404 | Medya Ermenek Medya Ermenek Sağ Reklam Alanı
Sol Reklam Alanı
Facebookta Paylaş

MAHALLENİN DELİSİ -2


Bir önceki bölümde “Mahallenin Delisi” öykümüzü sizlere sunmadan bir giriş yazısı yazmıştım. Bu yazımda öykü, devamında da Konya’da yaşanan bir çirkinliğin “Mahallenin Delisi” öyküsüne benzerliği ve çıkar peşinde koşan insanların insanlığı nasıl mezarsız bıraktıklarını okuyacaksınız.


“Mahallenin Delisi” 1970’li yıllarda Hollanda’da yaşanmış hukuksal boyutu oldukça ağır bir gerçek öyküyü anlatıyordu. Aslında bu bir haberdi. Kupürleri sınıf ortamında bizlere gösterilmiş, sonrasında da bizler yorumlar yapmıştık. O dönemde belki de daha sonraları engellilere yönelik çıkacak kanunlara çakıl taşları oluyorduk.

İsimler ve şehirler maalesef akılımızda kalmamı. Bu günlerde kullanacağımı bilsem belki de bir yerlere kaydederdim. Haber şöyleydi; Hollanda’nın güney kesimlerinde bulunan bir şehrin, bir mahallesinde bir deli varmış. Delinin hiçbir kimseye, hiçbir zararı olmadan kaldırımlarda yürür, parkların kenarlarında dolaştıktan sonra evine dönermiş. Bunu her gün tekrarlarmış ancak bir sokaktan geçerken o sokağın çocukları delinin peşinden koşar, çeşitli nesneleri arkasından fırlatırlar, bizdeki tabirle “deli deli deli, kulakları küpeli” tarzında bağrışmaları ile deliyi huzursuz ederler deli de canı sıkılmış halde evine dönermiş. Bu olay binlerce defa tekrarlanmış.

Deli bir gün yine evinden çıkıp yürüyüşünü yapmak için kaldırımlarda ilerlerken mahallenin çocukları yine her gün yaptıkları hakaretlerini uygulamaya başlarlar. Koşar olmaz, duru olmaz. Derken önünde gördüğü bir taşı alır ve fırlatır.

Mahallenin çocuklarından birine taş isabet eder ve çocuk yere düştükten sonra bir daha kalkamaz. Çocuk eks olur. Mahallede bağrışmalar ve polis gelir. 

“Mahallenin Delisi” atılır nezarete. Kendini savunamaz. Savcı dosyasını hazırlar ve tutuklanır. Yakınları bulundukları şehirde ne kadar avukat varsa kapılarını çalarlar. Hepsi de savunamayacaklarını belirtirler.

Konu medyaya taşınır. O günkü gazetelerden bir bu olayı haber yapar ve okuyucusuna, ülkeye duyurur. Ülkenin en kuzeyindeki bir şehirde bulunan avukatın birinin dikkatini çeker ve taşıtına bindiği gibi “Mahallenin Delisi”nin hapsedildiği şehre gelir. Adliyede olay dosyasını inceler ve hiçbir ücret talep etmeden “Mahallenin Delisi”ni savunacağını belirtir. Dosyadan mahkemeye girecek hakimin adını da öğrenir. Avukat basit bir çalışma yapar. Hakimin akrabalarının isim listesini, akrabalık derecesini ve hangi şehirde yaşadıklarını not eder.

Mahkeme günü gelir. Duruşma salonunda herkes yerini alır. Önce maktül avukatı söz alır ve “Mahallenin Delisi”nin ölüm cezası ile cezalandırılmasını ister.
Olayı medya takip etmekte, çok sayıda izleyici salonu doldurmuş, herkes katilin nasıl savunulacağını merakla bekler. Söz maktul (sanık-öldüren) avukatına geçer ve olayı takip eden medya muhabirleri hemen flaşlarını patlatır, not almaya başlayanlar olduğu gibi ses kayıt cihazlarını kurup çalıştıranlar görülür. 

Günümüzde bunların yasak olduğunu hepimiz biliyoruz. Yine hepimiz olayı okumaya devam ederken bir taraftan da “Adam deli, zaten cezai ehliyeti yok.” diye düşünenlerimiz de var. Ama olay bundan 50-60 yıl olduğunu düşünürsek kanunların da günümüzdeki gibi olmadığını hemen düşünebiliriz. Diğer yandan ölüm olayı ve sonrası adalet tarafından çözülmeli, halkın hukuki yönden iknası sağlanmalı.

Sanığın avukatı mahkeme heyetini selamlar ve başlar konuşmaya. Herkes can kulağı ile dinlemede. Bir film sahnesini düşünün kameralar zom halinde.
Avukat elindeki hakimin akraba listesinden birincisinin adını okur. “Sizin akrabanız mı?” diye sorar.

Hakimden “evet” yanıtını alır. “Size bu akrabanızdan selam getirdim.” der. İkinci, üçüncü, dördüncü, beşinci akraba ve hepsinden “evet” yanıtını alır. Her sorduğu akrabadan sonra “Size bu akrabanızdan selam getirdim.” der. Hakim sinirlenmeye, ses tonu değişmeye başlar. Lakin avukat akraba listesinden okumaya ve selam getirdim demeye devam etmektedir. 11, 12, 13… derken hakim oturduğu sandalyeden hızla kalkar, yumruğunu masa üzerine vurur.
“Yeter be, yeter! Bu ne biçim savunma?” diye bağırır. Hakimin sesi kesilince avukat devam eder. “İşte hakim bey benim istediğim de buydu.  Ben sizi kötülemedim. Ben sizin onurunuzu kıracak bir söz de sarf etmedim. Size sadece akrabalarınızdan selam getirdiğimi söyledim ve siz de aşırı bir sinir ve tepkiyle masaya vurdunuz ve beni de azarlamaya kalktınız.

Şimdi kendimizi “Mahallenin Delisi”nin yerine koyalım, bir empati yapmanızı öneriyorum. Ondan sonra bu suçsuz günahsız insanın özgürlüğüne kavuşmasını talep ediyorum.” deyip konuşmasını bitiriyor.

Salonda önce bir sukutu hayal ve suskunluk yaşanıyor. Beklentiler “Mahallenin Delisi”nin cezalandırılması yönündedir çünkü. Bu şoku atlatan izleyiciler ayağa kalkıp avukatı alkışlamaya başlıyorlar. Salonda tekrar sessizlik sağlanıyor. Akabinde “Mahallenin Delisi”nin beraatına karar veriyor ve özgürlüğe kavuşuyor.

Bizler öğrenci olarak o günlerimizde sınıf ortamında tartıştık, görüşlerimizi sunduk. Şu an bu yazımı okuyan okuyucularımız da ister istemez kendilerini iç dünyalarında bir tartışmaya tutuşturmuş olabilir. Önemli olan tartışabilmek. Tartışmadan elde edilen çözümler sonrasında büyük hatalar ortaya çıkarabilir.
Ben kendim bu olayda aşırı tahrik, günümüz hukuk terimiyle “mobbing” dir. Mobbing nedir? Sonrasında da günümüzde “Mahallenin Delisi”nin yaşadığının bir benzeri  “mobbing”i dile getireceğim ve okuyuculardan, hukukçulardan yardım talebinde bulunacağım.

Lütfen devamını okuyun !

MAHALLENİN DELİSİ-1 Oku

“Mahallenin Delisi” DEVAN EDECEK!
02.05.2018
Durmuş Ali ÖZBEK

Medya Ermenek Haber Sitesindeyayınlanan makaleleriniçeriği hakkında mali, hukuki, cezai, idari sorumluluğu makalesi yayınlanan yazara aittir.Yayınlanan makale karşılığında yazarlara telif ücreti ödenmez. Yazarlar bunu peşinen kabul etmiş sayılırlar.

Hiç yorum yok:

Yorum Kuralları
Yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret, küfür, aşağılayıcı, küçük düşürücü, pornografik,
ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici,
yorumların her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluğu yorumcuya aittir.

Düzenleme | Copyright © 2013-2018 | MedER |Medya Ermenek
BİZE ULAŞIN