404 | Medya Ermenek Medya Ermenek Sağ Reklam Alanı
Sol Reklam Alanı
Facebookta Paylaş

DEFOLU KUMAŞTAN, DEFOLU ESNAFA


Bir İngiliz tüccar, Osmanlı tüccardan kumaş alıyor. Osmanlı tüccar birer, birer topları gösteriyor, teslim ediyor; gösteriyor, teslim ediyor. Ama Osmanlı tüccarının bir tanesinde bir şey dikkatini çekiyor. Kumaşta bir hata var, defolu bir kumaş…  O kumaşı çekiyor, kenara koyuyor, ötekileri veriyor.
İngiliz tüccar;
- Neden o kumaşı kenara aldın? diye, soruyor.
Osmanlı tüccar cevap veriyor:
- Bak, bu kumaşın burada defosu var. O kumaşı sana veremem.
İngiliz tüccar;
- İyi ya, defosu varsa, var; o, onun fiyatını düşürür. Ben onu senin uygun göreceğin düşük bir fiyatla satın almak istiyorum.
Osmanlı tüccarı;
- Hayır, onu sana vermem mümkün değil. Ötekilerden daha fazla para versen de, ben sana o kumaşı vermem. Çünkü sen onu satacaksın. Sattığın zaman da o kumaş bir başkasına gidecek. Bu kumaşı buradan aldığını sen söylemesen de, gerçek bir tüccar bir bakışta Osmanlı'nın dokuduğu kumaşı derhal anlar. Ve de onda defo olursa, sen lekelenmezsin, ben lekelenirim. Bu sebeple sana bu kumaşı vermem.
Bir de günümüzdeki duruma bakalım; mesela Pazar esnafımıza… Aynı hassasiyeti görebilir miyiz?
Maalesef ben gördüğümüzü söyleyemeyeceğim. Günümüzde, satılan mal de defolu, pazar esnafı da defolu…
Çoktandır bu konuda yazmayı düşünüyordum.
Çünkü Pazarda başarılı bir esnaf olmanın şartı bozuk meyve ve sebzeleri ne kadar çok sattığına bağlıdır. Üstelik tartı hileleri de sanki sattıkları meyve-sebzenin yanında verilen hediye gibi…
Pazarda bizzat yaşadığım bazı hile ve sahtekârlıkları yazayım ki, esnafımız kendilerine çeki düzen versinler.
Bozuk mal satmanın en önemli yöntemlerinden birisi satılacak meyveyi dağ gibi tezgâha istif ederek, ön tarafına en kaliteli ve albenili ürünleri koymak... Geriden sizi bir ökse gibi mutlaka çeker. Ama aynı kalitede ürünü evinize götürebileceğiniz konusunda o kadar emin olmayın.
Çünkü albenili ürünlerin hemen arkasında eski, çürümüş ve kalitesiz ürünler olmadığından asla emin olamazsınız.
Ürünü koydukları poşeti de bağlayarak verirler ki, evinize varmadan görüp, itiraz etmeyin. Poşet bağlanarak verilmişse mutlaka içinde bozuk ve çürük olanlar vardır.
Eve gittiğiniz zaman mutlaka eşinizle bir tartışma yaşarsınız, aldığınız bozuk ürün sebebiyle. Çünkü en az yarısının çöpe atılmayı gerektirecek kadar bozuk olduğunu görürsünüz.
Genellikle alacağınız ürünü poşete siz koyamazsınız. Çünkü bunu kabul etmezler; ürünü ezip, bozacağınız gerekçesiyle.
Kimi esnaf sizin de kendisi ile beraber ürünü koymanızı kabul eder ama bir kilo ürün alacaksanız sizinle beraber zaten yerini bildiği bozuk ürünlerden bir kilo kadarını koyar. Tabii ki terazi de kilo ayarlaması yapılırken poşete iki kilo kadar ürün konulduğu için sizin koyduğunuz kaliteli ürünler geri alınır. Yine kaliteli ürün alma şansınız olmaz.
Biberin pahalı olduğu bir dönemde yarım kilo almak istemiştim. Tezgâhtaki ürün kaliteliydi. Esnaf poşete gözlerimin önünde kaliteli üründen koydu. Ama tartarken bana sırtını dönerek tartı dışında garip bir işlem yaptığını fark ettim. Poşeti bağlayıp verdi. Elimde başka poşetler de olduğu için bakmaya gerek duymadım.
Evde poşeti açtığımda, tezgâhta hepsi kaliteli görünen biberlerin, yarıya yakınının çöpe atılacak kadar çürümüş biberler olduğunu gördüm.
Anladım ki çürük biberleri önceden içi görünmeyen derin kefelere koymuştu. Tartı işlemi yaparken poşetteki sağlam biberleri kefeye koyup, kefedeki çürümüş biberleri poşete koymuştu. Görünmemesi için de poşeti bağlamıştı. Üstelik çürük ürün satmanın yanında, kefeye önceden koyduğu biber kadar da tartıdan çalmıştı.
Bir başka eksik tartı hilesi de ürünü koyduğu poşeti sertçe kefeye koyup, gerçek tartının görülmesine fırsat vermeden el çabukluğu ile poşeti alıp size vermeleridir.
Peki, pazarda bu hile ve sahtekârlıklar olurken zabıtalarımız ne yapıyor? Pazarcılardan alması gereken rüsumu alıp fişini esnafa vererek görevini tamamladığını düşünüyor. Sanki alınan rüsumla hileli ve eksik mal satma konusunda izin verilmiş gibi hiçbir kontrole gerek duymadan ofislerine geri dönüyorlar.
Tabii ki yazımızda bizzat yaşadığımız olayları tüm Pazar esnafımıza teşmil edemeyiz. Dürüst, ürünü müşterinin poşete koymasına izin veren tartıda hile yapmayan esnaflarımızı tenzih ederiz.
Belediyemize bu konuda bir görev düşüyor. Pazar yerlerine ölçü-tartı ve hilelerle ilgili ayet ve hadis-i şeriflerin yazılı olduğu levhaların asılarak hilekâr esnafların ders alması sağlanmalıdır.
Aslında bazı yörelerimizde Pazar esnafı sabah erken saatlerde dua ve yeminle görevlerine başlayarak bu tür hile ve sahtekârlıkların önlenmesi sağlanmaktadır.

“İnsanlardan, kendileri bir şeyi ölçerek aldıkları zaman tam alan; ama onlara bir şeyi ölçüp tartarak verdiklerinde eksik tutan kimselerin vay haline!” (MUTAFFİFİN-1-3)

Rasûlullâh -sallallâhu aleyhi ve sellem- buğday satan bir adama rastladı. Satıcıya:
"Nasıl satıyorsun?" diye sordu.
Adam da kendince anlattı. O esnada Rasûlullâh sallallâhu aleyhi ve sellem’e:
"Elini onun (buğdayın) içine daldır!” diye vahiy (işaret) edildi.
Allah Resulü -sallâllâhü aleyhi ve sellem- de elini daldırdı ve buğdayın ıslak olduğunu gördü. Bunun üzerine,

“İnsanların görmesi için ıslak olanı üst tarafına koysaydın ya! Aldatan bizden değildir.” (Müslim, İman, 164) buyurdu.

Adil CAN
Medya Ermenek Yazarları Bu Sayfada Yer Almaktadır.
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba,pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğanher türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen yazara ve yorumcuya aittir.///NOT:Medya Ermenek sitesinde makalesi yayınlanan yazarlara telif ücreti ödenmez. Yazarlar bunu peşinen kabul etmiş sayılırlar.

Hiç yorum yok:

Düzenleme | Copyright © 2013-2017 | MedER |Medya Ermenek
BİZE ULAŞIN