404 | Medya Ermenek Medya Ermenek Sağ Reklam Alanı
Sol Reklam Alanı
Facebookta Paylaş

BİR YOL HİKÂYESİ


(Karaman-Bucakkışla-Yellibel-Tekeçatı ve Kaybolmaya yüz tutan Acı dolu Hatıralar)
Prof. Dr. Haydar ÖZTAŞ
Çocukluğumda Ermenek ve yöresinden (Taşeli)  her güz döneminde sancılı bir yolculuk başlar ve bu yolculuk İzmir’ in kırsalında, çoğunlukla Seferihisar ve çevresindeki kırsal köylerde sona ererdi. Bu bugünün gençliğinin anlayacağı gibi öyle turistik bir gezi değildi. Kısaca “güz rüzgarlarında savrularak” Bu hikaye çaresiz ve yoksul insanların Tekeçatı-Yellibel-Bucakkışa ve Karaman’ da trene ulaşıncaya kadar “olan zorlu yolculuğun hikayesiydi.  Doğduğum köyün (Büyükkarapınar) üst kısmı dik ve kısmen ormanla kaplı, her an üzerinize yıkılacakmış gibi duran 600-700 m yüksekliğindeki kayalarında kaplıydı. Bu kaya katmanlarının yüksek kısımlarında ise şimşir çalıları bulunurdu. Kısaca buralar yaşam koşullarının oldukça çetin olduğu, herkesin unuttuğu bir yerdi…

Şimşirler her yıl Ekim ayının başlarında yeşilden önce sarıya, sonra da kızılımsı bir renge dönüşürdü.. İşte bu yapraklardaki renk dönüşümü İzmir’e (Halk arasında Aydın denir) amele olarak çalışmak için gideceklerin ve geride kalacakların yüreğinde tarifi imkânsız inceden bir sızı başlatırdı.  Gencecik eşinizi, küçücük, gözü yaşlı, üstünde ve başında olmayan çocuklarınızı Ekimin son günlerinden  Gün dönümü’ ne (Haziran’ a kadar) kadar  köyde yalnız ve çaresiz bırakıp yollara düşmek zorundaydınız… Kapalı bir ekonominin hakim olduğu, nerede ise amelelik yoluyla getirilen üç beş kuruşun haricinde köye hemen hemen hiç para girişi olmazdı.

İzmir’ e gitmek amacıyla bir alaca karanlıkta bu yoksul köylerden başlayan yolculuk “yürüyerek” yapılırdı. Önce, sırtınızdaki eski bir yorganla  köyünüzden İzmir’ e gidecek kafileye katılırsınız, ayağınızdaki “Çağlayan Ermenek lastikleri” (eskilerde çarık), yüreğinizde sevdiklerinizin acısı ile göz yaşları içerisinde yollara düşmek zorundaydınız.. 

Toplam  yürüme ile üç günde,  koşullar uygun olursa, bitkin ve perişan bir halde Karaman’a ve daha sonra sizi İzmir’ e götürecek  çoğunlukla hayvanların taşındığı vagonların bulunduğu Karaman-İzmir trenine ulaşmanız mümkün olurdu..  Ancak trenlerin bazen bir, bazen de bir kaç gün gecikmeli gelişini beklemek zorundaydınız..

Bu zaman tünelinde unutulmuş ve acı dolu yolculuğu yeniden hissetmek amacıyla bu yolculuğu en azından arabayla gerçekleştirmeyi düşündüm. Bu derin ve hüzünlü duyguları yaşamak amacıyla “Karaman’dan önce Bucakkışla, sonra Yellibel, Tekeçatı ve Ermenek’ e” kadar bir yolculuk yaptım. Arabamın içerisinde rahat bir şekilde yolculuk yaparken başta babam olmak üzere bu zavallı insanların hatıraları altına ezildim, utandım ve derin bir acı duyarak yolculuk yaptım.  Engebeli yollar arasında kayboldukça onları yâd ettim, yapmış oldukları fedakârlıkların gerçekten insan üstü bir şey olduğunu düşündüm.  Uzun ve kıvrım kıvrım yorgun yollara “geceleri ateş yakarak ısınmak amacıyla konakladıkları mağaraları” inceledim ve empati yapmaya çalıştım. Gözümün önüne hasta, cılız, yanakları yüzlerine yapışmış, kıl dokuma kalçadan topuğa doğru daralan pantolonları, eski ceketleri ve şapkaları geldi. Birileri "buralarda ne yapıyorsun?" diye soracakmış gibi hissettim. Bir kaşık sıcak çorba için bu insanlar nelerini vermezlerdi…

Yaşananlar tahayyüllerin ötesinde idi.. Bu yolculuk ancak II. Dünya Savaşı sırasında Kırım’dan Stalin tarafından sürülen Kırımlı’ların Orta Asya steplerine doğru yaptıkları yolculukla kıyaslanabilirdi…

Karaman’a ulaşmakta çözüm olmuyordu.  Karaman’da ceplerinde bulunan azıcık paraları güç bela denkleştirilen bu insanlar birkaç gün sefil halde tren bekledikten en ucuz olan hayvan taşıma vagonlarından birini kiralayarak İzmir’e doğru yaptıkları yolculuk hikâyenin diğer acıklı bir kısmı oluyordu. Bu yolculuk çoğunlukla İzmir Basmahane Gar’ında biter ve İzmir’in kırsalına geçiş evresi başlardı.

Tümü hemen hemen Hakkın rahmetine kavuşmuş bu insanları  (Rahmetli babam da dahil) bu vesile ile saygı ile anıyor ve hatıraları önünde saygı ile eğiliyorum. O günler olmasaydı bugünlerde yaşantımız olmayacaktı. Onların fedakârlıkları bizi her zaman mücadele ve başarma içgüdüsüne yöneltti. Ermenekliler olarak başarıyorsak muhakkak bunu bu aziz insanlara borçluyuz. Gedik Ahmet Paşa ile taş üstünde taş bırakılmayan Taşeli yüzyıllar boyunca bu açlık ve sefilliğe terk edilmiştir. Son dönemde yapılan iyileştirme çalışmalarında katkısı bulunan tüm politikacı ve bürokratlara bu vesile ile teşekkür etmek istiyorum. Şimdilerde yollar çok güzel ve Ermenek  bir başka güzel..
Konaklanan Mağaralar
Yellibel Bölgesi

Prof. Dr. Haydar ÖZTAŞ

Medya Ermenek Yazarları Bu Sayfada Yer Almaktadır.



Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba,pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğanher türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen yazara ve yorumcuya aittir.///NOT:Medya Ermenek sitesinde makalesi yayınlanan yazarlara telif ücreti ödenmez. Yazarlar bunu peşinen kabul etmiş sayılırlar.

4 yorum:

  1. Hayat bizim insanlarımız için hiç bir zaman kolay olmadı...

    YanıtlaSil
  2. Bu yoloculuğa Şaiir Mehmet ÇINARLI' nın gözünden bakmak belki de bizlere biraz teselli verecektir.
    Kar eksilmez Yellibel'leri vardır;
    Kayapınarı da her dem buz gibi.
    Bıçakçı vadisi başka diyardır:
    Yellibel kasımken, o nevruz gibi.

    YanıtlaSil
  3. Saygı Değer Hocam bu harika anlatımın devamını da bekleriz. Kaleminize kuvvet, yüreğinize sağlık. Ben Yukarı Çağlar Köyündenim. Sizin köylerde bizim köyün hemen üst kısmını kuşatan yüksek kayalıkların bulunduğu yerlere "İzvit Kaşı" derler. Evet Navahi havzasında bulunan tüm köylülerin ataları bu "İzvit Kaşı" üzerinden Yellibel üzeri muhakkak yolculuk yapmışlardır. Nice acı hikayeler saklı o yolculuklarda. Sadece acı hikayelerle kalsa, Yellibel'de boran çevirmesi sonrasında kurtlara yem olan insanlar, baharda kar eriyinceye kadar bulunmayan cesetlerin hikayesini çocukluğumda çok dinledim ve buruk bir korku yaşardım.
    O günleri bu makalenizde yeniden yad ettirdiniz. Kaleminize kuvvet, devamını bekleriz. Saygıyla.

    YanıtlaSil
  4. Benzer hikayeleri büyüklerimizden çokça dinledik. Gerçekten zor bir hayatmış o zamanlar. Yakın tarihte de Mersin, İzmir, Aydın gibi yerlere gelir temin etmek için gidiliyor. Ama eskisi gibi yürüyerek değil tabi. Yokluktan çok eziyet çekmiş büyüklerimiz. Şükürler olsun şimdi o eziyetler yok.

    YanıtlaSil

Düzenleme | Copyright © 2013-2017 | MedER |Medya Ermenek
BİZE ULAŞIN