404 | Medya Ermenek Medya Ermenek Sağ Reklam Alanı
Sol Reklam Alanı
Facebookta Paylaş

NACİ AYDINLI KİMDİR? -3


İVRİZ KÖY ENSTİTÜSÜ YILLARI
Naci Aydınlı Hocamız,1948 yılı yaz döneminde İvriz Köy Enstitüsü’ne gitmek için yazılı sınava katılır ve kazanır. Sözlü sınav için Ermenek’ten Austin marka bir kamyonla yukarı yol dedikleri  Balkusan – Bucakkışla yolu ile Karaman’a  ulaşırken 22 virajlı Avgan yokuşunu ve Ermeneklilerin mekânı/toplanma yeri olan Karaman’daki   Kervansaray Hanı’nı da hatırlar.  İvirz’de sözlü sınavı kazanır, kendisi gibi sınav kazanan başka Ermenekli çocuklar da vardır. Burada araya girmek isterim, Sayın Aydınlı’dan önceki  dönemlerde yukarılarda okuyan çocuklar, o yolları hep üç gün yürüyerek aşıp Karaman’a ulaşmışlardır. Bu bakımından en azında Aydınlı Hocamızın ulaşım yönünden bindiği araba külüstür bir araba da olsa, yolculukta kolaylık olduğu söylenebilir. İkinci Dünya Savaşının  ( 1939-1945 )bittiği yaraların sarılmaya başladığı, yokluğun, kıtlığın açlığın unutulmaya çalışıldığı yokluk yılları içinde okula gider.
Hocamız Naci Aydınlı “ O yıllarda Köy Enstitüleri beş yıllıktı. Mezun olanlar köylere öğretmen olarak atanırdı. Son sınıfa geçtiğimizde,  1952 ‘de Köy Enstitüleri isim olarak “ İlköğretmen Okulu’na dönüştürüldü, öğrenim süresi bir yıl uzatılarak altı yıla çıkarıldı.1953 yılında mezun olacakken 1954 yılında mezun olduk.”  diye bir bilgi notu düşecektir.
Altı yıllık tahsil hayatımızda çok şeyler öğrendik. Değerli öğretmenlerimiz vardı. Hamit Özmenek ve Salih Ziya Büyükaksoy’u hiç unutamıyorum. Bizlere anne,  baba şefkatiyle yaklaştılar. Gece gündüz bizleri eğittiler, yardımcı oldular. Anne ve babalarımızın yokluğunu  fazla hissetmedik.  Sayın Aydınlı’yı test etme anlamında değil asılnda anlatımı güçlendirme adına  Zaman zaman buluştuğum birlikte yemek yediğim İvriz mezunu mühendis ve doktor  ( Yusuf Kılıç ve Dr. Nuri Acıyan )arkadaşlarımla görüştüğümde, onlara Salih Ziya Büyük adı size neyi  hatırlatıyor deyince, dakikalarca adını saygı ve minnetle andılar. Demek ki rahmetli Salih Ziya öğrenciler üzerinde çok olumlu etki bırakmış değerli bir eğitimci olarak hafızalarda yerini almış.
Aydınlı Hocamız öğretmenleri hakkında şöyle diyecektir:
Öğretmenlerimiz bize vatan sevgisini, öğretmenliği, yurdumuz için neler yapmamız gerektiğini öğrettiler. Enstitüler, yaparak; yaşayarak eğitmenin ve öğretmenin merkezi idiler. Yaz tatilleri 45 gündü. Eğitim ve öğretimimiz sınıfta, işlikte, tarlada, bahçede   ve kütüphanede geçerdi. Her gün sabahleyin derslerden  ve uygulama çalışmalarından  önce etüt saatlerimiz olurdu. Öğretmenlerimiz anne, baba şefkatiyle bizleri kucaklar ve geleceğe olan umutlarımızı ideallerimizi artırırlardı.
Haftanın en az üç günü sabahları okul sahasında toplanıp, öğretmenimizin nezaretinde müzik-spor- milli oyun etkinliklerinde bulunur,  mevsim koşullarına göre yarım gün kültür dersleri, yarım gün uygulamalı ziraat, inşaat, demircilik, marangozluk, bahçe  ve tarla  işleriyle uğraşırdık. Bir marşımız vardı , o bizleri çok etkilemişti.
Eğitimcilerin özellikle Köy Enstitüsü’nde okuyanların yıllardır yüreklerinde unutamadıkları bir Köy Enstitüsü  sevgisi vardır. Yıllar sonra söyledikleri okul marşlarını bile unutmayıp  kaleme dökmüş Sayın Naci Aydınlı Hocamız.
ZİRAAT MARŞI
Sürer ,eker,biçeriz; güvenip ötesine
Milletin her kazancı, milletin kesesine.
Toplandık baş çifçinin Atatürk’ün sesine
Topraklar Savaş için ziraat cephesine
Biz ulusal varlığın temeliyiz köküyüz
Biz yurdun öz sahibi efendisi , köylüyüz.
İşte bu ülkü ve idealler bizlere bu mesleği çok sevdirdi. Meslek hayatımızda en büyük güç kaynağımız oldu…diye yazar Sayın Aydınlı.
Güftesi Behçet Kemal ÇAĞLAR tarafından yazılan ve Ahmet Adnan Saygun tarafından bestelenen bu marşı internetten kolayca meraklılar bulabilir.

İvriz Köy Enstitüsü’nü mezun olanlar anlatırken öve öve bitiremezlerdi.  Şimdi albay olan yeğenim Seyit Ahmet Küçük  2002 yılında, Ereğli’den evlendi, düğününe gittik. Öğretmen evinde kaldık, temiz, kurallarına göre işleyen ve kütüphanesi de olan bir mekândı.  Vaktimiz vardı, beni İvriz’e götürmelerin talep ettim, kabul ettiler. Kalktık gittik. Eğimli bir arazide bir bina yakınlarında da küçük birkaç evcik. Sonbahar olduğu için arazide otlar kurumuştu, aşağıda düz arazideki yeşillik canlılık yoktu, okul gidince hayat da durmuştu. Mezunları adına hayıflandım, üzüldüm, yapılacak bir şey kalmamıştı. Oradan yukarı suyun kaynağına çıktık, İvriz Kaya Kabartması’nı gördük, niceledik, kayanın dibindeki buz gibi sudan içtik ve döndük. Artık  Ereğli’yi Ereğli  yapan üç unsurdan biri olan İvriz Köy Enstitüsü ve Ereğli Dokuma Fabrikası  yoktu. Yalnız tarımda bereketi temsil eden Kaya Kabartması  kalmıştı, o da korumaya muhtaçtı.  İvriz İvriz dedikleri  eğitim yuvası olmuştu bir örene! Bu duygularla oradan ayrılmıştık. 
20.06.2017
Hasan ŞİMŞEK

Medya Ermenek Yazarları Bu Sayfada Yer Almaktadır.
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba,pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğanher türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen yazara ve yorumcuya aittir.///NOT:Medya Ermenek sitesinde makalesi yayınlanan yazarlara telif ücreti ödenmez. Yazarlar bunu peşinen kabul etmiş sayılırlar.

Hiç yorum yok:

Düzenleme | Copyright © 2013-2017 | MedER |Medya Ermenek
BİZE ULAŞIN