M|E Medya Ermenek Medya Ermenek
...
Facebookta Paylaş

EN GÜZEL HABERDEN EN ÇİRKİN HABERLERE



“Hayat haberdar olmaktır.” der, Mevlana. Kuşkusuz  en  muazzam  haber  de  “göklerden  gelen “ haberdir.“Kainatın  Efendisi (s.a.v ) risaletini  açıkça bildirmesi  emrolunduğunda, Kureyşlileri  Safa  tepesi  eteklerinde  toplayarak  şöyle  seslenir  : _ Ey Kureyş ! Eğer size şu dağın arkasından  bir  ordu  geldiğini  haber  versem  bana  inanır mısınız? Hepsi  : _ Evet, der; Senin  yalan söylediğini  hiç işitmedik.
         Tarihi yeni  baştan  şekillendirecek  olan  bu  haberle  birlikte  Mekke’de  işkence  adı  ile anılan  vahim  bir  dönem  de  başlar. Bütün  olup  bitenler,  insanoğlunun  yeryüzündeki  trajedisinin  bir  hülasası  gibidir. Kainatın Efendisi (s.a.v)  zulmün doruğa  ulaştığı günlerde  dahi  yalancılıkla  itham  edilmemişti.  Hatta en azgın  düşmanı  olan  Ebu  Cehil  bile bir gün  Ona  şöyle  demişti: _Ya  Muhammed, ben  sana  yalancısın  demiyorum, fakat şu  getirdiğin  ve  davet  ettiğin  şeyi  inkar ediyorum.(1)Ebu Cehil  bu  durumunu  şöyle  açıklıyordu : “Bizler Abdülmenaf soyu  ile  şan  ve  şeref  konusunda  yarışıp  dururduk. Onlar  yemek  yedirdiler, bizde  yedirdik. Onlar  çeşitli  görevler  üstlendiler, bizde  üstlendik. Onlar verdi, iyilik etti; bizde  verdik, iyilik ettik.Develer  üzerinde  karşılıklı diz  çöküp  yarışanlar gibi  yarışıp  durduk. Şimdi onlar; ‘Gökten kendisine vahiy  gelen  bir  peygamberimiz  var’ diyorlar. Biz bunu nasıl  kabul  ederiz? Onların bu çıkışlarına nasıl  bir  karşılık  verebiliriz? Vallahi biz  Ona  asla  inanmayacağız; Onu  asla  tasdik  etmeyeceğiz. Yapabileceğimiz tek  şey  budur. Abdülmenaf  soyuna  itaat  etmemiz  olacak  şey  değil.”(2)
Ebu  Cehil’in düşmanlığı, hakikatin  kendisinden  kaynaklanan  bir  sebep  nedeniyle  değil,  soylar  arası rekabete / üstünlük  kurmaya  dayalı  bir  dünya  görüşüne  bağlılığı  dolayısıyladır.Cahiliye, hakikatin karşısında  olmanın  genel  bir  adı  olup;  herhangi  bir  fiziksel /beşeri  gerçekliği  yeniden  anlamlandırarak,  hakikate  karşı  bir  duvar  ören  her  türlü bağlılık/ifade  biçimi  cahiliye  cümlesindendir. Modern zamanlarda  bunlardan  bir  hayli  çeşit  üretilmiştir. Modern Cahiliyenin binbir yüzü vardır ve o yüzlerinden  biride  de ‘hümanizm’dir. Kökeni Antik Çağda ”İnsan  her şeyin  ölçüsüdür “ diyen  Protagoras’a  kadar  uzanan  hümanizm  hareketi, insanı  kutsal  kitap (Kitab-Mukaddes)  karşısında   yeniden  anlamlandırır. Buna  göre insan,  kendi  anlamını / değerini  yine  kendisi  belirleyecektir.(3)  Dört yüz yıl  kadar  sonra  Nietzsche, Tanrı  inancının  insanlar  üzerinde  herhangi  bir  etkisinin  kalmadığı  düşüncesini   “Tanrı  öldü” diye  ifade  eder. ‘Hayatı  yaşanılmaz  kılan’  Hristiyan  ahlakına  başkaldırarak,  ‘üstün  insan’ kavramını  ortaya  atar. İnsanı, hayvanla  üstün  insan  arasında  bir  varlık,  insanlığı da  bir ‘sürü’ olarak tanımlar.  Nietzsche’ ye  göre  insanlık ancak  bir sürü  halinde  üstün  insana  itaat  ederse  bir  ilerleme  gösterebilir.(4)  ‘Tanrı’nın  yerini  ‘üst  insan’ aldığında  değerlerde  ters  yüz  olacak; Hz. İsa’nın  getirdiği  sevgi  ve  merhamet  gibi  değerlerin  yerini  ‘üst  insan’ın  nefret  ve  yok  edici  değerleri  alacaktır.(5)Aşırı  bireyciliğin  bu  serüveni,  insanın  yeniden  anlamlandırılmasıyla  başlayıp  sonunda  belli  başlı  trajedilerden  biri  haline  gelen  bir  hikayedir. Benzeri serüvenlerle birlikte eninde sonunda insanlığın geldiği  yer, dünyanın  dev  bir pazar  yeri  olmuş  halidir. Andre Gorz’a göre  insan  bile  “ hem  emek,  hem  sermaye  hem de  mal  haline  getirilmiştir”.(6)Modern  insan;  gerçek  aşk  ve  mutluluktan  habersiz, bir  çeşit  tutsak,  varlık  ve  olaylar  hakkında  yerine  göre  etraflı  bilgisi  olmakla  birlikte  bunlara  hikmet  nazarıyla  bakamayan  biridir. Bencildir,  tarihsel bir  figür  olarak  ortaya  çıktığında da  üstünlük  vehmiyle  hareket  eder. ‘Aşağı ırklara’  çokça uygarlık götürmüştür.  Modern tarihi, insanın insanlıktan uzaklaştığı  bir  tarih  olarak  okumak  da  mümkündür. Bilgi ve  teknoloji  yoğunluğu  yanında,  başta  ilerleme  miti  olmak  üzere  bir sürü mit, irili  ufaklı  birçok  ekonomik  ve  siyasi kriz, savaş  ve katliamlar, ahlaki  sapkınlığın  her  türlüsü  bu  tarihin  olmazsa  olmazlarıdır.

Nasıl bir dünyada yaşıyor olduğumuz alacağımız haberlerin nasıl olacağını da belirliyor.  Haberlerin genel niteliği son birkaç yüzyıldır hiç değişmemiştir. Hakikatten güzellik, cahiliyeden çirkinlik tezahür ediyor.

Mustafa KENARLI

Kaynakça ve Dipnotlar:  
1)Hz.i Muhammed (A.S) Hakkında Konferanslar, Seyyid Süleyman Nedvi
2)Hz. Muhammed’in (S.A.V) Hayatı  ve  İslam  Daveti , Celaleddin Vatandaş,2014 Ebu  Cehil’in  yaptığı  iyiliğin  gerçek  bir  iyilik olmadığı,  niyetin  belirleyici  olduğu  açıktır.
3)Protagoras: takriben 482-411 yılları
4) Çağdaş Felsefe, Bedia Akarsu.(Prof.Dr.),1979 5)Batı Aklına Karşı Türkiye, Süleyman Hayri Bolay ,(Doç.Dr.),20186)Toplumun Kuruluşu: Etik  İktisat  Siyaset, Hüsnü  Aktaş,2016


YAZARLAR SAYFASINA ==>>>
Medya Ermenek Haber Sitesindeyayınlanan makaleleriniçeriği hakkında mali, hukuki, cezai, idari sorumluluğu makalesi yayınlanan yazara aittir.Yayınlanan makale karşılığında yazarlara telif ücreti ödenmez. Yazarlar bunu peşinen kabul etmiş sayılırlar.

Hiç yorum yok:

Yorum Kuralları
Yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret, küfür, aşağılayıcı, küçük düşürücü, pornografik,
ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici,
yorumların her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluğu yorumcuya aittir.
İsimsiz yazılan yorumlar bir saat içinde sistem tarafından otomatik olarak silinir.

TEFRİKA YAZI DİZİSİ

ULUCANLAR'IN SON MAHKUMU

1.BÖLÜM 2.BÖLÜM 3.BÖLÜM 4.BÖLÜM 5.BÖLÜM 6.BÖLÜM        

sanalbasin.com üyesidir
Düzenleme | Copyright © 2013-2020 | MedER |Medya Ermenek
BİZE ULAŞIN
ghs.google.com