M|E Medya Ermenek Medya Ermenek
...
Facebookta Paylaş

TOROSLARDA EŞKIYA AVI



Kurtuluş Savaşında Ermenek’te Yaşananlar
13. bölüm
İskelelere barut Mersinden geldiğinden, pahalılığa gümrük fiyatının sebep olduğu rivayet ediliyor.
 İstanbul’dan hiçbir kimse demiryoluyla gelemiyordu. Mısır, Bağdat ve Basra’da bulunan esirlerimizi İngiliz İstanbul’a getirip İstanbul’dan ekserisi İtalya vapuruyla Antalya’ya ve birazı da Taşucu iskelelerine çıkıp geldiler.
İngiliz’de esirimiz kalmadı, diyen esirler: İstanbul’un İngilizler ve sair itilaf hükümetleri idaresi altında gibi olduğunu, ahaliden bazıları Anadolu’nun İstanbul’u halas edeceklerine ümit beslediklerini, itilaf fırkası erkânı Ankara’da teşekkül eden Kuvayı milliye hükümetinin imha edilmesini arzu etseler de muktedir olamadıklarını ve olamayacaklarını söylemekte olduklarını nakil ettiler.
Gelen ajans telgrafları Kuvayı milliye askerleri ile Adana ve Antep’te Fransızların, Bursa ve Uşak taraflarında Yunanlıların harbe devam eylediklerini yazıyorlar.
 Bir taraftan da iç karışıklıkların önünü almak için buna cesaret edenlerin muhakemeleri sürmekte idi.
Ankara milli hükümeti her vilayete istiklal mahkemesi kurdurarak heyet-i mahkeme milletvekillerinden oluşarak divan-ı harbi kaldırmışlar.
Asilerden yakalanıp hapse atılanların muhakemeleri evvelce kaza mahkemelerinde icra olunmakta idi. Evraklarını istiklal mahkemesi talep edip orada tahkikat ve tetkikat edilip hükmü vereceklerini ifade ediyorlardı.
Ermenek’e asilerin geldiğinde asileri teşvik eden, kandırmış bulunan Halimiye (Tepebaşı) köyünden Hacı Ahmet oğlu Mevlüt, biraderi Emin Selinti’ye (Gazipaşa) firar etmiş. Orada yakalananlardan Seydişehirli müftü Ömer Efendi zade Nuh Naci adlı bir kaçak da yakalanmış Anamur hükümeti Ermenek’e göndermişti.
Alanya ile Nahiye arasında Gödüre’yi ve Sedire tabir olunan Alanya ahalileri nezdinde Konya firarilerinden bir kaçının bulunduğu haber ve rivayet edilmiş Ermenek hükümeti jandarma gönderip adı geçen yerleri arama tarama yaparak Konya’dan iki firariyi yakalamıştır. Bu firarileri Ermenek’e getirip Konya’ya bilgi verdiler.
Konya istiklal mahkemesinin talebi üzerine Nuh Naci ile beraber koruma altında Konya’ya gönderildiler.     
Bazı bilgilere göre divan-ı harp çok kimseyi suçsuz olarak sürgün etmiştir. Ve kiminin idamına hükmetmiş, kimini kürek cezasına mahkûm etmiştir. Onun üzerine şikâyetler art arda gelince Ankara milli hükümeti istiklal mahkemesini teşekkül ettirmiştir.
İhtilalleri teskin ve asilerin ıslahı için gönderdikleri asker ve kuvvetin kumandanlarının bazılarının geldikleri yerlerde halktan suçsuz ve günahsız çok kişilere hakaretler ve öldürmelerde bulundukları haberi geliyor.
Hatta İzmir cephesinde müdafaada bulunan Demirci Mehmet Efe namındaki kumandan 600 kadar askerle Antalya ve Alanya’ya gelerek çok yağmakarlıkta bulunduğu gibi cebren bazı zenginlerin nakit paralarını ve değerli eşyalarını almışlardır.
Ayrıca bir hükümet icraatı imiş gibi cesaret ettikleri ortaya çıkmış Konya’dan gelen Kuvayı milliye, askerlerini ve güçlerini almış, adı geçen Mehmet Efe kaçmıştır. Ve buna benzer birçok yolsuzluk, münasebetsizlik meydana geldiği ve gelmekte olduğu ve bazı değerli kişilere masum oldukları halde “itilafçı” diyerek idam edilip kurşuna dizdirildiği haberleri gelmektedir.
Bu meyanda Akşehir müftüsü Hacı Mustafa Efendi gibi değerli bir zatın idam edildiği ve birkaç kişinin de asilere yardımda bulunmak suçuyla mahkemelerde muhakemelerinin sürmekte, kendilerinin sürgün ve hapiste bulunmakta oldukları anlatılmaktadır.
İslam milleti, Türk milleti arasında böyle nifak girip birbirimizi mahvı perişan etmek, bu hali, bu üzücü hali görüp işitip ağlamamak elden gelmiyordu.
Düşmanların Osmanlı başkenti olan İstanbul’u işgali İslam milletinin arasına tefrika düşürmüş, Arabistan ve diğer İslam memleketleri ayrı ayrı birer hükümet kurarak kıyam edip Fransızların İngilizlerin işgalleri altında kalıyorlar.
Ankara’da kurulan Kuvayı milliye hükümeti İstanbul hükümetini tanımıyordu. Bu durum Türkler arasında büyük bir karşılıklı nefret ortaya çıkarmıştı. Vaki olan bu çirkin durumların bu yüzden meydana geldiği, halkın iki arada bir derede kaldığı, suçlunun suçsuzun karıştığı bir ortamda eşkıya ve asilere gün doğuyordu.
 İstanbul hükümeti tarafından mali gelir olmadığı için kimseye maaş verilemediği haber veriliyor. 
Bu ve benzer nedenlerle askeri yetkililer olsun ve sair memurlar olsun bir yolunu bularak Anadolu’ya kaçıp Ankara hükümetine teslim oluyorlardı.
Maaşa bağlı olanlar günbegün artmakta olduğundan Anadolu’da kalan işgal edilmemiş birkaç vilayet gelirlerinin maaşlara yetmeyeceği tabii bulunarak her bir vergiye birkaç misli zam ilave ederek dengeyi kurmaya çalıştılar.
(DEVAMI VAR)
Kaynak: Remzi ve Mehmet Tüzün’ün babaları Ermenekli Hüseyin Ağanın (Tüzün) tuttuğu notlar.
Belgeler: Osmanlıca olarak Dr. Alaeddin Atalık’ın babası merhum Vacit Atalık
Sadeleştiren: ا ب ج ile ABC arasında köprü, Arşiv uzmanı – Gazeteci - Yazar: Mükremin Kızılca


YAZARLAR SAYFASINA ==>>>
Medya Ermenek Haber Sitesindeyayınlanan makaleleriniçeriği hakkında mali, hukuki, cezai, idari sorumluluğu makalesi yayınlanan yazara aittir.Yayınlanan makale karşılığında yazarlara telif ücreti ödenmez. Yazarlar bunu peşinen kabul etmiş sayılırlar.

Hiç yorum yok:

Yorum Kuralları
Yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret, küfür, aşağılayıcı, küçük düşürücü, pornografik,
ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici,
yorumların her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluğu yorumcuya aittir.
İsimsiz yazılan yorumlar bir saat içinde sistem tarafından otomatik olarak silinir.

Düzenleme | Copyright © 2013-2020 | MedER |Medya Ermenek
BİZE ULAŞIN
ghs.google.com
ghs.google.com