M|E Medya Ermenek Medya Ermenek
...
Facebookta Paylaş

KARACAOĞLAN VE ALLAH SEVGİSİ

Medya Ermenek

Türk halk edebiyatımızın en ünlü ve en büyü şairi Karaca oğlan dır.  En büyük şehirlerimizden, köylerimize, Türkmen obalarına, yörük çadırlarına kadar şiirleri en çok okunan, en çok bestesi yapılan, şair KARACA OĞLAN .dtr. Bu nedenle çok sevildiğinden gönüllerde taht kurmuştur.

            Karaca oğlan bir aşk ve doğa şairidir. Değerli yazar ilköğretim müfettişi Mevlüt  KAPLAN “ Karaca oğlan konar göçer yaşamdan yerleşik hayata geçen bir Türkmen, gerçek bir Türk tür.” Der,

            Karaca olan halkımızın çok  sevdiği, şiirlerinin tadına doyamadığı bir halk ve Hak şairidir. Değerli yazar Ali YILDIZ ,” TAŞELİ’nin  çocuğu Karaca oğlan’ın gidemediği yerlere şiirleri gitmiştir,”der.

            Karaca oğlanın doğum ve ölüm tarihleri, kesin olarak bilinmemektedir. 1606 da doğduğu, 1693  te öldüğü, son araştırmalara göre de 16. Yüzyılda yaşadığı yazılagelmektedir.

KARAMAN OĞULLARININ  SONU , SÜRGÜNLER,  VE KARACA OĞLAN:

            Anadolu Selçuklu Devleti’nin büyük hükümdarı Alâeddin KEYKUBAD

Karaman oğlu Beyliğini,

 

  Ermenek’te  Kamış boğazı ile Balkusan yörelerine ( 1228 ) yılında yerleştirmiştir . 1473 yılında Osmanlı Devleti Karamanoğullarına, Ermenek’teki Mennan  Kalesi’nde son verir. Osmanlılar, Taşeli (Ermenek- Sarıveliler –Başyayla ) ve Karamanoğulları diyarından halkı aileleri ile birlikte  önce bilim adamlarını, sanatkârları, ülemaları İstanbul’a  sürgün etmiştir. Tüm Taşeli halkı ile, yüzyıllardan beri Barçın Yaylasında yaylayan Akdeniz yörükleri  ( Alanya, Gazipaşa, Anamur, Bozyazı, Aydıncık, Gülnar) ve  Karaman, Aksaray, Konya dan  yakalayabildiklerini de,  Türkiye’nin birçok vilayetlerine ve doğu Karadeniz  bölgesine Balkanlar’a sürgün etmişlerdir.

Yaz gelip de beş ayları doğunca

Kıvrım kıvrım gider yolu yaylanın

Lâlesi sümbülü boynun eğişin

Rayihası tatlı  gülü yaylanın.

                                               Aktı pınarları suyu çağlıyor

                                               İnim inim güzelleri ağlıyor

                                               Çıkmış anası da seyran eyliyor

                                               Efesi sürgüne gitti yaylanın.

Engininden yükseğine çıkılmaz

Kaplan girse meşelerin sökülmez

Kumaş yüklü tor taylağın çekilmez

Evleri sürgüne gitti yaylanın.

                                               Eşeli de Karac-Oğlan eşeli

                                               Altı yıl oldü sevdana düşeli

                                               Üstü boz topraklı kaplan  meşeli

                                               Güzeli sürgüne gitti yaylanın.        Ş.n:147-

                                                                       KaracaOğlan                                                                                                                                                                                                                                                                                                   

Ayrıca Kıbrıs’a, Suriye’de, Hama-Humus- Rakka, ya  sürgünler. yapılmıştır.

Bu sürgünler yıllarca devam etmiştir.

                                    Karac-Oğlan der ki kal benim yurdum

                                   Terk ettiğim sılayı burada buldum

                                   Güzeli çok diye eğlendim kaldım

                                    Kalem kaşlı güzelleri HAMA’nın.           Ş. no : 148 dörtlük no:( 4 )

 

 Bu sürgünler nedeniyle Karacaoğlan’ın yakımları  o ülkelere, de  yayılınca,  şiirleri çok beğenilmiş, benimsenmiş, bilinir olmuştur. Çünkü Karacaoğlan’ın şiirlerini her okuyan kendini  O şiirlerde bulmuştur. Böylece “KARACAOĞLAN  BİZDENDİR” diye sahiplenmeye sebep olmuştur. Yunus Emre’yi de bir çok yerin sahiplenmesi gibi.

  Karacaoğlan halkımızın çok sevdiği,  şiirlerinin tadına doyamadığı bir halk ve Hak şairidir. Değerli yazar Ali YILDIZ,  TAŞELİ’nin çocuğu “Karacaoğlan’ın gidemediği yerlere şiirleri gitmiştir” der.

Karaca oğlan’ın  doğum, ölüm tarihleri,  kesin olarak bilinmemektedir. 1606 da doğduğu, 1693 öldüğü, son araştırmalara göre de  16. Yüzyıl da yaşadığı yazıla gelmektedir.   

           

   Karaca oğlan’ın  gidemediği  ülkelere , sürgünler  ve göçler sebebiyle şiirleri ulaşan Türk Halk Edebiyatının ölümsüz ozanına, Anadolu da olduğu gibi Rumeli,  Azerbaycan ve Türkmenistan’da sahip çıkmaktadır. O bölgelerde de buralı diye kitaplar yazılmakta, şenlikler düzenlenmektedir. Bizler bu sahiplenmelerden büyük mutluluk duymaktayız. Çünkü  Karacaoğlan’ın  o güzel deyişleri, cana can katan şiirleri Türk halkını ve insanları gelenek ve göreneklerinde, sevgide, mutlulukta, güzellikte birleştiriyor. Bu ne güzel bir duygudur  ki;  Bu duygu, Türk dünyasının ortak kültüründen kaynaklanmaktadır.

           

TAŞELİ’NDEN  SİLFKE’NİN  DOĞUSUNA  GÖÇLER:

 Karamanoğullarının  yaşadığı dönemlerde Silifke’den doğuya doğru yabancı  ırkların elindeydi. Çoğu zaman da o topraklar el değiştirip duruyordu. Ancak Karacaoğlan o yabancı ırklar içinde uzun süre kalabilmesi düşünülemez. O topraklar kesin olarak Yavuz Sultan Selim (1512-1520) yılında Osmanlılara geçmiştir. Orta Toroslarda, Taşeli’nden, Karaman oğulları diyarından,Konya’dan o yörelere (Adana,Dört yol, Bolkar Dağı, Aladağ yöreleri ile  ve çevrelerine  göçler başlamıştır. Keşrefli,  Bahşiş¸ Bozdoğanlı  Yörük Obaları gibi daha bir çok Türkmen obaları o bölgelere göçlerle  giderlerken Karacaoğlan’ın  şiirlerini götürmüşlerdir.  “Taşeli’nden sonraki asırlarda da o bölgelere mühim göçler olmuştur. Bu konuda Müfettiş Ali Rıza Yalgın (Yalman)  “ Cenupta Türkmen oymakları  kitabında şöyle der.  Bu göçler bilhassa komşu bölge Çukurova’ya yapılmıştır. Bozdoğan, Melemenci,  Karahacılı, Kürkçülü, Bahşişli,  Keşşefli, gibi.  

Konya da  Müfettiş  Ali Rıza Yalgın bir  süre sonra  Adana ya  tayin olur. Bolkar tarafları yörüklerini anlatırken de 20.07.1928  günü  Keşşefli  Oymağına vardım. Dudaklı Mehmet  Ağanın obasına girdim. Oba da Ermenek’in Barçın Yaylasından misafir gelmiş iki Keşşefli yörüğü buldum. Bunlar Mehmet Ağanın akrabaları idi.  Mehmet Ağanın dedesi de  1815 yılında buraya Ermenek’in Barçın Yaylasından göçüp gelmişlerdir. Keşşefli Aşireti kışın Dört yol çevresinde bulunurlar. (2) s.218-219

 Ali Rıza Yalgın devamla.  21.07.1928 günü Bolkar dağında, Bahşişler arasına  girdim.  Bahşişler 1773 yılında Ermenek kazasının Barçın Yaylası’ndan  göçmüş ve buraları yayla edinmişler. Bugün Aşiretin 110 çadırından başka Niğde, Armutlu, Aladağ’da ayrı obalarda birçok Bahşiş bulunur. “ der. (3)Bahşiş Aşireti de kışın ADANA’nın kiralık yaylalarında kışlar. “Biz Türk’üz  ama toprağımız yok” diye sızlanırlar. Çadırları keçi kılından yapılmıştır. S.220-221

1920 yılı  Konya’da ilk Tedrisat Müfettişi Ali Rıza Yalgın şöyle der; “Ben Konya’da ilk Tedrisat Müfettişi iken 11 kazalı Konya’da Muharrirlik yaptım. Görevim sebebiyle gittiğim Ermenek kazasının Başdere, Sarıveliler, Barçın Yaylası, Ermenek köylerinde yaptığım tetkikat ve tahkikatta  Karacaoğlan şiirlerinin sazla çalındığını, sözle okunduğunu işittim. Türkiye’de ilk defa bu şiirleri derleyerek Konya’da Türkiye’nin en büyük gazetesi “BABALIK GAZETESİ”nde  ilk olarak 22 Zilkade 1340, M. 18.07.1922’de Arap harfleriyle yayınlanmıştır. Bu şiirlerden birkaç dörtlüğü sizlere sunuyoruz.

 

Barçın yaylasında üç güzel gördüm,

Birbirinden üstün şivga fidandır,

Aklım şaştı garip belim büküldü,

Kaşlar hilal gözler ahu cerandır.(7)

                                               Bellerinde gördüm Lâhur şalını,

                                               Yanakları gülden almış alını,

                                               Al sıktırma kavuşturmuş belini,

                                               Güzellere bildim bunlar sultandır.

Üç kumrudur su  başında ötüşür,

Yol üstünde bana seyran yetişir.

Yatışır mı deli gönül yatışır,

Avcıyım ammonlar benden şahandır.

                                               Karac’oğlan der ki bu yer neresi,

                                               Altınoluk Pınarbaşı süresi,

                                               İnce belde saçlarının turası,

                                               Böyle selvi endam akla ziyandır.(7)

 

 

Güzelim geziyor gölde gölekte,

Altın küpe şan veriyor kulakta,

Cennet-i âlâda huri melekte,

Acep şu güzelin var mı bir eşi.

                                               Sabahleyin su içerken kurnada,

                                               Bir eşini gören yoktur dünyada,

                                               Kayseri’de,  Karaman’da,  Konya’da.

                                               Acep şu güzelin var mı bir eşi.

Sabahleyin kalkar Kur-an’ın okur,

Kakülün görür de bülbüller şakır,

Ne İstanbul koydum ne Diyarbekir.

Acep şu güzelin var mı bir eşi.

Karac’oğlan der ki düştüm bir derde,

Ciğer kebap oldu yandı gamlerde,

Güneşin doğduğu, battığı yerde,

Acep şu güzelin var mı bir eşi.

 

Sabahtan seherde suya giderken,

Üşüyor parmağı eli kızların,

İnce bel üstünde cevahir kemer,

Zıhgirden1 geçiyor beli kızların.

 

                                               Irakta yitirsem yakında bulsam,

                                               Mevlâ izin verse koynuna girsem,

                                               Al yanaklarından bal deyi emsem,

                                               Dudağından akar balı kızların.

Sevgilimin gayet ince beli var,

Şekerden şerbetten şirin dili var,

Ak alnında deste deste gülü var,

Tütüyor başında gülü kızların.

                                               Karac’Oğlan  öldüğümü bilsinler,

                                               Toplansınlar namazımı kılsınlar,

                                               Mezarımı yol üstüne koysunlar

                                               Geçerken uğrasın yolu kızların.(8)

                                                                                              Sayfa:            S.N.E. s.148-149

 

            Karacaoğlan, konar göçer yaşamdan, yerleşik hayata geçmiş bir Türkmen, gerçek bir Türk’tür.  

Methederler Karaman’ın İlini                        

Köprüsü yok g        eçemedim  selini             

Kervan yaylasını, Perçem belini        

Lâle, sümbül, bürüsün de gidelim.(8)

Kalk gidelim Balkaman’dan (Balkusan )yukarı

Oturup durana devlet yar olmaz

Yiğidin bir başı gezginci gerek

Yiğit gezmeyince adam olamaz.(8)

 

KARACA OĞLAN DA ALLAH  SEVGİSİ

Karaca oğlan da Allah sevgisi, İslama bağlılık, insanlara nasihat ve ölüm ile ölüm sonrası gibi konulara da yer verir. Çok geniş bir kültüre sahip olan Karaca oğlan şiirlerinde herkesin anlayabileceği öz Türkçe bir dil ile şiirlerini dile getirmiştir. Karaca oğlanın  şiirlerine uyak ( kafiye ) zenginliği  görülür. Şiirlerinin hepsinde de bir çağlayan coşkusu vardır.

Türkiye de  Karaca oğlan hakkında ilk kitabı, Konya lisesinde öğretmen  olan Sadeddin  Nüsher ERGUN  1927 yılında yayınlamıştır. ( KARACA OĞLAN-Hayatı ve Şiirleri  )İstanbul  Maarif Kitaphanesi, Ankara caddesi, Çağaloğlu Yokuşu, No 38- İstanbul.)

Yazılarımı hazırlarken bu ilk Karaca oğlan kitabından yararlandım. Bu konuda “KARACA OÜLAN ARAŞTIRMALARI-1, hazırlayan, Hilmi DULKADİR, Mersin Büyükşehir Belediyesi Kültür yayınları , No 20  s.493 ten- 523  e kadar iyi incelenirse : bu  büyük şairimiz şiirlerinde Allah sevgisini  de işlemiş ve bol, bol  islami değerlere yer vermiştir.

Allah adının (13 ) yerde, Hak  isminin  (7) yerde,  Mevla isminin de (11) yerde, Mevlam  adının da ( 14 ) yerde geçtiğini örnekleriyle göreceksiniz.

            Burda da mısra olarak, deyim olarak örnekler sunmaya çalışalım.

“Seni,  beni bir  Mevlâ dır  yaratan”

“Kadir Mevlâm  bir dileğim var sana”

“Kitabın sözleri bakın çıkıyor”

“Beytullah’ı yapan İbrahim Halil”

“Hakk’ın birliğine  o da bir delil”

                                               “Ahireta karşı götür imanı”

                                               “Hakk’a teslim eyle kendi özünü”

                                               “Durayım  divâna edeyim niyaz”

                                               “Hakk’ın emri ile dirilir bir gün”

                                               “Toplansınlar namazımı kılsınlar”

“Huzuru  mahşerde divan kurulur”

“Bayram gelir kanlı kinli barışır”

“Günahkârlar kendi kedin bitirir”

“Korkmaz mısın haram ile zinadan”

“Güvenirsen Hakk’a güven”

“Murat almaz yüz çeviren”     

“Gittiğimiz  yollar din İslam yolu”

U“Beş vaktini komayıp kılan övünsün”

“Medet senden ey  Allah’ım”

“Hak mizan terazi kurulur bir gün”

            Karaca oğlan yaşadığı devirde halkın kullandığı  Türkçe’ yi  karışıksız, katışıksız  en güzel şekilde şiirlerinde dile getirmiştir. Allah’a olan inancını Müslüman olmanın şükrünü , doğmak gibi ölmenin de gerçek olduğunu, şiirlerinde dile getirirken, Ahiret  alemine iyi bir insan, iyi bir amel ile gitmek gerektiğini çeşitli şiirlerin de dillendirmiştir. Bu dörtlüklerinden de okuyucularımıza örnekler sunalım.

Alemi yaratan Allah

Halim deyi  dey-ağlarım

Ya nice olur şol gurbette

Balım  deyi  dey-ağlarım.      şiir no: 308, dörtlük no(1)

 

Dörtlüklerin sonuna verdiğimiz sayılar. Kitapta ki şiir numarası ile dörtlük numarasını  gösterir.

Beni kara diye yerme 

Mevlâ’m yaratmış hor görme

Ala göze siyah sürme

Çekilir kara değil  mi. ?         --ş. n   256: (5)

 Yolun doğrusuna sapayım dedim

Sıdk ile Mevlâ’ya tapayım dedim

Yârimin gönlünü yapayım dedim

Yıkılmış gönlümü yapamam galan.          Ş. No:   117 ( 3 )

                                               Evvel  Allah  âhir  Allah

                                               Andan ulu gelmemiştir

                                               Hak Muhammed den sevgili

                                               Hakk’ın kulu gelmemiştir.       Ş.n: 303- (1 )

Bu dünyada adam oğluyum dersin

Helâlı haramı durmayıp yersin

Yeme el malını er geç verirsin

İğneden ipliğe sorulur bir gün. Ş. n: 150 ( 2)

                                               Sultan Süleyman’a kalmayan dünya

                                               Bu dağlar yerinden ayrılır bir gün

Nice bin senedir çürüyen canlar

Hakk’ın emri ile dirilir bir gün. Ş.n: 151 ( 1 )

Üryan geldim gene üryan giderim

Ölmemeğe elde fermanım mı var

Azrail gelmiş te can talep eyler

Benim can vemeğe dermanım .       mı var. Ş. n: 171 (1)

                                               Karac-Oğlander ki ismim överler

                                               Ağı  oldu  bildiğimiz  şekerler

                                               Güzel sever dite isnat ederler

                                               Benim Hak tan özge sevdiğim mi var. Ş. n: 171 (4)

Karac-Oğlan der  öldüğüm bilsnler

Toplansınlar namazımı kılsınlar

Mezarımı yöl üstüne koysunlar

Geçerken uğrasın yolu kızların. Ş. n: 150  (4)

Karac-Oğlan der ki söyle sözünü

                                               Hakk’a teslim eyle kendi özünü

                                               Nas içinde karalama yüzünü

                                               Yolun doğrusunu buldun mu gönül?  Ş . n:74 (4)

Yukarıda verdiğimiz örnekler daha da çoğaltılabilir. Karacaoğlan saz şairlerimiz içinde Tanrı, Allah sevgisini, ölüm ile ölüm sonrasını , İslami değerleri çok güzel açıklayan, eşi bulunmaz  büyük halk ve Hak şairimizdir.                                   DOĞRU  DAN  DOĞRUYA

                                                                                  Mustafa  ERTAŞ

                                                                                  Gazeteci. Araştırmacı yazar

                                                                                  05  Ağustos 2020--Konya

                                              

 

Sarıveliler İlçesinde Karaman oğullarından kalan tarihi ULU CAMİ, Konya Vakıflar Müdürlüğü tarafında 2013 yılı restora yapılırken 15 Ağustos’ta caminin iki metre güneyinde ki hazirede Karacaoğlan’ın mezarı ve mezar taşı bulundu.

Bu konuda yeminli mütercim, bilir kişi, Muhammed DOĞAN şöyle der:  Karacaoğlan’a ait mezar taşı üzerindeki Arap alfabesi ile yazılan  yazıları okudum. Türkçeye çevirisi:  “KARACAOĞLAN’IN  RUHUNA FATİHA” yazmaktadır. İlgililerin bilgisine sunulur.                                          

Muhammed Doğan . imza. 09. Eül 2019

                                              

 

 

 

 

 

 

 

 

1: Zihgir-yüzük- Osmanlılarda Okçulukta Yaygn, baş parmak ile germeyi gerektiren teknikte kullanılan, başparmağa takılan halka benzeri apart

2-Altınoluk: Barçın yaylasında Altıntaş yöresindedir.

3- Kervan Yaylası, Perçem beli: Ermenek’e bağlı Kazancı kasabasının güneyinde, Anamur yörüklerinin Barçın Yaylasına gittikleri göç yolu üzerindedir.

Balkaman (Balkusan) Ermenek’e bağlı Karaman oğulları’nın  türbesinin bulunduğu köy.

 4-Cenupta Türkmen Oymakları: 1ci cilt, s.218-den 223 kadar. Yazarı: Ali Rıza Yalgın(Yalman)

5-Cenupta Türkmen   Oymakları:     1.cilt, s.210

6- Cenupta Türkmen  Oymakları:     2-cilt  s.389- Yazarı: Ali Rıza Yalgın

7-Karacaoğlan s. 201 Barçın Yaylası,Yazarı: Cahit Öztelli, Milliyet yayınları

8-Karacaoğlan: S.104- S.149 – S.320 Yazarı:Sadeddin  Nüshet Ergun

                                                                                              DOĞRUDAN DOĞRUYA

                                                                                              MUSTAFA ERTAŞ

GAZETECİ ARAŞTIRMACI YAZAR

                                                                                              09.02.2020-KONYA

                                                                  

7 SAYFA

 

YAZARLAR SAYFASINA ==>>>
Medya Ermenek Haber Sitesindeyayınlanan makaleleriniçeriği hakkında mali, hukuki, cezai, idari sorumluluğu makalesi yayınlanan yazara aittir.Yayınlanan makale karşılığında yazarlara telif ücreti ödenmez. Yazarlar bunu peşinen kabul etmiş sayılırlar.

Hiç yorum yok:

Yorum Kuralları
Yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret, küfür, aşağılayıcı, küçük düşürücü, pornografik,
ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici,
yorumların her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluğu yorumcuya aittir.
İsimsiz yazılan yorumlar bir saat içinde sistem tarafından otomatik olarak silinir.

Düzenleme | Copyright © 2013-2020 | MedER |Medya Ermenek
BİZE ULAŞIN
ghs.google.com
ghs.google.com