...


Ordu Kur’an-ı kerimde cünd kelimesiyle ifade edilmektedir.
Cünd ordu, çoğulu cünud ordular demektir. Cünd tekil halde altı yerde, cünud çoğul halde dokuz yerde geçmektedir.
Bu orduları anlatırken Cenan-ı Hak Hazretleri ikiye ayırmaktadır: görülen ordular ve görülmeyen ordular.
Görülen ordular Allah rızası için yeryüzünde cihada çıkan Mümin askerlerdir. Bununla beraber Allah’ın kontrolündeki tabiatta var olan bütün canlılar ve kuvvetler gerektiğinde Allah’ın istediği kişinin emrine verebileceği ordulardır:
“Süleyman’ın, cinlerden, insanlardan ve kuşlardan meydana gelen orduları onun önünde toplandı. Hep birlikte düzenli olarak sevk ediliyorlardı.” (Neml 17)
Bu ayet-i kerimede Hz. Süleyman’ın emrine verilen Mümin cinlerden, insanlardan ve kuşlardan bahsediliyor.
Kuşların nasıl güçlü bir ordu olduğunu Fil suresinde görüyoruz. Perslerin yönetimindeki Yemen Hâkimi Ebrehe’nin dünyanın en muhteşem ordusuyla saldırdığı Allah’ın Mekke’deki evini kuşların nasıl koruduğunu bu surede görüyoruz. Burada sadece mealen verelim ancak detayını mutlaka okumamız gerekmektedir:
“Görmedin mi Rabbin ne yaptı fil sahiplerine!
Onların tuzaklarını boşa çıkarmadı mı?
Üzerlerine sürü sürü kuşlar saldı.
Onlara balçıktan pişirilmiş sert taşlar atıyorlardı.
Derken onları, yenilmiş ekin yaprağı gibi kılıverdi”

Görülmeyen ordular da iki türlüdür: bizim görmediğimiz fakat onların bizi gördüğü latif varlıklardır ki bunlar melekler ve mümin cinlerdir.
Görünmeyen ordular çok çeşitlidir: mikroplar, virüsler, fırtınalar, afetler ve Allah’ın emrine amade tabiat kanunları hep birer ordudur. Bu orduları, sahibi istediği anda istediği tarafa yönlendirmektedir.
Melek ordusunun hangi durumlarda İslam’ın tebliğini üstlenen peygamberinin ve müminlerin imdadına yetişeceğini şu ayet açıklamaktadır:
“Eğer siz ona (Resûlullah'a) yardım etmezseniz ona Allah yardım etmiştir: Hani, kâfirler onu, iki kişiden biri olarak çıkarmışlardı; hani onlar mağaradaydı; o, arkadaşına. Üzülme, çünkü Allah bizimle beraberdir, diyordu. Bunun üzerine Allah ona (sükûnet sağlayan) emniyetini indirdi, onu sizin görmediğiniz bir ordu ile destekledi ve kâfir olanların sözünü alçalttı. Allah'ın sözü ise zaten yücedir. Çünkü Allah üstündür, hikmet sahibidir.” (Tevbe 40)
Hz Ebubekir ile beraber hicret yolundaki mağarada Allah cc görünmeyen ordularını peygamberimize göstererek kalbini rahatlatmış, o da arkadaşının korkusunu bunlara işaret ederek dindirmiştir.
Bu melek ordusunun Müminlere nasıl yardım ettikleri Bedir, Hendek ve Huneyn savaşından bahseden ayetlerde beyan edilmektedir:
“Ey iman edenler! Allah’ın size olan nimetini hatırlayın. Hani (düşman) ordular üzerinize gelmişti de biz onların üzerine bir rüzgâr ve göremediğiniz ordular göndermiştik. Allah, yaptıklarınızı hakkıyla görmektedir.” (Ahzab 9)
Bu ayette Hendek savaşındaki büyük sıkıntının nasıl ilahi yardımla atlatıldığı anlatılmaktadır.
“Andolsun, Allah birçok yerde ve Huneyn savaşı gününde size yardım etmiştir. Hani, çokluğunuz size kendinizi beğendirmiş, fakat (bu çokluk) size hiçbir yarar sağlamamış, yeryüzü bütün genişliğine rağmen size dar gelmişti. Nihayet (bozularak) gerisingeriye dönüp kaçmıştınız. Sonra Allah, Resûlü ile mü’minler üzerine kendi katından güven duygusu ve huzur indirdi. Bir de sizin göremediğiniz ordular indirdi ve inkâr edenlere azap verdi. İşte bu, inkârcıların cezasıdır. (Tevbe 25 - 26)
Bizim görmediğimiz orduların bir de manevi olanları vardır ki o Allah’ın içimizdeki korkuyu, tasayı ve endişeyi defeden sekinet ve emniyet duygusudur ki bunu da ancak Allah cc içimize atabilir:
“Sonra Allah, Resûlü ile müminler üzerine kendi katından güven duygusu ve huzur indirdi. Bir de sizin göremediğiniz ordular indirdi ve inkâr edenlere azap verdi. İşte bu, inkârcıların cezasıdır.” (Tevbe 26)
Ayetlerde Şeytanın (İblis) ordularından bahsederken de cünud kelimesi kullanılmakta ve yardımcıları olan insan ve cin, taraftarları kast edilmektedir. (47/95)
Allah’ın cc ordularının nicelik ve niteliğini bizim bilmemiz imkânsızdır ancak Allah’ın bildirdiği kadarını bilebiliriz:
“… Rabbinin ordularını ancak kendisi bilir. Bu, insanlar için ancak bir uyarıdır.” (Müddessir 31)
Bugün itibarıyla (27 Mart 2020) 200 dünya ülkesine Çin’den sıçrayan Koronavirüs Allah’ın bir ordusu mudur?
Bir ay önce Çin’de ortaya çıktığında Uygur Müslüman kardeşlerimize yapılan zulüm neticesi olduğu yazıldı, çizildi. Peki, şimdi ne diyeceğiz?
Şimdi diyecek tek kelime var, o da Allah’ın şu ayetleridir:
“Yeryüzünde vuku bulan ve sizin başınıza gelen herhangi bir musibet yoktur ki, biz onu yaratmadan önce, bir kitapta yazılmış olmasın. Şüphesiz bu, Allah'a göre kolaydır.” (Hadid 22)
“Sana ne iyilik gelirse Allah’tandır. Sana ne kötülük gelirse kendindendir. (Ey Muhammed!) Seni insanlara bir peygamber olarak gönderdik. Şahit olarak Allah yeter.” (Nisa 79)
“Başınıza her ne musibet gelirse, kendi yaptıklarınız yüzündendir. O, yine de çoğunu affeder.” (Şura 9)
Burada ayetlerden anlaşılan net olarak şudur: Başımıza her gelen kötülük kendi yaptıklarımızın sonucudur. Musibetin muhatabı ister Mümin olsun, ister kâfir, fark etmez.
Kendimize, ailemize, toplumumuza, ülkemize, tabiata ve İslam’a karşı yaptığımız hataları burada saymaya başlarsak sonu gelmez.
Herkes yaptığı ferdi veya sosyal hataları bulup telafi etmek zorundadır.
Mükremin KIZILCA

Medya Ermenek Haber Sitesindeyayınlanan makaleleriniçeriği hakkında mali, hukuki, cezai, idari sorumluluğu makalesi yayınlanan yazara aittir.Yayınlanan makale karşılığında yazarlara telif ücreti ödenmez. Yazarlar bunu peşinen kabul etmiş sayılırlar.
Ermenek- Sarıveliler- Başyayla
Taşeli Yöremizin yeni yayınlanan ANIT niteliğindeki kitabı kapışıldı.
Taşeli (Orta Toroslar ) Yöresinin geçmişten bu güne, hatta geleceğe akıp giden yaşantısı, kültürü, olayları ve eserleriyle yönetim belgeleri hakkında ayrıntılı bilgiler veren, Türk Milletinin binlerce yıllık geçmişi ve kurulan Ulu Devletlerini bize ve gelecek kuşaklara taşımayı amaçlamış olan “Orta Toroslardan Yükselen Ses” isimli kitap yayınlandı. Kısa süre içinde kapışılan ve toplu satın alımlarla ilk baskısı hemen tükenen kitap okuyucudan büyük beğeni aldı.

Bu Anıt kitap,  yöremizin yaşayan efsane eğitimcisi, araştırmacı yazar-şair, Karaca Oğlan araştırması ödüllü hizmet öncüsü,  gönül, sevgi ve hoşgörü timsali  Sayın Mustafa ERTAŞ hocamızın uzun yıllara uzanan titiz ve ayrıntılı araştırmaları, arşiv incelemesi, derleme ve tespitlerine dayanan yöre insanlarına adanmış bir kültür hazinesi olarak sunulmuş bir eser dir. Kitabın basımı ve  kalitesi  için verilen mücadele de ayrı bir  çabayı gerektirdiği kesindir.  Taşeli yöresinin her evinde bulunması gereken bu eserin ilk basımı toplu alımlar ve bireysel alımlarla kısa sürede tükenmiş olup,  satın alma istekleri karşılanamamaktadır. Emeğe saygı ilkesi gereği başta kitabın yazarı Sayın Mustafa ERTAŞ üstadımız ile  kâr amacı gütmeden maliyetine verilmiş olan kitabın basılması ve dağıtılmasına kadar her aşamada  katkıda bulunmuş olan herkesi kutluyoruz ve benzer çalışmalar için özendirici ve cesaretlendirici olmasını diliyoruz. 

                                            
      
Böyle bir eserin, Taşeli insanı ve özellikle gençlerine ulaştırılması ve doğdukları  topraklarla ilgili bilgileri edinmeleri ayrı bir öneme taşımaktadır.  Gençlerimizin eğitimine,  burs veren veya muhtelif konularda maddi-manevi katkı sağlayanlar, Hak-İş Konfederasyonu genel Başkanı, kültür pınarı, Mahmut ARSLAN, Beye, dünya Türkmenleri Birliği Başkanı Selahattin BAYSAL Beye, dernek, vakıf,  kurum, kuruluş ve bizzat varlıklı kişilerin bu Milli ve İnsani boyutlu uygulamalarını mutlulukla takip ettiğimizi, başta hayırsever KELEŞOĞLU camiası,  ERÇEV  ve Ermenek Dernekleri olmak üzere tüm hayırseverlere saygılarımızı ve şükranlarımızı sunuyoruz.

Bilindiği üzere, insanların görev ve sorumluluklarının hayat boyu devam edeceği  alanlar şöyle sıralanır. 1. Doğduğu topraklar ve bu topraklar üzerinde yaşayan insanlar (aile, komşular, akrabaları ve tüm hemşehrileri), 2. Milleti ve Devleti, 3. Tüm insanlık. Bu alanlarda yapılacak hizmetlerin ve harcanacak emeklerin bedelle ölçülmesi, sınırlarının çizilmesi veya alanlarının sınırlandırılması mümkün  değildir.ABD araştırmacıların eserlerine mucit Edison’un bini aşan buluşu olduğu, bu icatların maddi değerinin ülkenin bir yıllık gelirinin üzerinde olacağı vurgulanmış ve sonuç olarak “ bir ülkede (Millet ), insanların  devletten veya toplumdan aldıklarının üzerinde fazla  katkı sağlayanların ne kadar  çok olursa, o  ülkenin hızlı kalkınması ve yüksek refah seviyesine yükselmesi  mümkün olur “ şeklinde değerlendirme yapılmıştır.
 Bu harika kitabın daha çok  Taşeli insanı ve gençlerine ulaştırılabilmesi için maddi ve teknik imkânları bulunan vakıf, dernek, kurum , kuruluş ve bizzat hayırseverlerin  kitabın ilave ikinci baskısının yapılması konusunda maddi-manevi katkı sağlamasını, teşvik edici ve özendirici olmalarını  saygı ile diliyoruz.
 Kitap  konusunda  farkındalık yaratılması için, görüşleri kapsayan ve   yerel basında yayınlanan haberi    e-mail adresleriyle bir kez daha yayınlıyoruz.  
Derleyen : Av. Naci SÖZEN,   25.10.2020, ANKARA



Medya Ermenek Haber Sitesindeyayınlanan makaleleriniçeriği hakkında mali, hukuki, cezai, idari sorumluluğu makalesi yayınlanan yazara aittir.Yayınlanan makale karşılığında yazarlara telif ücreti ödenmez. Yazarlar bunu peşinen kabul etmiş sayılırlar.


Hadim Aşağı Eşenlerli gençler yazın sıcak günlerinde serinlemek için kuyuya kar doldurdular

Hadim Aşağı Eşenler mahallesinin en zirve noktasında bulunan ve yıllar önce içerisine kar doldurup yazın sıcak günlerinde serinlemek amacı ile pekmez ile karıştırıp yemek için açılan kuyuya gençler imece usulü kar doldurdular.

Mahalleinin en zirve noktasında bulunan kuyuya kar doldurmak için mahalle meydanında toplanan gençler şenlik havasında dağa çıkarak kuyuya kar doldurdular. “Atalarımızdan bize de miras kalan bu geleneği yaşatıp yazın sıcak günlerinde hemşehrilerimizi bir nebze de olsa serinletebiliyorsak ne mutlu bize” diyen gençler “Bu geleneği bizler atalarımızdan miras olarak aldık ve çocuklarımıza da miras olarak bırakacağız” dediler.



Medya Ermenek Haber Sitesindeyayınlanan makaleleriniçeriği hakkında mali, hukuki, cezai, idari sorumluluğu makalesi yayınlanan yazara aittir.Yayınlanan makale karşılığında yazarlara telif ücreti ödenmez. Yazarlar bunu peşinen kabul etmiş sayılırlar.

Bahar gelsin lale sümbül açılsın.
Dağlara çıkalım gel bizim köye.
Rüzgarla dört yana koku saçılsın
Çiğdem gül kokalım gel bizim köyde

Koyun kuzu çayırlara  yürüsün.
Çoban kaval çalsın gütsün sürüsün.
Bir bulut kabarsın dağı bürüsün.
Yağmurla akalım gel bizim köyde

Dolaşalım bahçemizin kenarın.
Oturalım gölgesinde çınarın
Şarkısını dinleyelim pınarın.
Suya dert dökelim gel bizim köyde.

Kerim Toslak gitti çok yıllar oldu.
Mevsimleri geçti gülleri soldu.
Zaman akıp gitti, vaktimiz doldu.
Maziye bakalım gel bizim köyde.
                         Kerim TOSLAK
ANKARA/ Gölbaşı-22.03.2020

Medya Ermenek Haber Sitesindeyayınlanan makaleleriniçeriği hakkında mali, hukuki, cezai, idari sorumluluğu makalesi yayınlanan yazara aittir.Yayınlanan makale karşılığında yazarlara telif ücreti ödenmez. Yazarlar bunu peşinen kabul etmiş sayılırlar.


Çin’de ortaya çıkan ve zamanla tüm dünyaya yayılan korona virüsün tespitinde kullanılan tanı kitleri için çalışma başlatan Konya Gıda ve Tarım Üniversitesi, hastalığın tedavisi için gerekli Ar-Ge çalışmalarının yürütülmesinde de yeterli donanıma sahip.  Bu alanda faaliyet gösteren kamu kuruluşu ve özel sektör ile yapılacak iş birliklerine açık olduklarını belirten Rektör Prof. Dr. Cumhur Çökmüş, “bu kapsamda COVID-19 tanı kitinin geliştirilmesine yönelik Ar-Ge çalışmalarına başladık. İlk aşamada hem Dünya Sağlık Örgütü hem de Hastalık Kontrol Merkezi (CDC-ABD) tarafından onaylanan tanı kitlerinin teknik doğrulamaları gerçekleştirilmektedir. Ardından hızlı ve kullan-at nitelikte olacak ve yine RT-PCR tabanlı kitlerin doğrulanmalarına başlanacak. Bu amaçla sanayi iş birliklerine de başlanmış olup tüm paydaşlarımızla gerek altyapı gerek bilgi paylaşımı konularında iletişim halindeyiz” dedi.  Bu çalışmayla birlikte 25. ve 26. Dönem AK Karaman Milletvekili ve PANKOBİRLİK Genel Başkanı Recep Konuk önderliğinde Konya Şeker tarafından 2013 yılında kurulan ve 2016 yılında Eğitim ve Öğretime başlayan Konya Gıda ve Tarım Üniversitesi, COVID-19 tanı kiti ile ilaç geliştirilmesi konusunda da sorumluluk alarak önemli bir projeye daha imza atmış olacak.


MATERYALLER İLE KİMYASALLAR YERLİ İMKÂNLARLA GELİŞTİRİLİYOR
KİT-ARGEM’de hali hazırda gıda güvenliği ve izlenebilirliği gibi oldukça hayati bir alanda kullanılmakta olan ve çoğu yurtdışı kaynaklardan temin edilen patojen tanı kitleri ve bu kitlerde kullanılan referans materyaller ile kimyasallar yerli imkânlarla geliştiriliyor. Aynı zamanda KİT-ARGEM bünyesinde yerel bazda görülen tarım zararlıları ve gıda patojenlerine karşı da biyolojik ve biyoteknolojik mücadele teknolojileri geliştirilebiliyor. Oluşturulan bu altyapının ortak kullanımı ve sanayiye açılımı için de hâlihazırda ülkemizin önde gelen Ar-Ge ve Klinik Laboratuvarları ile ikili işbirliği anlaşmaları çerçevesinde ortak projeler yürütülüyor. Merkezin ana hedeflerinden biri de akademi ve endüstriden oldukça fazla sayıda araştırmacıya hizmet vermek.

COVID-19 TANI KİTİ GELİŞTİRİLMESİ VE TEDAVİSİ İÇİN GEREKLİ AR-GE ÇALIŞMALARININ YÜRÜTÜLMESİ İÇİN DE YETERLİ DONANIMA SAHİP
Konya Gıda ve Tarım Üniversitesi bünyesindeki KİT-ARGEM’in alt yapısı, birçok patojenin yanı sıra günümüzde ülkemiz dâhil tüm dünyayı tehdit eden Koronavirüs salgınının etkeni olan yeni COVID-19 (Korona Virüs) tipi virüs için tanı kiti geliştirilmesi ve tedavisi için gerekli Ar-Ge çalışmalarının yürütülmesi için de yeterli donanıma sahip. Türkiye’de ilgili alanda faaliyet gösteren kamu kuruluşu ve özel sektör ile yapılacak işbirliklerine açık olduklarını dile getiren Konya Gıda ve Tarım Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Cumhur Çökmüş, “bu kapsamda COVID-19 tanı kitinin geliştirilmesine yönelik Ar-Ge çalışmalarına başlandı. İlk aşamada hem Dünya Sağlık Örgütü hem de Hastalık Kontrol Merkezi (CDC-ABD) tarafından onaylanan tanı kitlerinin teknik doğrulamaları gerçekleştirilmektedir. Ardından hızlı ve kullan-at nitelikte olacak ve yine RT-PCR tabanlı kitlerin doğrulanmalarına başlanacak. Bu amaçla sanayi işbirliklerine de başlanmış olup tüm paydaşlarımızla gerek altyapı gerek bilgi paylaşımı konularında ilişki içerisinde olduğumuzu belirtmek isteriz. Bu kapsamda bilgiyi ürüne dönüştüren üniversite sloganı ile kurulduğu günden bugüne akademik bilginin toplumun ihtiyaçları doğrultusunda ürüne dönüştürülmesini ilke olarak benimseyen Konya Gıda ve Tarım Üniversitesi, KİT-ARGEM altyapısı ile dışa bağımlılığı azaltacak yerli ve milli ürün geliştirme çalışmalarına hızla devam etmektedir” dedi.  

25. ve 26. Dönem AK Karaman Milletvekili ve PANKOBİRLİK Genel Başkanı Recep Konuk’un oluşturduğu vizyon çerçevesinde Konya Şeker tarafından 2013 yılında kurulan ve 2016 yılında eğitim-öğretime başlayan Konya Gıda ve Tarım Üniversitesi bünyesinde T.C. Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkanlığı’nın da destekleriyle Yeni Nesil Gıda Kit ve Referans Madde Araştırma ve Geliştirme Merkezi (KİT-ARGEM) ülkemizin ilk tematik araştırma merkezi olarak gıda, tarım, medikal sektörlerinde kullanılan tanı kiti ve referans malzemelerin milli olarak araştırılması ve geliştirilmesi amacıyla kuruldu. Merkez, 2018 yılı itibarıyla tamamlandı ve kit araştırma-geliştirme çalışmalarına Ulusal/Uluslararası iş birlikleri çerçevesinde başladı.







Medya Ermenek Haber Sitesindeyayınlanan makaleleriniçeriği hakkında mali, hukuki, cezai, idari sorumluluğu makalesi yayınlanan yazara aittir.Yayınlanan makale karşılığında yazarlara telif ücreti ödenmez. Yazarlar bunu peşinen kabul etmiş sayılırlar.


Karaman Belediyesi’ne bağlı ekipler Larende Mahallesindeki kaldırım çalışmalarına devam ediyor.

Belediye ekipleri altyapı çalışması yapılırken bozulan yol ve kaldırımların yanı sıra deforme olmuş ve hiç yapılmamış cadde ve sokaklarda kaldırım çalışmalarını yoğun bir şekilde sürdürüyor. Çalışmalar kapsamında Larende Mahallesinde birçok cadde ve sokağın kaldırımını tamamlayan ekipler, Larende Mahallesi 564, 613 ve 566 sokakta kaldırım yapımı çalışmalarını sürdürüyor.

Kentin her noktasında alt ve üst yapı çalışmalarının devam ettiğini belirten Karaman Belediye Başkanı Savaş Kalaycı: “Karamanımızı daha modern, yaşanabilir ve refah seviyesi yüksek bir kent haline getirmek için, mahalle, cadde, sokak ayrımı yapmaksızın tüm ekiplerimizle birlikte gece - gündüz mesai mefhumu gözetmeksizin çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Hava şartlarının da iyileşmesiyle birlikte ekiplerimiz sahaya çıkarak vatandaşlarımızın istek ve taleplerini değerlendiriyor ve belirli bir plan çerçevesinde çalışmalarını gerçekleştiriyor. Vatandaşlarımızın hak ettiği, huzurlu ve refah seviyesi yüksek bir şehirde yaşamaları için var gücümüzle çalışacağız” dedi.








Medya Ermenek Haber Sitesindeyayınlanan makaleleriniçeriği hakkında mali, hukuki, cezai, idari sorumluluğu makalesi yayınlanan yazara aittir.Yayınlanan makale karşılığında yazarlara telif ücreti ödenmez. Yazarlar bunu peşinen kabul etmiş sayılırlar.

Korona Virüs Salgını tedbirleri kapsamında Ermenek Belediyesi ekiplerinin yoğun bir şekilde gerçekleştirdiği çalışmalarda pek çok nokta dezenfekte edildi. 










Medya Ermenek Haber Sitesindeyayınlanan makaleleriniçeriği hakkında mali, hukuki, cezai, idari sorumluluğu makalesi yayınlanan yazara aittir.Yayınlanan makale karşılığında yazarlara telif ücreti ödenmez. Yazarlar bunu peşinen kabul etmiş sayılırlar.


Belalar, depremler, afetler, musibetler, salgınlar tarih boyunca hep bir toplumsal suç neticesi olduğu mülahaza edilmiş ve edilmektedir.
Ancak burada duralım ve bilelim ki bir gerçek daha var: Allah cc ümmet-i Muhammedi (sav) bu tür belalarla sınamayacağını ve cezalandırmayacağını peygamberine (sav) taahhüt etmiştir.
Bak değerli kardeşim, takdire imanımız tamdır ve buna inanmayanın imanı yok hükmündedir:
“De ki: “Bizim başımıza ancak, Allah’ın bizim için yazdığı şeyler gelir. O, bizim yardımcımızdır. Öyleyse müminler, yalnız Allah’a güvensinler.” (Tevbe 51)
“Nerede olursanız olun, sağlam ve tahkim edilmiş kaleler içinde bulunsanız bile (ecel gelince) ölüm size ulaşacaktır. Onlara bir iyilik gelirse, “Bu, Allah’tandır” derler. Onlara bir kötülük gelirse, “Bu, senin yüzündendir” derler. (Ey Muhammed!) De ki: “Hepsi Allah’tandır.” Bu topluma ne oluyor ki, neredeyse hiçbir sözü anlamıyorlar!” (Nisa 78)
“De ki: "Sizin kendisinden kaçtığınız ölüm, muhakkak sizi bulacaktır. Sonra görünmeyeni ve görüneni bilene döndürüleceksiniz. O size (bütün) yaptıklarınızı haber verecektir.” (Cuma 8)
Kaderin ne olduğunu bu ayetler anlatmaya yeter. Ama bunu sui istimal ederek “tedbirsiz olmak haramdır. Mesela bir Müslüman kaderde varsa olur, diyerek kırmızı ışıkta geçerse ve ölür, öldürürse katil ve canidir.
Bizler kadere ve ezeli mukadderata şüphesiz iman ederiz ama onların ne olduğunu bilmediğimizden dolayı hayatı, Allah’ın en büyük emaneti olan mevcudiyetimizi korumak için en ince ayrıntısına kadar tedbirlerimizi de almamız ilahi bir emirdir.
Ancak burada duralım ve bilelim ki bir gerçek daha var: Allah cc ümmet-i Muhammedi (sav) bu tür belalarla sınamayacağını ve cezalandırmayacağını peygamberine taahhüt etmiştir. İşte kanıtları:
“Onlar, yanlarındaki Tevrat’ta ve İncil’de yazılı buldukları Resûle, o ümmî peygambere uyan kimselerdir. O, onlara iyiliği emreder, onları kötülükten alıkoyar. Onlara iyi ve temiz şeyleri helâl, kötü ve pis şeyleri haram kılar. Üzerlerindeki ağır yükleri ve zincirleri kaldırır. Ona iman edenler, ona saygı gösterenler, ona yardım edenler ve ona indirilen nura (Kur’an’a) uyanlar var ya, işte onlar kurtuluşa erenlerdir.” (Araf 157)
Bu ayette söz edilen ağır yükler Ad, Semud, Lut ve benzer kavimlere verilen dünyevi toplu kırımlar ve cezalardır. Kur’an kıssalarında örnekleri verilen “taş yağması, zelzele, altını üstüne getirme, denizde topluca boğma, öldürücü kasırga, yok edici gürültü, gibi ilahi cezalar bu ayette geçtiği gibi ümmet-i Muhammed’den (sav) kaldırılmıştır.
Bunun diğer bir kanıtı da İsra gecesi yüce peygamberimize ve ümmetine hediye edilen Bakara suresinin son ayetidir:
“Allah, bir kimseyi ancak gücünün yettiği şeyle yükümlü kılar. Onun kazandığı iyilik kendi yararına, kötülük de kendi zararınadır. Ey Rabbimiz! Unutur, ya da yanılırsak bizi sorumlu tutma! Ey Rabbimiz! Bize, bizden öncekilere yüklediğin gibi ağır yük yükleme. Ey Rabbimiz! Bize gücümüzün yetmediği şeyleri yükleme! Bizi affet, bizi bağışla, bize acı! Sen bizim Mevlâmızsın. Kâfirler topluluğuna karşı bize yardım et.” (Bakara 286)
Bakara suresinin Amenerrasülü olarak da meşhur bu son ayetinde, daha önceki ümmetlere yüklenen ağır ve çekilmez külfetlerin verilmemesi için Allah’a dua etmemiz emrediliyor.
Bir de öyle gaflet dolu bir inancımız da var ki bir günahkarın başına bir bela gelse sıkılmadan, “belliydi, ben demiştim, hakketmişti …” gibi benzer sözler sarf edilerek büyük bir hamakata imza atılmaktadır.
Behey gafil kardeşim!
Büyük Türk milletinin sevdiği Adnan Menderes, Turgut Özal, Muhsin Yazıcıoğlu, Eşref Bitlis, Esat Coşan Hoca Efendi ve benzeri nice zatlar feci belalarla ölmedi mi?
Karaman Bey, Karamanoğlu Mehmet Bey, Fatih Sultan Mehmet, Yavuz Sultan Selim, Genç Osman, Sultan Abdülaziz ve daha nice dehalar genç yaşta zehirlenerek veya suikastlarla öldürülmedi mi?  Hatta yüce peygamberimizin ölümünün bile Hayber’deki Yahudi kadının ikram ettiği kuzu etinden tevellüt ettiği bile söylenmiyor mu?
Sen Allah’ın gücüne ortak mısın ki kazaları, depremleri, ölümleri, belaları, virüsleri, salgınları bile batıl yorumlara tabi tutuyorsun?
Aklını başına al ve bir daha Allah'tan gelen veya gelecek hayır ve şerre “şamar” lafı etme olur mu?
Evrende her şey Allah’ın takdiriyle ve tabiat da denen Sünnetullaha uygun olarak cereyan eder:
“(Bu şirk ehlinin davranışları da) yeryüzünde bir kibirlenme ve bir suikast düzenidir. Halbuki fena düzen ancak sahibinin başına geçer. O halde öncekilerin kanununda olduğu gibi bela mı bekliyorlar? Sen Allah’ın sünnetinde asla bir değişme bulamazsın. Sen Allah’ın sünnetinde asla bir başkalaşma da bulamazsın.(Fatır 43)
Yok, eğer bu ayette geçtiği gibi illa da ben günahımın cezasını dünyada çekmek istiyorum diyorsan onu kendin için iste!

Mükremin KIZILCA



Medya Ermenek Haber Sitesindeyayınlanan makaleleriniçeriği hakkında mali, hukuki, cezai, idari sorumluluğu makalesi yayınlanan yazara aittir.Yayınlanan makale karşılığında yazarlara telif ücreti ödenmez. Yazarlar bunu peşinen kabul etmiş sayılırlar.


Tarım ve Orman Bakanlığımız tarafından tüm dünya ile birlikte ülkemizde de görülmekte olan yeni tip koronavirüs (Covid 19) salgınının devam ettiği süre içerisinde, üreticilerimizin ve tüketicilerin belirlenen  hijyen kurallarına uymamasının halk sağlığı açısından risk oluşturabileceği değerlendirilmiştir. Bu nedenle Bakanlığımız tarafından alınan kararlar kapsamında, 23-27 Mart 2020 tarihleri arasında gıda güvenilirliği ve tüketicinin korunmasını sağlamak amacıyla, İl Tarım ve Orman Müdürlüğümüz kontrol görevlileri tarafından iş yerlerine gıdanın hazırlanması, sunumu ve servisi esnasında koronavirüs kaynaklı gıda bulaşmalarının önüne geçmek için bilgilendirme denetimleri yapılmaktadır.

Bu kapsamda iş yerlerine;
• İşletme girişlerinde dezenfektanlı paspasların kullanılması,
• Girişlerde el dezenfektanlarının kullanılması,
• Çalışanların el temizliğine dikkat etmesi, ellerin en az 20 saniye boyunca sabun ve suyla yıkanması, sabun ve suyun olmadığı durumlarda alkol bazlı el antiseptiklerinin kullanılması,
• Ambalajlı veya ambalajsız hiçbir gıda maddesinin zeminle temas ettirilmemesi,
• Açıkta satılan sebze ve meyvelerin önceden ambalajlanması veya müşterinin eldiven kullanılarak seçmesi ya da eldiven kullanan reyon görevlisi tarafından ambalajlanarak satışa sunulması,
• Kuru bakliyat, şekerleme ve diğer pastacılık ürünlerinde çevre etkisine ve müşteri temasına izin veren açık sergilemenin önlenmesi,
• Market arabaları ve alışveriş sepetlerinin en az günde bir kez temizlik ve dezenfeksiyonlarının yapılması,
• Pos cihazlarında temassız özellikte olanların önerilmesi ya da her müşteriden sonra pos cihazının dezenfekte edilmesinin sağlanması,
• Kapı kolları, lavabolar, armatürler gibi sık kullanılan yüzeylerin en az günde bir ve gerektiğinde daha sık su ve deterjanla yıkanması,
• Herhangi bir solunum yolu enfeksiyonu (ateş, öksürük, solunum sıkıntısı vb.) bulguları olan personelin bu belirtiler kaybolana dek çalıştırılmaması,
• Bardak ve tabak gibi ortak kullanılan eşyaların her kullanım sonrasında su ve deterjanla yıkanması (tercihen bulaşık makinası ile) ve kullanımına kadar temiz bir ortamda saklanması,
• Kapalı alanların temizlik sonrası en az 1 saat havalandırılması konularında uyarılarda bulunuldu.



Medya Ermenek Haber Sitesindeyayınlanan makaleleriniçeriği hakkında mali, hukuki, cezai, idari sorumluluğu makalesi yayınlanan yazara aittir.Yayınlanan makale karşılığında yazarlara telif ücreti ödenmez. Yazarlar bunu peşinen kabul etmiş sayılırlar.


Koronavirüs (Covid-19) salgınını önleme mücadelesine katkıda bulunmak amacıyla Karaman İl Milli Eğitim Müdürlüğü tarafından “Evde Kal Karaman” isimli Karaman genelinde öğrencilere ödüllü resim, şiir ve hikâye yarışması başlatıldı.
Yarışmaya ilişkin bilgiler veren İl Milli Eğitim Müdürü Mehmet Çalışkan, “Evde Kal Karaman” sloganıyla yola çıktıklarını belirterek Karaman genelinde resim, şiir ve hikâye yarışması başlattıklarını ifade etti. Milli Eğitim Bakanı Sayın Ziya Selçuk’un sözlerini hatırlatan İl Müdürü Mehmet Çalışkan, yazarların dünya edebiyatının en güzel eserlerini, ressamların en güzel tablolarını, müzisyenlerin en güzel bestelerini evlerinde ortaya koyduğunu belirterek bu yolda bir katkı olması için öğrencilere teşvik anlamında böyle bir yarışma düzenlendiğini söyledi. İl Milli Eğitim Müdürü Mehmet Çalışkan, öğrencilerin evde kalarak kendilerini ve ailelerini korudukları, sağlıklı ve keyifli bir uzaktan eğitim süreci geçirmelerini dileyerek sözlerini tamamladı.
İlkokul öğrencilerinin resim, ortaokul öğrencilerinin şiir ve lise öğrencilerinin hikâye dalında katılım gösterebileceği yarışmanın konusu “evimiz” olacak. Yarışmaya katılım sağlayacak öğrenciler, 29 Mart 2020 Pazar günü sonuna kadar eserlerini memkaraman@gmail.com e-posta adresine gönderecek. Eser sahibi öğrenci, okul adı ve sınıf bilgilerinin yanı sıra ismi ve soyadıyla birlikte isterse evde çekilmiş fotoğrafını da gönderebilecek. Her bir kategoride birinci olan öğrenci ve eseri 30 Mart 2020 Pazartesi günü ilan edilecek.
Uzaktan eğitim sürecinde öğretmenlerimizin ve öğrencilerin evde yaptıkları etkinlik ve eserler sosyal medya hesaplarından #EvdeKalKaraman etiketiyle paylaşılacak.

Medya Ermenek Haber Sitesindeyayınlanan makaleleriniçeriği hakkında mali, hukuki, cezai, idari sorumluluğu makalesi yayınlanan yazara aittir.Yayınlanan makale karşılığında yazarlara telif ücreti ödenmez. Yazarlar bunu peşinen kabul etmiş sayılırlar.

Yapılan açıklamada; "Belediyemiz Zabıta Memurları ve Veteriner Hekim tarafından ilçemizde kasaplar, pastaneler ve fırınlarda inceleme ve denetlemelerde bulunuldu.
Dünyayı etkisi altına alan korona virüsü nedeniyle sıkıntılı günler geçirdiğimiz şu günlerde halk sağlığına büyük önem veren Belediyemiz, vatandaşlarımızın hijyen şartları çerçevesinde ve huzur içinde alışveriş yapmalarını sağlamak amacıyla öncelikli olarak hijyen koşulları, ortam temizliği ve çalışanların özellikle maske ve eldiven kullanmaları konusunda incelemeler yapan Zabıta ekiplerimiz, eksiği bulunmayan ve hijyen kurallarına uyan esnaflarımıza da gösterdikleri hassasiyetten dolayı teşekkür edildi."denildi.





Medya Ermenek Haber Sitesindeyayınlanan makaleleriniçeriği hakkında mali, hukuki, cezai, idari sorumluluğu makalesi yayınlanan yazara aittir.Yayınlanan makale karşılığında yazarlara telif ücreti ödenmez. Yazarlar bunu peşinen kabul etmiş sayılırlar.


Herkes vatanında otursaydı hiçbir şey olmayacaktı.
Kristof Kolomb, 1492 tarihinde Atlantik Okyanusu'nu aşarak Kuzey Amerika Kıtasına ayak basınca şahit oldu olaya. Yerlilerin ağızlarında bir şey tüttürdüklerini gördü. Bu tütmekten gelen tütünden başkası değildi.
Arapçada duman manasına Dühan deniyordu kendisine, gelen tüttürüyor, giden tüttürüyordu.
16. yüz yılın başında İslam dünyasına pazarlamasını yapan tüccarlar: bütün dertlere deva, olarak tanıtıyorlardı zıkkımı.
18. yüz yılda Osmanlı topraklarının her tarafında ve her iklimde ekimi yapılan tütün kalite ve membaına göre çeşitli isimlerle anıldı ve Osmanlılar Reji İdaresini bile kurdular. Artık devlet için de halk için de bir gelir kaynağına dönüşmüştü bu illet.
Gam ve tasaya iyi geldiği için tüttürüyoruz, diyordu tüttürenler. Ama işin aslı asla öyle değildi. Bunun ticaretini yapanlar illa da ona cazip bir taraf atfederek satışlarını günden güne artırıyorlardı.
Yetişmiş, gelişmiş ve ergen olmanın bir alameti olduğunu bile söylediler. Artık işin ucu bucağı kaybolmuş yeni nesil ben de yetiştim, büyüdüm diyerek eline alıyordu mereti.
Osmanlılara girdiği tarihten itibaren yüz yıl içinde alışkanlık öyle bir boyuta geldi ki padişah 4. Murat 17. Yüz yılın başından itibaren resmen yasak koyarak yasağa uymayanları idam bile ettirmişti. Çünkü millet işi gücü bırakmış “adam olmuş olmanın” keyfini sürmek için kahvehanelerde akşamlıyor, kahvehanelerde sabahlıyordu.
Osmanlı derken tabii bulunan bütün Müslüman devletlerde de durum aynıydı.
Hocalar, âlimler, allameler, müftüler, şeyhülislamlar ve tarikat mensupları bile aynı hastalığa müptela olmuşlardı. Çok azı hariç herkesin ağzında dev lülelerde mangal kömürüyle tutuşturdukları bu zehir kaynağı tütün vardı.
Müslümanlar da, ayetler, hadisler de fetva konusunda ikiye ayrılmıştı. Bir taraf haram derken diğer taraf helal, mubah diyordu. Bir tarikat haram derken bir tarikat parası olana helal, olmayana haram diyordu. Hatta tarikat şeyhi tüttürüyorsa müritler bunu sünnet addediyor ve fazlasıyla dühan tüttürüyorlardı.
Âlimlerden aklını başına toplayan bir gurup içse bile sağlıklı bir mantıkla buna helal denemez, mekruhtur demişlerdi.
 Bu sefer de o zaman ne tür bir mekruhtur? Sorusu çıktı ortaya: tenzihen mi yoksa tahrimen mi mekruhtur? Yani harama yakın mekruh mu yoksa helale yakın mekruh mu? Diye soruyordu avam-ı nas.
Halk iki arada bir derede kalmıştı. Ama İslam âlimlerinden bırak mekruh demeyi tahrimen mekruh demeyi bile içmeleri için yeterli kanıt sayan genel Müslümanlar tütünü tüttürmeye devam ettiler.
Neden içiyorsun? Dumanını yel, parasını el alır, sana da zararı kalır, dendiğinde en büyük ve önemli bahaneleri: falan hoca da içiyor diyorlardı.
21. yüz yıla kadar bu böyle devam etti.
 Bu asırda zararı kesinleşince ve bütün tıp otoritelerince sağlığın baş düşmanı ilan edilince devletler de yavaş yavaş kısıtlamalar getirmeye başladılar. Bu kısıtlamalar içiciler ve satıcılara yönelikti.
Artık her yerde içilemediği gibi her yerde de satılamıyordu. Paketlerin üzerine bütün dünyada: zehirdir, öldürücüdür, süründürücüdür gibi en korkunç sözler yazılıyordu. Dünya Sağlık Örgütü evrensel afet ilan etse de, çok yakında pandemik hastalıklardan sayılacak olsa da topluma önder niteliğindeki kişilerin (öğretmen, doktor, polis, hacı, hoca gibi) kullanmaya devam eetmesi halkta da hızın kesilmemesine neden olmaktadır.
2019 yılında Müslümanlar bakımından çok önemli bir olay yaşandı: bir kahraman D. İ. Başkanı çıkıp: tütün ve tütün ürünleri kesinlikle haramdır, dedi. Hatta bundan böyle tütün kullananlar imamete geçemeyecekler, diye noktayı koymuştu.
D. İ. Başkanı Ali Erbaş: “Sigara haramdır, İnsanın bedeni mukaddestir. Bedeni beş açıdan korumak gerekiyor. Dinini korumak, aklını korumak, malını korumak, nefsini korumak, yani canı korumak, bir de nesli korumak. Sigaranın sadece birini bile korumaya engel olsa, bu bile haram olması için yeterli. Kaldı ki beşine de zararı var. Dine zararı var, akla zararı var, mala zararı var, cana zararı var, nesle zararı var. Dine zararı, sigara sarhoş edici maddeler arasında sayılıyor. Sigara uyuşturucu vazifesi yapıyor. Uyuşturucuya götüren yol sigarayla başlar. Kesinlikle sigarada uyuşturucu özelliği var.” Diye asrın vebasına noktayı böyle koydu.
Zaten daha önce de Dünya Fıkıh Konseyi ve evrensel nice İslami kurum ve şahsiyetler haramlığına fetva vermişlerdi.
 Türkiye’de her yıl 100 bin, dünyada da altı milyon insan bu virüsten ölüyor.
Dünya Sağlık Örgütü'nün verilerine göre, 600 bin kişi ise her yıl bu virüs bulaşmadığı halde bulaşanların yanında bulunmalarından dolayı hayatını kaybediyor.
Dünyada yaşı 15’in üzerinde olan 1,2 milyar kişi (her üç erişkinden birisi) bu virüse yakalanmıştır. 
Dünya bankası verilerine göre her yıl bu virüsün yol açtığı ekonomik zarar 200 milyar dolardır.
Tüm zamanların en zararlı virüsü 500 yıldır insanlığı kırıp geçiriyor.
İpin ucu güçlülerde ve tüccarlarda olduğundan bu vahşete kimsenin sesi çıkmıyor.
Bu virüs Sigara ve diğer tütün ürünleridir.
Mükremin KIZILCA



Medya Ermenek Haber Sitesindeyayınlanan makaleleriniçeriği hakkında mali, hukuki, cezai, idari sorumluluğu makalesi yayınlanan yazara aittir.Yayınlanan makale karşılığında yazarlara telif ücreti ödenmez. Yazarlar bunu peşinen kabul etmiş sayılırlar.


Karaman Belediyesi bir yandan covid-19 virüs salgını ile ilgili tüm tedbir ve önlemlerini almaya devam ederken bir yandan da sahada ki çalışmaları sürüyor.

Belediye ekipleri virüs salgınına karşı mücadele çalışmalarını sürdürürken diğer yandan da şehrin muhtelif bölgelerinde yoğun bir çalışma gerçekleştiriyor. Çalışmalar kapsamında; Larende Mahallesi’nde boş arsaların temizlenmesi ve yeniden düzenleme çalışması, 1. organize sanayi yolu ve 2 organize sanayi yolunda yapımı devam eden kanalizasyon hattı çalışması ve Güdümen yolunda devam eden yağmursuyu kollektör hattı çalışması, şehir genelinde bulunan çocuk oyun alanlarının dezenfekte çalışması, orta refüj ve kavşaklarda dezenfekte ve bakım - onarım çalışması, şehir genelinde bulunan oturma banklarının geçici olarak sökülmesi ve Zembilli Mahallesinde bulunan Yarenler Parkında parke döşeme ve çevre düzenleme çalışmaları devam ediyor.
















Medya Ermenek Haber Sitesindeyayınlanan makaleleriniçeriği hakkında mali, hukuki, cezai, idari sorumluluğu makalesi yayınlanan yazara aittir.Yayınlanan makale karşılığında yazarlara telif ücreti ödenmez. Yazarlar bunu peşinen kabul etmiş sayılırlar.
TEFRİKA YAZI DİZİSİ

ULUCANLAR'IN SON MAHKUMU

1.BÖLÜM 2.BÖLÜM 3.BÖLÜM 4.BÖLÜM 5.BÖLÜM 6.BÖLÜM        

sanalbasin.com üyesidir
Düzenleme | Copyright © 2013-2020 | MedER |Medya Ermenek
BİZE ULAŞIN
ghs.google.com