404 | Medya Ermenek Medya Ermenek
Facebookta Paylaş

KARAC-OĞLAN'IN MAYASI



Türkiye' de Karac-oğlan adında bir ozanın varlığını "1914" İkdam gazetesinde yazdığı iki dörtlüğü ile gün ışığına çıkaran Fuat KÖPRÜLÜ dür

Bire ağalar bire beğler
Ölmeden birdem sürelim
Gözümüze kara toprak
Dolmadan birdem sürelim

Seni bana gayet güzel dediler,
Göster cemalini görmeye geldim,
Şeftalini derde derman dediler,
Gerçek mi sevdiğim sormaya geldim.

(1927) yılında  Karac-oğlan' ı kitaplaştırarak ünlenmesine Sadettin Nüshet
ERGUN aracılık etmiştir. Bu tarihten sonra bir çok yazar Karac-oğlanın
üzerine kitap yayınlamıştır. Bağzı yazarlar Karac-oğlan' ın doğum ve ölüm tarihleri olarak
şu dizelerde birleşirler.

Karac-oğlan dendi ünüm duyuldu,
Bin onbeş te (1606) göbek adım konuldu,
Bin onbeş te (1606) beratcım yazıldı, (S.N.E)
seksenbeş te bel kemiğim bozuldu,
Bindoksan (1679) mezarımın başında,
Döner baykuş öter bülbül.

Hiç bir zaman, hiç bir aşık kendi öldüğü yıla tarih düşemez, tarih yazamaz. Bu görüş yanlıştır.
Karac-oğlan bir dörtlüğünde şöyle seslenir:

İllerde konup göçerler,
Lâle sümbülü biçerler,
Ağalar beyler içerler,
KAHVE de Kara değil mi?

Kahve' yi yurdumuza ilk getiren HABEŞİSTAN BEYLER BEYİ ÖZDEMİR PAŞA
(Ö.1561) dır. Bu tarih göz önüne alınırsa ve Ahmet Kutsi TECER
gibi bir çok araştırıcılar ile Karamanoğulları Beyliği nin (1473) te
Osmanlı Devleti  tarafından yıkılışından sonra ki yıllarda TAŞELİ' nden,
Karamanoğlu diyarından yapılan sürgünlerin tarihleri göz önüne alınınca
Karac-oğlan' ın (15. y.y.) ile (16. y.y.) Başlarında doğduğu ağırlık kazanır.
Karac-oğlan hakkında ilk ve yaygın neşkiyat (1920) Yılından sonra
başlamıştır. Bu konuda önder Ali Rıza YALGIN' dır.
Konya' da İlk öğretim müfettişi iken Ermenek ilçesi'nin köylerine
görevi dolayısı ile gittiği zaman BARÇIN yaylası eteğindeki köylerinde
Karac-oğlan şiirlerini tesbit ederek Konya' da çıkarılan "Babalık Gazetesi" inde
(8.7.1922) yılında yayınlanmıştır.

Barçın yaylası'nda Yörüklerden Emirler kabilesi, Sarıveliler ilçesi'nde Emir Uşağı
vardır. Karac-oğlan' ın Emirler le ilgili dizeleri

Sarı edik giymiş koncu kısarak,
Gidiyor da birim birim basarak,
Anası hürü de kızı besilek,
Emirler den bir kız indi pınara.

Sarı edik giymiş koncu dizinde,
Arzumanın kaldığı ala gözünde,
Böyle güzel m-olur köylü kızında,
Emirlerden bir kız indi pınara.

Meles gömlek giymiş vicudu nazik,
Kollarını sıkmış altun bilezik,
Aşnası kötülük Ceylâna yazık,
Emirlerden bir kız indi pınara.

Karac-oğlan der ki nolup nolmalı,
Keten gömlek giymiş kolu sırmalı,
Anasını  öğüp kızın almalı,
Emirlerden bir kız indi pınara.

Not: Emirler kabilesi Alanya da Demirtaş'ın  Hocalar mah. ile Gazipaşa da
Kışlarlar


Taa Orta Asya dan Anadolu ya kadar uzanan Bozkırların, Yücedağ ve Yaylaların,
Vahşi ve yapmacıksız doğal seslerini KAVAL, SAZ ve KOPUZ la inleten
Türk Edebiyatı nasıl doğrudan doğruya Türk milleti' nin yaşamından
doğmuşsa; Karac-oğlan' da bu köklü kültürün eşi bulunmaz bir meyvesidir.
İnsanların doğumu, yaşamı ve ölümünü dile getiren şiirinde ki sırrı
bu gün bile ilim çözememiştir. Karac-oğlan bu şiirinde şöyle seslenir.

HAK kın kandilinde gizli sır idim,
Anamın beline indirdin beni,
Ak mürekkep idim kızıl kan ettin,
Türlü irenklere yandırdın beni.

Anamın karnında bendeler gördüm,
Yedi derya geçtim umvana döndüm,
Dokuz aylık yoldan sefere geldim,
Bir kapısız hana indirdin beni.

Ben de bildim şu dünya ya geldiğim,
Tuzlandım da çabıtlara belendim,
Bir zaman da beşiklerde sallandım,
Anamın sütüne kandırdın beni.

Beş yaşında akıl geldi başıma,
On yaşında geder oldum işime,
Varıpta deyince onbeş yaşıma,
Bir kuru sevdaya yeldirdin beni.

Onbeş yaşadım, yirmiye yol oldu,
Otuzunda çevre yanım göl oldu,
Kırk yaşımda hayrım şerrim bel oldu,
Hayrımı şerrimi bildirdin bana.

Ellisinde yaşım yarısın geçti,
Atmışında yolum yokuşa düştü,
Yetmişimde biraz tetbirim şaştı,
Mertebe, mertebe, indirdin beni,

Sekseninde  beratcım yazıldı,
Doksanında kan damarım büzüldü,
Yüz yaşımda azalarım çözüldü,
Bir sabı masuma döndürdün beni.



Karac-oğlan der ki, yakdın yandırdın,
Ecel şerbetini verdin kandırdın,
En reyledin Azrail- i gönderdin,
Heç te doğmamışa dönderdin beni.

Karac-oğlan, Ahmet Yesevi, Kaşkarlı Mahmut, Yusuf Has Hacip, Mevlâna
Hacı Bektaş-ı Veli, Hacı Bayram Veli, Yunus Emre gibi büyük sufi ve düşünürlerin
bilginlerin, menkibelerini Hz. Ali ve Hamza nın Kahramanlık hikâyelerini
Lokman efsanelerini  Peygamber ler tarihini bilenlerden di.
Tarihimizde köy odaları ile oda görevini yerine getiren yörük çadırların da ki
Uluların, Bilge kişilerin, Dinletileri bu kültürün kapılarından biri idi.
     Türk halkının zevk, yaşam, gelenek, ve göreneklerinin çok kuvvetle yaşandığı
TAŞELİN de yerleşik hayata geçen veya göçebiliği sürdüren Türkmen aşiretleri
arasında yetişmiş ve yaşamış olan Büyük Karac-oğlan doğduğu yörenin
kuvvetli tesiri adında idi. Halk zevkine ve asıl halk edebiyatı anannelirine
şiddetle bağlı kalmıştır. Büyük Karac-oğlan, kadının büyük gücünü keşfetmiştir.
Dörtlüklerinde şöyle der:

Pencereden bakan dilber,
Güzelliğin bildirirsin,
Ak göğsüne Lâle sümbül,
Ağlayanı güldürürsün,

Gerdan açık benlerin çok,
Güzellikte menendin yok,
Kaşların yay kipriğin ok,
Vurduğunu öldürürsün.

Gül bülbülün  sekiminden,
Perçen zülüf takımından,
Geçme mescit yakınından,
Çok namazlar böldürürsün

Karac-oğlan bana yazık,
Yari gördüm bağrım ezik,
Bahçende ki güle yazık,
Pek elletme soldurursun.


Etrafı Toros Dağları ile çevrili olan Taşeli'nin bu oluşuma büyük etkileri vardır.
Çünkü dış etkenler  dağların içindeki (TAŞELİ’nde) Türk dilini, Türk kültürünü  etkileyememiştir.
Geçtiğimiz 45 yıl öncesinde bu yöre " Tekerleğin Değmediği Yer" lerdi
Karac-oğlan bu yerleri dizelerinde şöyle dinlendirir.

Eğer benim ile gitmek dilersen,
Eğlen güzel bahar gelsin gidelim,
Bizim İller Kıraçlıdır aşılmaz.
Yollar çamur kurusunda gidelim

Erisin dağların karı erisin,
İniş seli düz ovayı büyüsün,
Türkmen İl-i yaylasına yürüsün,
Ak kuzular melesinde gidelim.

Methederler, Karaman'ın İli'ni,
Köprüsü yok geçemedim selini,
KERVAN YAYLASI' nı (1) PERÇEM BELİ' ni (2)
Lâle sümbül bürüsün de gidelim.

Üç gün oldu bizim evler göçeli,
Beş gün oldu Çevlik suyu n geçeli,
Önü al önlüklü yüzü peçeli,
Hanım kızlar yürüsün de gidelim.

Karac-oğlan der ki ama ne fayda,
Rağbet kalmadı hiç yoksulda bayda,
Bu ayda olmazsa gelecek ayda,
On-ki ayın birisinde gidelim

Not: (1-2) Kervan yaylası, Percembeli  Ermenek' e bağlı Kazancı kasabasının
güneyinde ,Anamur yörüklerinin Barçın yaylası na göçdükleri yol üzerindedir.

Karamanoğulları' nın Türbesi nin bulunduğu Ermenek İlçesi ne bağlı Balkusan
(Balkaman) köyü ile ilgili Karac-oğlan'ın dizeleri ise şöyledir.





Kalk gidelim Balkamandan yukarı,
Oturup durana devlet yar olmaz,
Yiğidin bir başı gezginci gerek,
Yiğit gezmeyince adam olamaz.

Yiğidin bir başı fraklı gerek,
Sağ yanı da sol yana çıraklı gerek,
Beri den benzerden yürekli gerek,
Kötü kervan bozup kumaş alamaz.

Uyan karac-oğlan gafletten uyan,
Atına binip te kargına dayan,
Ölümden korkup da sonunu sayan,
Ölür gider yar koynuna giremez.

Karac-oğlan büyük şehirde ki şairler gibi halk hayatından uzak gelenek ve
kaside edebiyatı Tesirlerinden etkilenmemiş aruz veznini hiç kullanmamıştır.
Divan edebiyatı şairi Nedim:
    "Bir elinde gül, bir elde câm, geldin sakı' ya
Hangisini alsam, gülü yahut ki camı, ya seni"

derken Türk halk şairi Karac-oğlan aynı konuda söze can veren Türkmen aşiret
Türkçesi ile şöyle seslenir.

"Bir elinde bade, birinde meze,
Nasıl koparayım, gülleri sarhoş,
der."

Taşelin'de yağan kar ve yağmurun toprak da ki öz suyu ile birleşerek ilk baharda
ilk açan Kardelenlerin, çiğdem, nerkiz, nevruz, lâle, sümbüllerden sonra
türlü çiçeklerin çimenlerin kendine özgü çeşitli renkleri ile doğa canlanır.
Taşeli süslenir. Turnalar keklikler, kuşlar, ceylanlar, develer koyun ve keçi sürüleri
oğlak ve kuzularla dolar taşar Taşeli’n de büyük Karac-oğlan bir halk ve HAK şairidir
Bakınız  Allah’ ı  sevdiğini ve Allah a bağlılığını nasıl dile getirir.


Üryan geldim gene üryan giderim,
Ölmemeye elde fermanım mı var?
Azrail gelmiş de can talep eder,
Benim can vermeye dermanım mı var?

Dirilirler, dirilirler gelirler,
Huzur-u mahşerde divan dururlar,
Harami var diye korku verirler,
Benim ipek yüklü kervanım mı var.

Er isen erliğin meydana getir,
Kadir Mevlâm noksanımı sen yetir,
Bana derler gam yükünü sen götür,
Benim yük götürür dermanın mı var?

Karac-Oğlan der ki ismim överler,
Ağu oldu bildiğimiz şekerler,
Güzel severler diye isnat ederler.
Benim HAKtan özge sevdiğim mi var.




Karac-Oğlan bu doğanın, bu Türk tarihinin, bu
yüce kültürün görkemli bir lütfudur.
Karac-Oğlan yörük, türkmen Türkçesi diyebileciğimiz
kendine özgü söylem zenginliğini sözcüklerle, dizele-
rini dillendiriverir. Bu dil Karac-Oğlan'ın kimliğidir
. Barçın Yaylası şiirinde görüleceği gibi:

BARÇIN Yaylası'nda üç güzel gördüm,
Birbirinden üstün şıvga fidandır,
Aklım şaştı, garip belim büküldü,
Kaşlar hilâl gözler ahu cerandır.

Bellerinde gördüm lâhur şalını,
Yanakları gülden almış alını,
Al sıktırma kavuşturmuş belini,
Güzellere bildim bunlar sultandır.

Üç kumrudur su başında ötüşür,
Yol üstünde bana seyran yetişir,
Yatışır mı deli gönül yatışır,
Avcıyım ammonlar benden şahandır.

Karaca-Oğlan der ki bu yer neresi,
Altınoluk(1) pınarbaşı süresi,
İnce belde saçlarının turası,
Böyle selvi endam akla ziyandır.

Not 1- Altınoluk: Barçın yaylasında Altıntaş yöresindedir



Türkiye' de Karac-oğlan adında bir ozanın varlığını "1914" İkdam gazetesinde yazdığı iki dörtlüğü ile gün ışığına çıkaran Fuat KÖPRÜLÜ dür

Bire ağalar bire beğler
Ölmeden birdem sürelim
Gözümüze kara toprak
Dolmadan birdem sürelim

Seni bana gayet güzel dediler,
Göster cemalini görmeye geldim,
Şeftalini derde derman dediler,
Gerçek mi sevdiğim sormaya geldim.

(1927) yılında Karac-oğlan' ı kitaplaştırarak ünlenmesine Sadettin Nüshet ERGUN aracılık etmiştir. Bu tarihten sonra bir çok yazar Karac-oğlanın üzerine kitap yayınlamıştır. Bağzı yazarlar Karac-oğlan' ın doğum ve ölüm tarihleri olarak şu dizelerde birleşirler.

Karac-oğlan dendi ünüm duyuldu,
Bin onbeş te (1606) göbek adım konuldu,
Bin onbeş te (1606) beratcım yazıldı, (S.N.E)
seksenbeş te bel kemiğim bozuldu,
Bindoksan (1679) mezarımın başında,
Döner baykuş öter bülbül.

Hiç bir zaman, hiç bir aşık kendi öldüğü yıla tarih düşemez, tarih yazamaz. Bu görüş yanlıştır.
Karac-oğlan bir dörtlüğünde şöyle seslenir:

İllerde konup göçerler,
Lâle sümbülü biçerler,
Ağalar beyler içerler,
KAHVE de Kara değil mi?

Kahve' yi yurdumuza ilk getiren HABEŞİSTAN BEYLER BEYİ ÖZDEMİR PAŞA (Ö.1561) dır. Bu tarih göz önüne alınırsa ve Ahmet Kutsi TECER gibi bir çok araştırıcılar ile Karamanoğulları Beyliği nin (1473) te Osmanlı Devleti  tarafından yıkılışından sonra ki yıllarda TAŞELİ' nden, Karamanoğlu diyarından yapılan sürgünlerin tarihleri göz önüne alınınca Karac-oğlan' ın (15. y.y.) ile (16. y.y.) Başlarında doğduğu ağırlık kazanır.
Karac-oğlan hakkında ilk ve yaygın neşkiyat (1920) Yılından sonra başlamıştır. Bu konuda önder Ali Rıza YALGIN' dır.
Konya' da İlk öğretim müfettişi iken Ermenek ilçesi'nin köylerine
görevi dolayısı ile gittiği zaman BARÇIN yaylası eteğindeki köylerinde Karac-oğlan şiirlerini tesbit ederek Konya' da çıkarılan "Babalık Gazetesi" inde (8.7.1922) yılında yayınlanmıştır.

Barçın yaylası'nda Yörüklerden Emirler kabilesi, Sarıveliler ilçesi'nde Emir Uşağı vardır. Karac-oğlan' ın Emirler le ilgili dizeleri

Sarı edik giymiş koncu kısarak,
Gidiyor da birim birim basarak,
Anası hürü de kızı besilek,
Emirler den bir kız indi pınara.

Sarı edik giymiş koncu dizinde,
Arzumanın kaldığı ala gözünde,
Böyle güzel m-olur köylü kızında,
Emirlerden bir kız indi pınara.

Meles gömlek giymiş vicudu nazik,
Kollarını sıkmış altun bilezik,
Aşnası kötülük Ceylâna yazık,
Emirlerden bir kız indi pınara.

Karac-oğlan der ki nolup nolmalı,
Keten gömlek giymiş kolu sırmalı,
Anasını  öğüp kızın almalı,
Emirlerden bir kız indi pınara.

Not: Emirler kabilesi Alanya da Demirtaş’ın Hocalar mah. ile Gazipaşa da
Kışlarlar


Taa Orta Asya dan Anadolu ya kadar uzanan Bozkırların, Yücedağ ve Yaylaların, Vahşi ve yapmacıksız doğal seslerini KAVAL, SAZ ve KOPUZ la inleten Türk Edebiyatı nasıl doğrudan doğruya Türk milleti' nin yaşamından doğmuşsa; Karac-oğlan' da bu köklü kültürün eşi bulunmaz bir meyvesidir.
İnsanların doğumu, yaşamı ve ölümünü dile getiren şiirinde ki sırrı bu gün bile ilim çözememiştir. Karac-oğlan bu şiirinde şöyle seslenir.

HAK kın kandilinde gizli sır idim,
Anamın beline indirdin beni,
Ak mürekkep idim kızıl kan ettin,
Türlü irenklere yandırdın beni.

Anamın karnında bendeler gördüm,
Yedi derya geçtim umvana döndüm,
Dokuz aylık yoldan sefere geldim,
Bir kapısız hana indirdin beni.

Ben de bildim şu dünya ya geldiğim,
Tuzlandım da çabıtlara belendim,
Bir zaman da beşiklerde sallandım,
Anamın sütüne kandırdın beni.

Beş yaşında akıl geldi başıma,
On yaşında geder oldum işime,
Varıpta deyince onbeş yaşıma,
Bir kuru sevdaya yeldirdin beni.

Onbeş yaşadım, yirmiye yol oldu,
Otuzunda çevre yanım göl oldu,
Kırk yaşımda hayrım şerrim bel oldu,
Hayrımı şerrimi bildirdin bana.

Ellisinde yaşım yarısın geçti,
Atmışında yolum yokuşa düştü,
Yetmişimde biraz tetbirim şaştı,
Mertebe, mertebe, indirdin beni,

Sekseninde  beratcım yazıldı,
Doksanında kan damarım büzüldü,
Yüz yaşımda azalarım çözüldü,
Bir sabı masuma döndürdün beni.

Karac-oğlan der ki, yakdın yandırdın,
Ecel şerbetini verdin kandırdın,
En reyledin Azrail- i gönderdin,
Heç te doğmamışa dönderdin beni.

Karac-oğlan, Ahmet Yesevi, Kaşkarlı Mahmut, Yusuf Has Hacip, Mevlâna Hacı Bektaş-ı Veli, Hacı Bayram Veli, Yunus Emre gibi büyük sufi ve düşünürlerin bilginlerin, menkibelerini Hz. Ali ve Hamza nın Kahramanlık hikâyelerini Lokman efsanelerini  Peygamber ler tarihini bilenlerdendi.
Tarihimizde köy odaları ile oda görevini yerine getiren yörük çadırların da ki Uluların, Bilge kişilerin, Dinletileri bu kültürün kapılarından biri idi.
     Türk halkının zevk, yaşam, gelenek, ve göreneklerinin çok kuvvetle yaşandığı TAŞELİN de yerleşik hayata geçen veya göçebiliği sürdüren Türkmen aşiretleri arasında yetişmiş ve yaşamış olan Büyük Karac-oğlan doğduğu yörenin kuvvetli tesiri adında idi. Halk zevkine ve asıl halk edebiyatı anannelirine şiddetle bağlı kalmıştır. Büyük Karac-oğlan, kadının büyük gücünü keşfetmiştir.

Dörtlüklerinde şöyle der:

Pencereden bakan dilber,
Güzelliğin bildirirsin,
Ak göğsüne Lâle sümbül,
Ağlayanı güldürürsün,

Gerdan açık benlerin çok,
Güzellikte menendin yok,
Kaşların yay kipriğin ok,
Vurduğunu öldürürsün.

Gül bülbülün  sekiminden,
Perçen zülüf takımından,
Geçme mescit yakınından,
Çok namazlar böldürürsün

Karac-oğlan bana yazık,
Yari gördüm bağrım ezik,
Bahçende ki güle yazık,
Pek elletme soldurursun.


Etrafı Toros Dağları ile çevrili olan Taşeli'nin bu oluşuma büyük etkileri vardır.
Çünkü dış etkenler dağların içindeki (TAŞELİ’nde) Türk dilini, Türk kültürünü etkileyememiştir.
Geçtiğimiz 45 yıl öncesinde bu yöre " Tekerleğin Değmediği Yer" lerdi  Karac-oğlan bu yerleri dizelerinde şöyle dinlendirir.

Eğer benim ile gitmek dilersen,
Eğlen güzel bahar gelsin gidelim,
Bizim İller Kıraçlıdır aşılmaz.
Yollar çamur kurusunda gidelim

Erisin dağların karı erisin,
İniş seli düz ovayı büyüsün,
Türkmen İl-i yaylasına yürüsün,
Ak kuzular melesinde gidelim.

Methederler, Karaman'ın İli'ni,
Köprüsü yok geçemedim selini,
KERVAN YAYLASI' nı (1) PERÇEM BELİ' ni (2)
Lâle sümbül bürüsün de gidelim.

Üç gün oldu bizim evler göçeli,
Beş gün oldu Çevlik suyu n geçeli,
Önü al önlüklü yüzü peçeli,
Hanım kızlar yürüsün de gidelim.

Karac-oğlan der ki ama ne fayda,
Rağbet kalmadı hiç yoksulda bayda,
Bu ayda olmazsa gelecek ayda,
On-ki ayın birisinde gidelim

Not: (1-2) Kervan yaylası, Percembeli  Ermenek' e bağlı Kazancı kasabasının
güneyinde ,Anamur yörüklerinin Barçın yaylası na göçdükleri yol üzerindedir.

Karamanoğulları' nın Türbesi nin bulunduğu Ermenek İlçesi ne bağlı Balkusan
(Balkaman) köyü ile ilgili Karac-oğlan'ın dizeleri ise şöyledir.





Kalk gidelim Balkaman’dan yukarı,
Oturup durana devlet yar olmaz,
Yiğidin bir başı gezginci gerek,
Yiğit gezmeyince adam olamaz.

Yiğidin bir başı fraklı gerek,
Sağ yanı da sol yana çıraklı gerek,
Beri den benzerden yürekli gerek,
Kötü kervan bozup kumaş alamaz.

Uyan karac-oğlan gafletten uyan,
Atına binip te kargına dayan,
Ölümden korkup da sonunu sayan,
Ölür gider yar koynuna giremez.

Karac-oğlan büyük şehirde ki şairler gibi halk hayatından uzak gelenek ve kaside edebiyatı Tesirlerinden etkilenmemiş aruz veznini hiç kullanmamıştır.
Divan edebiyatı şairi Nedim:
    "Bir elinde gül, bir elde câm, geldin sakı' ya
Hangisini alsam, gülü yahut ki camı, ya seni"  derken Türk halk şairi Karac-oğlan aynı konuda söze can veren Türkmen aşiret Türkçesi ile şöyle seslenir.

"Bir elinde bade, birinde meze,
Nasıl koparayım, gülleri sarhoş,
der."

Taşelin'de yağan kar ve yağmurun toprak da ki öz suyu ile birleşerek ilkbaharda ilk açan Kardelenlerin, çiğdem, nerkiz, nevruz, lâle, sümbüllerden sonra türlü çiçeklerin çimenlerin kendine özgü çeşitli renkleri ile doğa canlanır.
Taşeli süslenir. Turnalar keklikler, kuşlar, ceylanlar, develer koyun ve keçi sürüleri oğlak ve kuzularla dolar taşar Taşeli’n de büyük Karac-oğlan bir halk ve HAK şairidir Bakınız  Allah’ ı  sevdiğini ve Allah a bağlılığını nasıl dile getirir.


Üryan geldim gene üryan giderim,
Ölmemeye elde fermanım mı var?
Azrail gelmiş de can talep eder,
Benim can vermeye dermanım mı var?

Dirilirler, dirilirler gelirler,
Huzur-u mahşerde divan dururlar,
Harami var diye korku verirler,
Benim ipek yüklü kervanım mı var.

Er isen erliğin meydana getir,
Kadir Mevlâm noksanımı sen yetir,
Bana derler gam yükünü sen götür,
Benim yük götürür dermanın mı var?

Karac-Oğlan der ki ismim överler,
Ağu oldu bildiğimiz şekerler,
Güzel severler diye isnat ederler.
Benim HAKtan özge sevdiğim mi var.

Karac-Oğlan bu doğanın, bu Türk tarihinin, bu yüce kültürün görkemli bir lütfudur. Karac-Oğlan yörük, türkmen Türkçesi diyebileciğimiz kendine özgü söylem zenginliğini sözcüklerle, dizelerini dillendiriverir. Bu dil Karac-Oğlan'ın kimliğidir. Barçın Yaylası şiirinde görüleceği gibi:

BARÇIN Yaylası'nda üç güzel gördüm,
Birbirinden üstün şıvga fidandır,
Aklım şaştı, garip belim büküldü,
Kaşlar hilâl gözler ahu cerandır.

Bellerinde gördüm lâhur şalını,
Yanakları gülden almış alını,
Al sıktırma kavuşturmuş belini,
Güzellere bildim bunlar sultandır.

Üç kumrudur su başında ötüşür,
Yol üstünde bana seyran yetişir,
Yatışır mı deli gönül yatışır,
Avcıyım ammonlar benden şahandır.

Karaca-Oğlan der ki bu yer neresi,
Altınoluk(1) pınarbaşı süresi,
İnce belde saçlarının turası,
Böyle selvi endam akla ziyandır.

Not: 1- Altınoluk: Barçın yaylasında Altıntaş yöresindedir

Orta Toroslar'da TAŞELİ yörükleri, köylükleri Karaman Oğulları dönemi ve daha sonraları tam bağımsız, toprağa bağımsız, çıkar ilişkilerine bağımsız imrenilecek  bir yaşam süreci yaşamışlardır. Ermenek e bağlı Kazancı Kasabası'ndan Anamur'a inilince tarihteki ilk köyün adı Frenk Köyü dür. Sonradan bu köyün adı Ova başı olarak değiştirilmiştir. Karaca-Oğlan'ın Frengistan dediği yer burasıdır.  Karac’Oğlan Anamur’la ilgili dörtlüklerinde de şöyle seslenir.


İndim seyreyledim, Frengistan'ı,
İlleri var bizim il benzemez,
Levin tutmuş goncaları açılmış,
Gülleri var, bizim güle benzemez.

Göllerinde kuğuları yüzüşür,
Meşesinde sığırları böğrüşür,
Güzelleri şarkı söyler çığrışır,
Dilleri var bizim dile benzemez.

Seyredüben gelir Karadeniz'i,
Kanları yok sarı sarı benizi,
Öğün etmiş karadomuz etini,
Dinleri var, bizim dine benzemez.

Akılları yoktur küfre uyarlar,
İman ları yoktur cana kıyarlar,
Başlarına siyah şapka giyerler,
Beyleri var bizim beye benzemez


Karac-Oğlan Eydur dosta darılmaz
Hasta oldum hatırcığım sorulmaz,
Vatan tutup, bu yerlerde kalınmaz
İlleri var, bizim İle benzemez.


Karaca-Oğlan'ın şiirleri Osmanlı Devleti, Karaman Oğulları beyliğini (1473) yılında Ermenek teki Mennan kalesinde yıktıktan sonra Taşeli'nden yapılan sürgünlerle Kafkaslar doğu Karadeniz bölgesi, Hama, Humus,Raka, Kıbrıs, Anadolu'nun bir çok şehirlerine ve Balkanlara, İstanbul'a iskan edilen Türkmenlerle o yörelere yayılmıştır. Karaca-OğlanTürkmenistan, Azerbaycan ve Belgrad da biliniyordu. Bu nedenle de Karaca-Oğlan'a bir çok yer sahip çıkmaktadır. İyi ve güzel olana sahip çıkmak ne güzel bir duygudur. Karac-Oğlan bizi, bize anlatan bir HALK ve HAK Şairidir.
Taşeli ve Karaman Oğlu Diyarından Sürgünleri Anlatan Dizelere Örnekler:

Yaz gelipte beş ayları doğunca,
Kıvrım kıvrım gider, yolu yaylanın,
Lâlesi sümbülü boynun eğişin,
Rayihası tatlı gülü yaylanın,

Aktı Pınarları suyu çağlıyor,
İnim, inim güzelleri ağlıyor,
Çıkmış anası da seyran eyliyor,
Efesi sürgüne gitti yaylanın,

Engininden yükseğine çıkılmaz,
Kaplan girse, meşelerin sökülmez,
Kumaş yüklü tor taylağın çekilmez,
Erleri sürgüne gitti yaylanın,

Eşelide Karaca-Oğlan eşeli,
Altı yıl oldu sevdana düşeli,
Üstü boz topraklı kaplan meşeli,
Güzeli sürgüne gitti yaylanın

Karpaslar da Mehmetçik beldesinde oturan, Kıbrıs Türkü  Rahime Veziroğlu'nun Okuduğu,
Karaca-Oğlan dizelerinden örnekler,

Karaca-Oğlan derki; fındık küçülmez,
Her öne gelene sırrın açılmaz,
Muhannetin köprüsünden geçilmez,
Coşkun suya uğratırım yolunu,


Fatih Sultan Mehmet Taşeli'nden sürgün işini önce; Mahmut Paşa'ya, ardından  Rum dönmesi Mehmet Paşa, ve  İsak Paşaya vermiştir. İlim adamları Sanatkarlar ve ülemaları İstanbul'a, bu arada Larende de(Karaman) bulunan Mevlana Celal-ed-din-i Rumi Torunlarından Emir Çelebi zade Ahmet Çelebi'de İstanbul'a sürülenler arasında idi. Fatih bunu öğrenince
kendisini taltif ederek geri gönderdi

Kaynak: Konya Tarihi S. 108 - 109 - Alanya Tarihi - Karaman Tarihi
S.61 – 66

Silifke'den ötesi doğuya doğru o tarihlerde yabancıların elindeydi. Yavuz Sultan Selim (1512 - 1520) zamanının son yıllarında o yerler Osmanlılara geçmiştir. Sonraki yıllarda Taşeli'nden silifke'nin doğusundaki bölgelere mühim yörük göçleri olmuştur. Bu konuda Ali Rıza Yalgım  "Cenupta Türkmen Oymakları 1. Cilt S.218 - 219 - 220 - 221'de" şöyle yazar.
 "20.7.1928 Bolkarlar da Cuma günü Keşşefli oymağına vardım. Dudaklı Mehmet Ağı'nın obasınagirdim. Obada Ermenek'in Barçın yaylasından gelmiş ikide keşşefli buldum. Bunlar Mehmet Ağa'nın akrabaları idi. Mehmet Ağa'nın dedesi de (1231) yılında bolkar dağı ve doğu yörelerine Ermenek'in Barçın yaylası ndan göçüp gelmişlerdir. 21.7.1928 günü Bolkar dağında Bahşiş obasına girdim. Bahşişler (1773) yılında Ermenek'in Barçın yaylasından gelmişler. Bugün aşiretin (110) çadırından başka Niğde, Armutlu, taraflarında da bir çok bahşiş bulunur. Bozdoğanlı yörükleride (350) yıl önce Orta Anadolu'dan oymak,
oymak Çukurova'ya sürülmüş"der. Karaca-Oğlan içinde yaşadığı Türk toplumu ile
doğup büyüdüğü, doğadan alır gücünü. Kültürünü  yaşamını şiirleştiri verir. Döner: Halkından aldıklarını sazı ile, sözü ile, müziği ile canlı,canlı halkına geri verir. Karaca-Oğlan'ın "Cehennem" ile ilgili dizeleri hem gerçek, hem düşündürücü, hem de ilginçtir.


DOĞRUDAN DOĞRUYA
Mustafa ERTAŞ
Gazeteci - Araştırmacı Yazar
0505 874 33 03



YAZARLAR SAYFASINA ==>>>
Medya Ermenek Haber Sitesindeyayınlanan makaleleriniçeriği hakkında mali, hukuki, cezai, idari sorumluluğu makalesi yayınlanan yazara aittir.Yayınlanan makale karşılığında yazarlara telif ücreti ödenmez. Yazarlar bunu peşinen kabul etmiş sayılırlar.

Hiç yorum yok:

Yorum Kuralları
Yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret, küfür, aşağılayıcı, küçük düşürücü, pornografik,
ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici,
yorumların her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluğu yorumcuya aittir.
İsimsiz yazılan yorumlar bir saat içinde sistem tarafından otomatik olarak silinir.

Düzenleme | Copyright © 2013-2019 | MedER |Medya Ermenek
BİZE ULAŞIN