404 | Medya Ermenek Medya Ermenek Sağ Reklam Alanı
Sol Reklam Alanı
Facebookta Paylaş

ERMENEKLİ HACI AHMET EFENDİ


Hacı Ahmet Yurdagülen, H. 1275 M. 1858 yılında İçel’e bağlı Ermenek’te doğmuştur. Baba adı Yusuf, anne adı Mümine’dir. İçel, Mut, Kale Mahallesine kayıtlıdır. Ölüm tarihi 1938’dir.
Medya Ermenek Haber Sitesinde 02.05..2017 günü yayınladığım bir yazıya istinaden Hacı Ahmet Yurdagülen’in torunu Mustafa Yurdagülen Ermenekli yazarlarımıza biraz sitem ederek;
“Hacı Ahmet Yurdagülen benim büyük babam. Dedem TBMM tarafından beyaz şeritli madalya ile ödüllendirilmiş. Madalya beratı ve TBMM tutanağı da bendedir.
Her sene Mut Müdafaa-İ Hukuk Cemiyetinin kuruluş yıldönümünde dedem “Ermenekli hacı Ahmet Efendi” diye anılırken bizim Ermenekli yazarlarımız maalesef bu millî Kahramanlarımızı hep unutur.” Şeklinde bir yorum bırakmış.
Sonrasında sosyal medyanın özel haberleşme formu üzerinde sohbet ettik. Dedesiyle ilgili elindeki belgelerin resimlerini gönderdi. Bende Mustafa Bey’e konu ile ilgili verileri araştıracağımı, eğer uygun veriler elde edersem bir yazı ile yayına alabileceğimi belirttim. Sonrasında yaptığım bir araştırmayla şu bilgilere ulaştım:
Ermenekli Hacı Ahmet Efendi (Yurdagülen) Mut Müdafaa-İ Hukuk Cemiyetinin kuruluşunda seçilen üyelerdendir.
Mut Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti kuruluşu ise şöyle anlatılmaktadır:
“Mutlular evraklarını 1 Kasım 1919’da kaymakamlığa vererek resmen Müdafaa-i Hukuk’un İçel’de ilk şubesini açmışlar ve ilk kararı almışlardı.

Bu ilk karar şöyle idi: Akdemce buraca teşekkül eden Müdafaa-i Hukuk-ı Milliye Heyeti bervechi zir ve bil intihab yeniden teşekkül etmiş. Badema defatir-i esasiyesi tutulmak üzere ittihaz edilen mukarreratı havi defterdir. 1 Kasım 1919
(Anlamı: Evvelce burada kurulup gizlice çalışmalarını sürdüren müdafaa-i hukuk-ı milliye heyeti aşağıda yazıldığı gibi yeniden oluşturulmuş. Bundan sonra genel esasları kaydetmek üzere tutulan defterdir. 1 Kasım 1919)

Seçilen heyet üyeleri:
Başkan: Abdullah Bey zade Mirza Bey,
II. Başkan: Müftü Nadir Bey (Mutluay),
Üye Abdullah Bey zade Yakup Bey (İncel),
Üye Kale mahallesinden naib Ali Efendi (Ataışık),
Üye Reji (tekel) memuru İsmail Efendi (Kılıç),
Üye Hüseyin Efendi oğlu Tahsin Efendi (Deli Kadı),
Üye İzmirli Ahmet Efendi (İzmir),
Üye Hacı İbrahim zade İbrahim (Oral),
Üye Abdullah Bey zade Ahmet Bey (Aslan).
Yedek üyeler:
Üye Müftü zade Hüseyin Efendi (Nemutlu),
Üye Dr. Hamdi Bey, Üye Nahiye müdürü Hakkı Bey (Lobut),
Üye Ermenekli Hacı Ahmet Efendi (Yurdagülen),
Üye Uzun Ali Efendi (Paylı),
Üye Çakır Hüseyin Usta (Küçükçakır),
Üye Ali Haydar Bey (Arıkan),
Üye Eski Mal Müdürü Emin Efendi (Alper),
Üye Binbaşı Ziya Bey. “ (1)


ERMENEKLİ  HACI AHMET EFENDİ (YURDAGÜLEN) KUVA-Yİ MİLLİYE MÜCADELESİNDE ROL ALDI

Ermenek ve çevresinde Aslan Memet adında bir şaki türemiş Ermenek köylerinde, Gülnar yaylalarında adi şakavet yapmakta idi. Delibaş'ın, Karaman bozgunundan sonra Aladağ, Hadim, Bozkır taraflarına Ermenek hududuna çekilmesiyle ikisi birleşip daha güçlü duruma gelmişler ve Ermenek'i basmaya karar vermişlerdi
"ERMENEK’İN DURUMU:
Ermenek ve çevresinde Aslan Memet adında bir şaki türemiş Ermenek köylerinde, Gülnar yaylalarında adi şakavet yapmakta idi. Delibaş’ın, Karaman bozgunundan sonra Aladağ, Hadim, Bozkır taraflarına Ermenek hududuna çekilmesiyle ikisi  birleşip daha güçlü duruma gelmişler ve Ermenek’i basmağa karar vermişlerdi. Delibaş komutanlarından Kenan ve Karaman kaymakamı olan Mustafa Asım, Aslan Memet güçlerine komutan olmuşlardı.
O sıralarda Ermenek’te bulunan Konya mebusu Hulusi Bey, isyanı ve asilerin hareket ve hazırlıklarını, Ermenek’i işgal girişimlerini, tehdit dolu tekliflerini, ve halkın bu yüzden asilere karışma ihtimali olduğunu, asilerin Ermenek’i işgal ve yağma ettikten sonra daha da kuvvetlenerek Mut, Gülnar ve Silifke’yi de işgal edip Mersin’deki Fransız kuvvetleri ile birleşme kararında olduklarını günü gününe telgrafla Mut’a bildiriyor ve yardım istiyordu. Mutlular bu telgraflara kendi istihbaratlarını da ekleyerek İçel Mutasarrıfı Hilmi Bey’e bildiriyor, bir taraftan da yardım hazırlıkları yapıyordu.
Ermenek’ten alınan son rapordan anlaşıldığına göre Ermenek cidden perişan durumda idi. Kaymakam kaçmış, jandarma komutanı üç gündür kayıp, askerlik şubesi reisi bir hamam harabesine gizlenmiş, jandarmalar silahlarını bırakıp birer tarafa saklanmış,  hapishane boşaltılmıştı... Ermenek halkında manevi kuvvet namına hiçbir şey kalmamış, asilere karşı koymak için maddi kuvvet zaten yoktu, oluşmamıştı.
 Doğan Atlay
ERMENEK’E YARDIM
Ermenek’in yardım isteklerine duyarsız kalamayan Mut, Silifke, Gülnar ileri gelenleri, Ermenek’e yardıma geleceklerini bildirerek Ermeneklileri biraz rahatlatmışlardı.
15 Ekim 1920 tarihinde içel Mutasarrıfı Hilmi Bey, yanında binbaşı Mengenli Emin Bey, Silifke müftüsü Mehmet efendi (İlter), Silifke millet vekili Sami Bey, Behçet Bey oğlu Binbaşı Tahir Bey, Silifke jandarma komutanı yüzbaşı Hüsnü Bey, Gülnar müftüsü Mehmet Efendi (Altın), Gülnar kaymakamı Ali Sabri Bey birkaç jandarma ile yirmi kadar Gülnarlı ve yüzden fazla süvari asker olduğu halde Mut’a geldiler. Bunlara Mut’tan; Millet vekili Ali (Ataışık), Mirza Bey, Müftü Nadir Bey (Mutluay), Mirza Bey oğlu Kadir Bey, Dr. Hamdi Bey, Zülfikar Çavuş (Şener) iki yüz’den fazla silahlı Mutlu da katıldı. Durum konuşuldu, ertesi gün harekete karar verildiği Ermenek’te millet vekili Hulusi (Göksu) Bey’e gizli olarak bildirildi. 16 Ekim 1920 günü yola çıkan yardımcı kuvvetler o gece Dorla köyünde konakladılar. Ertesi gün; 17 Ekim’de yola çıkıp Tekeçatı mevkiinde mola verildi. Mut’tan çekilen telgraf üzerine karşılayıcı olarak Ermenekli müdür Mehmet Efendi, Ahmet Bey, Ermenek reji memuru gelmişlerdi.
Mutasarrıf Hilmi Bey başkanlığında, gelen Ermeneklilerin de katıldığı toplantıda milli kuvvetlerin Ermenek’e giriş şekli saptandı. Buna göre; süvariler güneş battıktan biraz sonra ve yaya askerler de yatsı vakti Ermenek’e girdiler. Edinilen bilgiye göre; Mustafa Asım ve Kenan kumandasındaki asiler o gün sabah erkence Ermenek’e hücum edeceklerdi. Bu haberi doğrulayan Mustafa Asım’ın mektubu da okundu.
Ermenek belediye dairesinde; Mutasarrıf yönetiminde bir toplantı yapıldı, buna göre Keben bölgesine Dr. Hamdi Bey, Kadir Bey, Yusuf çavuş emrinde kuvvetli bir müfreze gönderildi. Bu müfreze hiç uyumayacak, ve Ermenek’in savunmasında büyük yararlılık sağlayacaktı.
Silifke jandarma kumandanı yüzbaşı Hüsnü Bey bütün jandarmaları ile Bağlar bölgesine gönderildi.
Müftü Nadir Bey’e de Kuvvetli bir müfreze verilmişti. Bu kuvvetlerle Ermenek’in batısındaki Gargara yolunu kapayacaktı.    
Yardımcı kuvvetler gece şehre girdikten sonra askerlerin yorgunluğuna bakılmayarak derhal görev yerlerine gönderildi. Jandarmalar da şehrin asayişine memur edilmişlerdi. Ermenek halkından şehrin savunması için görev alanlardan başkalarına sokağa çıkma yasağı uygulandı.
Görevliler gece her tarafta devriye geziyor, hem askerlerin uyanık tutulması sağlanıyor ve hem de durumu her an kontrol edebiliyorlardı. Müftü Nadir Bey devriye gezerken şüpheli birisini yakaladı, yaptığı ilk sorgusunda adam: Mustafa Asım tarafından geldiğini, Ermeneklilere bir mektup getirdiğini söyledi. Mektupta; “Ermeneklilerin teslim olmaları, hiçbir kimseye fenalık yapılmayacağı gibi daha bir sürü vaad ve nasihat vardı”. Bu çok iyi bir haberdi. Çünkü Mustafa Asım’ın Ermenek’e gelen yardımcı kuvvetlerden haberi olmamıştı. Hücum ederlerse gafil avlanacaklar, perişan olacaklardı. Bu adam elindeki mektupla beraber mutasarrıfa gönderildi.. Durum diğer kollara da bildirildi. Şimdi herkes ödevini biliyor, saldırıyı bekliyorlardı.
18 Ekim 1920 günü sabahının erken saatlerinde Ermenek’in yukarısındaki yüksek kayalıkların üzerinden Ermeneklilere hitaben küfürler, hakaretler, tehditler savuran eşkıyanın pek çoğu pusudaki yardımcı kuvvet üzerine yavaş yavaş yürüyorlardı. Gelişi güzel yürüyen büyük bir köylü kalabalığı Ermenek’in içinden bile görülmeye başlamıştı. İlk tüfeğin patlamasıyla çatışma başlamış oldu. Milli kuvvetlere evvelce tenbih edilmişti; “bilinen eşkıya reislerinden başkasına vurmak için ateş edilmeyecek”. Çünkü o gelenlerin çoğu baskından pay kapmak için eşkıyalara yanaşan köylülerdi.
Çarpışma gittikçe şiddetlendi. Ermenek’in dört tarafı tüfek sesleriyle inliyordu. Keben’de, Gargara yolunda, Bağlar semtinde eşkıyalar üzerine sürekli bir yaylım ateşi açılmış, Ermenek sanki ateşten bir çember içine alınmıştı.  Eşkıyalar hiç ummadıkları bu şiddetli ateş karşısında ne yapacaklarını şaşırmışlar, panik başlamıştı... İkindiye kadar devam eden çarpışma eşkıyaların kaçması ile sona erdi. Kaçanlar Gargara köyünde toplanmaya başladılarsa da Gargaralılar onları tutup gelecek olan kuva-yı milliye grubuna teslim etmek için bekledilerse de kimse gelmeyince salıvermişlerdir. Eşkıyalardan 6 ölü ile 18 esir alınmıştı bu esirlerden bazıları da yaralı idi. Ölenler içinde eşkıya reislerinden Kara Davut ve yaralılar içinde de Ermenek ve havalisini haraca kesen Aslan Memet bulunuyordu. Aslan Memet kaçarken attan düşmüş, bacağı kırılmıştı. Kendisini bir çakıl yığınına gizlemek isterken Mutlu Hacı Ahmet Efendi (Yurdagülen) tarafından görülerek yakalanmış Ermenek’e getirilerek mutasarrıf Hilmi Bey’e teslim edilmişti.
19 Ekim günü Ermenek mahkemelerinde yargılanan Aslan Memet’in asılarak idamına karar verilmişti. Karar tasdik edilmek için Ankara’ya B.M.M. riyasetine bildirilmişti.
Aslan Memet belası başarıyla savuşturulmuştu. Mut halâ Delibaş tehdidinde olduğu için yardımcı güçler fazla kalamayıp,  20 Ekim 1920 günü Mut’a geri döndüler. Ermenek’teki gelişmeleri mebus Hulusi Bey (Göksu); Silifke ve Mut’taki mebus arkadaşlarına şu telgrafla bildirmişti: 
“Mustafa Kemal Paşa Hazretlerinden şimdi alınıp balâ edilen (ekte gönderilen) telgrafname mucibince şaki Aslan Memet bu gün hükümet meydanında salben idam ile hükm-ü idam infaz edilmiş ve kaymakam bey ile teşrik-i mesai edilerek usat ve eşkıya takip ve mevkuf bulunan usatın muhakemelerine devam edilmekte olduğu arz olunur efendim.  23 Ekim 1920 
                                                                                                Mebus Hulusi
(Mustafa Kemal Paşa’nın telgraf sureti):
      “Ermenek
C. (cevap) 19  10  1920  Şaki Aslan Memet hakkındaki Hükm-ü idamın acilen tasdiki ile hükm-ü mezkurun sür’at-i infazı lüzumu müdafaa-i milliye ve dahiliye vekaletlerine tebliğ edilmiştir. 22 Ekim 1920                                Büyük Millet Meclisi Reisi
                                  Mustafa Kemal” (5)
06.05.2017
Durmuş Ali ÖZBEK
durmusaliozbek@hotmail.com 
Dipnot:
(1) http://www.mutilcemiz.net/frm/index.php?page=Thread&postID=13371
(2) Nüfus Cüzdanı resmi
(3) Madalya beratı resmi

(4) TBMM tutanağı resmi
(5) http://www.mut.gov.tr/default_B0.aspx?id=139



Medya Ermenek Yazarları Bu Sayfada Yer Almaktadır.



YAZARLAR SAYFASINA ==>>>
Medya Ermenek Haber Sitesindeyayınlanan makaleleriniçeriği hakkında mali, hukuki, cezai, idari sorumluluğu makalesi yayınlanan yazara aittir.Yayınlanan makale karşılığında yazarlara telif ücreti ödenmez. Yazarlar bunu peşinen kabul etmiş sayılırlar.

Hiç yorum yok:

Yorum Kuralları
Yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret, küfür, aşağılayıcı, küçük düşürücü, pornografik,
ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici,
yorumların her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluğu yorumcuya aittir.

Düzenleme | Copyright © 2013-2018 | MedER |Medya Ermenek
BİZE ULAŞIN