M|E Medya Ermenek Medya Ermenek
...
Facebookta Paylaş

NURİ HOCAYLA GÖRÜŞMEK İSTİYORUZ



DARÜŞŞAFAKALI  YILLARIM-6

Sınıfımı geçip memlekete gidip döndüm ve Orta III’de dersler başladı... Orta II’de hafta sonları yatılı hazırlık öğrencilerine ders vermem, evci (hafta sonu eve çıkan) çocukların da  dikkatini çekmişti. Zayıf öğrenciler İngilizceyi kıvırmaya başlamışlardı. Bu durum veliler arasında da duyulup yayılmış. Çarşamba günü okula, çocuklarını ziyarete gelen veliler beni bulup hafta sonları evlerinde, çocuklarına ders vermemi istediler.  Ve böylece ilkokulda iken idealim olan öğretmenliğe başladım ve para kazanmaya başladım. Artık ben de istediğimi alıp yiyebiliyor, gezebiliyordum, rahat para harcayabiliyordum.

Mayıs ayında okul tatile girmeden İstanbul’lu veliler bir Çarşamba günü okula, evlatlarını ziyarete geldiklerinde,  Okul Müdür Yardımcıları Ayhan ve Avni Bey’in odalarına çıkıp ‘’ Nuri Hoca ile görüşmek istiyoruz’’ demişler.

Müdür yardımcıları da sert mi sert, şakaları yok. Birbirlerinin suratlarına bakıp şaşkın şaşkın, ‘’Bizde  Nuri Hoca diye biri yok’’ deyince veliler ‘’ Nasıl olur, hafta sonları yatılı çocuklarımıza İngilizce dersi veriyor. Ondan ders alanlar da hep başarılı oluyor. Siz nasıl tanımazsınız onu? ‘’ diye çıkışınca bizim hocalarda jeton düşüyor. Onlar zaten duymuş benim hafta sonu çocukları çalıştırdığımı  hem de yaka paça zorla.  Hoşlarına gidiyormuş.

Ayhan Hoca beni bir hademeyle çağırttı odasına. Korka korka vardım. ‘’Nuri Hoca, bak bu veliler seninle görüşmek istiyorlar, buyrun’’ deyip Avni Bey’le bıyık altından kıs kıs gülerek odalarını bana bırakıp çıktılar. Onların bu hallerini görmediğimden daha bir korkup afallayıp apışıp kaldım . Etrafımda ayakta beni saran dört beş veliye döndüm,dinlemeye başladım.

İsa ismindeki öğrencini babası, yazın ikmale kalan çocuklarına ders vermemi istedi. Ben  ‘’ mümkün değil, ben memlekete giderim, gitmek zorundayım, burda evim-barkım, kalacak imkanım yok ‘’  deyince veliler ‘’biz düşündük, sana ev de tutacağız, lazım olan eşyaları da alıp koyacağız veya evlerimizden tedarik edeceğiz, hele sen evet de’’  dediler.

Gerçekten de Çarşamba’dan iki odalı, köhne de olsa bir ev tuttular. Döşediler, yataktan masa sandalyeye, tabak çanaktan bardaklara, tüpgazdan ocağa kadar. Babam da  yanıma gelmeye başladı yaz aylarında. Minicik bahçesi vardı. 18 öğrencim oldu o yıl. İkişer,üçer gruplar yaptım , ikişer saat ders verdim her gün, her gruba. Gün başına her öğrenciden  5 lira alıyordum. Babam paraları toplar, hesap açtırdığım İş Bankasına yatırır ve evde yemekler yapar, bulaşıkları yıkardı. Pazar günleri de gezerdik.  O yaz 18 öğrencimden 16 sı geçti ama İsa kaldığı için üzülmüştüm. Kerata tembel ve haylazdı. Babası bu işe ön ayak olmuştu ama…

Orta III  yaz tatilinde de, Şubat tatilinde  de,  artık Ermenek’e gitmez olmuştum. Nadiren gitsem de en fazla bir hafta kalırdım.  Uzun tatiller benim için artık daha çok ders vermek ve daha çok para kazanmak demekti, kaçırılmaz bir fırsattı.

Haydi babam yazları yanıma geliyordu diyelim;  annemi, akrabaları, Ermenek’i özlemiyor muydum ? Bilmem. Özlem yaraları kalın kabuklar bağlamış olmalı, yıllar geçtikçe.

Yazları velilerin ev tutma-döşeme ve öğrencileri organize etme işi Orta III dahil 4 sene yani Lise sonda da devam etti. Üniversite ikinci sınıfa kadar yazları toplu ders vermem olmadı ama evlere ders vermeye gitmeye ve masraflarımı karşılamaya devam ettim. Artık babam yazları gelmiyordu. Öğrencilerin ayağı kesilmeye başladı ve ben yaz tatillerinde komilik de dahil pek çok işte çalışarak para biriktirip  tahsilime devam edebildim. Aç, parasız kaldığım günler de oldu.

Öğrencilerim arasında resmi ve özel iş hayatlarında, başarılı olup  ünlenenler oldu. İsimlerini duydukça gururlandım.

Lise I’de alkol almaya, sigara kullanmaya başladım. Ama korkularımı yenmekten ama o yıllarda erkekliğe adım attığımı göstermek istememden ama kafamdakileri unutabilmek – kendimi avutmak için. O yıllar Aksaray’da, Kumkapı’da , Yenikapı’da mütevazi meyhaneler olurdu. 4-5 masalık. Oralarda cumartesi akşamlarının müdavimi olmaya başladım.

Lise-I ‘de , tam yatılı olup dışarı çıkamayan Hazırlık sınıflarındaki kız ve erkek kardeşlerimizi, idareden izin alarak ve yanımıza bir de bayan belletmen alarak, Fatih Halıcılar  Caddesindeki Renk sinemasına götürmeye başladım ve bu mezun olana kadar sürdü. Parası olmayanların çaktırmadan biletlerini alırdım. Mesela, 1970’lerin ilk yıllarındaki meşhur ‘’ Love Story’’ filmini , bu şekilde, kardeşlerimle izlediğimi bugün gibi hatırlıyorum.

Okul İdaresi, Liseli öğrencileri topluca tiyatro ve Şişli Kent Sinemasındaki klasik müzik piyano ve keman resitallerine götürürlerdi. Ahmet Mekin’in unutulmaz ‘’ Abdülcambaz’’, Engin Cezzar’ın oynadığı ‘’ Keşanlı Ali’’ oyunlarını, aklımdan kazımak mümkün değil.

Okulumzda da teneffüslerde, merkezi sistem klasik müzik yayınlanırdı. Mozart’ın 40. Senfonisini, Bethoven’in 5. Senfonisini, Rodrigo’nun Gitar konçertosunu ezberlemiştik.

En zor yılım Lise I oldu derslerden. O sınıfta kalmak, atılma korkusu yok muydu ? Çok ders çalışıyordum, yetmiyordu yine etüd saatleri dışında,tuvaletlerde, koridorlarda ders çalışıyordum. Ben Orta-Lise hayatım boyuna bir kere dayak yedim. O da ders çalışmaktan.

Bir gece yeni binada, yatakhane altındaki  sınıfların olduğu  koridorun sonunda ders çalışıyorum herkes uyuduktan sonra. Nerden bileyim nöbetçi Avni Hoca’nın uyuyamayıp gece 10.30 civarında yatakhaneleri, koridorları dolaşacağını. Beni yakaladı, iki kuvvetli tokattan sonra yatakhaneye kovaladı.

Lise I de Cebirden ikmale kaldım ama Fizik’ten de çok kötüydüm. İki-üç yıl önce Daçkalı 1966 yılı girişli sınıf  arkadaşlarımızda yaptığımız bir yemekli toplantıda, Sungur, benim unuttuğum bir olay anlattı.

Sene sonundaki fizik sınavında ya 65 ve yukarısı bir not alacağım ya da ikmale kalacağım ama ikmale kalsam da geçecek umudum az.  Fen derslerinde iyi olan Sungur’a demişim ki, ’’ Beni Fizikten geçir, ne istersen iste benden’’.  Sınavda benim yerime yapıp kağıdı vermiş sonra da kendininkini yetiştirmiş. Kağıtları mı değiştirdik , nasıl yaptık detayını o da hatırlamıyor da, sonunu unutmamış, ikimiz de yüksek notla geçmişiz.

Hafta sonu onu Çiçek Pasajında ağırlamamı istemiş. Gitmişiz, masayı bir donatmışım, öylesine yeyip içip eğlenmişiz ki, lokantadan çıkarken garsona 50 lira da bahşiş vermişim. Fizikten geçme sevincime bak sen…  Sungur ‘’ Nuri manyaklaştı, ulan 50 lira bahşiş verilir mi. Benim annem hemşire, benim harçlığım yetmez ne o yemeğe ne o bahşişe’’ diye düşünürken, dışarı çıktığımızda garson bizimle dışarı gelmiş, bakmış ki kuvvetli yağmur yağıyor, bizi şemsiyesinin altında Taksim otobüs duraklarına kadar götürüp otobüse bindirmiş.  Yok böyle bir şey yahu… Ben ne yapmışım.

Cebirden ikmale kaldım. Hocam rahmetli Necmiye Arkun sene sonunda beni yanına çağırıp ‘’ Evladım, seni ikmale bırakacağım. İyi değilsin, bu şekilde gidersen üniversite sınavında başarılı olman zor. Yazın haftada iki kere bana gel çalıştırayım, öyle geç ‘’ dedi.

Yazın Zincirlikuyu’daki evine 2 ay kadar gittim geldim, çalıştırdı benimle diğer 3-5 ikmale kalan arkaşımı da. Arkadaşlarım çoğu zaman gelmedi. Derslerden sonra sorular da verip alıştırma yaptırıyordu. Ben gelmeyen arkadaşlara da, hocanın verdiği soruları veriyordum., çalışsınlar diye. Yaz sonunda ikmal sınavına girdik  ve geçtik te sınavda tir tir tiremekten ödüm koptu. Arkadaşlarım,verdiğim soruların hepsini kopye olarak hazırlayıp gelmişler, sınavda kopye çekiyorlardı. Sınavda sorulan sorular da hocanın ders sonlarında verdikleri sorulardandı. Yakalansalar ben ayvayı hem de ham ayvayı yiyeceğim diye bir taraftan soruları yapıp kağıdımı doldururken diğer taraftan hem onları hem hocayı takip etmekten canım çıktı. Sınav sonu arkadaşlara çıkıştım, bağırıp çağırdım ama kim takar…

Ben Fen ve Matematik derslerinden korktuğumdan, Edebiyat Sınıfını seçtim. Koca sınıfta, son yıl, 4-5 kişiydik. Fen sınıfı daha kalabalıktı. Fen – edebiyat zaten 11 kişi kalmıştık atıla atıla.


YAZARIN TÜM YAZILARI>>



YAZARLAR SAYFASINA ==>>>
Medya Ermenek Haber Sitesindeyayınlanan makaleleriniçeriği hakkında mali, hukuki, cezai, idari sorumluluğu makalesi yayınlanan yazara aittir.Yayınlanan makale karşılığında yazarlara telif ücreti ödenmez. Yazarlar bunu peşinen kabul etmiş sayılırlar.

Hiç yorum yok:

Yorum Kuralları
Yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret, küfür, aşağılayıcı, küçük düşürücü, pornografik,
ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici,
yorumların her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluğu yorumcuya aittir.
İsimsiz yazılan yorumlar bir saat içinde sistem tarafından otomatik olarak silinir.

Düzenleme | Copyright © 2013-2020 | MedER |Medya Ermenek
BİZE ULAŞIN
ghs.google.com
ghs.google.com