M|E Medya Ermenek Medya Ermenek
Facebookta Paylaş

1101 YILI HAÇLI SEFERLERİ VE ERMENEK –(4)

 



1101 yılı 2.Haçlı Ordusu Konya ve Ermenek Savaşları

Merzifon’da yapılan savaşın hemen ardından “Selçuklu Sultanı I. Kılıç Arslan, … ikinci bir Haçlı ordusunun Anadolu'ya geçmiş, Konya istikametinde ilerlediğini haber almışlardı.”[1]

Nevers kontunun Ankara'dan Kulu-Cihanbeyli üzerinden Konya'ya inen kestirme yoldan yürüdüğünü ve Sultan Kılıç Arslan'ın onu 13 Ağustos bu yol üzerinde yakalayıp üç gün savaştığını (13+3=16 Ağustos'a kadar), … Türkler tarafından devamlı olarak rahatsız edilen Haçlıların nihayet Konya'ya ulaşabildiğini kabul etmenin, daha doğru bir görüş olacağı kanısındayız.”[2]

Nevers ordusu bundan sonra yol boyunca aralıksız Türk hücumuna uğrayarak nihayet Konya'ya ulaştı. Fakat Haçlılar sağlam surlara sahip şehrin, kuvvetli bir Türk garnizonu tarafından savunulduğunu gördüler.

Bununla beraber büyük bir cüretle surlara saldırdılar ama içerideki Türk garnizonu da aynı şiddetle direndi ve her iki taraftan da pek çok kişi öldü. Haçlılar bütün bir gün boyunca şehre saldırıp netice elde edemeyince, kont or-“[3]“dügâhını toplayıp Konya'dan yola koyulmayı daha uygun buldu. Herhalde niyeti en kısa yoldan Akdeniz kıyısına inmek ve buradan ilerleyerek Antakya Haçlı devleti topraklarına ulaşmaktı.

Fakat bu yol üstünde üç gün boyunca korkunç susuzluk çeken orduda 300'den fazla kişi feci şekilde öldü. Geriye kalanlar ise, yorgunluktan bitmiş ve hiç bir şeye karşı koyamayacak hale gelmişlerdi. Bu tahammül edilmez susuzluğun verdiği acı yüzünden hacılardan bir kaçı, belki su buluruz umuduyla bir yamaca tırmanmışlarsa da, burada gördükleri sadece yıkılmış ve terkedilmiş bir mevkiden ibaret kalmış, fakat umdukları suyu bulamamışlardı.

Zira bütün kaynaklar ve kuyular Türkler tarafından ya doldurulmuş veya kullanılamaz hale getirilmişti.

Albertus'un ifadesine göre, bundan sonra Türkler Nevers ordusunun susuzluk yüzünden tamamen kuvvetten düştüğünü ve artık ciddi bir direniş te bulunamayacağını anlayarak derhal bunları kuşatıp ok yağmuruna tutmuşlardı.

Savaş Ağustos ayında kızgın güneşin yakıp kavurduğu ve susuzluğun en dayanılmaz noktaya ulaştığı sırada yapılmıştı. Bütün gün devam eden şiddetli savaşta iki taraftan da pek çok kişi ölmüştü.

Türkler nihayet Hristiyanları yenilgiye uğratıp, onları rezilane şekilde kaçmaya zorlamışlardı.” [4]

1101 yılının 16 Ağustos günü Konya’ya ulaşan ve daha sonra perişan edilen Haçlı ordusunun 700 kişi kadar kaldığı kaynaklarda belirtilmektedir. Konya’nın güneydoğusuna doğru (Çumra – Dinek Saray yönü) ilerleyen 1101 yılı ikinci Haçlı ordusuna her fırsatta saldırılmış, ilerledikçe her yeni saldırı ile sayıları aşağıya doğru düşürülmüştür. Geçtikleri ormanlık alanlarda birçoğu öldürülmüştü.

16 Ağustosta Konya’dan başlayıp, Ermenek yönündeki bu kovalanışları üç gün olarak kayıtlara aktarılsa da 19-21 Ağustosa tarihleri arasında bir zamanda Altıntaş Yaylasına ulaşmışlardı.

Altıntaş civarında otlakıye ücreti ödeyerek buralarda yaşam sürdüren Ön Türk Oymakları ve bir de Haçlıları kovalayarak peşinden gelen Selçuklu askerleri ile birlik olup bu gün ‘Şehitlik’ olarak adlandırılan mezarlığın yakınlarında müthiş bir çatışma başlamıştı. Burada da büyük zayiat veren 1101 yılı Haçlıların ikinci ordusunun sayıları gittikçe azalıyordu. Buradan kurtulup kaçabilen Haçlılar İzvit Yaylasına doğru ilerlemişlerdi.

Altıntaş yaylasında ‘Şehitlik’ olarak adlandırılan mezarlığa neden ‘Şehitlik’ denildiğini yaylanın sahibi olan Yenimahallelilere (Alakiselilere) sorduğumda nedenini bilmiyorlardı. Bugün 70-75 yaşlarında olan Yenimahalle sakinlerden bazıları ise Şehitliğin civarlarında çocukluklarında bol bol ok, mızrak uçları bulduklarını, pastan çoğunun eridiğini söylüyorlardı. Hatta tarlasında çift süren insanlarda çift sürerken toraktan çıkan ok, mızrak parçalarını gördüklerini ifade ettiler.

En son Güneyyurt Belediye Başkanlığı yapan Celil Yağız’a 20 Aralık 2020 günü konu hakkında bilgisine başvurdum. Çünkü kendisi İstanbul Osmanlı Arşivinde çalışmıştı. Celil Yağız konuyu çok aradığını, lakin kendisinin bir belgeye rastlamadığını ifade etti.

Celil Bey haklıydı zira 1101 yılı Haçlı savaşları hakkında yerli bir kaynağın olmadığını açıklamıştık. Edinilen tüm bilgiler yabancı kaynaklardan elde edildiği şeklindedir.

İzvit Yaylasına ulaşan 1101 yılı Haçlıların ikinci ordusunu yeni sürprizler bekliyordu. Çünkü burada da Ön Türklerin daha kalabalık oymakları bulunmaktaydı. Bu oymaklar Sorkun, Yüksek Eğrik, Küllük İni, İnönü’nde bulunan birçok inde konaklıyorlardı. Bugünkü İzvit Yaylası ise o dönemin Sbide kentine ait bir yayla durumunda idi. Türk atalarımız Sbide’nin vasal kralına otlakıye parası ödüyor bu yaylada ikamet edip hayvanlarını otluyorlardı. Sbide halkı Helen kökenli Hristiyan Romalılardı. Sbide halkı ile ekonomik ilişkiler içindeydiler. Hayvansal ürünlerini Sbidelilere satıyor veya değiş tokuş usulü ile tarım ürünleri alıyorlardı. Her iki tarafta ticari ilişki içinde idiler.

1101 yılı 21 Ağustosa tarihi ise İzvit Yaylasında ikamet eden Ön Türkler için bir dönüm noktası olacaktı. Çünkü Konya’dan başlayıp Altıntaş’a kadar sürüp gelen saldırılar ve kılıç kılıca yapılan savaşlarda büyük kayıp veren Haçlılar son kalanlarıyla Sorkun Pınarına ulaşmışlardı. Sorkun’da bulunan Ön Türklere saldırıldığını gören diğer oymaklar varı yoğuyla birleşip Haçlıları Sorkun’dan kovmaya başladırlar. Sorkubaşı düzlüğünde çıkan Haçlılar savaş düzenine girip Ön Türklerle çatıştılar ve büyük kayıplar verdiler. Önce Bozarmut civarına kaçtılar ve orada, devamında Aney düzünde tam bozguna uğratıldılar. Çünkü Yüksek Eğrik, Küllük İni, İnönü İnlerinde barınan oymaklar dört koldan kıstırmışlar ve büyük bir bozgun yaşatmışlardı.

Bir sonraki bölümde İzvit Yaylasında yapılan savaşın sonuçları, Ön Türkler açısından önemi, Ermenek'e doğru kaçan 1101 yılı Haçlıların 2. ordusunun akıbeti kaynaklardan alıntılarla aktarılacaktır.

Araştırma

Durmuş Ali ÖZBEK



[1] Prof. Dr. Işın Demirkent, 1101 Yılı Haçlı Seferleri, s.42

[2] Prof. Dr. Işın Demirkent, 1101 Yılı Haçlı Seferleri, s.45

[3] Prof. Dr. Işın Demirkent, 1101 Yılı Haçlı Seferleri, s.45

[4] Prof. Dr. Işın Demirkent, 1101 Yılı Haçlı Seferleri, s.46

<<<ÖNCEKİ BÖLÜM                                          SONRAKİ BÖLÜM>>>



YAZARLAR SAYFASINA ==>>>
Medya Ermenek Haber Sitesindeyayınlanan makaleleriniçeriği hakkında mali, hukuki, cezai, idari sorumluluğu makalesi yayınlanan yazara aittir.Yayınlanan makale karşılığında yazarlara telif ücreti ödenmez. Yazarlar bunu peşinen kabul etmiş sayılırlar.

Hiç yorum yok:

Yorum Kuralları
Yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret, küfür, aşağılayıcı, küçük düşürücü, pornografik,
ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici,
yorumların her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluğu yorumcuya aittir.
İsimsiz yazılan yorumlar bir saat içinde sistem tarafından otomatik olarak silinir.

Düzenleme | Copyright © 2013-2021 | MedER |Medya Ermenek
BİZE ULAŞIN
ghs.google.com
ghs.google.com