...



 (Metruk Bir Eve Ağıt)

Heybetli ve yorgun duvarlar
Arsız otlarla, yapayalnız
Hüzne kurulmuş zaman
Bütün kelimeler anlamsız. 

Belki bir gece siyahlaşır
Alır başını giderdi
Belki de bir gün ışır
Safa vaktine düşerdi.

Artık ne bir ses  var
Ne kimseden haber
Ne kimse kapı çalar
Açılmaz pencereler.

Ne hatıralar yaşanmış
Oda oda köşe bucak
Taşlara hüzün kalmış
Yıkıldı, yıkılacak.

Mustafa KENARLI      


Medya Ermenek Haber Sitesindeyayınlanan makaleleriniçeriği hakkında mali, hukuki, cezai, idari sorumluluğu makalesi yayınlanan yazara aittir.Yayınlanan makale karşılığında yazarlara telif ücreti ödenmez. Yazarlar bunu peşinen kabul etmiş sayılırlar.

Tüm dünyayı etkisi altına alan korona virüs salgını nedeniyle bu yıl ziyaretlerin olmadığı, nesillerin bir araya gelemediği farklı bir Ramazan Bayramı kutlayacağımızı belirten Belediye Başkanımız Atila Zorlu,
Tüm olumsuzluklara rağmen bayram heyecanı evlerimizden eksik olmasın. Bayramlaşmanın önemli geleneklerimizden olduğunu ve bu geleneğin yaşanması için yeni kuşaklara her fırsatta birlik ve beraberliğin önemini, büyüklerimize saygının, küçüklerimizi koruyup gözetmenin bizi biz yapan değerler olduğunu anlatmalıyız. Elbet kucaklaşacağımız, hasret gidereceğimiz o güzel günlerin tekrar geleceğinin bilincindeyiz. Sadece biraz daha sabredelim, sosyal mesafemizi koruyalım ve evimizden mümkün olmadıkça çıkmayalım.
Bu duygu ve düşüncelerle; hemşerilerimin ve tüm İslam âleminin Ramazan Bayramını en kalbi duygularımla kutluyor, bayramın tüm insanlığa barış, kardeşlik ve huzur getirmesini temenni ediyor, sevgi ve saygılarımı sunuyorum.

Atila Zorlu – Ermenek Belediye Başkanı

Medya Ermenek Haber Sitesindeyayınlanan makaleleriniçeriği hakkında mali, hukuki, cezai, idari sorumluluğu makalesi yayınlanan yazara aittir.Yayınlanan makale karşılığında yazarlara telif ücreti ödenmez. Yazarlar bunu peşinen kabul etmiş sayılırlar.


“Bayram ziyaretlerimiz, sıhhatli günlerdekinde daha sıkı kucaklaşmak için bu sene ertelenecek, sokaklar çocuklarımızın bayramlara özgü neşesiyle rengarenk olmayacak bu sene. Kapıların zilleri çalınmayacak, bayram bu sene yüz yüze buluşmalara, hasret gidermeye vesile olamayacak. Ancak bu durum, Bayramı gönül birliği ile gönüllerin mesafeleri aşarak daha sıkı sarılarak kutlamasına mâni değildir” diyerek Ramazan Bayramı dolayısıyla bir mesaj yayınlayan ve “Biz bu sene Ramazan Bayramında salgına rağmen Bayramı coşkusundan, sevincinden, Bayramlara özgü yardımlaşma ve dayanışma ruhundan taviz vermeden idrak etmenin yolunu, yöntemini de bulacağız. Bu Ramazanda kalabalık iftar sofralarında buluşmaya imkânımız olmamasına rağmen milletimiz Ramazanın rahmet ve bereketini paylaşmanın yol ve yöntemini nasıl bulduysa, Bayram coşkusunu, sevincini çevresinden başlayarak her haneye her eve ulaştırmanın yol ve yöntemini de bulacaktır. Çünkü biz dini bayramlarımızı sıradan bir kutlamanın, sevinç, neşe ve coşkudan ibaret zaman anlayışının dar kalıplarına sığdırmıyoruz, sığdıramayız. Biz bayramları, hoşgörüyle bezer, huzur iklimi ile taçlandırırız. Biz bayramları birliğimizi ve bütünlüğümüzü kuvvetlendirecek özel günler olarak kabul ederiz. Biz bayramlarda sevgimiz gibi eldekini de paylaşır, milletçe dayanışma ve yardımlaşmanın manevi hazzını tadarız. Biz, bizim manevi coğrafyamızda her sene her iki bayramda da taze bir başlangıç yapar, hoşgörü ve karşılıklı muhabbet iklimini doyasıya teneffüs ederiz. Biz bayramlarda kuzeyinden güneyine, doğusundan batısına yurdun dört bir yanında aynı duygu bütünlüğünde buluşur, aynı manevi havayı teneffüs eder, sevinç, coşku, heyecan kadar varsa sevincimizi gölgeleyen burukluklar onları da paylaşır, sevinç ve kederde ortaklık ederiz. Bizim için bayramların manevi ihtivası, yüklendiği değerler manzumesi maddi ve fiziki ihtivasından daha mühimdir. Bizim için birbirimizi görmekten çok, gönüllerin kucaklaşması önemlidir bayramlarda. Biz bu bayramda mekân ve mesafe engeli tanımayan gönüllerimizle daha sıkı sarılacağız birbirimize. Eş dost, akraba, komşu gönül sıcaklığı, yürek bağı ile aynı mekânda değilse bile aynı iklimde buluşacağız bu bayramda” şeklinde konuşan Başkan Recep Konuk rahmet ve bereket günlerinin hayırlara vesile olmasını diledi.

DEĞERLERİMİZİN KIYMETİNİ MAHRUMİYETİN VERDİĞİ EKSİKLİKLE DAHA İYİ KAVRAYACAĞIZ
Ramazan Bayramı dolayısıyla yayınladığı mesajına, “iftar sofralarında buluşamadığımız, iftar sonrası sohbetlerinin tadını çıkaramadığımız bu seneki Ramazan Ayının ardından hepimizin sıhhati ve sağlığını tehdit eden salgın belasından bir an önce kurtulmak için bu Bayramı da önceki yıllardaki her bayramdan farklı idrak edeceğiz” diyerek başlayan 25. ve 26. Dönem AK Parti Karaman Milletvekili ve PANKOBİRLİK Genel Başkanı Recep Konuk, “bayram ziyaretlerimiz sıhhatli günlerdekinde daha sıkı kucaklaşmak için bu sene ertelenecek, sokaklar çocuklarımızın bayramlara özgü neşesiyle rengarenk olmayacak bu sene. Kapıların zilleri çalınmayacak, bayram bu sene yüz yüze buluşmalara, hasret gidermeye vesile olamayacak. Bu Bayramda, tıpkı Ramazan Ayındaki gibi bir önceki ve daha önceki rahmet aylarının hayatımıza kattığı değerlerin kıymetini mahrumiyetin verdiği eksiklikle daha iyi kavrayacağız. İftar sofralarında buluşmak gibi Bayram vesilesiyle kucaklaşabilmenin, bayram vesilesiyle hatırlayıp hatırlanmanın, mesafelerin ayırdığı uzaklardaki eş dost akrabanın bedenlerinin buluşmasının gönüller arasındaki bağı da kuvvetlendirdiğinin kıymetini bu sene bunlardan mahrum bir bayram idrak ederek anlayacağız. Bu sene Ramazan Bayramını bedenler ayrı kutlayacağız. Ancak bu durum Bayramı gönül birliği ile gönüllerin mesafeleri aşarak daha sıkı sarılarak kutlamasına mani değildir. Bu sene elimiz kapının ziline uzanamasa da iyi dileklerimizi, güzellik temennilerimizi,  dualarımızı, sevincimizi, heyecanımızı, coşkumuzu, ikramlarımızı birbirimize ulaştıracak, birbirimizle buluşturacak teknolojik imkânlar mevcuttur” şeklinde konuştu.


BAYRAMLAR, BİRLİĞİMİZİ VE BÜTÜNLÜĞÜMÜZÜ KUVVETLENDİREN ÖZEL GÜNLERDİR
Başkan Konuk, mesajını şu cümlelerle sürdürdü: “Biz bu sene Ramazan Bayramında salgına rağmen Bayramı coşkusundan, sevincinden, Bayramlara özgü yardımlaşma ve dayanışma ruhundan taviz vermeden idrak etmenin yolunu, yöntemini de bulacağız. Bu Ramazanda kalabalık iftar sofralarında buluşmaya imkânımız olmamasına rağmen milletimiz Ramazanın rahmet ve bereketini paylaşmanın yol ve yöntemini nasıl bulduysa, Bayram coşkusunu, sevincini çevresinden başlayarak her haneye her eve ulaştırmanın yol ve yöntemini de bulacaktır. Çünkü biz dini bayramlarımızı sıradan bir kutlamanın, sevinç, neşe ve coşkudan ibaret zaman anlayışının dar kalıplarına sığdırmıyoruz, sığdıramayız. Biz bayramları, hoşgörüyle bezer, huzur iklimi ile taçlandırırız. Biz bayramları birliğimizi ve bütünlüğümüzü kuvvetlendirecek özel günler olarak kabul ederiz. Biz bayramlarda sevgimiz gibi eldekini de paylaşır, milletçe dayanışma ve yardımlaşmanın manevi hazzını tadarız. Biz, bizim manevi coğrafyamızda her sene her iki bayramda da taze bir başlangıç yapar, hoşgörü ve karşılıklı muhabbet iklimini doyasıya teneffüs ederiz. Biz bayramlarda kuzeyinden güneyine, doğusundan batısına yurdun dört bir yanında aynı duygu bütünlüğünde buluşur, aynı manevi havayı teneffüs eder, sevinç, coşku, heyecan kadar varsa sevincimizi gölgeleyen burukluklar onları da paylaşır, sevinç ve kederde ortaklık ederiz. Bizim için bayramların manevi ihtivası, yüklendiği değerler manzumesi maddi ve fiziki ihtivasından daha mühimdir. Bizim için birbirimizi görmekten çok, gönüllerin kucaklaşması önemlidir bayramlarda. Biz bu bayramda mekân ve mesafe engeli tanımayan gönüllerimizle daha sıkı sarılacağız birbirimize. Eş dost, akraba, komşu gönül sıcaklığı, yürek bağı ile aynı mekânda değilse bile aynı iklimde buluşacağız bu bayramda.”

EVLATLARIMIZIN YÜZLERİNİN GÜLMESİ VE BAYRAMLARIN TADINA TAT, COŞKUSUNA COŞKU KATMAK İÇİN ÇALIŞIYORUZ
“Bu bayramda da bayramlara has yardımlaşma ve dayanışma iklimini tezahür ettireceğiz, hatta bayramlarda bir başka tezahür eden bu değerimize bu bayramda daha sıkı sarılacağız. Çünkü, bu bayramda salgın nedeniyle işini kaybeden, çalışma imkanı bulamayan, işi gücü aksayan kardeşlerimizin hanelerine de bayram coşkusu ve sevincini ulaştırma yükümlülüğümüz var” diyen Başkan Konuk, “milletimizin bu ay içerisinde gösterdiği asaletin ve yüksek şuurun bir sonucu olarak her yerde yardımlaşmayı ortak bir tavır olarak tezahür ettirmesi, aynı ezan, aynı kıble, aynı hayır duaları ve aynı değerleri paylaşarak ülkemizin her tarafında ortak bir manevi havayı teneffüs ettirmesi, yardımlaşma ve dayanışma konusunda gösterdiği duyarlılık bizi millet yapan bağların ne kadar güçlü, derin ve kopmaz olduğuna dair inancımızı pekiştirmiştir. Ramazan ayı münasebetiyle yaşadığımız bu manevi iklimin bizim coğrafyamızda ilelebet egemen olması en büyük temennimizdir. Bir başka temennimiz daha vardır, yoksula ve ihtiyaç sahibine yardım etmekten kimsenin imtina etmediği ülkemizde, bizim gönlümüzden geçen; yardımlara ihtiyaç duyacak hiç kimsenin kalmamasıdır. Bizim temennimiz ve çabamız bizim coğrafyamızın ve bizim milletimizin dünyanın en zengin, en müreffeh ülkesi ve milleti olması içindir. Her bayram bir önceki bayrama göre daha çok köyün, daha çok evin, daha çok üreticinin bayramları bayram gibi geçirmesi için üzerimize düşeni eksiksiz yapmış olmanın gönül rahatlığı ve başarmış olmanın öz güveni ile bayramların daha bir bayram gibi yaşanacağı, yokluk ve yoksulluğun belinin her yıl bir önceki yıla göre daha çok kırıldığı bir Türkiye ve tarım sektörü hedefimize hızla ilerliyor,  bizim evlatlarımızın her bayramda bir önceki bayramdan daha çok yüzlerinin gülmesi ve bayramların tadına tat, coşkusuna coşku katmak için çalışıyor, bu toprakların ve bu toprakların çocuklarının yüzünü güldürmek için çalışan herkese dualarımızda ilk sıra yer veriyoruz. Biz biliyor ve temenni ediyoruz ki, bu el ve gayret birliği bu toprakların çocuklarının istikbalini aydınlatacak, bu topraklarda yaşanan her bayrama ayrı bir tat ayrı bir coşku katacaktır. Salgınla mücadeleden bir an önce ve milletimizin hiçbir ferdinin sıkıntıya düşmeden başarıyla çıkmamıza vesile olması, bir daha hiçbir bayramı birbirimizden uzak geçirmememiz, sağlıklı ve sıhhatli günlerde kutlayacağımız gönüller kadar bedenlerin de kucaklaştığı nice bayramlara erişmek temennisiyle tüm üyelerimizin, bütün çiftçilerimizin, hemşehrilerimin, aziz milletimizin ve tüm inananların mübarek Ramazan Bayramını tebrik eder, bu rahmet ve bereket günlerinin hayırlara vesile olmasını dilerim” ifadelerini kullandı.

Medya Ermenek Haber Sitesindeyayınlanan makaleleriniçeriği hakkında mali, hukuki, cezai, idari sorumluluğu makalesi yayınlanan yazara aittir.Yayınlanan makale karşılığında yazarlara telif ücreti ödenmez. Yazarlar bunu peşinen kabul etmiş sayılırlar.
Medya Ermenek
Kırk yıldır sancak merkezi yani kendisine on kadar kazanın bağlı bulunduğu vilayet merkezi olan Ermenek 1869 yılında sancak / liva merkezi Adana’ya nakledilince tekrar kaza haline döner.

1868 yılında son olarak Konya Salnamesinde, bağlı kazalarıyla beraber Ermenek sancağının idarecileri yer almaktadır.

Bu tarihte Ermenek’e bağlı kazaları aşağıda vereceğim.

1868 Yılında Ermenek İlinin İdareci Ve Bürokratları

İçel Sancağı Ermenek

Mutasarrıf Ahmet Rüştü Paşa
Naibi: Mehmet Said Efendi
Müftü: Hafız Ahmet Efendi
Muhasebeci: Tahir Efendi
Tahrirat / yazı İşleri müdürü: Şükrü Efendi

Sancak İdare Meclisi

Doğal Üyeler:
Başkan Mutasarrıf Paşa
Naibi
Müftü
Muhasebeci
Tahrirat müdürü

Seçilen Üyeler:
Abdülmümin Efendi
Ahmet Fevzi Bey
Mehmet Rafet Efendi
Abdullah Efendi
Kâtip Ahmet Bey

Sancak Hukuk Temyiz Meclisi

Başkan: Naip Mehmet Said Efendi
Üye: Hacı Mehmet Efendi
Üye: Mehmet Emin Efendi
Üye: Mustafa Şükrü Efendi
Üye: Hacı Mehmet Efendi
 Üye:  Hacı Abdullah Efendi
Üye: Osman Efendi
Kâtip Mustafa Mevci Efendi

Sancak Muhasebe

Muhasebe Kâtibi: Vasıf Efendi
1. Yardımcı Mahmut Efendi
2. Yardımcı Ahmet Efendi
Beytülmal / Maliye Memuru: Mehmet Efendi
Sandık (Ziraat Bankasından önceki hizmet birimi) Emini: Mustafa Vehbi Efendi

Sancak Yazı İşleri

Tahrirat / Yazı İşleri Müdür: Şükrü efendi
Müsevvit / ilk Yazan: Ali Efendi
Mübeyyiz / Düzelterek yazan: Abdullah Bey

İçil Sancağı Belediye Meclisi:

Muhasebeci: Tahir Efendi
Muavin: Celal Efendi
Zıyaeddin Zade Mehmet Efendi
Hacı Yahya Efendi
Hacı Hüsameddin Ağa
Sipahi Hacı Hasan Ağa
Tüccar-ı Hayriyeden Said Efendi
Kâtip: Mustafa Efendi

İçil Sancağı Mutasarrıflığı

Ermenek Kazası

Mahalle ve Köyler
Müslüman Nüfus

15 Mahalle
3700
Ermenek Kazası
30 Köy
5786
Nevahi Nahiyesi
45
9486
Yekûn




Ermenek Sancağına Bağlı Kazalar

Anamur (Gazi Paşa Anamur’a bağlı nahiyedir)
Mut
Gülnar
Silifke
Karataş (Erdemliden beride şimdi olmayan bir kazadır)

Ermenek Garnizonu

Binbaşı Süleyman Ağa Ermenek Merkez
Kolağası Ahmet Ağa              
Tabur Kâtibi Ali Efendi          
1. Yüzbaşı Haydar Bey Ermenek Bölük
2. Yüzbaşı Reşit Ağa Nevahi Bölük (Ermenek batısında şimdiki Sarıveliler, Başyayla ve Güneyyrut’un bağlı olduğu kaza)
3. Yüzbaşı Mustafa Ağa Sinanlı Bölük (Ermenek’le Mut arasında eski bir kaza)
4. Yüzbaşı Hacı Hüseyin Ağa Gülnar Bölük
5. Yüzbaşı Ali Ağa Mut Bölük
6. Yüzbaşı Kasım Ağa Zeyne Bölük (Zeyne: imdi Gülnar’a bağlı bir belde olup eski kaza merkezi)
7. Yüzbaşı Şakir Bey Anamur Bölük
8. Yüzbaşı Süleyman Ağa Gazipaşa Bölük

(Konya Salnameleri 1. Sayı 52. Sayfa Tarih: 1285 / 1868)


Mükremin KIZILCA


Medya Ermenek Haber Sitesindeyayınlanan makaleleriniçeriği hakkında mali, hukuki, cezai, idari sorumluluğu makalesi yayınlanan yazara aittir.Yayınlanan makale karşılığında yazarlara telif ücreti ödenmez. Yazarlar bunu peşinen kabul etmiş sayılırlar.

İlçemiz Kirse önü mevkii'nde bulunan mezarlık bölgesinde bir süredir devam eden merdiven çalışmaları tamamlandı. Mezarlık çevresinde bulunan merdivenlerin bozulup tahrip olmasından dolayı vatandaşlarımızın yakınlarının kabirlerine daha rahat ve güvenli bir şekilde ulaşım kolaylığını sağlamak için Belediyemiz Fen İşleri Müdürlüğü ekipleri tarafından yapılan merdiven çalışmaları tamamlanarak Ramazan Bayramı öncesi vatandaşlarımızın hizmetine sunulmuştur.






Medya Ermenek Haber Sitesindeyayınlanan makaleleriniçeriği hakkında mali, hukuki, cezai, idari sorumluluğu makalesi yayınlanan yazara aittir.Yayınlanan makale karşılığında yazarlara telif ücreti ödenmez. Yazarlar bunu peşinen kabul etmiş sayılırlar.


Osmanlı devletinde 1866 yılından itibaren eyalet ve vilayetler, bağlı yerlerin genel istatistiklerini ele alan salnameler çıkarmaya başlamışlardır.
O tarihlerde Ermenek’in bağlı olduğu Adana vilayeti de bağlısı bütün kaza, mahalle ve köylerin bilgi ve tarihi istatistiklerini ele alan salnameler yayınlamaya başlamıştır.
Yaklaşık elli yılda beşer yıl arayla 10 salname yayınlayan Adana vilayeti Ermenek ve Nevahi kazasını da geniş bir biçimde ele alarak idari, iktisadi, coğrafi ve sosyal istatistiklere yer vermiştir.
Bu salnamelerde yer alan Ermenek ve Nevahi’nin 12 ayrı tarihteki tüm istatistiklerini günümüz Türkçesine çevirdim.
1872'DE ERMENEK KAZASI
Ermenek İdarecileri
Kaymakam: Aslan Bey
Naip: Hüseyin Şükrü Efendi
Müftü: Emin Efendi
Mal Müdürü: Ahmet bey
Sandık Emini: İbrahim Ethem Efendi
Kaza İdare Meclisi
Kaymakam Bey
Naip Efendi
Müftü Efendi
Mal Müdürü
Ahmet Efendi
Mehmet Hilmi Efendi
Mehmet Efendi
Ali Rıza Efendi
Kâtip: Abidin Efendi
Kaza Dava Meclisi (Mahkeme)
Naip Efendi
Hacı Abdülmümin Efendi
İbrahim Efendi
Maviş Ağa
Kâtip Ahmet Efendi
Nevahi Müdürü: Ahmet Bey
Kâtip: Abdullah Efendi
Ermenek Kazası
Bu kaza: biri Ermenek diğeri Nevahi adında iki nahiyeden oluşmaktadır.
İkisinin beraber 64 köyü vardır. 2509 hanede 11628 nüfus vardır.
Kaza merkezi Ermenek kasabasıdır.
Bu kaza 15 mahalleden bir araya gelip içindeki Ulucami’de Kıyamet günü ümmetinin günahkârlarının şefaatçisi ve yaratılanların en şereflisi olan peygamber aleyhissalatü vesselam hazretlerinin sakal-ı şerifi bulunmaktadır. Ermenek kasabasının fatihi ve bu cami-i şerifin banisi olan Karamanoğlu Musa Paşa ve Halil ve Mahmut ve İbrahim Beylerin özel türbeleri vardır.
Ermenek’te Sarı Alaeddin ve Erbah dede, ve Şeyh Pürçüklü, ve Nevahi Nahiyesinde de Şah geldi ve Şeyh Ahmet adında büyüklerden olan kişiler metfundurlar.
Ermenek kasaba merkezinde 10 cami-i şerif, iki minare, 81 mescit, 38 çeşme, 63 değirmen bulunmaktadır.
Kasabada bağ ve bahçe ve şehrin ortasında Sipas, Pir Pınarı, Havuzlu, Tekke, Musalla ve Cemle adlı mahallerde bol miktarda çıkan sular diğer mahallelerle bağ ve bahçelere dağıtılır.
Yetişen her türlü sebze ve meyve kasaba içinde sarf edilir. Arpa, Buğday, Çavdar, Pamuk çokça yetişir.
Nevahi’de de mercimek ve tütün yetiştirilip yerinde ve Ermenek’te sarf olunur.
Nevahi nahiyesi ortasından kaynayan Alanya yaylağı civarından çıkıp bu nahiyeden geçerek Ermenek önünde Göksu’ya kavuşur.
Ermenek kasabasında 250 kadar dükkân, mağaza, iki han, iki hamam, vardır.
Halkı iplik, alaca ve kuşak dokurlar. Demir aletleri, çizme, yemeni, edik, pabuç imal ederek kasaba içinde sarf olunur.
Ermenek’te beş ayrı yerde ilim tahsil edecek talebeye hazır 10 medrese, 69 mektep, bir kütüphane, bir Rüştiye mektebi ve bir harap Mevlevihane olup öğrenciler mektep ve medreselere devam ederler.
Eski eserlerden Göksu üzerinde kasabaya üç saat uzakta Görmeli köyünde sağlam ve sanat eseri bir köprü vardır. Bundan başka kasaba içinde ve dışında taş ve ahşap sekiz köprü daha vardır.
İçel Redif Taburu merkezi Ermenek kasabası olup bir depo ile telgrafhane inşa olunmuştur.
Not: Redif Askeri hakkında; Yeniçeri Ocağı kaldırıldıktan sonra yerine kurulan Asakir-i Mansure-i Muhammediye ordusu ile tüm toprakları korumak mümkün değildi. Bu sebeple Eyaletlerde yardımcı birlikler oluşturuldu. Bu birliklere redif birlikleri denir. Ayrıca Redif birlikleri tımar sisteminin kaldırılmasıyla eyaletlerdeki güvenliği sağlama görevini de üstlenmişlerdir.
(1289 / 1872 Tarihli 1. Sayı Adana Salnamesi 106– 108. Sayfalar)
Mükremin KIZILCA

Medya Ermenek Haber Sitesindeyayınlanan makaleleriniçeriği hakkında mali, hukuki, cezai, idari sorumluluğu makalesi yayınlanan yazara aittir.Yayınlanan makale karşılığında yazarlara telif ücreti ödenmez. Yazarlar bunu peşinen kabul etmiş sayılırlar.


Her iki dini bayram öncesinde de üreticisinin bayramları maddi kaygılardan uzak geçirebilmesi için Bayram Avansı ödemesini kurumsal geleneği haline getiren Konya Şeker, Bayram Avansı almak isteyen üreticileri hesabına Ramazan Bayram Avansını 20 Mayıs 2020 Çarşamba günü yatırdı. Yatırılan 6.244.700 TL Bayram Avansıyla birlikte 2020-21 Kampanya Döneminde ayni ve nakdi avans miktarı 155.844.740 TL oldu. Tüm dünyayı etkileyen salgın nedeniyle bütün dünyada ekonomilerin ve ticaretin yavaşladığı, belirsizliklerin arttığı bir dönemde geleceğe yönelik tek kesin tahminin gıdada kendi kendine yeterliliğin ulusal güvenlik ve toplumsal huzur açısından hayati önemde olacağına dair tahminlerdir diyen Başkan Recep Konuk “tarımsal üretimin önemine dair Konya Şeker olarak bizim kurumsal duruşumuz konjonktürden bağımsızdır. Bizim ısrarla ve tavizsiz savunduğumuz husus üretim ve daha çok üretimdir. Bu iddiamızın kaynağı bereketli topraklarımız, dayanağı ise kabiliyet ve becerisine güvendiğimiz çiftçilerimizdir. Bu ülkenin toprakları ve o toprakları alın teriyle ıslatan çiftçi ülkemizin gıda güvenliğini eksiksiz sağlayabileceği gibi ülkemizin eline dünya milletleriyle yarışında gıda ihracatı gibi güvenilir, sağlam ve her zaman iş yapacak bir kozu da sağlayabilecek yetkinliktedir. Bunun için gereken tek şey üreticinin üretirken tarlada desteksiz kalmamasıdır. Biz kurum olarak bu sene de her sene yaptığımızı yapıyor, zaman anormal olsa da kendi geleneksel duruşumuzu sergiliyoruz. Salgındı, zorluktu bakmıyor, üreticimizi bayramda parasız, tarlada yalnız bırakmıyoruz.” dedi.

KONYA ŞEKER, BAYRAM AVANSINI ÇİFTÇİLERİN HESABINA AKTARDI
Her iki dini bayram öncesinde de üreticisinin bayramları maddi kaygılardan uzak geçirebilmesi için Bayram Avansı ödemesini kurumsal geleneği haline getiren Konya Şeker, 6.244.700 TL tutarındaki Bayram Avansını bugün üreticilerin hesabına yatırdı.   Konuyla ilgili bir açıklama yapan 25. ve 26. Dönem AK Parti Karaman Milletvekili ve PANKOBİRLİK Genel Başkanı Recep Konuk, normal bir süreçte olmadığımızı, sadece ülkemizi değil, bütün dünyayı, bütün insanlığı etkileyen pandemi sürecinin yaşandığını, süreçten çiftçinin de etkilendiğini, tehlike ve sağlık riskine rağmen üretim faaliyetini sürdürdüğünü belirterek, bu tarladaki tapandaki üretim seferberliğinde, gıda güvenliğimizi teminat altına alma mücadelesinde Konya Şeker’in çiftçiyi en baştan beri hiç yalnız bırakmadığını ifade etti. Ekonominin ve hayatın seyrine Konya Şeker’in tarladan baktığını ve bakmaya devam edeceğini söyleyen Başkan Recep Konuk, “bakış açınız üretimin merkezinden olunca çareleriniz, destekleriniz de ona göre olur. Üreticinin sağlığını düşünürsünüz. Tohumun toprakla buluşması için eksik varsa tamamlamakla kendinizi yükümlü sayarsınız. Ürünün gelişimine en az üretici kadar göz kulak olursunuz. Üretmekten başka derdi olmayanın hasada kadar yanında olur hasat sevincini birlikte yaşarsınız. Üreticinin tarlada kafasının rahat olması için hayatın zorluklarının paylaşabileceğiniz kısmını paylaşırsınız. Herkesin olan bayramları üreticinin de maddi kaygılardan uzak karşılaması için elinizden geleni yaparsınız. Üretimin her safhasında ayni ve nakdi avanslarla destek olur, bayram neşesinin yokluk nedeniyle hiçbir üreticinin evinden eksik olmaması için bayram öncesi alışverişini düşünür gereğini yaparsınız” dedi.

Tüm dünyayı etkileyen salgın nedeniyle bütün dünyada ekonomilerin ve ticaretin yavaşladığı, belirsizliklerin arttığı bir dönemde geleceğe yönelik tek kesin tahminin gıdada kendi kendine yeterliliğin ulusal güvenlik ve toplumsal huzur açısından hayati önemde olacağına dair tahminlerdir diyen PANKOBİRLİK Yönetim Kurulu Başkanı Recep Konuk şunları söyledi: “tarımsal üretimin önemine dair Konya Şeker olarak bizim kurumsal duruşumuz konjonktürden bağımsızdır. Bizim ısrarla ve tavizsiz savunduğumuz husus üretim ve daha çok üretimdir. Bu iddiamızın kaynağı bereketli topraklarımız, dayanağı ise kabiliyet ve becerisine güvendiğimiz çiftçilerimizdir. Bu ülkenin toprakları ve o toprakları alın teriyle ıslatan çiftçi ülkemizin gıda güvenliğini eksiksiz sağlayabileceği gibi ülkemizin eline dünya milletleriyle yarışında gıda ihracatı gibi güvenilir, sağlam ve her zaman iş yapacak bir kozu da sağlayabilecek yetkinliktedir. Bunun için gereken tek şey üreticinin üretirken tarlada desteksiz kalmamasıdır. Biz kurum olarak bu sene de her sene yaptığımızı yapıyor, zaman anormal olsa dünya olağan üstü zamanlardan geçse de kendi geleneksel duruşumuzu sergiliyoruz. Salgındı, zorluktu bakmıyor, üreticimizi bayramda parasız, tarlada yalnız bırakmıyoruz.

20 Mayıs 2020 Çarşamba günü Bayram Avansı almak isteyen üreticilerimizin hesabına 6.244.700 TL Bayram Avansını yatırdık bu yatırdığımız avans ile birlikte 2020-2021 Kampanya döneminde ayni ve nakdi avans desteğimiz 155,8 Milyon TL’yi buldu. Şartlar ne olursa olsun çiftçi kuruluşu Konya Şeker üreticiyi desteksiz bırakmaz. Konya Şeker’de önce üreticiye ve üretime destek planlanır, ondan sonra diğer işlere bakılır. Önümüz Ramazan Bayramı, bu topraklardaki herkes gibi üreticinin de bayramları kaygıdan, hele hele maddi kaygılardan uzak karşılamaya hakkı var. Bu ülkenin en muteber insanları olan üreticilerin maddi imkânsızlıklar nedeniyle bayramlarını buruk geçirmeleri gibi bir endişeye kapılmasına Konya Şeker olarak biz müsaade edemeyiz, bugüne kadar etmedik, bundan sonra da etmeyeceğiz. Konya Şeker için üreticilerimizin yüzündeki tebessüm ile onların evlatlarının yaşadığı bayram coşkusu ve üreticilerimizin hanelerinde bayramların bayram gibi geçmesi her türlü ticari başarıdan daha kıymetlidir. On binlerin yüzündeki gülümseme, on binlerce hanedeki huzur her şeyden değerlidir. Dün gece Kadir Gecesini idrak ettik. Tüm üreticilerimizin kandilini tebrik ediyorum. Kadir Gecesi ile birlikte rahmet ve bereket ayı Ramazan’ın da son günlerini idrak edeceğiz ve inşallah bayrama sağlık ve huzur içinde erişecek, bayram sonrasında da en kısa sürede salgını da yenerek Kurban Bayramı’na Ramazan Bayramının coşkudan uzak kalmamız nedeniyle oluşan hüznünü de telafi edecek şekilde hazırlanacağız.  Bu sene bayram belki biraz mesafeli geçecek ama şunu zaten bütün çiftçilerimiz çok iyi bilir, bizim gönlümüz birdir ve her daim beraberiz. Konya Şeker olarak bizim üreticilerimize karşı vazifemiz onlara el uzatmak, onların ihtiyaçlarını kurumun imkânları çerçevesinde karşılamaktır. Her bayramda olduğu gibi bu bayramda da üreticimize sunduğumuz desteğin hem üreticilerimizin hem de ailelerinin bayram sevincine coşku katmasını, derde derman olmasını, Yüce Allah (C.C)'ın sağlık ve huzur içinde daha nice bayramlara hepimizi eriştirmesini temenni ediyor, aileleri ile birlikte tüm üreticilerimizin mübarek Ramazan Bayramı’nı sağlık sıhhat duasıyla kutluyorum" ifadelerini kullandı.

Medya Ermenek Haber Sitesindeyayınlanan makaleleriniçeriği hakkında mali, hukuki, cezai, idari sorumluluğu makalesi yayınlanan yazara aittir.Yayınlanan makale karşılığında yazarlara telif ücreti ödenmez. Yazarlar bunu peşinen kabul etmiş sayılırlar.

Ermenek Belediye Başkanı Atila Zorlu yaptığı açıklamasında, Atatürk’ün Türk gençliğine armağan ettiği 19 Mayıs 1919 tarihi Türk milleti için ne kadar önemli olduğunu hepimiz biliyoruz. 19 Mayıs Atatürk’ü Anma Gençlik ve Spor Bayramı kutlamaları için gerekli kutlama programımız daha önceden yapılmış olmasına rağmen Ülkemiz genelinde insan sağlığını tehdit etmekte olan salgına karşı alınan önlemler, sosyal mesafe kuralları, mübarek kadir gecesi ve ilçemizde biri Belediyemiz personeli olmak üzere iki cenazemiz olması dolayısıyla bu yıl ki kutlama programımız iptal edilmiştir. Bugün ayrıca saat 19.19 da tüm Türkiye genelinde olduğu gibi ilçemizde de Belediye anons cihazlarında yayınlanacak olan İstiklal Marşımıza tüm halkımızı eşlik etmeye davet ediyoruz. Siz değerli hemşerilerimize şimdiden söz veriyorum ki önümüzdeki senelerde daha anlamlı ve daha çoşkulu kutlayarak bu günlerimizi telafi etmeye çalışacağız.   
Medya Ermenek Haber Sitesindeyayınlanan makaleleriniçeriği hakkında mali, hukuki, cezai, idari sorumluluğu makalesi yayınlanan yazara aittir.Yayınlanan makale karşılığında yazarlara telif ücreti ödenmez. Yazarlar bunu peşinen kabul etmiş sayılırlar.

Mübarek Ramazan Ayının sonuna yaklaştığımız şu günlerde bin aydan daha hayırlı olan Kadir Gecesini idrak etmenin coşku ve heyecanını yaşıyoruz. Maddi ve manevi pek çok hikmet ve rahmeti, bereket ve mağfireti bünyesinde barındıran Ramazan Ayı, Kadir Gecesi ile zirveye ulaşmakta ve bayram sevinci ile taçlanmaktadır. Kadir Gecesi, sema kapılarının ardına kadar açıldığı, insanlığın hidayet rehberi Kur’an-ı Kerim’in indirilmeye başlandığı, dua ve tövbelerin yaradan katında kabul edildiği, müstesna bir gecedir.
Bu duygu ve düşüncelerle, başta hemşerilerim olmak üzere tüm İslam âleminin Kadir Gecesini tebrik ediyor, bu Gecenin tüm İslam âlemine ve bütün insanlığa huzur ve mutluluklar getirmesini Yüce Allah'tan niyaz ediyorum.

Atila Zorlu-Ermenek Belediye Başkanı
Medya Ermenek Haber Sitesindeyayınlanan makaleleriniçeriği hakkında mali, hukuki, cezai, idari sorumluluğu makalesi yayınlanan yazara aittir.Yayınlanan makale karşılığında yazarlara telif ücreti ödenmez. Yazarlar bunu peşinen kabul etmiş sayılırlar.

(Değerli okuculardan gelen talep üzerine Kekiklerinin ana bileşenlerinden Karvakrol'ün anti Covid-9 etkisinin bulunup bulunmayacağına dair kısa bir değerlendirme yazısıdır)
Kekikte bulunan aktif bir fitobileşen, Karvakrol, acaba diğer virüslerde etkili olduğu gibi Covid-19’da da etkili olabilir mi?
Ülkemizde kekik grubuna giren çok sayıda bitki bulunmaktadır. Buna göre kekik grubunda ülkemizde 23 Oreganum, 38 Thymus, 4 Thymbra ve 14 Satureja türü bilinmektedir. Oregonum ve Thymbra cinsine ait bazı türler ticari olarak yetiştirilmektedir. Bunlardan Thymbra spitica ticari öneme sahip olup, yüksek oranda karvakrol uçucu yağı içermektedir.
Karvakrol, katran kokulu bir fenol olup, antiviral, antibakteriyel ve antifungal etkiye sahiptir. Bitkide bulunan diğer kimyasallar gibi karvakrolün oranı kekiğin türüne, yetiştirildiği ortama ve iklim koşullarına bağlı olarak değişim gösterir.
Karvakrol, borneol, geranial kekikte bulunan önemli uçucu yağlar olup, kuvvetli antiseptik, antiviral, antifungal ve antibakteriyel özelliğe sahiptirler. Özellikle Staphylococcus aureus, Bacillus subtilis, Echerichia coli ve ölümcül bir bakteri olan Shigella sonnei’ye karşı oldukça etkili oldukları saptanmıştır.
Genel anlamda kekikte bulunan yağlar, vitaminler, mineraller, rozmarinik asit ve kuvvetli terpen özelliğine sahip ursolik asitin in vitro ortamlarda kanser hücrelerinin gelişimini önleyici etkiye sahip olduğu deneysel çalışmalarla gösterilmiştir.
Kekikler özellikle pentasiklik triterpenoidlerin bol olduğu bitkilerdir. Triterpenoidler ateş düşürücü, karaciğer için koruyucu, antiviral, antimikrobiyal, antiviral aktiviteye sahip olduğu bilinmektedir. HIV virüsüne karşı karvakrolün koruyucu etkisinden bilimsel çalışmalarda bahsedilmektedir. Ancak Covid-19’ için benzeri bir etkiye sahip olmadığını söylemek için çok erken olduğu kanaatindeyim.
Origanum gibi bazı kekik türlerinin lezzetinin, içerdiği yüksek orandaki karvakrol miktarına bağlı olduğu bilinmektedir. Bu bitkide bulunan karvakrol ve tiymol ortamda virüs ve bakteri gelişimini engellediği için gıda endüstrisinde gıda koruyucusu olarak da kullanılmaktadır.
Diğer taraftan karvakrol ve tiymolün in vitro aktioksidan aktivitelerinin tokoferole benzediğini, bu nedenle sıcaklık gibi bazı durumlarda daha etkili olduğu gösterilmiştir.

Prof. Dr. Haydar ÖZTAŞ
Medya Ermenek Haber Sitesindeyayınlanan makaleleriniçeriği hakkında mali, hukuki, cezai, idari sorumluluğu makalesi yayınlanan yazara aittir.Yayınlanan makale karşılığında yazarlara telif ücreti ödenmez. Yazarlar bunu peşinen kabul etmiş sayılırlar.

Tarihimizin dönüm noktalarından biri olan 19 Mayıs 1919'da Büyük Önder Mustafa Kemal Atatürk'ün Samsun'da başlattığı özgürlük hareketi, tüm yurdumuza yayılmış, halkımızın azim ve kararlığıyla hep birlikte verilen mücadele sonucunda büyük zafere ulaşılmıştır.
Atatürk'ün Türk milletinin var olma mücadelesi açısından son derece önemli olan 19 Mayıs tarihini Türk gençliğine armağan etmesi de büyük anlamlar taşımaktadır. Büyük Önder Mustafa Kemal Atatürk; “Gençler! Vatanın bütün ümit ve istikbali, siz genç nesillerin anlayış ve enerjisine bağlanmıştır. Sizler, yani Yeni Türkiye'nin genç evlatları, yorulsanız dahi beni takip edeceksiniz. Dinlenmemek üzere yola çıkanlar asla ve asla yorulmazlar" diyerek, Türkiye Cumhuriyeti'nin korunması, gelişmesi ve çağdaş uygarlık düzeyine ulaşmasının, yetişmekte olan genç kuşaklar sayesinde gerçekleşeceğini belirtmiştir. Bugün bu duyguların yaşatılması için hepimize, özellikle Atatürk’ün Cumhuriyeti emanet ettiği gençlerimize büyük görevler düşmektedir.
Bu duygu ve düşüncelerle, başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşları olmak üzere, Kurtuluş Savaşı'nın tüm kahramanlarını, şehitlerimizi ve gazilerimizi rahmetle anıyor, geleceğimizin teminatı olan gençlerimizin ve siz değerli hemşerilerimin 19 Mayıs Atatürk'ü Anma ve Gençlik ve Spor Bayramını kutluyor, hepinizi saygı ve sevgiyle selamlıyorum.

Atila Zorlu - Ermenek Belediye Başkanı
Medya Ermenek Haber Sitesindeyayınlanan makaleleriniçeriği hakkında mali, hukuki, cezai, idari sorumluluğu makalesi yayınlanan yazara aittir.Yayınlanan makale karşılığında yazarlara telif ücreti ödenmez. Yazarlar bunu peşinen kabul etmiş sayılırlar.


“Salgında işi gücü etkilenen, sağlık sorunu yaşayan kardeşlerimizin yaşadıkları her zorluk ortak derdimizdir, ülkemizin dört bir yanında dara düşen hiçbir kardeşimizi dualarımızdan eksik etmeden, tarlaya tapana, çifte çubuğa daha sıkı sarıldık. Daha çok üreten, daha müreffeh bir Türkiye için. Evlatlarının çalışma koşullarını ve çalışacakları mekânları dünya standartlarının üstüne taşıyan bir Türkiye sevdasıyla bugün düne göre daha gayretli, daha hırslı, daha kararlıyız. Bizler Türk çiftçisi olarak 101 yıl önce çıktığımız o yolculukta, İstiklal Harbi meydanlarında neyin peşinde olduğumuzun tam idrakinde verdiğimiz kararlı mücadeleyi, 101 yıldır olduğu gibi gönlümüz ve zihnimiz hep genç, nefesimiz kuvvetli, bileğimiz güçlü olarak istiklal ve istikbal için sürdürüyoruz. Genç Cumhuriyetimizin asli unsuru Türk çiftçisi, gençliğinden ve dinamizminden, mücadele azmi ve kararlılığından hiçbir şey kaybetmeden ve asla yılgınlığa düşmeden gelecek genç nesiller için istikbali garantide, istiklalini ekonomik bağımsızlıkla taçlandırmış bir Türkiye için üretmeye devam ediyor. Türk çiftçisi olarak biz, emaneti taşıyan gençlerimizin başarılarıyla gururlanıyor, daha fazla desteği ve daha fazla imkânı hak ettiklerine inanıyoruz. Çünkü biz şunu biliyor ve şunun idrakindeyiz; fiziken de bedenen de zihnen de yaşlanan bir dünyada bizim en büyük gücümüz gençliğimiz ve gençlerimizdir. Gençlerimizin ve gençliğimizin enerjisiyle, gençlerimizin geniş ufku ve onların genç bakışıyla daha müreffeh, daha güçlü, daha saygın bir gelecek inşa etmek elimizdedir. Bir şartla, tıpkı Samsun’dan başlayan istiklal ve istikbal yürüyüşündeki gibi gençlerimizin birbiriyle omuz omuza yürümesini sağlayarak. Hiçbir gencimizin enerjisini ve kabiliyetini dışlamayarak. Onların birbirine omuz vurmasına neden olan istismara açık zeminleri ortadan kaldırarak. Onların yaşadığı ve yaşayacağı ortamlardan ve ülkemizden sebebi ve sonucu her ne olursa olsun acı, hüzün, keder ve hayal kırıklığına sebep olan kardeşi kardeşe düşman eden bataklıkları kurutarak” diyerek 19 Mayıs Atatürk’ü Anma Gençlik ve Spor Bayramı dolayısıyla yayınladığı mesajında önemli hususlara değinen Başkan Recep Konuk, 19 Mayıs’ın millet olarak son beklentimizi de sonlandırıp, geleceğe adım attığımız tarih yolculuğunun başlangıcı olduğunu belirtti.

19 MAYIS; PARLAK BİR GELECEĞE, İSTİKLALE VE İSTİKBALE ADIM ATTIĞIMIZ TARİHTİR
19 Mayıs Atatürk’ü Anma Gençlik ve Spor Bayramı dolayısıyla bir mesaj yayınlayan 25. ve 26. Dönem AK Parti Karaman Milletvekili ve PANKOBİRLİK Genel Başkanı Recep Konuk, “Milli Bayramlar, bir milletin ortak hafızasına silinmemek üzere nakış olan ve milletlerin her bir ferdinin diğer ferdi ile bağlarını güçlendiren bir tarihi anın ve o anın yüklendiği mana bütünlüğünün o gün nezdinde ifadesini bulduğu özel ve özellikli günlerdir. Bu özel ve özellikli günler ya ifade ettikleri bir başlangıç ya hep birlikte ulaşılan bir zafer, elde edilen başarı veya elbirliği ile ulaşılan sonuç ile o sonuç alınırken takınılan ortak tavır ve davranış özelliklerini de kapsayacak şekilde tüm mana bütünlüğüyle nesilden nesle millet hafızasında taşınmasını sağlayan günlerdir. Biz millet olarak, her milli bayramda hep birlikte yeniden o güne döner, o günlerin yüklendiği mana bütünlüğünü yeniden idrak eder ve milletimizin yaşadıklarından ve omuz omuza vererek ortaya konulan irade ile başarılarından, birbirimize tekrar kenetlenmek, zorlukları aşmak ve yeni hedeflere yürümek için ilham ve güç alırız. Bu anlamda 19 Mayıs, herkesin son beklediği bir dönemde milletimizin yeni ve güçlü bir başlangıç yaptığı tarihtir. Parlak bir geleceğe, istiklale ve istikbale adım attığı tarihtir. Millet olarak son beklentisini sonlandırıp, geleceğe adım attığımız tarih yolculuğunun başlangıcıdır. 16 Mayıs 1919’da işgal altındaki İstanbul’dan yola çıkıp, Mustafa Kemal ile birlikte Bandırma Vapuru’nda bulunanların 19 Mayıs’ta Samsun’a ayak basmasıyla millet olarak yeni bir başlangıç yaptık. Hürriyet meşalesini o gün ateşledik. Türk milletinin istiklaline ve istikbaline sahip çıkma iradesini temsil eden o ışık Anadolu’nun tamamını aydınlattı. Samsun’dan yola çıkan meşale varlıklısı yoksulu, okumuşu okumamışı, köylüsü kentlisi, kuzeylisi güneylisi, doğulusu batılısı herkese ve her kesime bayraktarlık etti, nesep meşrep, kök köken farkı gözetmeden arkasında milyonların yer aldığı bir yolculuk yaptı Anadolu’da. Ve o yolculuk İzmir’de zaferle noktalandı” şeklinde konuştu.

101 YIL ÖNCEKİ GİBİ ZORLUKLARI BİR OLARAK, BİRLİK OLARAK AŞMAYA ÇALIŞIYORUZ
101 yıl önce atılan adımla millet nezdinde tesis ettiğimiz ortaklığın, sevinçte kıvançta olduğu kadar, cefada, tasada, fedakârlıkta, kederde ve iyisiyle kötüsüyle kaderde ortaklık üzerine kurulduğunu belirten Başkan Konuk, “o ilk adımın 101’inci yıl dönümünde bir taraftan bir asırda başardıklarımızdan güç alarak istikbale daha kararlı ve daha iddialı yürürken, bir taraftan da 101 yıl önceki gibi zorlukları bir olarak birlik olarak aşmaya çalışıyoruz. İstiklal mücadelemizin 101’inci yıldönümünü bu sene meydanlarda, milletimizin, özellikle de gençlerimizin coşkusundan mahrum, her bir yürek bayram yeri olacak şekilde, bedenler uzak, gönüller sımsıkı sarılmış olarak kutluyoruz. 101 yıl önce istiklalimize kast eden düşman çizmelerinin kirinden vatan toprağını temizlemek için mücadele başlatmıştık, bugün milletimizin sağlığını tehdit eden virüsün yayılmaması, virüsten ülkemizi temizlemek için mücadele ediyoruz. 101 yıl önce müşterek ve onurlu geleceğimiz için o günkü nesil ortak bir fedakârlık ve kararlılık sergilemişti, bugün de bizler feraha ereceğimiz günlere bir an önce ve telafisiz kayıplar yaşamadan kavuşmak için fedakârlık ve kararlılık testinden geçiyoruz. 101 yıl önce olduğu gibi milletimizin ve ülkemizin tehdit farklı olsa da bu mücadeleden de başarıyla çıkacağından ve zor günleri geride bıraktıktan sonra daha bir hırs ve azimle işten güçten kaybettiklerinden daha fazlasını kazanacağından eminiz. Çünkü biz biliyoruz ki, zorlukları aşmak, başarıları yeni zaferlerle taçlandırmak, zor günlerden dersler çıkarıp bir daha aynı zorlukları yaşamamak için çareler üretmek milletimizin karakteridir. Bunun ispatı tarihimizdedir, tarihimizdir” ifadelerini kullandı.

TÜRK ÇİFTÇİSİ, İSTİKLALİNİ EKONOMİK BAĞIMSIZLIKLA TAÇLANDIRMIŞ BİR TÜRKİYE İÇİN ÜRETMEYE DEVAM EDİYOR
Başkan Konuk, mesajını şu cümlelerle sürdürdü: “Salgında işi gücü etkilenen, sağlık sorunu yaşayan kardeşlerimizin yaşadıkları her zorluk ortak derdimizdir, ülkemizin dört bir yanında dara düşen hiçbir kardeşimizi dualarımızdan eksik etmeden, tarlaya tapana, çifte çubuğa daha sıkı sarıldık. Daha çok üreten, daha müreffeh bir Türkiye için. Evlatlarının çalışma koşullarını ve çalışacakları mekânları dünya standartlarının üstüne taşıyan bir Türkiye sevdasıyla bugün düne göre daha gayretli, daha hırslı, daha kararlıyız. Bizler Türk çiftçisi olarak 101 yıl önce çıktığımız o yolculukta, İstiklal Harbi meydanlarında neyin peşinde olduğumuzun tam idrakinde verdiğimiz kararlı mücadeleyi, 101 yıldır olduğu gibi gönlümüz ve zihnimiz hep genç, nefesimiz kuvvetli, bileğimiz güçlü olarak istiklal ve istikbal için sürdürüyoruz. Genç Cumhuriyetimizin asli unsuru Türk çiftçisi, gençliğinden ve dinamizminden, mücadele azmi ve kararlılığından hiçbir şey kaybetmeden ve asla yılgınlığa düşmeden gelecek genç nesiller için istikbali garantide, istiklalini ekonomik bağımsızlıkla taçlandırmış bir Türkiye için üretmeye devam ediyor. Türk çiftçisi olarak biz, emaneti taşıyan gençlerimizin başarılarıyla gururlanıyor, daha fazla desteği ve daha fazla imkânı hak ettiklerine inanıyoruz. Çünkü biz şunu biliyor ve şunun idrakindeyiz; fiziken de bedenen de zihnen de yaşlanan bir dünyada bizim en büyük gücümüz gençliğimiz ve gençlerimizdir. Gençlerimizin ve gençliğimizin enerjisiyle, gençlerimizin geniş ufku ve onların genç bakışıyla daha müreffeh, daha güçlü, daha saygın bir gelecek inşa etmek elimizdedir. Bir şartla, tıpkı Samsun’dan başlayan istiklal ve istikbal yürüyüşündeki gibi gençlerimizin birbiriyle omuz omuza yürümesini sağlayarak. Hiçbir gencimizin enerjisini ve kabiliyetini dışlamayarak. Onların birbirine omuz vurmasına neden olan istismara açık zeminleri ortadan kaldırarak. Onların yaşadığı ve yaşayacağı ortamlardan ve ülkemizden sebebi ve sonucu her ne olursa olsun acı, hüzün, keder ve hayal kırıklığına sebep olan kardeşi kardeşe düşman eden bataklıkları kurutarak.”

BU ÜLKENİN EVLATLARINA İMKÂN VERİLDİĞİNDE NELERİ BAŞARABİLECEĞİNİ KONYA ŞEKER’DE GÖRDÜK
“Biz şunu biliyor şuna inanıyoruz,  bizim ülkemizin ne sokak köşelerinde, ne tarlada, ne bağda, ne okul ne fabrika kapılarında, ne dağda ne bayırda bir tek evladımızı bile kaybetme, bir tek evladımızın enerjisinden bile yararlanmama, bir tek evladımızın kabiliyetini bile köreltme lüksü yoktur” diyen Başkan Konuk, “çünkü biz bu ülkenin evlatlarının eline imkân verildiğinde neleri başarabileceğinin, destek sağlandığında neleri alt edebileceğinin şahidiyiz. O destek ve o imkânın sonucunu biz Konya Şeker’de gördük. O gençler kurdukları fabrikalarla dünyaya meydan okumaya başladı. O gençler tasarlanmasına ve kurulmasına katkı verdikleri tesislerle on binlerin sofrasına bereket ulaştırdı. İmkân bulduğunda, destek verildiğinde bilimde, sanatta, sporda, iş hayatında başarılarıyla bizi gururlandıran tüm gençlerimiz gibi. Biz sadece bizim elimizin ulaştıkları yetmez, tüm gençlerimiz desteği ve imkânı hak ediyor diye düşünüyor ve ülkemizin her köşe ve her yerindeki tüm gençlerimizin enerji ve kabiliyetlerinden istifade edecek ortamı gecikmeksizin hazırlamamız gerektiğini biliyor, onların kabiliyet ve enerjilerini ülkemizin kalkınmasına kanalize etmemizi sağlayacak zemini hazırlamanın birinci önceliğimiz olduğuna inanıyoruz. Bu duygu ve düşüncelerle 101 yıl önce Samsun’da hürriyet ateşini yakan Ulu Önder Atatürk’ü, milletimizin istiklal ve istikbal yolculuğunda ona eşlik eden silah arkadaşlarını, yokluk ve yoksulluk içinde verdiği mücadeleden birliğe ve birbirlerine sarılarak zaferle çıkan ecdadımızı ve aziz şehitlerimizi bir kez daha rahmet ve minnetle anarken, şuur, idrak ve nitelikleri ile gurur kaynağımız olan ve en büyük zenginliğimiz olarak gördüğümüz Cumhuriyetimizi yaşatma ve yüceltme mesuliyetini tevdi ettiğimiz, geleceğimizin teminatı gençlerimizin ve tüm milletimizin Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramını kutluyorum” diye konuştu

Medya Ermenek Haber Sitesindeyayınlanan makaleleriniçeriği hakkında mali, hukuki, cezai, idari sorumluluğu makalesi yayınlanan yazara aittir.Yayınlanan makale karşılığında yazarlara telif ücreti ödenmez. Yazarlar bunu peşinen kabul etmiş sayılırlar.

28 Ekim 2014 tarihinde ilçemizde yaşanan maden kazasında şehit düşen maden şehitlerinimizi Aşağı Çağlar köyünde bulunan mezarları başında ziyaret etti. Maden şehitlerinin eşleri ve çocuklarıyla buluşan Başkan Zorlu, mezarı başlarında bulunan Türk Bayraklarını yeniledi ve yanında getirdiği hediyeleri şehitlerimizin Çocuklarına vererek bir nebze olsun çocuklarımızı sevindirdi. Belediye Başkanımızın bu davranışı şehit aileleri tarafından memnuniyetle karşılandı ve Başkanımız Atila Zorlu’ya teşekkür ettiklerini belirttiler. Belediye Başkanımız daha sonra 2 Temmuz 2010 tarihinde Siirt’in Pervari ilçesinde Şehit olan Piyade Uzman Çavuş Yunus Berber’in ana ocağını ziyaret etti ve şehit annesine Türk Bayrağı hediye ederek hayır duasını aldı.




Medya Ermenek Haber Sitesindeyayınlanan makaleleriniçeriği hakkında mali, hukuki, cezai, idari sorumluluğu makalesi yayınlanan yazara aittir.Yayınlanan makale karşılığında yazarlara telif ücreti ödenmez. Yazarlar bunu peşinen kabul etmiş sayılırlar.

Karamanoğlu Mehmet Bey’in fermanıyla 13 Mayıs 1277'de Türkçe'nin resmi dil olarak kabul edilmesinin 743. yıldönümü, Koronavirüs nedeniyle buruk bir şekilde kutlandı.
Her sene büyük bir coşkuyla kutlanan Türk Dil Bayramı, kutlama komitesi tarafından Balkusan’da gerçekleştirilen tören, Saygı duruşu ve İstiklal Marşı okunmasının ardından Ermenek Kaymakamı Batuhan Taşgın tarafından günün anlam ve önemini belirten kısa konuşmanın yapılmasıyla devam etti.
Programın devamında geçtiğimiz yıl vefat eden Devlet Eski Bakanımız Fikret Ünlü’nün mezarı başında ve Karamanoğlu Mehmetbey Türbesi ziyaret edilerek dualar edildi.
Bugün saat 10.45’de Balkusan’da gerçekleşen törene Ermenek Kaymakamı Batuhan Taşgın, İlçe Garnizon Komutanı Mehmet KÜÇÜK, Ermenek Belediye Başkanı Atila Zorlu, Çevre İlçe Belediye Başkanları, Karaman Chp İl teşkilatı, İlçemiz Parti Başkanları, Karamanoğlu Mehmet Bey Dil ve Kültür Derneği Başkanı Habip Çalışkan ve az sayıda vatandaş katıldı.








Medya Ermenek Haber Sitesindeyayınlanan makaleleriniçeriği hakkında mali, hukuki, cezai, idari sorumluluğu makalesi yayınlanan yazara aittir.Yayınlanan makale karşılığında yazarlara telif ücreti ödenmez. Yazarlar bunu peşinen kabul etmiş sayılırlar.


“Türk çiftçisinin kabiliyet ve başarısının beylik laflardan ibaret olmadığının, verilecek küçücük destekle büyük başarıların elde edilebileceğinin ispatı ise Pancar Kooperatiflerinin son dönemde tarım ve tarımsal sanayide gerçekleştirdikleridir. Özelde pancar, genelde Türk çiftçisi omzundaki yük hafifletildiğinde, toprakla ve pazarlarla arasına örülen duvarlar kalktığında neleri başarabileceğini kendi inşa ettiği sanayi tesisleriyle ispatladı. Kendi üretimini teminat altına alabileceğini, en önemlisi de küresel ekonomik sistemde rekabetçi yapısı ile dünyayla yarışabileceğini gösterdi. Ve bu organizasyon 365 gününü çiftçiler günü ilan ederek, çiftçinin omzundaki tarım dışı yükleri kaldırmak, üretimde sürekliliği ve sürdürülebilirliği sağlamak, tarım sanayi entegrasyonunu tesis ederek dünya ile rekabette Türk çiftçisini avantajlı hale getirmek için çalışıyor. Tarımsal Ar-Ge ile tarımın geleceğine yatırım yaparken, yeni tarım teknik ve teknolojilerini ülkemize kazandırıyor. Bu tesisleri ve örnekleri çoğaltmak elimizdedir. Artan her tesis daha çok ürün, daha çok üretim, daha çok kazanç demektir. Artan her tesis, alın teri kurumadan emeğin karşılığını aldığı, üretimin mübarek sayıldığı, ekerken ve biçerken emeğin boşa gideceği endişesinin asla taşınmadığı ve merkezinde Türk çiftçisinin yer aldığı bir iddiayı realize etmektir. İçindeyiz ve biliyoruz bu toprakların Türkiye’yi dünyanın en gelişmiş ekonomik güçlerinden biri yapacak potansiyeli var. Ve bu topraklar kendisini sevgiyle işleyenlere bereketini sunmakta, cömert ve şefkatli davranmakta gani gönüllü. Ve bu toprakların bereket ve cömertliğini zenginliğe dönüştürme kabiliyeti ve tecrübesi de Türk çiftçisinde var. Bugün tarım sektörünün en uzağında olanlar da unutmamalı ki, Cumhuriyetimiz kurulalı daha yüz yıl olmadı. O yılların Türkiye’sinin en önemli üretim kalemi tarım ürünleridir ve istihdamın %90’ı tarımdadır. Salgın sebebiyle de olsa bu sene tarımsal üretimin önemine dair bir mutabakat zemini oluştu. Şimdi sıra bunu sözden uygulamaya taşımakta, yağmur kesilince şemsiyeyi unutmamakta, unutturmamakta.” diyen Başkan Recep Konuk, 14 Mayıs Dünya Çiftçiler Günü dolayısıyla bir mesaj yayınladı.

BUGÜN, BİNLERCE İŞLETMEDE ÇARKLARIN DÖNMESİNİ SAĞLAYAN ÇİFTÇİLERİN GÜNÜ
Bütün dünyada çiftçiler günü olarak kutlanan 14 Mayıs Dünya Çiftçiler Günü dolayısıyla bir mesaj yayınlanan 25. ve 26. Dönem AK Parti Karaman Milletvekili ve PANKOBİRLİK Genel Başkanı Recep Konuk, “bugün Dünya Çiftçiler Günü. Gözden ırakta çalışıp, üretenlerin günü bugün. Yaptıkları işin kıymeti pazarda, tezgâhta, rafta bulunamadığı ya da fiyatlar dalgalanınca anlaşılanların günü bugün. İstisnaları dışında alışverişte ürünlerini herkesin gördüğü, ancak bedenleri ile nasırlı elleri, kavruk alınları ile ürünlerinin başında arz-ı endam edemeyenlerin günü bugün. Bugün, her eve ürünleriyle girenlerin günü. Bugün tarlaya bir tohum atarak, bir fide dikerek, meraları, ağılları canlandırarak, üretim zincirini hareketlendiren, binlerce işletmede çarkların dönmesine, milyonlarca insanın istihdam imkânına kavuşmasına, mutfakta tencerenin, masada tabakların boş kalmamasını sağlayanların günü bugün. Bugün bizim günümüz, topraktan bereket üretenlerin günü. Biz, bize adanmış bugünü, bize en kıymetli hediyeyi, bereketini sunan toprağımızla, merada yaylada hayatı bölüştüğümüz kuzular, buzağılar, civcivlerle hem işimiz hem can yoldaşımız canlarla, işimizin başında, iş başında kutluyoruz çiftçiler gününü, her yıl yaptığımız gibi. Ancak bu sene kutladığımız çiftçiler gününün her seneden farklı olduğunun da farkındayız. Bu sene kalabalıklarla fiziki mesafemiz aynı olsa da gönül köprüsünün kısaldığını, gözlerin bu sene bizi aradığını, bizim tarladaki gayretimizin her seneden daha çok merak edildiğini, bilek gücümüz için uzaklarda duacılarımızın olduğunu biliyor, gazetelerdeki, internetteki destek mesajlarını okuyoruz. Bu sene tüm dünyayı etkileyen salgın, dünyadaki bütün milletlerin ve bütün insanların hayatın idamesi için nelerin ihmal edilemeyeceğine dikkat kesilmesine vesile oldu. Tıpkı sağlık hizmetleri, güvenlik hizmetleri, devletin organizasyon gücü gibi gıda arzının da hayati önemi tartışmaya kapalı bir şekilde üstünde mutabık kalınan bir husus oldu. Geçtiğimiz yıllarda bazı çevrelerce sıkça dile getirilen, ülkemiz tarım sektörü ve çiftçisine yönelik, pahalı üretiyoruzdan, ithal ürün daha ucuza uzanan, çiftçinin ekonominin sırtında yük olduğuna kadar varan haksız eleştiriler, ithamlar hem gündemden düştü, hem de o söylemlerin felakete davetiye olduğu bu süreçte anlaşıldı. Pandemi sürecinde devletlerin aldığı ilk önlemlerden biri gıda ve tarım ürünleri ihracatını durdurmak ya da kontrol altına almak oldu. Niçin? Hastalığın yanı sıra açlıkla, yoklukla boğuşmak zorunda kalmamak için. Televizyonlarda, gazetelerde gördük, salgın önce marketlerdeki gıda reyonlarını vurdu. Sokaklarda, meydanlarda hayat yavaşladı ancak beslenme ihtiyacı aynı şekilde devam etti, bundan sonra da şartlar ne olursa olsun gıda talebi artarak devam edecek. Bu insan doğasının dayattığı bir mecburiyet” diye konuştu.

ÇİFTÇİNİN ROLÜ VE ÖNEMİ HİÇBİR MESLEK ERBABININ ROLÜ VE ÖNEMİNDEN DAHA AZ DEĞİLDİR
Amerikalı Psikolog Maslow’un, insan ihtiyaçlarını 5 basamaklı bir piramitte sınıflandırdığını belirten Başkan Konuk, “ihtiyaçlar hiyerarşisi diye tanımlanan bu sınıflandırmada, insanlar birinci basamaktaki ihtiyaçlarını gidermeden, ikinci basamaktaki ihtiyaçlarını gidermeyi düşünmezler bile. Nitekim ilk iki basamaktaki ihtiyaçlar giderilmeden, 3, ilk 3 giderilmeden 4, ilk dört karşılanmadan 5’nci basamak ihtiyaçları gidermeye çalışmaz insanlar. Maslow’un piramidinde birinci basamak insanın fizyolojik ihtiyaçlarıdır. Nedir bunlar? Su, hava, besin, uyku vb… İnsanlar hayatta kalmalarını sağlayan bu ihtiyaçlarını karşılayabildikleri takdirde diğer ihtiyaçlarını karşılamayı düşünebilirler. İkinci basamak güvenlik ihtiyaçlarıdır. İş, beden, ahlak, aile, sağlık bu basamaktadır. 3’ncü basamak arkadaşlık, çeşitli sosyal ilişkileri ve aktiviteleri kapsayan sosyal ihtiyaçlardır. 4’üncü basamak saygınlık, 5’inci basamak kendini gerçekleştirme ihtiyaçları şeklinde sınıflandırmıştır insan ihtiyaçlarını Maslow. Ekonomistler ise insan ihtiyaçlarını zorunlu ihtiyaçlar, zorunlu olmayan ihtiyaçlar ve lüks ihtiyaçlar şeklinde sınıflandırmaktadır. Pek tabiidir ki, zorunlu ihtiyaçların içinde beslenme yine hava su gibi bu gurubun ayrılmaz parçasıdır. Adına ister fizyolojik, ister zorunlu ihtiyaç diyelim insanların hayatta kalabilmesinin olmazsa olmazları arasında sayılan sınırlı ihtiyaç başlıklarından biri beslenme ihtiyacıdır. Yani gıdadır. Yani tarımsal ürünlerdir. Yani bitkisel ve hayvansal ürünlerdir. Bu ürünleri de her insanın kendi besin ihtiyacını kendisinin karşıladığı avcı toplayıcı toplumlardan sonra yerleşik hayata geçiş ile birlikte yaklaşık 11.000 yıldır, toplumsal iş bölümü çerçevesinde çiftçiler üretmektedir. Yani, modern toplumlarda iş bölümü çerçevesinde doktorun, avukatın, eczacının, mühendisin, öğretmenin, işadamının, tüccarın, bürokratın, genel müdürün, danışmanın, sporcunun, fırıncının, aşçının, terzinin, şoförün, makinistin, kaptanın, pilotun, berberin, tezgâhtarın, garsonun, sporcunun, ressamın, haber spikerinin, gazetecinin, bankacının rolü ve önemi neyse çiftçinin de rolü ve önemi hiçbir meslek erbabının rolü ve öneminden daha az değildir. Hatta diğer mesleklerin gelişimi ve uzmanlaşmanın çiftçilerin kendilerine yeter miktardan daha fazla gıda ürünü üretmesi ile mümkün olduğu düşünülürse, çiftçiliği diğer mesleklerin atası olarak nitelemek hiç de abartı değildir” ifadelerini kullandı.

MİLYONLARCA ÇİFTÇİ VE AİLESİDİR TARIM SEKTÖRÜ
Zamanımızda modern ekonomilerin sektörler üzerinden sınıflandırıldığını aktaran Başkan Konuk, “sanayi, hizmetler, tarım gibi üç ana sektör altında ekonomik hayat özetleniyor. Hatta bir ülkenin ekonomisinin gelişmişlik düzeyi değerlendirilirken sanayi ve hizmetler sektörü üzerinden değerlendirme yapılıyor, tarım sektörü bu fotoğrafta leke gibi takdim ediliyor. Hâlbuki gelişmiş ekonomilerin tamamında kalkınmanın ilk adımı tarımsal üretimdeki sıçramanın eseridir ve gelişmiş ülkelerin birkaç istisna dışında tamamının tarımsal üretimi ülke ekonomisindeki paylarından bağımsız olarak hala çok güçlüdür. ABD bugün dünyanın en büyük tarım ürünleri ihracatçısıdır mesela. Hollanda, arazi varlığı ile orantılanamayacak bir gıda ihracatçısıdır. Çin’in hikâyesinde 1970’li yılların sonu, 80’li yılların başında tarımsal üretimde yakaladığı sıçrama başroldedir. Sanayi devriminin beşiği İngiltere 18’inci yüzyılda çiftçi başına tarımsal üretimini katlayamasaydı, sanayi toplumuna şüphesiz aynı hızda dönüşemezdi. Bu durum bugün için de geçerlidir. Ekonominin gücü, tarım sektörünün verimliliği ve üretimdeki gücü ile orantılıdır. Çünkü tarım sektörü bir yandan diğer sektörler için gıda güvenliği teminatı oluştururken diğer yandan da oluşturduğu artı değer ile ekonominin sıfır maliyetli kaynak biriktirmesini sağlar. Tarım sektörü ürettiği ürünler ile onlarca alt sektörde çarkların dönmesini, binlerce insanın elinin ekmek tutmasını sağlar. Ama bu işlevsel yönünden daha önemli olan husus tarım sektörü buğdaydan, ayçiçeğinden, sütten, besiden, üzümden, elmadan oluşmaz. Tarım sektörü milyonlarca insan demektir. Milyonlarca insanın çalışması, işi, emeği, tecrübesi, birikimi, geçimi demektir. Milyonlarca çiftçi ve ailesidir tarım sektörü. Tıpkı diğer meslek mensupları gibi, yani tüccar, iş adamı, genel müdür, sanatçı, memur, doktor, polis, asker gibi acıkır, doyar, üzülür, sevinir, endişelenir, rahatlar, giyinir, başını sokacak bir eve ihtiyaç duyar, hastalanır, iyileşir, güler, ağlar, terler, özellikle terler, çocukları okula gider, oyuncak ister, aş ister, evlenir, yaşlanır, dinlenmeye o da ihtiyaç duyar, yazar, okur, türkü söyler, gezer. Yani diğer meslek mensuplarının zorunlu ihtiyaçları onun da ihtiyacıdır, sosyal ihtiyaçları onun da ihtiyacıdır. Ve toplumsal iş bölümü çerçevesinde tüm diğer sektörlerdeki insanlar gibi ülkeler kendi işini hakkıyla yapan çiftçilerinin zorunlu ve zorunlu olmayan ihtiyaçlarını hakkıyla karşıladığı oranda sosyal adaleti tesis eder, o zaman daha da güçlü olurlar. Diğer meslek mensupları gibi her bir çiftçinin de mesleki itibarı en üst düzeydedir ve yaptığı işe ve ürettiği ürüne saygı beklemek O’nun hakkıdır, bizim hakkımızdır.  Tarımsal altyapı ile ilgili meselelerimiz, destekleme politikalarımız, fiyatlama problemlerimiz hepsi teferruattır ve bu teferruatların tamamı tarım sektörünün, dolayısıyla çiftçinin ekonominin asli unsurları arasında hak ettiği yerde olmasıyla çözümü çok basit olan hususlardır.  Salgın sebebiyle de olsa bu sene tarımsal üretimin önemine dair bir mutabakat zemini oluştu. Şimdi sıra bunu sözden uygulamaya taşımakta, yağmur kesilince şemsiyeyi unutmamakta, unutturmamakta.
Kaldı ki, dünyanın seyri öznesinde çiftçi olan ve onun üretimini önemsemeyi, onun ürettiklerine kıymet vermeyi gerektiren bir seyirdir. Geleceğin dünyasında stratejik önem atfedilen sektörler sıralanırken sayılan üç-beş sektör arasında, sıralamayı yapanların bakış açısına göre bazıları değişse de değişmeyen tek sektör gıdadır. Çiftçi ise gıda üretim zincirinin ilk halkasındadır ve herkesin malumudur ki, tarımsal üretim olmadan gıda üretimi ve gıda güvenliği konuşulamaz. Arazi varlığı, iklim yapısı, sahip olduğu endemik tür zenginliği ile dünyanın tarımsal üretim için en şanslı ve Yüce Allah’ın bahşettiği en bereketli coğrafyalardan birine sahip ülkemizi geleceğin dünyasında kuvvetli, kudretli, zengin ve itibarlı konuma taşıyacak bir diğer avantajı ise bu potansiyeli harekete geçirecek kabiliyet ve nitelikte insan kaynağına sahip olmasıdır. Bugün kendisine atfedilmiş özel günü üreterek kutlayan Türk çiftçisi bu potansiyeli harekete geçirerek, ülkemizin geleceğini inşa edecek, ülkemizin zenginliğine zenginlik katacak, evlatlarımızın tabağındaki yemeğin miktarını ve kalitesini arttıracak, elindeki lokmaya sahip çıkacak, gıda güvenliğimizin teminatı olacak idrake sahiptir ve bunu gerçekleştirebilecek kudrettedir” dedi.

TÜRK ÇİFTÇİSİ, OMZUNDAKİ YÜK HAFİFLETİLDİĞİNDE NELERİ BAŞARABİLECEĞİNİ KENDİ İNŞA ETTİĞİ SANAYİ TESİSLERİYLE İSPATLADI
Başkan Recep Konuk, 14 Mayıs Dünya Çiftçiler Günü mesajını şu cümlelerle tamamladı: “Türk çiftçisinin kabiliyet ve başarısının beylik laflardan ibaret olmadığının, verilecek küçücük destekle büyük başarıların elde edilebileceğinin ispatı ise Pancar Kooperatiflerinin son dönemde tarım ve tarımsal sanayide gerçekleştirdikleridir. Özelde pancar, genelde Türk çiftçisi omzundaki yük hafifletildiğinde, toprakla ve pazarlarla arasına örülen duvarlar kalktığında neleri başarabileceğini kendi inşa ettiği sanayi tesisleriyle ispatladı. Kendi üretimini teminat altına alabileceğini, en önemlisi de küresel ekonomik sistemde rekabetçi yapısı ile dünyayla yarışabileceğini gösterdi. Ve bu organizasyon 365 gününü çiftçiler günü ilan ederek, çiftçinin omzundaki tarım dışı yükleri kaldırmak, üretimde sürekliliği ve sürdürülebilirliği sağlamak, tarım sanayi entegrasyonunu tesis ederek dünya ile rekabette Türk çiftçisini avantajlı hale getirmek için çalışıyor. Tarımsal Ar-Ge ile tarımın geleceğine yatırım yaparken, yeni tarım teknik ve teknolojilerini ülkemize kazandırıyor. Bu tesisleri ve örnekleri çoğaltmak elimizdedir. Artan her tesis daha çok ürün, daha çok üretim, daha çok kazanç demektir. Artan her tesis, alın teri kurumadan emeğin karşılığını aldığı, üretimin mübarek sayıldığı, ekerken ve biçerken emeğin boşa gideceği endişesinin asla taşınmadığı ve merkezinde Türk çiftçisinin yer aldığı bir iddiayı realize etmektir.
İçindeyiz ve biliyoruz bu toprakların Türkiye’yi dünyanın en gelişmiş ekonomik güçlerinden biri yapacak potansiyeli var. Ve bu topraklar kendisini sevgiyle işleyenlere bereketini sunmakta, cömert ve şefkatli davranmakta gani gönüllü. Ve bu toprakların bereket ve cömertliğini zenginliğe dönüştürme kabiliyeti ve tecrübesi de Türk çiftçisinde var.
Bugün tarım sektörünün en uzağında olanlar da unutmamalı ki, Cumhuriyetimiz kurulalı daha yüz yıl olmadı. O yılların Türkiye’sinin en önemli üretim kalemi tarım ürünleridir ve istihdamın % 90’ı tarımdadır.
Bugünün işadamlarının, mühendislerinin, doktorlarının, akademisyenlerinin, gazetecilerinin, sanatçılarının, siyasetçilerinin akla gelen her meslek mensubunun pek çoğu buğday, pancar, pamuk, tütün parasıyla, kısaca üretimden arttırılarak ayrılan parayla meslek sahibi oldular. İstisnaları dışında bizim ülkemizin her ailesi birkaç kuşak öncesinden çiftçidir. İşte bugün kutlanan dünya çiftçiler günü hala topraktan ve üretimden kopmayanlara ithaf edilen bir gündür. Onlar, şehirlerde yaşayan ve başka sektörlerde çalışanların sılada bıraktıkları, akrabaları, komşularıdırlar. Onlar, birçok mesleğin ve sektörün filizlenmesini sağlayan işi yapmaya devam edenlerdir. Onlar, hala topraktan değer üreterek, üretim zincirini başlatıp katma değer oluşmasını sağlayarak, başka şehirlerdeki ve başka sektörlerdeki akrabalarının, komşularının kazanç kapılarını aralayanlardır. Onlar ürettikleri ile değer zincirini başlatan, kürsüdeki hocadan, ameliyathanedeki doktora hemşireye, sınırdaki askerden, sahnedeki sanatçıya kadar her meslek ve sanat erbabının gıda ihtiyacını dert etmeyip işine odaklanmasını sağlayanlardır. Uzak köylerde olsalar da her gün ürettikleriyle ülkemizin her hanesindedirler.
O nedenle bugün sadece hatırlama günü değil, bugün vesilesiyle daha çok üretebilmeleri için üretenleri yüreklendirme günüdür. Bugün çiftçilerin kendi başlarına çözemeyecekleri daha çok üretebilmelerinin önündeki meseleleri çözmek için adım atma günüdür. Bugün, toplumsal iş bölümünde kendi işini yıllardır eksiksiz yapanlara hem teşekkür hem de yaptıkları işin hakkını hakça teslim etmek için yapılabileceklere odaklanma günüdür. Bugün salgın günlerinde de tarlada olan ve bu süreçte de ülkemizde market raflarının, pazar tezgâhlarının boş kalmasına müsaade etmeyen, zorunlu ihtiyaç olan gıdaya erişimde ülkemizin hiçbir köşesinin zorluk yaşamamasını sağlayan ve kendi özel günlerini yine üreterek kutlayan çiftçilere zorunluluktan değil gönülden teşekkür günüdür.
Tarımı güçlü, çiftçisi mutlu bir ülkenin geleceğe dair umudunun daha güçlü, ufkunun daha aydınlık olacağına dair sarsılmaz inancımızı ifade ederek, tüm üreticilerimizin 14 Mayıs Dünya Çiftçiler Gününü, bereket ve bolluk dileğiyle kutluyorum.” dedi.
Medya Ermenek Haber Sitesindeyayınlanan makaleleriniçeriği hakkında mali, hukuki, cezai, idari sorumluluğu makalesi yayınlanan yazara aittir.Yayınlanan makale karşılığında yazarlara telif ücreti ödenmez. Yazarlar bunu peşinen kabul etmiş sayılırlar.
TEFRİKA YAZI DİZİSİ

ULUCANLAR'IN SON MAHKUMU

1.BÖLÜM 2.BÖLÜM 3.BÖLÜM 4.BÖLÜM 5.BÖLÜM 6.BÖLÜM        

sanalbasin.com üyesidir
Düzenleme | Copyright © 2013-2020 | MedER |Medya Ermenek
BİZE ULAŞIN
ghs.google.com