M|E Medya Ermenek Medya Ermenek
...
Facebookta Paylaş

HİZBULLAH VE HİZBUŞŞEYTAN


Parti, Çağdaş Arapçada Hizb kelimesiyle ifade edilir. Çoğulu Ahzabtır.

Hizipçilik, hizipleşme, hizip taassubu gibi kelimeler dilimizde sıkça kullanılırlar. Bütün bu kelimelerle kast edilen fırkacılık ve fraksiyonlara ayrılarak zararlı hale dönüşmektir. Bu hususta bizlere büyük bir uyarı niteliğindeki şu ayete kulak asmalıyız:

“Dinlerini parçalayan ve bölük bölük olanlardan (olmayın. Bunlardan) her fırka, kendilerinde olan ile böbürlenmektedir.” (Rum 32)

Buradaki gurup kelimesi ayette Hizb olarak geçmektedir. Yani her hizbin ve partinin öyle gerekçeleri vardır ki bu gerekçelerin ışığında onlara göre yapılmayacak bir şey yoktur.

Arap ülkelerinde de partilere Hizb denir: Hizbü’l-vatan, Hizbü’l-adaleti vet’tenmiye, Hizbü’d-dimokratiye ve Hizbü’l-Baas’el-Arabi gibi.

Cumhuriyetin ilk yıllarında çok partili demokrasi denemeleri sırasında kurulan partilere fırka deniyordu: Cumhuriyet Halk Fırkası, Terakki Perver Cumhuriyet Fırkası gibi. Bu dönemde kurulan partiler Atatürk tarafından ülkeye zararları gerekçesiyle kapatıldılar.

Yüce peygamberimiz de 622 yılında Medine devletini kurduğunda burada bir toplumlararası akitle hayat huzur içinde devam ediyordu.

Bu sırada Medine-i münevverede dört parti vardı: Münafıklar Partisi, Müşrikler Partisi, Yahudiler Partisi ve Hristiyanlar Partisi. Bu dört parti ayetlerde çoğul olarak “Ahzab” şeklinde yer almıştır. Bu adla bir de sure vardır.

Bu dört parti her ne kadar Medine Sözleşmesine imza attılarsa da gizli gizli devletin temelini oyuyorlardı. Durum öyle bir hal aldı ki dış düşmanlarla beraber hareket etmeye bile başladılar.

Münafıklar Partisi Uhut savaşında firar ederek büyük bir fesat çıkardı. Oysa bunlar Müslüman görünüyor ve hukuken de öyle kabul ediliyorlardı.

Yahudiler Partisi Müslüman kadınların başörtüsünü çekiştirerek kendilerinin sonunu hazırladı. Bunlar peyderpey yapılan savaş ve sürgünlerle Medine’den uzaklaştırıldılar.

En sonunda bu üç parti, Mekke’de toplanıp Medine Devletine saldıran dış düşmanlarla beraber olarak hepsi birlikte Hendek savaşında Müslümanları kuşatmaya aldılar.

Bu üç partinin davranışlarını bu Hendek savaşının diğer adı olan Ahzab suresindeki şu ayet dillendirmektedir:

“Bunlar, düşman birliklerinin bozulup gitmedikleri evhamı içindedirler. Müttefikler ordusu yine gelecek olsa, isterler ki, çölde göçebe Araplar içinde bulunsunlar da, sizin haberlerinizi (uzaktan) sorsunlar. Zaten içinizde bulunsalardı dahi pek savaşacak değillerdi.” (Ahzab 20)

Bu çetin savaşın galibi tabi ki Müslümanlardır.

Artık buradan sonra ayetlerde iki tabir daha göze çarpmaktadır: Hizbullah ve Hizbü’ş-şeytan yani Allah’ın yanında olanlar ve Şeytanın yanında olanlar. Tabi burada hizbi ki iki ayette de bu kelime kullanılır, parti manasında kullanırsak Allah’ın Partisi ve Şeytanın Partisi terkipleri ortaya çıkar.

Hizbullah kelimesinin geçtiği ayet:

“Kim Allah'ı, Resûlünü ve iman edenleri dost edinirse (bilsin ki) üstün gelecek olanlar şüphesiz Allah'ın tarafını tutanlardır.” (Maide 56)

Hizbü’ş-şeytan terkibinin yer aldığı ayet-i kerime:

“Şeytan onları etkisi altına aldı da kendilerine Allah'ı anmayı unutturdu. İşte onlar şeytanın yandaşlarıdır. İyi bilin ki şeytanın yandaşları hep kayıptadırlar.” (Mücadele 19)

Unutmayalım ki Allah’ın tarafını tutanlar İslam Milletini, Şeytanın tarafını tutanlarsa Küfür Milletini temsil ederler. Dünyanın genel durumu bunun dışında değildir. Yani insanlık ailesi ya inanır ya da inanmaz. İnanırsa Allah’ın hizbinde, inanmazsa şeytanın hizbindedir.

Halkı Müslüman olan devletlerde demokrasi adına kurulan partiler Hizbullah adını alamazlar. Zira Hizbullah İslam Milletini ifade eder. Bir Müslüman ülkede böyle bir parti kurulursa büyük fitnelerin kopacağı, kutuplaşmaların gerçekleşeceği ve Müslümanlar arasında iç çatışmaların vukuu kesindir.

Mesela Hizbullah adında Ortadoğu’da kurulan partiler ümmete ve millet-i İslamiyeye fayda yerine zarar vermektedirler.

Demokrasi denemesine geçen Ortadoğu ülkelerinden Mısırda da bu moda çok yaygınlaşmıştı, öyle ki Mısırda “Tekfir ve Hicret” partisi bile kurulmuştu. Bunun akabinde Mısır Devleti Müslümanlarla arasını darbelerle, zor kapanacak şekilde açmış, siyasete bulaşmayan Müslüman Kardeşleri bile hak etmediği cezalara çarptırarak Müslüman ülkelere kötü örnek olmuştur.

Ülkemizde de bir ara, kendisini dinle eşit sayan ve oy vermeyenleri farklı gösteren parti denemeleri oldu ve İslam Ümmeti ve Türk Milleti arasında nahoş olaylar ortaya çıkmasına neden olmuştur.

Özet olarak diyorum ki: İslam devletlerinde Müslümanların İslam adına parti kurmaları İslam’la asla bağdaşmaz. Zira Müslümanların tek partisi vardır o da Allah’ın partisidir. Bu ise bütün Müslümanları istisnasız şemsiyesi altına alır.

Müslümanlar ülke kalkınmasına ilmen, fikren ve fiilen katkı sağlamak için parti kurarak demokrasi içinde memlekete yardımcı olmak zorundadır. Ancak bu esnada Müslüman halka ve bunların sivil toplum örgütlerine oy verdin vermedin, gibi bir ayırıma gitmeleri büyük ve feci bir yanlış olur.

Bu arada İslam ülkelerinde bulunan, Cemaatlerin, tarikatların ve İslami bir misyonla hareket eden STK’ların da seçim dönemlerinde ihsas-ı reyde bulunmalarının her iki tarafa vaki zararları artık gün gibi ortadadır.

Müslümanların ümmet bilinciyle hareket etmeleri ve İslam’a bağlılık dereceleri ne olursa olsun Müslüman halkı parti bakımından rahat bırakarak İslam’dan soğutmamaları çok önemlidir.

Bilmem başka söze gerek var mı?


Mükremin KIZILCA

YAZARLAR SAYFASINA ==>>>
Medya Ermenek Haber Sitesindeyayınlanan makaleleriniçeriği hakkında mali, hukuki, cezai, idari sorumluluğu makalesi yayınlanan yazara aittir.Yayınlanan makale karşılığında yazarlara telif ücreti ödenmez. Yazarlar bunu peşinen kabul etmiş sayılırlar.

Hiç yorum yok:

Yorum Kuralları
Yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret, küfür, aşağılayıcı, küçük düşürücü, pornografik,
ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici,
yorumların her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluğu yorumcuya aittir.
İsimsiz yazılan yorumlar bir saat içinde sistem tarafından otomatik olarak silinir.

TEFRİKA YAZI DİZİSİ

ULUCANLAR'IN SON MAHKUMU

1.BÖLÜM 2.BÖLÜM 3.BÖLÜM 4.BÖLÜM 5.BÖLÜM 6.BÖLÜM        

sanalbasin.com üyesidir
Düzenleme | Copyright © 2013-2020 | MedER |Medya Ermenek
BİZE ULAŞIN
ghs.google.com