M|E Medya Ermenek Medya Ermenek
...
Facebookta Paylaş

KİRSE ÖNÜNDE ÇATIŞMALAR BAŞLIYOR!



Kurtuluş Savaşında Ermenek’te Yaşananlar
8. bölüm
Asilerin gelecekleri gece Ermenek jandarmalarıyla kazalardan gelen asker kuvvetlerin kasaba içinde, nahiye yolunda ve keben başında lazım gelen noktalara devriye çıkarılması emredilir.
Devriye kuvvetleri gezerken saat beşte Gargara köyünün ileri gelenlerinden dört kişi derdest edilerek Mutasarrıf beyin huzuruna getirmişlerdir.
Gargaralı bu dört kişi ifadelerinde şu bilgileri vermişlerdir:
Akşamüzeri köylerine gelen asi çete başlarından Ermenek eski kaymakamı Mustafa Asım Ermenek’ten daha önce gönderilen “Nasihat Heyeti” içinden müderris İbrahim Efendi hocayı beraberlerinde götürmüşler.
İbrahim Efendi hocaya Ermenek eşrafına hitaben bir mektup yazdırmışlar ve bizimle gönderdikleri o mektup budur, kendileri de sabah erkenden çıkmak üzere hazırlanmaktadırlar.
Mutasarrıf Beye verdikleri mektubun tam içeriği bilinmemekle beraber açıklanan meali şudur:
Sekiz on binden ibaret, Mustafa Asım söylemiş, Hoca İbrahim yazmış, bir takım saçma sapan tekliflerden ibaret, adı geçen İbrahim hoca canının sıkıntısından ne yazdığını hatırında tutamadığı mektup Mutasarrıf beyde kalıyor.
Mutasarrıf Bey beraberindeki kumandanlara lazım gelen noktalara gerektiği kadar asker yerleştirmelerini emrediyor. Nahiye yolu üzerinde Meydan Kebeni ve Kilise önüne ve üstündeki dağın başlarına ve Keben başına geceden asker siper altına giriyorlar ve sabah erkenden kebenden silah atmaya başlıyorlar.
Gelen asiler evvelki gibi ortalığı boş zannederek kollarını sallaya sallaya açıktan açığa geliyorlarmış, Kilise önü üstünde sırtlara gelince asker silah kullanmaya başladı, asiler de müdafaa atışlarına geçtiler. 
Mutasarrıf Bey bizzat bazı efendilerle keben başına gidip komuta kademesine iştirak eder. İki üç saat kadar çatışma devam eder, asiler kaçışmaya başlar, kalenin üstündeki sırtlara çıkarlar, askerlerimiz de takip eder ve hezimete uğramış olarak kaçarlar.
Kebende yeteri kadar kuvvet bırakarak Mutasarrıf Bey ve beraberindekiler kilise ve Nahiye yolu tarafına gittiler.
Gargara köyü tarafından doğru gelen asiler Bileğiyi aşıp Emir Havuzu ve Kilise önüne geldikleri sırada yukarıda kilisenin üstündeki dağın başından ve kilise önünde siperde bulunan askerlerimiz silah atışına başlayınca asiler ne olduğunu anlayamamışlar ve şaşkın bir biçimde kendilerine siper olacak yer aramaya başlamışlardır.
Bu halde aşağı ve yukarı koşuştururken çatışmaya yeltenseler de siper altında bulunan askerlerimize bir zarar verememişlerdir.
Asilerden bazılarının tüfekleri eski ve silahları olmadığından öğleye kadar oraya buraya sokularak devam edebilmişlerse de sonunda firara mecbur kalıp hezimete uğramış olarak Kilise önünden ve Emir Havuzundan aşağı Pancarcı bağlarının arasına kaçarlarken askeri kuvvetler arkalarından silah atmışlardır.
Ancak bunu onları korkutmak için yaptıkları anlaşılıyor ki asi kuvvetlerinin tamamen hedef altında bulunduğu ve hiç birisinin kurtulması imkansız olduğu halde sayılarının çokluğuna nispetle çok az miktarda yaralı ve ölü kalmıştır.
Mutasarrıf Bey ve kuvvetleri Bileğiye kadar kendisi de takip edip Gargara köyüne kadar takip edilmelerini münasip görerek emrederler.
 Oradan ayna ile bakıp Gargara köyü büyükçe bir köy olması sebebiyle asilerin burada toplanarak bir kuvvet meydana getirmeleri ve mukavemet göstermeleri muhtemel bulunması ve getirmiş olduğu askerlerin de birkaç gündür yol zahmeti ile yorgun bulunduklarını göz önünde bulundurarak oradan geriye dönerler.
Asilerden kaçamayanlar taş arkalarına, oraya buraya saklananları toplarlar. Bu sırada Başdereli Aslan İsmail oğlu Mehmedi de yakalarlar. Aslan İsmail oğlu Mehmet’in bindiği hayvan vurulunca düşüp ayağı hayvanın altında kalarak kırılmış, burkulmuş firara mecali kalmayınca bir duvarın dibine sokulmuş, kendisini taş ve çakıllarla örterek gizlenmiş haline tesadüf edilerek yaralı olduğunu haber verdiler.
Herkes rahat bir nefes alarak Cenab-ı Hakkın lütuf ve inayetiyle elde edilen bu sonuca teşekkür etmiştir.
Öğleden sonra esir edilen asiler ve yaralılar gelmeye başladı.
Esirlerin üzerlerinde Nahiyeye giden efendilerden Hacı Metin Ağa zade Ahmet ve Rıza efendilerin elbiseleriyle Haranı’nın Ahmet efendinin çizmesi ve diğer eşyaları çıktı. Hacı Metin Ağa zadelerin atı boynundan vurulmuş yaralı olarak getirildi.
Efendilerin elbiseleriyle atları asilerde ortaya çıkınca akıbetleri de bilinmeyince tereddüt ve endişe içinde kalındı. Alata (Balcılar –Taşkent) köyüne gönderildikleri ve orada oldukları söylentisi geldi.
Çatışma esnasında askerlerimizden yaralı ve ölü olmayıp Hacı Muhlis Efendi Zade Emin Efendinin elindeki mavzer tüfeği patlayıp sol elinin iki parmağı kesildi ve birkaç ay zarfında iyileşti.
Emin Efendi şubede süvari muhafaza askerliğinde bulunuyordu.
(DEVAMI VAR)
Kaynak: Remzi ve Mehmet Tüzün’ün babaları Ermenekli Hüseyin Ağanın (Tüzün) tuttuğu notlar.
Belgeler: Osmanlıca olarak Dr. Alaeddin Atalık’ın babası merhum Vacit Atalık
Sadeleştiren: ا ب ج ile ABC arasında köprü, Arşiv uzmanı – Gazeteci - Yazar: Mükremin Kızılca



YAZARLAR SAYFASINA ==>>>
Medya Ermenek Haber Sitesindeyayınlanan makaleleriniçeriği hakkında mali, hukuki, cezai, idari sorumluluğu makalesi yayınlanan yazara aittir.Yayınlanan makale karşılığında yazarlara telif ücreti ödenmez. Yazarlar bunu peşinen kabul etmiş sayılırlar.

Hiç yorum yok:

Yorum Kuralları
Yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret, küfür, aşağılayıcı, küçük düşürücü, pornografik,
ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici,
yorumların her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluğu yorumcuya aittir.
İsimsiz yazılan yorumlar bir saat içinde sistem tarafından otomatik olarak silinir.

TEFRİKA YAZI DİZİSİ

ULUCANLAR'IN SON MAHKUMU

1.BÖLÜM 2.BÖLÜM 3.BÖLÜM 4.BÖLÜM 5.BÖLÜM 6.BÖLÜM        

sanalbasin.com üyesidir
Düzenleme | Copyright © 2013-2020 | MedER |Medya Ermenek
BİZE ULAŞIN
ghs.google.com