404 | Medya Ermenek Medya Ermenek
Facebookta Paylaş

ŞEHİR ÜZERİNE NOTLAR




    Çocukluğumun şehri Ermenek, yazın bağa göç edenlerin azalmakta olduğu bir zaman dilimine ve günlük hayatın  daha  çok anneannem  ve  Mehibe  yengemgilin   etrafında  döndüğü  bir  çevreye  tekabül  eder. Bağ kelimesinin zihnimde canlandırdığı film şeridinde,  Mehibe yengem ve Hasan amcamın olmadığı bir sahne yok  gibidir. Akşam  olup da  karanlık  çöktüğünde, cırcır böceklerinin sesleri  arasında,  önde  Şiribom (yengemin  ineği)  olduğu  halde şehir  yoluna  düşerdik. Son yokuşu da geride bırakıp Yassıkaya’ya ulaştığımızda Keben başından çaya doğru uzanan ışıl ışıl bir dünya çıkardı karşımıza. Ziya Osman Saba’nın “ Seni görüyorum yine İstanbul  /Gözlerimle kucaklar gibi uzaktan  “ dizelerindeki duygunun yabancısı olmadım hiç. Gözlerimizle böyle uzaktan  kucaklayabileceğimiz  kaç şehrimiz  kaldı?

Bütün şehirler toplumların hayata bakışlarının bir tezahürü olarak ortaya çıkar. Max Weber kendisine ait şehir teorisinden hareketle, bir yerleşim biriminin şehir niteliği kazanmasının Batı’daki tarihsel tecrübeyle mümkün olabildiğini, Doğu şehirlerinin gerçek şehirler olmadığını iddia eder.  Mekke  ve  Medine’de  şehir sayılmaz  ona  göre. (1)

Batı dünyası, modern dönemin başlangıcına kadar,  insanlığın “gönderilmiş hakikat” algısıyla sürdürdüğü kadim yürüyüşten ayrılarak,  bu yolda bir medeniyet kurma imkânını da yok etti. Önceden belirlenmiş bir hedef doğrultusunda ilerlemeyi gerektiren bir medeniyet ideali yerine, nereye varacağı belli olmayan bir ilerleme anlayışına doğru savruldu. Bu anlayışın tezahürü olan modern kentler, alışveriş ve eğlence gibi hayatın ayrıntıda kalması gereken faaliyetlerine dayalı bir yaşam tarzı üretti. 

Wirth’in  ifadesiyle  “İnsanlık,  doğasından, hiçbir yerde, büyük kentlerin yaşam koşulları altında olduğundan daha fazla uzaklaşmadı.”(2) Dawson, Batı uygarlığının ritm ve denge duygusunu  kaybetmesinin  en  büyük nedenlerinden biri  olarak kentsel  bozulmayı gösterir.(3) Weber’in  yere göğe konduramadığı  modern  kentlerin, “dengesiz kentler “olarak nitelendirildiği örnekleri  daha da sıralamak  mümkündür.

Modern mimarinin öncülerinden Le Corbusier’in 1911’deki İstanbul gözlemi oldukça çarpıcıdır: ”Eğer Newyork ile İstanbul’u kıyaslayacak olursak Newyork’un felaket, İstanbul’un ise bir yeryüzü cenneti olduğunu söyleyebiliriz. Bir Türk atasözü derki  :’ Kişi bina yaptığı yere ağaç diker’   Biz ise onları söküyoruz. İstanbul bir meyve bahçesidir; bizim şehirlerimiz ise taş ocakları.” (4) 

İslam şehirlerinin ruhunu herhalde en güzel Ahmet Hamdi Tanpınar anlatmıştır: ”Cedlerimiz  inşa etmiyorlar ibadet ediyorlardı. Maddeye geçmesini ısrarla istedikleri bir ruh ve imanları vardı. Taş, ellerinde canlanıyor, bir ruh parçası kesiliyordu.” Sadece şehir inşa edilmiyor, bir yaşama şekli de inşa ediliyordu. Mimari dokudan,  günlük hayatın her bir karesine varıncaya kadar hayatın hangi anlam dairesinde yaşandığının bir karşılığı bulunabilirdi.(5)

Türkler Müslüman olduktan sonra mescidi Cuma (cami )  etrafında genişleyen bir şehirleşme modeli uyguladılar.  Bu model bütün bir hayatın hakikate göre düzenlenmesi arzusunu düşündürür. Caminin yanı başında hamam, kütüphane ve medrese gibi  ‘imaret’ adı verilen bir yapı topluluğu bulunurdu. İmaret, tasavvur edilen hayatın maddi ve manevi yönünü destekleyen bir işlev görürdü. İmaretin ayakta  durması  için gereken  maddi  kaynak, vakıflar  eliyle karşılanmaktaydı.

Vakıflar,  medeniyet tarihinde Müslümanlar tarafından zirveye taşınan iyilik kurumlarıydı.  Hayatın iyilik yapılabilecek hiç  bir  alanının  boş  bırakılmamasına çabalanmıştı. Etnik  kökeni  ve  inancı  ne  olursa  olsun ihtiyaç  sahibi  her  insan, hiç  başka  bir insanın  önünde  eğilmeden,  onurluca  bir  ömür  sürebilirdi.(6)

İslam  şehrinin  iklimi, kişisel  gelecek  kaygısı  içinde olan  veya  servet  hesabı yapan  insan  tipinin   yetişmesine  asla  müsait  olmadı. Hayata dair bütün anlayışların  aynı  hakikat  etrafında  bütünleşip  çiçek  açtığı  yerdir İslam  şehri. İslam şehrindeki yabancılaşma,  bu  bütünlüğün  dağılmasıyla  başlayan,  insanın kendine/doğaya/ ötekine  yabancılaşmasıyla  ilerleyen  bir  süreçtir. Sürecin sonunda  hakikatin  günlük  hayattaki  izleri  ya  kaybolacak  yada  anlamını kaybedecektir
Hala  şehrin  uzak  bir  mahallesinde  de  olsa,  çiçeğiyle  konuşan  bir  hacı nine, bir  sokağında  birbirinin  halinden  haberdar  iki  komşu,  çarşısında  biraz fazlasıyla  ölçüp  tartan  bir  esnaf  kalmışsa, şehirde  hala yaşıyordur.

Şehirler sadece hayatın belli bir şekle göre yaşandığı yerler olmayıp bunun gerektirdiği anlam ve ruhun kuşaktan kuşağa aktarıldığı yerlerdir aynı zamanda. 
Bir şehrin kendini gerçekleştirmesi şehirlilik bilinci ve donanımına bağlı olmalıdır. 

 “Nagehan  bir  şara  vardım, ol şarı  yapılır gördüm / Ben  dahi  bile  yapıldım,  taş ve  toprak  arasında.  (7)

Mustafa KENARLI

Dipnotlar :
1)Max  Weber (v.1920): Modern  sosyolojinin  iki  kurucusundan  biri
2)Louis Wirth (v.1952), ”Bir Yaşam Biçimi Olarak Kentlilik“ adlı makale,1938 
3)Christopher  Dawson (v.1970),İngiliz medeniyet tarihçisi ve tarih felsefecisi                                                                
4)Le Corbusier (v.1965),Modern mimarinin öncülerinden, şehir plancısı
5)Yabancı  seyyahların  izlenimleri  bu  konuda  yeterince  fikir  verebilir.
6)O kadar  çeşitli  alanlarda  vakıflar  vardı ki  mesela  ‘ Hastaları   Oyalama  Vakfı ‘,’Kocalarına  Küsen  Kadınlar  Vakfı’ ,’Zebadi  Vakfı  ‘gibi . Zebadi  Vakfı, hizmetçilerin kazara  kırdıkları  kap  kacağı  yenisiyle değiştirirdi. Canlı  cansız  her ne  varsa  Allah(c.c)’ ın  bir  emaneti  olarak  görülürdü.
7)Hacı  Bayram ı  Veli (k.s)’in  “Çalabım  Bir  Şar  Yaratmış “ adlı  şiirinden.
YAZARLAR SAYFASINA ==>>>
Medya Ermenek Haber Sitesindeyayınlanan makaleleriniçeriği hakkında mali, hukuki, cezai, idari sorumluluğu makalesi yayınlanan yazara aittir.Yayınlanan makale karşılığında yazarlara telif ücreti ödenmez. Yazarlar bunu peşinen kabul etmiş sayılırlar.

1 yorum:

Yorum Kuralları
Yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret, küfür, aşağılayıcı, küçük düşürücü, pornografik,
ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici,
yorumların her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluğu yorumcuya aittir.
İsimsiz yazılan yorumlar bir saat içinde sistem tarafından otomatik olarak silinir.

Düzenleme | Copyright © 2013-2019 | MedER |Medya Ermenek
BİZE ULAŞIN