404 | Medya Ermenek Medya Ermenek Sağ Reklam Alanı
Sol Reklam Alanı
Facebookta Paylaş

LOHUSA ŞERBETİ: HEYRE



Ah eski günler, diye hayıflanmak, nostalji adıyla tarihe imrenmek ve nerede o eski dostluklar ve benzeri sızlanmalar çoğu zaman laf bulamadığımız zaman sığındığımız limanlardır.
Hiç hayıflanmayın! Şu anda dünya tarihinin en lüks hayat tarzının bulunduğu ve devasa ilmi devrimlerin yapıldığı bir çağda yaşıyoruz.
Tarihe, o karanlık günlere, yoksulluk, sıkıntı ve rezilliğin her zaman diz boyu olduğu devirlere hiç dönme hayali kurmayalım.
İnsanlık eğer sürdürebilirse muhteşem bir devre yakalamıştır. İki büyük dünya savaşında yüz milyon insan kaybeden dünyalılar biraz hizaya geldiler görünüyor.
Dünya nüfusu bir milyarken bundan yani yedi milyar olduğumuz bu zamandan daha sefildi.
Sanayi devrimi her şeyi altüst etti, inşallah biz de yakalamış durumdayız, inşallah daha muazzam bir devrim olan bilişim ve iletişim devrimini herkesle beraber yakalar ve geri kalmayız.
Bundan fazla değil 60 yıl önce hepimizi anamız evde doğurdu. Hastane yoktu, ebe yoktu hemşire yoktu. Sadece ebelik yapan koca karılar, ninelerimiz vardı.
Onlar çağrılınca doğum yapacak kadının yanına son anda gelirler bildiklerini uygulayarak nur topu gibi çocukları analarının kucağına teslim ederlerdi.
Eski ebeler yani diplomasız kâbileler bebeği ilk önce bir güzel tuzlarlar sonra çimdirirlerdi. Bu nedenle zaman zaman zevzek ve geveze olanlara bizim memleketimiz Ermenek yöresinde “Tuzsuz” derler veya “senin eben kim idi, tuzunu az koymuş” diye takılırlardı.
Bebeğini kucağına daha doğrusu yatağında yanı başına alan annelere komşular akın akın gelirlerdi. O zamanlar şimdiki gibi pahalı bebe aksesuarı ne arasındı, rengârenk bebek takımları neredeyse yok gibiydi.
Bebek görmeye gelenlerin ellerinde bir tas olurdu, içinde siyaha yakın, bordo kahverengi karışımı hafif koyu, baharatla çeşnilendirilmiş bir sıcak şerbetti bu.
 Anne onu içince turp gibi olur kaybettiği kanı en kısa zamanda onunla toparlardı.
Bu şerbete Heyre derlerdi,
Heyre, su katılmış pekmezin nişastayla kaynatılarak şerbete dönüştürülmesinden sonra baharatla süslenen ve lohusa anneye sunulan en güzel bir hediyeydi.
Şimdi Heyrenin adı sanı unutuldu. Belki lügatlerde bile geçmezdir, durun ben bir bakayım sözlüklere yazan var mı?
Evet, Google “Bunu mu demek istediniz? heybe nedir” diye soruma soruyla karşılık verdi.
Diğer sonuçlarsa “Yağda kavrulmuş un çorbası, bulamaç.” cevabında birleşiyorlar.
İşte yukarıda verdim Taşeli bölgesinde Heyre’nin tarifini, kaynak göstermek şartıyla kullanabilirsiniz, ey sözlükçüler!


Mükremin KIZILCA


YAZARLAR SAYFASINA ==>>>
Medya Ermenek Haber Sitesindeyayınlanan makaleleriniçeriği hakkında mali, hukuki, cezai, idari sorumluluğu makalesi yayınlanan yazara aittir.Yayınlanan makale karşılığında yazarlara telif ücreti ödenmez. Yazarlar bunu peşinen kabul etmiş sayılırlar.

Hiç yorum yok:

Yorum Kuralları
Yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret, küfür, aşağılayıcı, küçük düşürücü, pornografik,
ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici,
yorumların her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluğu yorumcuya aittir.

Düzenleme | Copyright © 2013-2018 | MedER |Medya Ermenek
BİZE ULAŞIN