M|E Medya Ermenek Medya Ermenek
...
Facebookta Paylaş

NEVRUZU BEKLEYEN KADINLAR


Esentepe’nin Lemos olduğu yıllarda
Ve sonra
Köyün yeni adına alışmaya çalıştığı zamanlarda
Kısaca geçmişte
Fakat daha dün gibi hatıralarda
Kadınlar nevruzu beklerdi aylarca
Kadınlar, Lemos’un kadınları

Yüzleri çizgili, elleri nasırlı
Ve sırtlarında dağ gibi andız dalları
Ne okul görmüş
Ne mektup yazar
Ne bilir gelen mektubu okumayı
Ve işte o kadınlar
Parmakla hesap yapar
Nevruzu beklerdi
Uzun kış aylarında

Navruz ve hatta sultan navruz derlerdi onlar
Asya halklarının bu kadim bayramına
Ve aynı adı vermişlerdi
Dağlarında baharı muştulayan
Mor renkli, güzelim süsen çiçeğine
Sanki Türkçeleştirmek adına Farsça nevruzu
 Uyarlamışlardı Türkçe’nin diyarına
Ne de olsa aitti onlar Karamanoğlu’nun toprağına
Belki kim bilir
Mehmet Bey’in boyuna, soyuna
Ve işte o kadınlar
Sultan navruzu beklerdi
Uzun kış aylarında
Sabırla, inadına

Sultan navruzu beklerdi Lemos’un kadınları
Onlar, “koca, er, bizim adam, bizim herif” derlerdi
Kendileri gibi yüzleri çizgili, elleri çatlak ve nasırlı eşlerine
Çünkü öyle görmüş ve öğrenmişlerdi analarından
Onlar baharı, yani sultan navruzu beklerdi
Ve kocalarını beklerdi uzaktan
Onlar, ahırda öküzü ve davarı yemler
Ve çocukları dişinden tırnağından artırıp besler
Günü güne, hasreti çileye ekler
Onlar sultan navruzu beklerdi

Kışlar uzun, sert ve çetin
Ve kadınlar Eyüp peygamber kadar sabırlı, metin
Ve omuzlarındaki yük öylesine ağır
Belki Koçaş ve Yunt Dağı kadar
Ve işte navruz, yani bahar
Öyle ya da böyle gelene kadar
Onlara emanet beş çocuk
Üç-beş öküz ve belki on kadar davar
Hepsi, her gün
Sadece onların eline bakar
Ve kadınlar, dört işlemi bilmeyen kadınlar
Parmak hesabıyla her akşam
Navruza kaç gün kaldı, sayar da sayar

İşte o navruzu bekleyen Esentepe’li kadınlar
Hep bir gözü sandıktaki unda
Bir gözü ahırdaki odunda ve samanda
Bir gözü akmasından korktuğu damda, pardı tavanda
Belki bazen
Hayal kurup kısa aralarda
Düşleyip daha iyi günleri Mart’ta, Nisanda
Ve hatta Mayıs’ta, hıdırellez
Yemliklerin çıktığı, dukkukların öttüğü bir zamanda
Bulurdu kendini Kaf Dağı’nın ardında

Zemheride başlarlardı saymaya
Ve uzundu Zemheri tam kırk gün
Fakat umuda ihtiyacı vardı kadınların
“Bir kalbur yaz girer” derlerdi Saya’da
Yani Zemheri’nin yirmi yedinci gününde
Navruza daha altmış günden fazla bir zamanda
Ve sonra hamsin, adı üstünde “elli” gün
Fakat bölünürdü hamsin kendi içinde
İlk on sekizi ayrı, sonra cemreler bir, iki, üç
Hava, su, toprak
Uyanmaya başladı sessizce
Dağda ot, dal ve yaprak
Ve yaklaştık işte navruza bak
Sonra dokuz gün Mart
Bitti kadınların bin yıllık kış takvimi
Geldi işte günlerin sultanı navruz
Bahara çıktıysa evde bebeler, yaşlılar
Ve ahırda öküz, davar
Ölmek yok artık bir sonraki kışa kadar
Ve işte bunun için
Navruzu beklerdi Lemoslu kadınlar

O kadınlar ki bizim ebelerimiz, analarımız
Yani geçmişe uzanan bağlarımız
Ne zaman düşseler aklımıza
Dolar gözlerimiz
 Ve erir yürekte yağlarımız
İşte o kadınlar, navruzu beklerdi
 Uzun kış aylarında

Fakir erkeklerin fakir eşleriydi onlar
Yani Lemoslu kadınlar
Herkes gurbete muhtaçtı köyde
Gider gelmezdi aylarca
Kimi olsa da biraz daha hallice
En zengininin belki vardı beş-on dönüm fazla tarlası
Ya da üç-beş öküzü, biraz davarı
Yine de bazıları
Fukara köyün daha fukarası
Köydeki deyimle daha şaşkını
Ve işte benim anam
Köyün bir şaşkıncası
Sayardı navruza kalan günleri
Kış boyu, açıkçası

Bazen haberler duyulurdu kulaktan kulağa
Bir, üç ya da beş kişinin donduğuna dair
Gazipaşa,  Alanya taraflarından gelip
Torosları aşmaya çalışanlar
Ya da Taşkent üzerinden
Bu köylere ulaşmaya can atanlar
Ve Yellibel’de tipiye tutulanlar
Kim bilir kimlerin babaları
Hangi köyde hangi kadınların kocaları
Büyükler konuşur çocuklar dinlerdi
Ve dediklerine göre
Ölmeden kurtulanları
Buğdaya veya ahırda gübreye gömerlerdi
Ve bazen
Destan denen uzun şiirler ve kağıtlar dolaşırdı
Bir yas ve ağıt niyetine
Ağlardı herkes
Donarak ölenlere
Köydeki deyimiyle “buyan”ların acıklı hikayelerine
Okuyan ya da dinleyenler
Donanları benzetirdi kendilerine
Ve onlar ulaşmayı dilerdi sağ salim navruza
Güzel bahar günlerine

Ara sıra mektup gelirdi gurbetten
Çocuklara okutulurdu mektuplar
Eşlerden gelen mektuplar
Hiçbir işaret vermezdi aşka ve sevdaya dair
Sanki çocukların okuyacağını bildiklerinden
Ve özleseler de eşlerini taa derinden
Söylemezlerdi selam etmenin ötesinde bir şeylerden
Nasırlı parmaklarıyla navruzu hesaplayan kadınlar
Benzer şekilde cevap yazdırırlardı kocalarına
Hiç dokunmadan suya sabuna
Ve hiç dokunmadan yüreğinin sazına
Nasıl anlatırlardı her şeyi
Hala bir muammadır bana
Ve işte o kadınlar
Navruzu beklerlerdi
Her kış
Farketmeden yüzlerinde oluşan yeni bir çizgiyi

Navruzda gelmezdi kocaları
Fakat, hele bir navruz gelsin
Eli kulağında olurdu gelmeleri
Ve Tanrı’dan başka
Kimse bilmezdi içinden geçenleri
Ve işte Lemos’un kadınları
Saçaklarda titreyen serçelerle beraber
Sayardı navruza kalan günleri
  Ve işte ben
Her navruz gelişinde
Sizi düşünür, sizi hatırlarım
Navruzu bekleyen Esentepe kadınları

Prof. Dr. Hacı KURT


YAZARLAR SAYFASINA ==>>>
Medya Ermenek Haber Sitesindeyayınlanan makaleleriniçeriği hakkında mali, hukuki, cezai, idari sorumluluğu makalesi yayınlanan yazara aittir.Yayınlanan makale karşılığında yazarlara telif ücreti ödenmez. Yazarlar bunu peşinen kabul etmiş sayılırlar.

Hiç yorum yok:

Yorum Kuralları
Yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret, küfür, aşağılayıcı, küçük düşürücü, pornografik,
ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici,
yorumların her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluğu yorumcuya aittir.
İsimsiz yazılan yorumlar bir saat içinde sistem tarafından otomatik olarak silinir.

Düzenleme | Copyright © 2013-2020 | MedER |Medya Ermenek
BİZE ULAŞIN
ghs.google.com
ghs.google.com