404 | Medya Ermenek Medya Ermenek
Facebookta Paylaş

ERMENEK'TE ARAPAŞI ÇORBASINI EN İYİ BEN İÇTİM!


Şu basın bir acayip!
Sosyal Medyada vatandaşların paylaşımlarının üstüne bazen öyle bir atlıyor ki, sormayın. Amerika’yı yeniden keşfetmek gibi acayip işler yapıyorlar. Bin yıllık bir çorbanın nasıl yapılıp yendiğini ballandıra ballandıra anlatıp sergiliyorlar.
Baklava şuranındır, kebap buranındır, lokum… tartışmalarına çanak tutanların basında en çok izlenen olabilme endişeli yarışları hiç bitmiyor.
“Arap aşı çorbası Yozgat’a özgü bir kış çorbasıdır” diye başlayanlar, çorba içme yarışına giriyorlar. Arkadaş bırakın şu yemekleri, dar bir sınır içinde göstermeye çalışmayı. Tarhana çorbası da, Arap aşı çorbası da Anadolu’ya özgüdür. Memleketin her yerinde bulabilirsiniz.
Ben Arap aşı çorbasını Ermenek’te tanıdım. Bulgurun en güzelini Ermenek’te gördüm. En güzel tahin helvası, gerçek pekmezden Ermenek’te yapılır. Ebetteki diğer bölgelerimizde de yapılır. Hepsinin ayrı ayrı damak zevkleri olabilir.
Basın Arap aşı çorbasının Yozgat’a çaktı gitti. Yanlış.
1979 yılında Ermenek Sarıvadi Köyünde göreve başladım. O yıllarda köyün adı Özlüce Köyü idi. Köyde üzüm nar ve ceviz çok üretiliyordu. Mısır közde çok güzel oluyordu. Keçi eti(davar) lezzetin doruğundaydı Ermenek’te. Hala da öyledir.
23 yaşında, köyün öğretmeni olmuşum. Bir gün bir öğrenci velisi bana çorba getirdi. Yanında da baklava dilimi gibi kesilmiş bir yiyecek. Koyu yapılmış bir muhallebi tatlısı zannettim ben. Çorba acılı tavuk etinden yapılmış bir çorbaydı. Adının Arap aşı olduğunu bile bilmiyorum. Doğradım ekmeği, çaldım kaşığı. Vallahi bir kâse daha olsa, anında götürürdüm. Baktım çorba bitti. Dedim şu tatlıyı da yiyeyim de tam olsun. Çektim çanağı önüme, titreyip durmakta tabakta. Aldım bir parça, attım ağzıma. Eveledim geveledim. Ne tadı var ne bişi. Tatsız tuzsuz bir şey. Dedim, bu tatlıyı yapan abla şeker atmayı unutmuş. Öylece bırakıverdim. Zavallı şey yemeyeceğimi anlayınca titremekten vazgeçti. İyice soğuyunca, katılaşıp kaldı.
Ertesi gün kâseyi verdim. Çorba güzeldi ancak tatlıyı yiyemediğimi söyleyince, adam gülmeye başladı. Ben şaşırdım. “Galiba beni deniyor bunlar” diye bir şüpheye düştüm.
Köylü;
“Sen daha önce Arap aşı çorbası içtin mi?” diye sordu.
“Çok çorba içtim de, ilk defa Arap aşı çorbası içtim. Güzelmiş!” diyebildim.
Köylü;
“Hocam hata bende, size bu çorbanın nasıl içildiğini söylemem lazımdı.” deyip, anlatmaya başladı.
“Önce o hamurdan kaşığının içine bir parça alacaksın. kaşığı çorbaya daldırıp kaşığındaki çorbayla birlikte hamuru yutacaksın. O tatlı dediğin şey çorbanın yardımcısıdır. Kaşığın yarısı hamur, yarısı çorba olur. Bol limonlu çorba böyle içilir.”
Ben dinliyorum sadece. Hamur yemek benim için büyük bir olay.
Neyse soğuk bir kış günü, mahalle sakinleri bir evde toplanmış. Beni de çağırdılar. Orada Arap aşı nasıl yenilirmiş. Uygulamalı olarak gördüm. Köylüler tepsi tepsi hamuru çorba taslarına daldırıp daldırıp yutma yarışı yapıyorlar. Ben alabildiğince şaşkın, seyrediyorum.
Bir yaşlı amca var, o ekipten ayrı oturmuş. Elinde bir kaşık. Hamur olmadan çorba içme derdinde. Elleri titrediğinden çorbanın yarısı başka yere gidiyor. Ben o amcanın yanına oturdum. Amca durumunu anlattı bana. Parkinson hastalığı tebelleş olmuş. Sevecen, konuşkan fikirleri köylülerden farklı sıra dışı bir adam. Bundan kırk yıl önce, “Bayi Ömer Amca” ile çok Arap aşı çorbası kaşıkladık. Rahmetliyi hatırladıkça, Arap aşı gelir aklıma. Arap aşı dediklerinde de Ermenek ve Bayii Ömer Amca düşer aklıma.
Unutmadan, sıra gecesi gibi kış gecelerinde sırayla evlerde “Arap aşı Çorbası” günleri düzenlenir ve çeşitli yarışmalarla eğlenceler yapılırdı. “A” harfi ile başlayan atasözü bulma yarışı gibi. Bulamayan cezayı çeker. Sonra “B” harfine geçilirdi. Daha başka ilginç oyunlar…
Şimdi birileri çıkmış, Arap aşı çorbasını yeniden keşfetmiş. Hem de çakı bulmuş çocuk gibi seviniyor.
Ha unutmadan Ermenek’te bir yaz yemeği daha var. “Batırık ya da Batırma” adı verilen yemeğe şiirler bile yazılmış. Bu yemek başka yörelerde var mı? Diye sormayacağım. Anadolu’nun tam ortasında kalmış bir yemek. Taşeli yaylasının soğuk çorbası da derler bu yemeğe. Bence aşure kadar ilginç bir öyküsü olduğu da aşikâr bence. Şiiri de yazıvereyim de, tam olsun.

BATIRIK ŞİİRİ

Batırmadır kadınların alayı,
Et olmasa ceviz, kendir kolayı,
Şimdi buldu bulgur küpü belayı,
Yandı canım batırmanın elinden.
Sabahleyin yaprağa saldır hızını,
Hazır etti biberini tuzunu,
Geleceği yola dikti gözünü,
Yandı canım batırmanın elinden.
Batırıktır kadınların ulusu,
Yemeyenin ortadadır ölüsü,
Cumhur oldu erkeklerin karısı,
Yandı canım batırmanın elinden.
Erleri çarşıdan etini taşır,
Satırın sesinden tavan titreşir,
Et olmazsa domateste yaraşır,
Yandı canım batırmanın elinden.
Erlerini köye kent’e savarlar,
Komşulara elçi haber salarlar,
Batırığı yerler düğün kurarlar,
Yandı canım batırmanın elinden.
Ali Ağa (Alevi)
Şuayip Odabaşı
15.01.2019/Kepez/Çanakkale
YAZARLAR SAYFASINA ==>>>
Medya Ermenek Haber Sitesindeyayınlanan makaleleriniçeriği hakkında mali, hukuki, cezai, idari sorumluluğu makalesi yayınlanan yazara aittir.Yayınlanan makale karşılığında yazarlara telif ücreti ödenmez. Yazarlar bunu peşinen kabul etmiş sayılırlar.

Hiç yorum yok:

Yorum Kuralları
Yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret, küfür, aşağılayıcı, küçük düşürücü, pornografik,
ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici,
yorumların her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluğu yorumcuya aittir.
İsimsiz yazılan yorumlar bir saat içinde sistem tarafından otomatik olarak silinir.

Düzenleme | Copyright © 2013-2019 | MedER |Medya Ermenek
BİZE ULAŞIN