404 | Medya Ermenek Medya Ermenek Sağ Reklam Alanı
Sol Reklam Alanı
Facebookta Paylaş

ERMENEK VE ASLAN MEHMET OLAYI

Türk Milleti, bir yandan, yurdumuzu işgal eden düşmanlara karşı, Ulu Önder Mustafa Kemal ATATÜRK önderliğinde Kurtuluş Savaşı verirken, diğer yandan, bir çok bölgede patlak veren iç isyanlarla da mücadele etmek zorunda kalmıştır. Bu isyanlardan birisi de Konya Bögesinde çıkan ve Bozkır – Hadim istikametinde yayılarak Ermenek sınırlarına dayanan Delibaş isyanıdır.

Delibaş ile irtibatlı olduğu bilinen Aslan Mehmetoğlu isimli bir eşkiya, çevresine topladığı bir kısım adamlarla birlikte 1920 yılı sonbaharında Sarıveliler’den Ermenek istikametine doğru harekete geçmişti. Tehdit ve muhtelif vaadlerle topladığı kişilere Ermenek ve çevresini ele geçireceklerini, yağmaladıkları ganimetlerden pay verileceğini, hatta, herkesin makan ve mevkilere kavuşturulacağını söylüyordu.

Aslan Mehmet, Başdere bölgesinden harekete geçmişti. Sarıvelilerli “ Sınırdan ” lakaplı ve isimi Efe Dayı olarak bilinen bir baş adamı vardı. Şakiler Ermenek istikametinde ilerlerken tüm köylere uğruyorlar, eli silah tutan , ihtiyar ve çocuklar dahil erkekleri ekibe dahil ediyorlardı. Büyükkarapınar köyünde doğan ve genç yaşta İzmir’e giderek Demirciköy’e (Torbalı) yerleşmiş olan Sayın Mevlüt KUTLU, 1983 yılında, bana İzmir’de şunları anlatmıştı.
“ Ben henüz 14-15 yaşında bir çocuktum. Köyümüzü Aslanmehmet ve adamları bastı. Tüm erkekleri meydana topladılar ve isimlerini listeye yazdılar. Tüfekleri olanları da tesbit ettiler. Beni de listeye yazmışlardı. Aslanmehmet, tehdit ve hakaret dolu ifadelerle, tesbit edilenlerin köyden ayrılmamalarını, kendilerinin yeni adamlar toplamak için yan köylere (Lemos, Uğurlu ) gidip geleceklerini, geldiğinde köyde bulamadıklarının aileleri ve kendilerinin öldürüleceğini söyledi ve gitti. Annem çok üzülüyordu. Benim silah kullanamıyacak kadar küçük olduğumu söyleyerek saklanmam için köye uzak olan bir tarlamıza göndedi ve mısır (darı) gazallarının içinde saklanmamı söyledi. Ben gidip saklandım. Aslanmehmet ve adamları 3 gün sonra gelmişler. Ben ve bulamadıkları bir kaç kişi için çok kızmış, zamanı olmadığı için cezalandırmayı Ermenek dönüşü yapacağını söylemiş ve gitmişler. Sonuç bilindiği gibi oldu. Bu olaylardan sonra ben de İstiklal Savaşına katılan ve düşmanları İzmir’de denize döken birliklerde bulunan, savaş sonrası köyüne dönmeyip, İzmir Değirmendere’ye yerleştiği duyulan amcam Ali’yi bulmak üzere İzmir’e geldim. Burada evlenip yerleştim. Mal mülk kazandım ve geniş bir ailem oldu.”

Asilerin Ermenek yönünde çoğalarak ilerledikleri duyulunca bazı tedbirler alınmaya başlanmıştı. Göksu’nun güneyinde bulunan Kazancı Bucağı ve köylerden tüfekleriyle avcılar başta olmak üzere, eli silah tutabilecek erkekler toplanmış ve Ermenek’te devlete ait binalar, görevlilerin evleri ve hassas noktalarda nöbet tutturulmuş, şehir içinde devriyeler çıkarılmıştır. Bu muhafızlardan biri de, Kazancı Kasabası’da yaşayan Çanlı Goca/Çanlı Hasan lakabı ile bilinen Hasan KÖKSOY’du. Kendisi bize yaşadıklarını 1970’li yıllarda anlatmıştı. Hayatı boyunca çevesindekilere “ ben Kazancılıları temsilen Ermenek’te devlet binası ve görevlileri korudum. Şakilerle savaştım, Aslanmehmet’i ben vurdum “ diye övünürdü..

Aslanmehmet çevresindekilerle şehri önce bir kuşatmış, direnişi görünce geri çekilmiş ve daha kalabalık gelmek için yakın köylerden adam toplamayı hızlandırmıştı. Bu arada gelişmeleri takip etmek için de çaba gösteriyordu. Hatt, bir gece karanlık bir sokakta yakalanan şüpheli birinin Aslanmehmet tarafından casus olarak şehre gönderildiği bile söylenmişti. Şehrin ileri gelenleri muhtemel üzücü olayları önlemek için tanınmış kişilerden oluşan bir heyet teşkil ederek, Aslanmehmet’i bu maceradan vazgeçirmeyi denemişler, aynı zamanda, üst makamlara ve Silifke, Mut , Gülnar ilçelerine teller çekerek takviye kuvvet istemişlerdi. Elçi heyetinin çabaları sonuçsuz kaldı. Bu arada, ilçelerden yola çıkarılan takviye güçler yoldaydı. Kuvvetler Ekim 1920 ortalarında Mut’un bir köyünde gecelerler ve sabahı Dekeçatı mevkisine ulaşırlar. Kebendibi’ne Mut , Bağlar mevkisine Silifke ve Doğu cephesine Gülnar güçleri mevzilendirilir.

Nihayet, Aslanmehmet ve asiler yeni takviyelerle birlikte, 18 Ekim 1920 gecesi Ermenek kuzeyi / batısındaki kayalık sırtlara ( Arpakırı ) mevzilenirler. Sabahın ışıklarıyla birlikte, şakilerin, şehir halkı ve devlet görevlilerine yönelik hakaret , sövme ve tehditleri kulaklarda yankılanmaya başlar. Şehrin kendilerine teslim edilmesi, para, altın ve kıymetli şeylerin (sarılira) bir yerde toplanmasını isterler. Ateşin başlaması ile birlikte şakiler beklemedikleri bir direnişle karşılaşıp şaşırırlar. Çatışmalar gün boyu sürerken, şehir halkı korku içinde evlerinde beklemektedirler. Asilerden 6 ölü, 18 yaralı ele geçirilir. Liderlerinden Kara Davut’da öldürülmüştür.

Aslanmehmet akşama doğru, atının üstündeyken bacağından yaralanır ve geri kaçmaya başlar. Durumu gören baş adamlarından biri, en uçdakilere “ Hüsnü Çavuş, Aslanmehmet vuruldu, geri çeliliyoruz “ diye bağırır. Bu sözler askerlerce duyulur ve çatışma sonrası " Hüsnü Çavuş “ isimli veya lakaplı kişi kimdir diye tüm yörede araştırma yapılır. Sonuçda bu kişinin İznebol köyünden olduğu anlaşılır ve tutuklanır. Kendisi, tehditle asilere dahil edildiğini söylemiş ve çıkarılan af ile salıverilmiştir.

Akşam saatlerinde, asiler perişan halde dağılıp kaçarlarken, devletin kuvvetleri de asileri kovalamaktadırlar. Bölgede kendi başına dolaşmakta olan ve adının Eskiceli Deli Mehmet olduğu bilinen birisi askerlerin geldiğini görünce saklandığı yerden çıkar ve karşı tepeyi göstererek “şu çakılların ortasındaki çalıların içine bir adam saklandı “ diye bağırır. Çalılık kuşatılır ve Aslanmehmet yaralı olarak yakalanıp hapse atılır. TBMM’nden alınan idam onayı üzerine hükümet konağı üstünde bulunan eski hapishane önündeki ağaca asılarak idam edilir. Yakalanıp hapse atılanlar sonradan çıkarılan afla salıverilirler.

Ermenek baskını ve Aslanmehmet olayı böylece hazin bir sonla noktalanmıştır. Fakat, bu olaydan yıllar sonra , 1990’lı yılların ortalarında Kazancı Kasabası merkez kahvesi önünde siyah bir araba durur ve içinden siyah gözlüklü uzun boylu kişiler iner. Kanvenin önünde oturan Çanlı Goca, çevresindekilere bu gelenlerin kimler olduğunu sorar. Kurnaz bir kişi, şaka olarak, “Hasan Goca, bu gelenler senin vurduğun Aslanmehmet’in torunlarıymış, seni arıyorlar”der. Hasan Dede çok inanır ve hemen evine gider. İkinci gün, değişik bir kıyafet giyer, gözlük takar, evinin önünden geçenlere “ Aslanmehmet torunlarını gördünüz mü? beni arıyorlarmış, bulunca öldürecekler, kahveye çıkmıyorum.” diye dert yanar. Yaşlılığın etkisiyle olayları mantıklı olarak değerlendiremez. Sana şaka yapmışlar, inanma, Aslanmehmet torunu falan yok, denmesine rağmen inanmaz. Bu endişe ve gizlenmelerle geçen bir kaç ay sonra da ölür.

Görüldüğü üzere, isyancı asi, yıllar sonrada zarar vermiştir. Bu arada, köyünü terk edip İzmire yerleşmiş olan Mevlüt Kutlu’nun da 2 yıl önce ölmüş olduğunu öğrendik. Devletin varlığı, Milletin Birliği ve Vatanın Bölünmezliğine kasdeden iç ve dış güçler , Milletin azim ve kararı ile mağlup edilmişler, neticesinde Türkiye Cumhuriyeti Devleti kurulmuştur. Delibaş isyanı ve elebaşısının sonunun ne olduğu konusunu başka bir öyküde ele almak üzere, tüm okuyuculara mutluluk ve sağlıklar dilerim.

Av. Naci SÖZEN
Medya Ermenek Yazarları Bu Sayfada Yer Almaktadır.


Medya Ermenek Haber Sitesindeyayınlanan makaleleriniçeriği hakkında mali, hukuki, cezai, idari sorumluluğu makalesi yayınlanan yazara aittir.Yayınlanan makale karşılığında yazarlara telif ücreti ödenmez. Yazarlar bunu peşinen kabul etmiş sayılırlar.

Hiç yorum yok:

Yorum Kuralları
Yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret, küfür, aşağılayıcı, küçük düşürücü, pornografik,
ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici,
yorumların her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluğu yorumcuya aittir.

Düzenleme | Copyright © 2013-2018 | MedER |Medya Ermenek
BİZE ULAŞIN