M|E Medya Ermenek Medya Ermenek
...
Facebookta Paylaş

GELECEĞE YOLCULUK; 2043


Emekli bir din adamı olan büyük baba torunlarını etrafına toplamış anlatmaya başlamıştı. Bilgisayarlara sözleriyle hükmeden, istediği zaman uzaya yolculuk yapabilen, istediği yerde her ebatta TV izleyebilen ve kişisel uçağıyla her an uçabilen gençler dedelerini dinlemeye başladılar.
Biz sizin gibiyken Twitter vardı 140 karakterde meramımızı anlatmak için cümleleri beşe katlar kelimeleri harflerle şifrelerdik. En son diyeceğimizi en başta demeye çalışırdık. Bir de facebook vardı orası için o zamanlar “amele kaynıyor” tabiri kullanılırdı. Yani ikincisinin kullanıcı sayısı birinciden çok fazlaydı. Buralarda isteyen gerçek adını kullanabildiği gibi takma adla milyonlarca hesap açılır ve hoşuna gitmeyen kişi ve kurumlara karşı amansız bir savaş verilirdi.
Uzak yerlere ışınlanabilmenin, televizyondaki kişiye dokunabilmenin denemelerinin yapılmaya başlandığı zamanın torunları dünya Müslümanlarının başlarındaki halifeyle huzurlu günlere kavuştuğu bu günlere nasıl gelindiğini ve 2039 yılında evrensel halifenin seçilmesinden önce müminlerin halini sordular dedelerine.
Dedeleri bu konudaki birikimlerini ve anılarını anlatmaya başladı:
Müslümanlar yüce peygamberimizin “ümmetim, Yahudilerin 71 e, Hıristiyanların 72 ye ayrıldığı gibi 73 fırkaya ayrılacaktır” sözünü sanki böyle bir şey normalmiş gibi algılamaya devam ediyorlardı. Hâlbuki en büyük amir ve yaratanımız olan Allah’ımız “Dinlerini parçalayan ve bölük bölük olanlardan (olmayın. Bunlardan) her fırka, kendilerinde olan ile böbürlenmektedir” (Rum 32) buyuruyordu.
İlk dönem (1940-1960) cumhuriyetin büyük sıkıntılarını yaşayan Müslümanlar resmi olarak ortadan kaldırılan tarikatlara yönelmişler, onun da ötesinde daha geniş boyutlu olarak cemaatleşiyorlardı, zira yüce rehberimiz: “iki kişi bile olsanız bir başkan seçin” ve “cemaatten bir karış ayrılan yoldan çıkmıştır” buyurmuştu.
Müslümanların cumhuriyetle beraber başsız kalmaları cemaatleşmenin ve tarikatların önemini kat kat artırmıştı. Ancak bu tür yapılanmalarda edile-i şer’iyye dediğimiz İslam’ın temel ve ona 1400 yıldır bina edilen hakkani kurallara aykırı olmaması gerekiyordu.
Ülü’l-emre itaatten yola çıkan ve ehl-i sünnet ve’l-cemaat ilkelerinden hareket eden büyük usta ve üstatlar önderlik ederek Müslümanları en azından ibadetler esasında rahatlamaya başlamışlardı. Cumhuriyetin ilk yıllarında iki büyük üstat Müslümanlara yön vermeye başladı ve büyük mesafeler kat’eden müminler varlıklarını ispata başladılar.
Bu iki üstattan birisi “bu asırda tarikata gerek yok, iman elden gidiyor, gençlere iman esaslarını ve hakikatlerini aşılamalıyız” diyordu. Diğeri de “İslam’ın asr-ı saadet de ki gibi sünnete ve cemaate uygun halde yaşanabilmesi ve iki cihanda saadete erişilebilmesi amacıyla Nakşibendî tarikatının esaslarını da öğreterek İslami yüce ilimleri gençlere aşılamalı” nazariyesinden yola çıkıyor ve şer’î/ tasavvufi bir yol izliyordu.
Bu iki İslami eğitim modeli Türkiye’de tuttu, tarikatlar çığ gibi büyüdüler ve çoğaldılar, uyku mod’unda olan bütün eski silsileler yeniden zincirlerini kurdular ve ülke insanını en iyi birer Müslüman yapma yarışına girdiler. Tarikat olmadan İslami hayatı benimseyen ve asr-ı saadet Müslümanları gibi deruni bir saf hayatı öngören ekolde de birbirine yakın guruplar oluşarak ve büyüyerek devam ettiler.
Müslümanların kahir ekseriyeti bu iki yöntemin dışındaydı ve onlar Diyanet İşleri Başkanlığı denen devletin resmi kuruluşu altında İslami hayatlarını ilmihal kitaplarından ve müftülerden öğrendikleriyle sürdürüyorlardı.
Halk bu kadar cemaat, tarikat ve davetçinin arasında kalıyor ve imamlara ve din adamlarına: hocam biz bu yolun hangisine gidelim diyorlardı. Vatandaşın sorduğu kişi hangi okula mensup ise oraya götürüyor ve İslami bir eğitim için “emin eller” e teslim ediyordu.
Eğer soruya muhatap kişi bir diyanet mensubu ise soran kişiye şöyle diyordu: İslamiyet bir cemaate ve tarikata sığmayacak kadar büyüktür, onun şemsiyesi tüm Müslümanları kapsar, sen rahat ol, namazlarına ve ilmihal bilgilerine göre yaşamana bak.
Tarih: 22-01-2014 15:01:00

,
Mükremin KIZILCA

YAZARLAR SAYFASINA ==>>>
Medya Ermenek Haber Sitesindeyayınlanan makaleleriniçeriği hakkında mali, hukuki, cezai, idari sorumluluğu makalesi yayınlanan yazara aittir.Yayınlanan makale karşılığında yazarlara telif ücreti ödenmez. Yazarlar bunu peşinen kabul etmiş sayılırlar.

Hiç yorum yok:

Yorum Kuralları
Yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret, küfür, aşağılayıcı, küçük düşürücü, pornografik,
ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici,
yorumların her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluğu yorumcuya aittir.
İsimsiz yazılan yorumlar bir saat içinde sistem tarafından otomatik olarak silinir.

Düzenleme | Copyright © 2013-2020 | MedER |Medya Ermenek
BİZE ULAŞIN
ghs.google.com
ghs.google.com