404 | Medya Ermenek Medya Ermenek Sağ Reklam Alanı
Sol Reklam Alanı
Facebookta Paylaş

DİLİMİZ TÜRKÇE


Binlerce yıllık köklü geçmişe sahip olan ve dünyanın sayılı dillerinden biri olan Türk dilinin, son birkaç yüzyılda geçirmiş olduğu değişimler sonucu yaşadığı olumsuzluklar “Dilimiz Türkçe”yi etkilemişken “milenyum” çağına girdikten sonra iletişimde yaşanan baş döndürücü gelişmeler sonucunda kendi öz yapısını bozma aşamasına gelmiştir.
Bizlerin lise yıllarında duyduğumuz o sevmediğim kelime dizisi “Kuşak Çatışması” deyimi günümüzde kuşak çatışmasının kat kat ilerisine geçmiş, Türkçeyi konuşan her insan arasında başlı başına bir çatışma doğurmuştur.
Neden mi?
İletişim araçlarını önce kullanmaya başlayan, sonra kullanmaya başlayan arasında bile anlaşılmaz yeni bir dil, yeni bir şive ortaya çıkarmıştır. Konuşmalarımızın yeni süsleme materyali İngiliz aksaklı Türkçeyi doğurduğu gibi, kelime yapısını da bozarak yeni bir gramer doğurma aşamasına gelmiştir.
Bizim dilimiz kimliğimiz değil midir?
Neden bu bozulma yaşanmasına fırsat tanınmıştır?
Özellikle 1990’lı yıllara girişimizle özel TV kanallarının gelişi ve Türkçeyi kuralsız kullanmaların başlangıcını oluşturmuştur.
Bizler TRT ile tanıştığımızda Türkçeyi özenle kullanan sunucuları izledikçe sınıftaki öğrencilerimize tek tavsiyemiz şöyleydi:
“Okurken konuşur gibi anlaşılır bir şekilde, sesimizi düzgün çıkartarak okuyalım.” diyorduk.
90’lı yıllar devam ederken TV kanallarının küfürlü veya küfrü andıran konuşmaların sıkça yer aldığı filmlerin sıkça (topluma) ailelere sunulmasıyla çocuklarımız âdete papağanlaştırılıyordu.
Sabah derse girip çocuklarla konuşma başlayınca hangi çocuğun akşam hangi olumsuz örnek olan filmi izlediği rahatlıkla gözlemlenebiliyordu.
Bu konuda aileleri çoğu zaman okula çağırıp, çocuğa kötü örnek olduklarını vurguluyordum. Aile, kendilerinin yetiştikleri çağda dili güzel kullanıyorlardı belki ama öğrencilerine maalesef kötü örnek filmler izleterek dilimizden uzaklaştırıldığını ifade ediyordum. Bunu anlayan aileler o tür filmleri izletmez olunca çocuğun da kullandığı kelimelerin düzelme gösterdiğini izliyordum.
2000’li yıllara girince birden bire bilgisayar ve cep telefonu ile tanışmalar başladıktan sonra işler iyice karmaşık hale gelmeye başladı. Hızla “internet cafe” olayının topluma sunulması ile tam bir çığırından çıkma devri başladı. Hele bir de eğitim-öğretimde 8 yıla geçilmesinde hakkında hiçbir yazılı emir olmamasına rağmen büyük sınıfların sabahçı, küçük sınıfların öğlenci yapılmasıyla büyük öğrencilerin bir başıboşluğa sürüklenişini gördük.
Öğleden sonra boşta kalan öğrenciler birer “internet cafe kuşu” şekline dönüştü. Çalışmayan anneler çocuklarını avutmak veya çocuğun anneye uyguladığı baskı ile kopardığı parayla doğru “internet cafe” tiryakisi çocuklar yetişmesine ve kullandıkları dilin bozulmasına büyük bir ortam oluşturuldu.
4-5. sınıflarda bilgisayar dersi konuldu ancak laboratuvara giren öğrenciye daha açma kapamayı göstermeden en ufak fırsatta bilgisayarı açıp, hemen oyun alemine kilitlendiğini “waw” seslerinin yükseldiğini gözlemledik.
Nereden öğrenmişlerdi daha bilgisayar açma kapamasını bilmiyor sandığımız bu öğrenciler? Gayet açık aileyi “ödevim var” diyerek kandırıp kopardığı paralarla hem ahlaki yapıları bozuluyor, hem “Dilimiz Türkçe”miz bozuluyordu.
Bir an önce “Dilimiz Türkçe”miz doğru kullanılması TV kanallarının özveri ile dilimizi kullanmalarının sağlanması, başta tüm, iş yeri ve mekân adlarında karşı karşıya kalınan dil kirliliğinin önüne geçilmesi, Türkçe karşılığı olmasına rağmen kullanılan kelimelerin yaygınlaşmasının engellenmesi ve sosyal medyada kullanılan özensiz Türkçenin ortaya çıkardığı olumsuzlukların önüne geçilmesi gerekir. Bilim, kültür ve sanat etkinliklerinin “Dilimiz Türkçe”mizi doğru ve güzel kullanımı konusunda çalışmalar gerçekleştirmesi dilimizin geleceğine büyük katkı sağlayacaktır.
31 yıllık öğretmenlik yaşamımın her anında “Dilimiz Türkçe”mizi en doğru şekilde kullanarak öğrencilerime hep örnek olmaya çalıştım. Kendi memleketimize gelişlerimizde kullandığım-mız yerel şivelerimizden dahi bir sözcüğü öğrencilerime söylememeye gayret ettim.
Geçen yıl (2016) Balkusan Türk Dil Bayramı kutlamaları etkinliğinde Ayşenur Yazıcı’nın sunuculuk yaptığı ve bu görevini yerine getirirken “Dilimiz Türkçe”mizi itinayla kullanışı, tonlama ve vurgulamaları sosyal bir etkinlikte orada bulunan tüm insanlara harika bir örnek olmuştu. Aynı günün akşamında Ermenek Keleşoğlu Kültür Merkezinde yaptığı sunumla “Dilimiz Türkçe”mizin güzelliğini salonda bulunan insanlara yaşattı..
Sosyal medyada evimizde, cebimiz de. “Dilimiz Türkçe”mizi bu tür sanal ortamlarda da yerinde ve doğru olarak kullanmasını bilmeliyiz.
2001 yılından bugüne kadar bilgisayar kullanmaktayım ve 2007 yılından itibaren 7 yıl Ermenek Haber’i yönettim, 2014 yılından itibaren de Medya Ermenek Haber sitesini yönetmekteyim. Her iki sitede de makalelerimi “Dilimiz Türkçe”mizi doğru kullanmaktan taviz vermedim.
Bunu niçin yazmaktayım, şunun için; özellikle basın yayın organlarının, “Dilimiz Türkçe”mizi yerinde, doğru, güzel ve kurallarına uygun şekilde kullanmalarının toplumumuzu önemli oranda etkileyecektir.
“Dilimiz Türkçe”mizi ustaca kullanmamız gerektiği konusunda bu topraklar üzerinde yaşayan hepimiz hemfikir olmalıyız.
05.05.2017
Durmuş Ali Özbek

durmusaliozbek@hotmail.com


Fadime Nuran Boztoprak: Bütün cümlelerinizin altına ben de imzamı atarım Hocam.Güzelim Türkçemiz heba oluyor, bilinçsizlikten ve özentiden dolayı.
Ahmet Yüksel Şanlıer: Dün akşam bir belgesel kanalında doğu Türkistan halkını seyrettim, şaşırdım. Neden dersiniz? Evlerinin yapılış şekli, yemekler, hayvanlarla nasıl yük taşıdıkları, çocuklarının sokaklarda oynadığı oyunlara varıncaya kadar neredeyse tamamı Ermenek'in eski hali.
Bekir Sazak: Duyarlılığınız dan dolayı teşekkürler.

Medya Ermenek Yazarları Bu Sayfada Yer Almaktadır.
Medya Ermenek Haber Sitesindeyayınlanan makaleleriniçeriği hakkında mali, hukuki, cezai, idari sorumluluğu makalesi yayınlanan yazara aittir.Yayınlanan makale karşılığında yazarlara telif ücreti ödenmez. Yazarlar bunu peşinen kabul etmiş sayılırlar.

1 yorum:

  1. Türkçe'ye, ana dilimize sahip çıkılması gerekir... Yüzlerce yıl sonra o bölgenin mümtaz çocukları dillerine ve büyüklerine sahip çıkma bilincine ulaştı.. Unutturulan bir tarih yeniden canlanmaya başladı.. ERMENEK İL OLMALI... Her şey çok daha hızlı özüne dönecektir...

    YanıtlaSil

Yorum Kuralları
Yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret, küfür, aşağılayıcı, küçük düşürücü, pornografik,
ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici,
yorumların her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluğu yorumcuya aittir.

Düzenleme | Copyright © 2013-2018 | MedER |Medya Ermenek
BİZE ULAŞIN