Sbide Antik Kenti” Hristiyan Roma döneminde inşa edilmiştir.
Beş km devasa kaya zincirleri delinerek su kanalları yapılıp kente su temini yapılmıştır. Uzmanların kaydettiklerine göre “Sbide Antik Kenti”nin su konusundaki mimarisi bir mühendislik harikasıdır.
“Sbide Antik Kenti”nde bütün yapılar yeraltında kalmış sadece baş kısımları görülür, Ermenek kaymakamlığı geçen yıllar bir kazı çalışmasıyla binde birini yüzeye resimlerde de gördüğünüz gibi çıkarmıştır.
“Sbide Antik Kenti” tam ortasından dev kayaların üzerinden her yıl uçarak gelen kar sularından oluşan Aldere’nin geçmesiyle yeraltına gömüldükçe gömülmüştür.
“Sbide Antik Kenti”nin ayrıntısına geçmeden önce Aldere’ yi tanımakta yarar vardır.
ALDERE
Taşeli yöresinin bir hafta akan meşhur deresidir.
Ermenek ilçesi Güneyyurt beldesi ile Yukarı Çağlar köyü arasındaki 150 metre yüksek yarlardan uçarak coşan Aldere’yi izlemek için Nisan ayını beklemek gerekiyor. Halk arasında dağeriklerin açma zamanında coştuğu söylenir.
Adındaki al kelimesi kırmızı manasında olup bunun iki sebebi vardır. Birincisi Haçlı seferleri sırasında Sorkun yaylasında büyük çatışmalar olmuş ve bu dere o sırada kırmızı olarak akmıştır o zamandan beri adına Aldere denmiştir.
“Bilindiği gibi 3. Haçlı Seferine büyük bir iştahla çıkan Alman imparator bu yolculuktan zaferle döndüğü anda Avrupa üzerine Hitler gibi büyük hayaller kurdu. Anadolu’ya girmeden önce Konya merkezli Türk hakanının mektubu ve Konya’yı savaşmadan zayiatsız aşarak İsauria’ya doğru yürümesi onu iyice şımarttı. İsauria/Bozkır ile Germanikapolis/Ermenek arasında bulunan Kilikya Hıristiyanlarını ziyaret ederek ordusuna biraz daha katılımı amaçlayarak istikameti Toroslara ve Taşlık Kilikya’ya çevirdi.
Bu sırada buralara yeni yeni Mersin tarafından Üçoklar, Karaman tarafından Türkmen göçebe çadırları yerleşiyorlardı.
Ordusunun ana parçasıyla imparator Bozkır, Hadim, Balcılar üzerinden evvela Domitiopolis’in merkez sitelerinden olan Katranlı’ya indiler. O dönemde bölgeyi terk etmekte olan Hıristiyan unsurlar en fazla bugünkü Güneyyurt, Katranlı ve Yukarı Çağlar yörelerinde yoğunluktaydılar.
Burada ordusuna katılımlarla ve kumanya takviyesiyle güçlenen Babarossa, Göksu boyundan hareketle Güneyyurt beldesinin altını takip ederek yola devam ediyorlardı. O sırada Güneyyurt’ta Türkler tarafından meskûn yer olarak sadece Kışlacık mevkii vardı. Buraya Selçuklular tarafından Maraş/Göksun dolaylarından gelen göçebe Üçoklar yerleştirilmişlerdi. Kışlacık mevkiinde kışlayan atalarımız yazın Anamur ve Güneyyurt yaylalarına çıkıyorlar kışında bölgenin killi toprağından çömlek, testi, tuğla ve seramik üretiyorlardı. Ata yurttan Anadolu’ya gelen atalarımız kasabamızın en aşağısında bulunan bu Göksu’nun tam kenarında ki verimli yerde düzenlerini yeni kuruyorlardı.
Alman İmparator Barbarossa Kışlacık’ı baştan sona yaktı ve yıktı, atalarımızın büyük çoğunluğu o sırada yaylalarda bulunduğundan fazla can kaybı olmadı. Kışlacık’ta bulunan üç beş gözü yaşlı, alnı secdeli Müslüman, zalimlerin ihtişamlı yürüyüşlerini görünce kenarda bulunan küçük kümbete saklanarak duaya başlamışlardı; “Allah’ım! Sana secde edenleri küfredenlere ezdirme” diyorlardı. Alman zalim komutan Barbaros’sa, muzaffer bir edayla karşıya geçmek için Deveyudan mevkiine gelince Allah’ın izniyle Göksu koca(!) komutanı yuttu, üzerinde bulunan zırhında ağırlığıyla kurtulamadı ve büyük bir zillet ve meskenet içerisinde Cehennemi boyladı.” (Güneyyurt (Gargara) adlı eserimizden)

Aldere denmesinin ikinci nedeni ise yaylalarımızdaki kırmızı renkli toprakların rengini alan suyu aynı renkte yükseklerden alçaklara boşaltmasıdır.
Bulutlar hep iner yere,
Bahar geliyor bir kere,
Karlar erisin Aldere,
Aksın da gör memleketi
Aştık Toroslar’ın nice belini,
Karşılardık Aldere’nin selini,
Eğişmeçle keçilerin kılını,
Bükerek büyüdük biz bu dağlarda.
Sorkun’un karları iyce sıkıştı,
Eridikçe ziyimziyim akıştı,
Gören gözler birbirine bakıştı,
Bak bakalım Aldere’de sel var mı?
Dağ erikler açtı gene nisanda,
Aldereler fena coştu duydun mu?
Bir kıpırtı koptu bütün insanda,
Suuçtuğu’ndan su uçtu  duydun mu?

Kürekleri kazmaları attılar,
Seyretmek için orada yattılar,
Hayata olumlu neşe kattılar,
Yöre halkı ora koştu  duydun mu?

Değirmen bendinin suyu patlamış,
Debisini üçe beşe katlamış,
Ta oradan Aşşivzid’e atlamış,
Daha düne kadar boştu duydun mu?

Çoluk çocuk, gızgısırak seğirtti,
Ala tana anasını beğirtti,
Zeynep teyze arıkları sıyırttı,
Göksu'yun feleği şaştı  duydun mu?
Sbide kelimesi zamanla izvid olmuştur, Osmanlılar döneminde buradaki şu anda bulunan Yukarı Çağlar köyüne İzvid-i Ulvi denmektedir. Cumhuriyet döneminde 1960 yılına kadar Yukarı İzvit, bu tarihten sonra da Yukarı Çağlar olarak değiştirilmiştir. 
Definelerden Birisi Sele Kapılınca
1965 yılında Aldere her yıl olduğu gibi gene Nisan ayı başlarında coşar ve al rengiyle bir hafta akar. Ama uçan suların şiddetiyle “Sbide Antik Kenti”nde bulunan define küplerimden birisinin üzeri açılır ve yüzlerce altın sel sularıyla aşağılara akar, bunun farkına varan halk o yıl derenin önünden bol bol antik sikke toplarlar.
1965 yılından beri çevre halkı her Aldere coşmasında dere kenarına akın ederek yeni altınlar ararlar ama nafiledir, o bir defa olmuş geçmiştir.
“Sbide Antik Kenti”nin önemini ilk keşfedenlerden birisi İngiliz Topal Profesördür.

Kızılca, Eneze Ahmet Koç’tan dinlediklerini şöyle anlatıyor:
Kimdir Bu Topal İngiliz Profesör?
Gargaradaki Hücüredaşı
“1947 yılıydı, Ermenek’ten bir zabit eşliğinde Gargara’ya topal bir adam geldi.
Arkeolog muymuş, paleontıolog muşmuş neymiş, beni de yanlarına aldılar ve mühendis ve İngiliz vatandaşı olduğu söylenen bu yabancıyla yöreyi dolaştık.
Yukarı İzvid’e vardık, ulu camiyi gezdikten sonra İzvid’in yani Sbide’nin asıl yerinin Sultan tahtı diye bir yer olduğunu söyledi ve elindeki haritayla Aldere’nin altını işaret etti.
Sbide krallarının asıl tahtı buradadır ancak Gargara’da da Hücüredaşı diye bir yer olacak orada da oturuşlarmış, deyince ben ‘Hücüredaşı bizim evin öte yanda.’ dedim.
Hep beraber İzvit’ten sonra Gargara’ya geldik, Hücüredaşı’nı gösterdim. “Evet, işte bu taş.” dedi. Gerçekten taş tahta benziyor oturacak ve yaslanacak yeri vardı o zamanlar.
Önce önü kırıldı, sonra arkası yontuldu ve şimdi de önünden beton yol geçti. Şu anda da gördüğünüz gibi Hücüredaşı’nın üstünde odun yığılı ve artık bir duvar vazifesi görüyor.”
Sbide Kentine 01.04.2017 günü yaptığımız geziden ortaya çıkan sonuç şudur; yeniden yapılacak bir kazı çalışması Ermenek turizmine büyük katkı sağlayacaktır.
22.04.2017
Durmuş Ali Özbek

durmusaliozbek@hotmail.com

Kitap İsteme Adresi: 
Durmuş Ali ÖZBEK
Dumlupınar Mh. Şehitlik Cd.
Özdemir Sk. Özbek Apt.
No: 4/2 42070 Selçuklu – KONYA

 E-Posta İle İsteme Adresi:
durmusaliozbek@hotmail.com

Telefon: 0 535 544 97 67
Medya Ermenek Yazarları Bu Sayfada Yer Almaktadır.
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba,pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğanher türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen yazara ve yorumcuya aittir.///NOT:Medya Ermenek sitesinde makalesi yayınlanan yazarlara telif ücreti ödenmez. Yazarlar bunu peşinen kabul etmiş sayılırlar.

Hiç yorum yok:

Düzenleme | Copyright © 2013-2017 | MedER |Medya Ermenek
BİZE ULAŞIN