M|E Medya Ermenek Medya Ermenek
Facebookta Paylaş

HATİCE


18 Temmuz 1966
Sekiz mahalleden oluşan büyük bir köyleri vardı.
Köyde her evde birkaç sığır ve birkaç keçi bulunurdu. Her evin çocukları yılın üç mevsiminde bunları gütmek için sabah erkenden evden çıkarlardı.
Ekinler kaldırılıncaya kadar malların başından ayrılamazlar yasak olan ekin tarlalarından korumak için peşlerini bırakmazlardı.
Köyün sekiz mahallesinin minik sığır çobanları ekinler kalktıktan sonra birbirleriyle zaman zaman karşılaşırlar ve tanışırlardı. Bazen de yaylada olsun köyde olsun, bizim yer, sizin yer gibi ufak mera tartışmalarına girerlerdi.
Aşağı mahalle, yukarı mahalle, öte mahalle, beri mahalle gibi köyün mahallelerine aralarında adlar veren çocuklar yazın köyün altından geçen derede çimmek için sığır gütmeyi o tarafa kaydırırlardı. Bunun için de Temmuzu Ağustosu gözlemek gerekirdi.
Onun mahallesi yukarı mahalleydi, o da bir gün sığırlarını gütmek için aşağı mahallenin arazilerinin bulunduğu alanlara vardı. Amacı öğlen sıcak basınca bütün çocuklar gibi malları derenin boyundaki biladanların ve türül türül kokan borucakların arasındaki kumsallara yatırıp onlar geviş getirirken deredeki göbette çocuklarla çimmekti.
Öğlen yaklaşmış, sıcaklar basmıştı. Çocuklar sığırlarını önlerine katıp oldukça meyilli yamaçtan dereye doğru sürmeye başlamışlardı.
Sığırları toparlayıp dereye inmek üzere bir araya toplanan çocuklar onu gördüler, İçlerinde tek yabancı oydu, o yukarı mahalledendi.
Hepsinin yaşı ortalama on, on iki civarıydı. Kız oğlan karışık olarak sığırlar güdülürdü.
Aşağı mahallelerin çocuklarından bazıları aralarında “fisildeşerek haden şu çocuğu bi döğelim” dediler.
İçlerinden birisi ona yaklaşarak: senin burada ne işin var, git yukarı salıda güt sığırlarını, dedi.
Diğer birisi: geçen gün yukarı mahallenin çocukları bizim mahalleden İbrahim’i Ballık bucağında dövmüşler, deyince etrafını sardılar.
Kimisi iteliyor, kimisi ilk vuran olmamak için onu kızdıracak laflar ediyordu.
Tek başınaydı yukarı mahalleden, yapacak bir şeyi yoktu. Dereye çimmeye gideceğim, bırakın beni, dedi.
Dere aşağı mahallenin deresi, git başka yerde çim, derken birisi ayağına çelme takıp düşürmeyi denedi.
Kız çocukları karışmazdı böyle itiş kakışlara. Tahmini on kişilik minik çobanlardan dördü kızdı, onlar az geride olanları seyrediyorlardı.
İçlerinden birisi onlara doğru yaklaştı, onun etrafındaki oğlan çocuklarını çekilin ulan oradan, deyip birer birer kollarından çekip geriye attı.
Sana ne oluyor gız Hatice? O yukarı mahalleden, gitsin kendi tarlalarında gütsün sığırlarını, dediklerinde Hatice:
O benim dayımın oğlu, hiçbir şey yapamazsınız, dedi.
On yaşlarındaydı. Hafif esmerdi yani buğday benizliydi. Gözleri yeşil, bakışları dikti. Duruşu masum mu masumdu.
Onun elini tutarak: ben Deloğlanın kızıyım, senin baban benim babamın dayısıymış, dedi.
İlk ve son görüşmeleriydi, 1977’de aniden hastalanıp öldüğünü duyduğunda askerdeydi. Babası yeni doğan kızına Hatice adını vererek onun hatırasını yaşattı.
Nesi var insanın sağlıktan maada
Kimisi kavgada kimisi davada
Neden hiç barış olmaz fani dünyada?
Baki kalan şu dünyada hoş bir sada.


Mükremin KIZILCA

YAZARLAR SAYFASINA ==>>>
Medya Ermenek Haber Sitesindeyayınlanan makaleleriniçeriği hakkında mali, hukuki, cezai, idari sorumluluğu makalesi yayınlanan yazara aittir.Yayınlanan makale karşılığında yazarlara telif ücreti ödenmez. Yazarlar bunu peşinen kabul etmiş sayılırlar.

Hiç yorum yok:

Yorum Kuralları
Yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret, küfür, aşağılayıcı, küçük düşürücü, pornografik,
ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici,
yorumların her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluğu yorumcuya aittir.
İsimsiz yazılan yorumlar bir saat içinde sistem tarafından otomatik olarak silinir.

Düzenleme | Copyright © 2013-2020 | MedER |Medya Ermenek
BİZE ULAŞIN
ghs.google.com