M|E Medya Ermenek Medya Ermenek
...
Facebookta Paylaş

ULUCANLARIN SON MAHKUMU (3. BÖLÜM)



Ziyaretçi Tanıklar

Şimdi ki geliş yerimiz Ulucanlar Cezaevi Müzesinin giriş kapısıydı. İçeriye girdik. Ücret ödeme noktasına yanaşıp bir öğrenci, bir öğretmen ve bir sivil bileti alıdık. (Öğrenci ve öğretmen biletleri 2’şer, sivil bileti 7 lira)



Ulucanlar Cezaevi girişinde sağında ve solunda bulunan iki kulübenin içinde bal mumundan yapılmış  iki askerin arasından geçerek içeriye giriyorsunuz.   




Giriş yönümüze göre soldaki binanın yüzeyinde Necip Fazıl Kısakürek’e ait 1961 yılında yazdığı “Mehmed’e Mektup” şiirinin üç bölümü yazılmış.

“Zindan iki hece, Mehmed'im lâfta!
Baba katiliyle baban bir safta!
Bir de, geri adam, boynunda yafta...
Halimi düşünüp yanma Mehmed'im!
Kavuşmak mı? .. Belki... Daha ölmedim!
Avlu... Bir uzun yol... Tuğla döşeli,
Kırmızı tuğlalar altı köşeli.
Bu yol da tutuktur hapse düşeli...
Git ve gel... Yüz adım... Bin yıllık konak.
Mehmed'im, sevinin, başlar yüksekte!
Ölsek de sevinin, eve dönsek de!
Sanma bu tekerlek kalır tümsekte!
Yarın, elbet bizim, elbet bizimdir!
Gün doğmuş, gün batmış, ebed bizimdir!”


Sağdaki binanın yüzeyinde ise Nazım Hikmet Ran’ın “Bugün Pazar” şiiri sergilenmiş.

“Bugün pazar.
Bugün beni ilk defa güneşe çıkardılar.
Ve ben ömrümde ilk defa gökyüzünün
Bu kadar benden uzak
Bu kadar mavi
Bu kadar geniş olduğuna şaşarak
Kımıldamadan durdum.
Sonra saygıyla toprağa oturdum,
Dayadım sırtımı duvara.
Bu anda ne düşmek dalgalara,
Bu anda ne kavga, ne hürriyet, ne karım.
Toprak, güneş ve ben…
Bahtiyarım…”



Şimdi asıl görmemiz gereken bölümlere geçebilmemiz için girişte koridoruna yöneliyoruz. Heyecan ve çok az da tedirginlik hissine kapılmamak mümkün değil. Taş merdivenlerden çıkıp sonrasında iki tarafı duvar olan üzeri açık gökyüzüne bakan bir koridoru andıran yoldan yürüdük.
Yürüdüğümüz koridorun sol yanındaki duvar taştan örülmüş ve taşlar arası çok güzel bir şekilde beton harç ile derz yapılmış.

Duvarın tahmini yüksekliği dört metre civarında. Koridorun solundaki duvar ise beton sıva ile sıvanmış. Bu duvarın daha iç ortamını görmeden ya avlu, ya da mahkûm koğuşlarıdır düşüncesi ile yürüyorum.




Soldaki taş duvarda birkaç tane demir kapıyla karşılaşıyoruz. Demir kapılar ürkütücülüğü ile beni görmeden geçme diyor adeta. Bu kapılar kadın koğuşlarının kapısı olduğunu öğreniyoruz. Bende onların hemen resmini alıyorum.


Demir kapı, demir kilit ve üzerin açılır kapanır mazgal deliği (gözetleme deliği) sanki içeride mahkûmlar varmış hissiyatını uyandırıyor.

O kadar çok ziyaretçi var ki içeriyi tam incelemeden bakıp çekilmek zorunda kalıyorsun. Kapı ve iç görüntü ürkütücü.

Duvarda film şeridini andıran kadın mahkûmların kendi resimleri ve Sevim Onursal’a ait ‘Kadınlar Koğuşu’ resimleri sergilenmiş. Müzenin kapanmasına bir saatlik süre olduğundan acele etmek zorunda kalıyoruz.





Ok yönünde ilerleyince tabanı parke taşları ile döşeli Adnan Menderes Bulvarı olarak adlandırılan alanı görüntülemek için bir özçekimle belgeliyorum. Bu alandan geçerek yine dört tarafı duvar olan mahkûmların açık hava ve yürüyüşe çıkarıldıkları uzunca bir alandan geçtik. En üstte üzerinde görevlilerin kaldığı cezaevi bahçesine bakan iki pencereli bir oda, sol tarafında önceden nöbetçilerin demirden yapılmış gözetleme balkonunu görüyoruz.


06.03.2020
Durmuş Ali ÖZBEK
durmusaliozbek@hotmail.com




YAZARLAR SAYFASINA ==>>>
Medya Ermenek Haber Sitesindeyayınlanan makaleleriniçeriği hakkında mali, hukuki, cezai, idari sorumluluğu makalesi yayınlanan yazara aittir.Yayınlanan makale karşılığında yazarlara telif ücreti ödenmez. Yazarlar bunu peşinen kabul etmiş sayılırlar.

Hiç yorum yok:

Yorum Kuralları
Yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret, küfür, aşağılayıcı, küçük düşürücü, pornografik,
ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici,
yorumların her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluğu yorumcuya aittir.
İsimsiz yazılan yorumlar bir saat içinde sistem tarafından otomatik olarak silinir.

Düzenleme | Copyright © 2013-2020 | MedER |Medya Ermenek
BİZE ULAŞIN
ghs.google.com
ghs.google.com