404 | Medya Ermenek Medya Ermenek Sağ Reklam Alanı
Sol Reklam Alanı
Facebookta Paylaş

MARDİN GEZİMİZ 6


HASANKEYF NOTLARI

14. STK Konya Platformu Ufuk Turu toplantılarının son iki günü yani cumartesi ve Pazar (20-21 Mayıs 2017) günleri kültürel gezilere tahsis edilmişti.
Önce cumartesi günü Batman ilimize bağlı Hasankeyf’e yola çıktık.
Yaklaşık on gün önce, baraj altında kalacak olan Hasankeyf’in en önemli yapılarından Zeynel Bey türbesinin yerinden kesilerek kılına bile zarar gelmeden daha yukarıda sağlam bir yere taşındığını okumuş görmüştük.
O haber şöyleydi: “Hasankeyf ilçesinde inşa edilen Ilısu Barajı'nın tamamlanmasıyla su altında kalacak yaklaşık 550 yıllık Zeynel Bey Türbesi'nin yeni yerine taşıma işleminde, 8 adet "Kendinden Tahrikli Modüler Taşıyıcı" (SPMT) kullanıldı.”
Hasankeyfin bu 550 yıllık yapıtını yerinde izledik ve dua ettik.
İlk defa gördüğümüz Mezopotamya’nın iki nehrinden Dicle Hasankeyf’i keyifle ortadan yarıp geçiyordu. Şimdi de Ilısu barajı yapılacağından bu şirin kasabayı ve binlerce antik eseri su altında bırakmaya hazırlanıyordu.
Köprüden Hasankeyf ilçesinin çarşısına vardık, buradan doğal, dev kaleyi oluşturan kayaların içindeki yüzlerce mağaraya yollar, taraklar uzanıyor her yolun içi yerli ve yabancı binlerce turist tarafından dolduruluyordu.
Bazı arkadaşların burada öğle ile ikindi namazını cem ettiklerine şahit oldum. Ben de onlara uyarak cemaatle bu iki namazı birlikte eda ettik. Doğrusu da bu idi zira oradan çıktığımızda ikindi namazının tam yola denk geleceği ve bu kadar kalabalık içinde askıya alınma tehlikesi vardı.
Cem hadisesini yeniden ele almak gerektiği kanaatindeyim zira bu konuda diğer üç mezhep de seferde ceme müsaade ediyorlar. Diyanet bu konuda topu fertlere atarak herkes kendi kendine duruma göre fetvasını versin diyor.
Şimdi şöyle düşünelim: yola çıkan bir vatandaş vardığı ilk şehirde öğle namazını kılıyor, oradan ayrılırken ikindiye bir saat vardır. Vardığı yere ise akşamdan sonra ulaşacaktır. Bu durumda bu kardeşimiz ilk şehirde öğle ile ikindiyi cem etse ne olur? Bir şehirlerarası firmayla gidildiğini ve mola imkânının olmadığı akşamdan önce de kesinlikle varılamayacağını var saydığımızda bu kişinin cem yapmasına nasıl bakılmalıdır?
Bu kişi diyanetin dediği gibi kendisinin fetvasıyla cem yapacaktır. Son yıllarda kimse ağzını açmasa da bu yapılmaktadır. Zira artık İslami ilimlere her ortamda tam kapasite ulaşma ve analiz etme imkânı vardır. (Rasülüllah sallallahü aleyhi vesellemin “Seferde  cem yapardı” hadisini herkes görüyor, imamların hüküm istinbat ettikleri naslara herkes ulaşabiliyor) Bu tür bazı durumları ön yargısız olarak ele alıp ve müsaade edilen ölçüde zorlukları kolaylaştırmak zararlı mıdır?
Kayaların arasındaki daracık keçi yollarını izleyerek çıkabildiğimiz kadar yukarılara tırmandık. Buradaki antik eserleri izleyince şu ayet-i kerimeyi düşünmemek elde değildir:
“Sizden önce nice (milletler hakkında) ilâhî kanunlar gelip geçmiştir. Onun için, yeryüzünde gezin dolaşın da (Allah'ın âyetlerini) yalan sayanların âkıbeti ne olmuş, görün!” (Ali Imran/137)
Dicle üzerindeki köprünün başında birkaç Arap çocuğu darbuka ve defle her dilden şarkılar söyleyerek milleti etrafına toplamayı başarmışlardı.
Bir Karadeniz havasını söylüyorlar bir mezdeke tarzı, bir kırmanço söylüyorlar bir Arapça.
İnsanın etkilenmemesine imkân yoktur, inanın burada gözlerimden yaşlar geldi. Bu güzellikleri ve farklılıkları yaşatmamız ve hoşgörü iklimiyle ve ümmet bilinci ile beraber yaşama azmimizi keyifle geliştirmemiz gerekir.
Hasankeyf sokaklarında dolaşırken halkın ve esnafın cana yakınlığı kimsenin gözünden kaçmadı, dürüstlük ise bambaşka bir boyuttaydı burada. Kimse normalin üzerinde fiyat çekeyim derdinde değildi. Hatta normalin altında fiyat istiyorlardı.
Ansiklopedik bilgilere göre Hasankeyf, insanlığın en eski yerleşim yerlerinden biri olan Mezapotamya bölgesinde yer almaktadır. Hem içinden Dicle nehrinin akıp gitmesi, korunmaya müsait coğrafi yapısı, mesken olarak kullanılan binlerce mağarası hep dikkatleri çekmiş ve çağlar boyunca stratejik önemini korumuştur.
Kayalara oyulmuş konutları nedeniyle, Süryânice Kifo (kaya) kelimesinden türetilmiş Kifos ve Cepha / Ciphas isimleriyle bahsedilen şehir "Mağralar Şehri" ya da "Kayalar Kenti" anlamına Arapça ve "Hısn-ı Keyfa" denilmiştir. "Hısn-ı keyfa" adı Osmanlılar zamanında Hısnıkeyf, halk arasında da Hasankeyf şekline dönüşmüştür.
Şehir Yukarı Mezopotamya’dan Anadolu’ya geçiş güzergâhı üzerinde ve Dicle nehrinin kenarında stratejik bir noktada kurulmuştur. Kale, Sâsânîler’in Anadolu’daki Roma topraklarını tehdit eden bir güç haline geldikleri sırada İmparator II. Konstantios (337-361) tarafından inşa ettirilmiş ve Erzen bölgesinin merkezi yapılmıştır. 
Mezopotamya’yı Bitlis-Van üzerinden İran ve Kafkasya’ya bağlayan yolun güzergâhında yer alan Hasankeyf, Anadolu’daki Bizans varlığının iktisadî ve idarî bakımdan çökmüş olması sebebiyle bu dönemde adı geçen bölgelere açılamadı.
Hasankeyf ve çevresi, Hz. Ömer’in halifeliği sırasında İyâz b. Ganm’ın kumandasındaki İslâm ordusu tarafından fethedildi (640).
Hasankeyf’i doya doya olmasa da iki saate sığacak kadar keyifle seyrettik ve gezme imkânı bulduk.
Altı otobüs dolusu kafilemizle Dara’yı gezmeye zamanımız kalmadığından akşama yakın buradan Mardin’e dönmek üzere ayrıldık.
Mükremin KIZILCA
Medya Ermenek Yazarları Bu Sayfada Yer Almaktadır.

Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba,pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğanher türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen yazara ve yorumcuya aittir.///NOT:Medya Ermenek sitesinde makalesi yayınlanan yazarlara telif ücreti ödenmez. Yazarlar bunu peşinen kabul etmiş sayılırlar.

Hiç yorum yok:

Düzenleme | Copyright © 2013-2017 | MedER |Medya Ermenek
BİZE ULAŞIN