M|E Medya Ermenek Medya Ermenek
...
Facebookta Paylaş

“SAKIN YAPMA” DAN “BIRAKINIZ YAPSINLAR”A

 


Denizli’de,  Bayramyerindeki  Babadağlılar  İşhanı  girişinde, büyük  harflerle mermere  işlenmiş  bir  yazı  dikkat  çeker:  “Besmele  çek  gir çarşıya. Selamı da unutma  ha. Kiloyu  eksik  çekme  ha.  Metreyi   kısa  tutma  ha. Hakka  hizmet  eylemektir  halka  hizmet  eylemek.  İyi  belle  sen  bu  sözü,  sakın  yabana  atma  ha.  Alışveriş   derken  ölçü  tartı  satış  derken  paraya  pula  tapma  ha.  İnsanlığı  unutma  ha! “

Sadece  mal mı ölçülüp  tartılır çarşı  pazarda?  İnsanlıkta  ölçülüp  tartılır  bir  taraftan…  Kazanma  hırsının  hakim  olduğu  bir  pazarla, “Ölçtüğünüz  zaman  ölçüyü  tam  yapın  ve  doğru  terazi  ile  tartın. Bu hem  daha  hayırlıdır, hem  sonucu  bakımından  daha  güzeldir.” (1) İlahi  buyruğunun  karşılık bulduğu  bir  Pazar  aynı mıdır? Bununla  beraber ;  duygu,  düşünce  ve  eylem  olarak   insan  ve  toplum  hayatının  en  temelinde  yer  alması  gereken  adalet  fikrinin,  sadece  vicdanlarda  olanla  gerçekleşmesi  mümkün  mü?

Kainatın  Efendisi  (s.a.v),  bir  tüccar-peygamber  olarak  adil  bir pazarın  kurulması  için  gerekli  bütün  nitelikleri  kişiliğinde  toplamıştı. Mezarlık  civarında  bir yer  seçmiş ,  tekelcilik  ve  haksız  rekabet  gibi,  adil  bir fiyatın  oluşmasını engelleyen  ne  varsa  yasaklamış,  pazardaki  gidişatı  da  yakından  takip  etmişti. Bütün  bu  yaptıklarıyla, fiyat  üzerindeki  insan  faktörünü  tamamen  etkisizleştirmek,  başka  bir  ifadeyle   ‘Allah’ın  elini  görünür  kılmak’ istemişti.(2) Bir  seferinde  pazaryerinde  gördüğü  küçük  bir  barakayı  yıktırmıştı ki, bu, iktisadi güç  birikimi  ile  ilgili uzak  görüşlülüğüne  başlı  başına  bir  örnektir.  

Sabri  Ülgener   bütün  bir  ortaçağ  hayat  anlayışını, tek bir kelimeyle  özetler:  ‘maddeleşmemek’.  İktisadi  güç, hayatı  belirleyici  bir  mevkide  olmamıştır hiçbir  zaman.  Mal ve  servet  biriktirmek  amacıyla  biriktirilmiş  bir  mal  ve  servet  yoktu ;  hasbelkader  birikmiş  mal  ve  servet  vardı. Toplumun  farklı  tabakaları,  iktisadi olanı  ölçü  almama  bakımından  bir  anlayış  birliği  içindeydi. Mal  ve  servete; olumsuz   anlamda,  sadece  şöhret , itibar  ve  gösteriş  aracı  olarak bir  değer  yüklenmişti. (3)

Kainatın  Efendisi’nin (s.a.v)  iktisadi  alandaki  uygulamaları  herhalde  hiçbir  zaman,  16. Yüzyılda,  piyasa  toplumunun  ortaya  çıktığı  zamanda   olduğu  kadar  anlam  kazanmamıştı. Artık  bundan  böyle  insan  ihtiyaçlarına göre  değil,  piyasanın  gereklerine  göre  şekillenecek  bir  Pazar  gerçeği  vardır. Yeni  amentü,  sınırsız  büyüme  ve  ‘bırakınız  yapsınlar’  teorisidir. Adam  Smith’e  göre  kendi  menfaatlerini  her  şeyin  üzerinde  tutan  birey,  aynı  zamanda  toplumun  menfaatlerine  de  en  uygun  şekilde  hareket  etmiş  olur. Görünmez  bir  el,  insan  bencilliğini  toplumsal  refaha  dönüştürecek, piyasayı  çekip  çevirecektir.(4)  Ama  bu  durum  piyasa  kurallarının  güç  yetiremediği  büyük   şirketler  için  geçerli  değildir.

Andrew  Carnegie’in  “Birikmiş  servet,  beşeri  tecrübenin  en  yüksek  sonucudur.”  İfadesi maddeleşmenin  (modernliğin)  çarpıcı  bir  ilanıdır  aslında. (5)

Leonardo  Boff  bu  yeni  hayat  anlayışını ‘meta  dini’ olarak  adlandırır. Bu dine  göre  “Para,  her şeye  kadirdir.” Piyasa  en doğrusunu  takdir  eder!  Boff,  gerçek  bir  dinle  bire bir  örtüşecek  benzerlikler  kurar. Mesela   mabedleri,  hac  yerleri , rahipleri , bayramı  ve  ahlak  anlayışı  vardır  bu  dinin. Günahkarları  yoksullar,  Salihleri de  meta  peşinde  koşanlardır!

Sinema  ve  kitle  iletişim  araçları (Bu  bir roman da  olabilir) bir  çeşit  vaaz  kürsüsüdür  aynı  zamanda.  Kurtuluş  yolu   anlatılır: İşte  hayat  budur !  Mesela  yoksul  bir  çocuk  vardır  ama  onurludur (Günahkar  ama  inançlıdır mı  demek  gerekirdi?).  Çalışır  çabalar  ve  sonunda  para  kazanmaya  başlar. Artık  o  kurtuluşa  erenlerden  olmuştur! (6) 

Hayat büyük  bir  yürüyüştür. Bir  ucu  olgunlaşmaya, diğer  ucu  çürümeye  varan  bir  yolda  yürür  insan. Yolda  biriktirilenler  değildir  aslolan, hangi   tarafa  doğru  yüründüğüdür... Gözleri   hep  biriktirdiklerinde  olan,  yolun  sonunda  nereye  geldiğini  de  farketmeyebilir!

Mustafa KENARLI

Kaynak ve dipnotlar:

1) Kur’an 17/35,ayrıca bkz.6/152,7/85,11/84-85,26/182

2) Hece  Dergisi  İslam  Medeniyeti  Özel  Sayısı ,2013, ‘Hz.Peygamber  Dönemi   İçtimai-Siyasi-İktisadi  Yapı’, Selma  Karışman                                                                      

3)Sabri  F.Ülgener ‘ de  Zihniyet  Analizi, Ahmet  Özkiraz  (Yrd.Doç.Dr.),2000

 4)Tarihsel  Süreç  İçinde  Dünya  Ekonomisi, Mahfi  Eğilmez (Dr.),20018

5) Servetin  İncili, makale,1889 

6)İktisat  ve  Din, Haz. Mustafa  Özel,1994,Leonardo  Boff’un  Meta  Dini  ve  Piyasa  başlıklı  makalesi, Çev. Lütfullah  Göktaş


YAZARLAR SAYFASINA ==>>>
Medya Ermenek Haber Sitesindeyayınlanan makaleleriniçeriği hakkında mali, hukuki, cezai, idari sorumluluğu makalesi yayınlanan yazara aittir.Yayınlanan makale karşılığında yazarlara telif ücreti ödenmez. Yazarlar bunu peşinen kabul etmiş sayılırlar.

Hiç yorum yok:

Yorum Kuralları
Yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret, küfür, aşağılayıcı, küçük düşürücü, pornografik,
ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici,
yorumların her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluğu yorumcuya aittir.
İsimsiz yazılan yorumlar bir saat içinde sistem tarafından otomatik olarak silinir.

Düzenleme | Copyright © 2013-2020 | MedER |Medya Ermenek
BİZE ULAŞIN
ghs.google.com
ghs.google.com