M|E Medya Ermenek Medya Ermenek
Facebookta Paylaş

OBALARIN DİLİ

 


Obalarımıza gelişi güzel bakıldığında, göz ucuyla bakıldığında, bugünkü gözle bakıldığında ilkeldir. Gelişi güzel yapılmış taş duvar kalıntısıdır. Estetik yapıdan yoksundur. Söz yerindeyse söz edilecek üzerinde yazı yazılacak bir unsur bile değildir.

Peki, doğru mudur?  Yüzde bir doğrudur. Yüzde doksan dokuz yanlış. O yüzde doksan dokuzda neler vardır neler?

Yüzde bir doğru da çat yapıdır. Estetik yapıdan yoksundur.

Neden çat yapıdır?

Obacıların konargöçer olması nedeniyle obalar kalıcı yapıya dönüşmemiştir. Kolayca yapılan, kolayca sökülebilen özellik taşır.

Acelecidir obacılar yükünü indirdiği anda yerleşecek. Yerleşecek. Hemen işe koyulacak. Yemeğini yapacak. Açlık beklemez. Acelecidir sürünün peşine takılacak. Sürü beklemez.

Göç esnası göç yollarında kurulan günübirlik obalar vardır. Günübirlik yapı günü birlik ihtiyaca yöneliktir. Olması gerektiği oranda kalıcı, olması gerektiği oranda estetik… Hatta biraz fazlaca.

Oba, obacılık bir tarihtir. Bir kültürdür. Sosyolojisidir insanlığımızın. Kısacası felsefesidir yaşamımızın.

Oba dipsiz bir kuyudur. Ne kadar inerseniz inin dibi erişimsiz. Dip taraf hep karanlık. Kuyunun derinliği Orta Asyalara kadar uzar. İlk yüz yıllara kadar uzar…

Bizler ipimiz kısa odundan kuyunun kapağını gördük. Bir karış, iki karış derinliğini gördük.

Yöremizin araştırmacı yazarlarından Av. Naci Sözen elinde olan güdük iplerini ekleye ekleye üç beş metre aşağısını gördü.

Yöremiz obalarının bir kısmı uzun yıllar Gülnar, bir kısmı Anamur aşiretlerinin elinde bulunmuş. Av. Naci Sözen’in araştırmalarına göre son obacı aşireti Gülnarlı Mehmet Çavuştur. Padişahlık döneminde aşiretlerin ellerinde padişah tuğralı otlakiye fermanları bulunmaktadır. Ne zaman ki silah icat oldu mertlik bozuldu. Fermanlar işlemez oldu bölge halkı ile obacı aşiretler arası bitmek bilmeyen savaşlar başlar karşılıklı canlar verilir. Çıkan çatışmalarda Kazancı ve Ermenek bölgesinin askeri gücü yeterli gelmediği dönemlerde Konya’dan takviye güç geldiği, olaylara müdahil olduğu bilinir.

Son savaş Anamur aşiretleri ile 1980’li yıllara kadar sürer. Anamur ile Kazancı sınırında yer alan Kızılalan paylaşılamayan bölgedir. Zaman zaman çatışmalar sürer karşılıklı ölümler… Zaman zaman ekonomik ambargolar. Köylülerin Akpınar pazarı girişi engellenir. Karşılıklı her iki taraf ekonomik kriz yaşar. Köyde bulunan su değirmenleri Anamurlulara kapatılır. Karşılıklı giriş çıkışlar yasaklanır. Sınır ihlalinde silahlı tepkiler gösterilir. Karşılıklı kaç kişi can verir.

Anamur- Kazancı sınırı Kazancı belediye başkanı Ayten Yıldız’ın Belediye Başlanlığı döneminde ( 1994-1999) Mahkeme kararı ile r belirlenir. Kızılalan’ın tapusu Kazancı belediyesi adına düzenlenir.

O yıldan sonra sınır savaşları sona erer geçmiş bir çırpıda unutulur.

Geri ne kalmıştır yaylarını obalarını terk edenlerden?

Anıları yok olmuştur kendileri ile birlikte. Yurt yerlerinin izi kalmıştır. Kaybolan mezarlarının yeri kalmıştır. Konargöçer yörükler ölülerini yaşadıkları yere defnetmişlerdir. Bu mezarlardan biri Papazkuyusu kuzeyinde yer alan tepenin kuzey yamacında bulunan “Papaz mezarıdır.’’ İkinci mezar Akmanastır ( Gökçekent) Kırkkuyu yaylası girişinde yer alan “Hamit Seydi’’ mezarı, üçüncüsü Karakovanlık koyağı düzlüğü  mevkii  yol kenarı koyakta yer alan “Gelin Mezarı’’dır.

Bu mezarlar efsanelere konu olmuştur.

Hamit Seydi mezarı efsanesi:

Hamit Seydi hakkında üç farklı efsane anlatılır.

Birincisi:

Hamit Seydi Ağa’nın çobanıdır. Çobanın sürüyü otlattığı Kırkkuyu yaylasında hayvanlarını sulayacağı su kaynağı yoktur. En yakın su kaynağı Papazkuyusu’dur. Papazkuyusu Kırkkuyu yaylasına yaya olarak bir, bir buçuk saat uzaklıktadır.

Diğer çobanlar günübirlik sürülerini sulamak için Papaskuyusu’na giderken Hamit Seydi’yi Papaskuyusu’nda görmezler. Hamit Seydi’yi ğasına şikâyet ederler. Ağa çobanını takibe alır. Hamit Seydi sürülerin sulama vakti bastonunu yere saplar, yerden su fışkırır göl olur. Sürüler sulanır. Sürüler sulandığı vakit Hamit Seydi ağası ile göz göze gelir. Oracıkta ölür. Öldüğü yere defnedilir.

Benzer efsane Gülnar’ın farklı köylerinde farklı su kaynaklar hakkında farklı kişiler adıyla anlatılmaktadır. Gülnar’ın Zeyne köyünde benzer öyküyü köy kahvesinde dinledim. Belki de kulaktan dolma bilgilerle anlattıklar aynı öykü idi.

İkinci anlatı:

Hamit Seydi, ağanın çobanı olmayıp kökü Alaaddin Semerkandi’ye dayanan erenlerdendir. Osmanlı döneminde Adına vakıf vardır. Son kâtip, Kâtip Yüzbaşı oğludur. Mezarının batı tarafında Abisi Yakup Seydi’nin mezarı vardır. Alanda Doğrul Seydi’nin mezarı vardır. Ayrıca Lapa’da Muhammet Seydi Tepe köyünde Mehmet Seydi, Saray Mahallesinde Doğrul Seydi’nin mezarları vardır. Hepsinin mezarı yatır olarak bilinir.

Hamit Seydi Ermenek Ulu Cami’de son Cuma namazını kıldırdığı sırada ölür. Ermenek ve çevresinden gelenler cenazeyi yerden kaldıramazlar. Cenaze ancak köyü olan Gülnar Tepe köyünden gelenler tarafından kaldırılmıştır. Köylüleri tarafından cenaze bulunduğu mezar yerine kadar taşınmış ( Yaya olarak 8-9 saatlik mesafe) mola vermek için indirdikleri yerden kaldıramamaları üzerine oraya defnetmişlerdir.

Üçüncü Anlatı:

Hamit Seydi’nin erenlerden olduğu ayılara çift sürdürdüğüdür.

Gelin Mezarı Efsanesi:

Gülnarlı Mahmut Ağa oğlunun sevdiği kıza rıza göstermese de ilerleyen zamanda oğlunun ince hastalığa yakalanacağı korkusu ile kızı oğluna alır. Düğün Gülnar’ın bir köyünde yapılır. Gelin Kazancı sınırları çerisinde bulunan Yümsekerik’e getirilecektir. Çileli bir yolculuk yaşanır.

Gelini taşıyan ekip Karakovanlık boğazını aşıp şimdiki gelin mezar denilen düzlüğe geldiğinde, fırtınalı karla karşılık yağmura yakalanırlar. Yükleri indirip sığınacak yer ararlar.

Yağmurun bitmesi beklenirken Mahmut Ağa oğluna sürekli sitemde bulunur. Sitem Zeynep’in gelin gelmesi üzerinedir. Ağırlaşan siteme Zeynep karşılık verir “ Bu düğünü bizden çok siz istediniz, evimizden öte gitmeyen sizdiniz’’ Kendisine karşılık verilen Mahmut Ağa’nın kan beynine sıçrar. Elinde bulunan atın ipi kendiri Emine’nin omzuna hızla vurduğu zaman ipin düğümlü ucu Zeynep’in gözüne gelir. Zeynep’in gözü avuçlarına düşer. Zeynep kan kaybından ölür.

Öldüğü yere defnedilir. Mezarının bulunduğu yer günümüze kadar ‘’ Gelin Mezarı’’  olarak söylene gelmiştir.

 KANLI SAY EFSANESİ

Tozlu yaylasında bulunan Kanlısay Anamur Yörükleri elinde bulunmaktadır. Çıkan sınır savaşlarında Keyvanlar sülalesinden Deli Yusuf Anamurlu aşiretle çatışmaya girer. Anamurlu aşiret Kanlısay mevkisinde kendisi Davudutunbelen mevkisindedir. İki mevki arasındaki mesafe silah atış mesafesinden fazladır. Deli Yusuf’un açtığı ateş sonucu aşiret reisi Kanlısay’da vurulur. Say dökülen kanlarla boyanır. Adı sonradan Kanlısay adını alır. Say üzerinde günümüzde de kan rengi vardır.

Yaşanan olay özerine Deli Yusuf övünerek;

Atın iyisine doruyiğidin iyisine deli derler’ diyerek deliliğine bir pay çıkarır.

Ermenek ve yöresi yaylalar Yörüklerle ortak kullanım alanı oluşmuştur. Her ne kadar dönem dönem çatışmalara yol açsa da ekonomik, kültürel, sosyal ilişkiler ortak bir kültür bağı oluşturmuştur.

Tepelerimizin ardında yer alan obalar yöremiz senarist ve yönetmen Emin Alper’in filmine konu olmuştur. ‘’ Tepelerin Ardı’’

 Tepelerin ardı hep sır olarak kalmıştır. Emin Alper’in ‘’ Tepelerin Ardı’’ filmi İsveçlilerde, Fransızlarda, Almanlarda ilgi uyandırmış, beğenilmiş ve kendisine ödül getirmiştir.

Kültür değerlerimiz bizde ilgi uyandırmış mıdır? Eğer uyandırsaydı benzer yerlerin izi kaybolmazdı. Koruma altına alınırdı. Adlarından eserlerde söz edilirdi.

Obalar toplumun sosyolojisidir. Felsefesidir demiştik ya daha jan jak Russo ‘’ Toplumsal sözleşme kitabını yazmadan obalarda imzalanmıştı ‘’ Toplumsal Sözleşme’’ Obalarda belirlenmişti maddeler bir bir.

Bahar yaklaştı mı göçülecek yurt yerleri belirlenirdi. Otlak alanın özelliği, su kaynağına yakınlığı tercih konusuydu. Yurt yeri belirleyen kişi sadece oraya eski bir ceketini asardı. Artık o yurda başkası göç edemezdi. Çünkü toplumsal sözleşme öyle yazıyordu. Yurt yeri belirlemede ne bir olay ne bir tartışma yaşanmıştır. Toplumsal sözleşmeye uyum esastır.

Dayanışmanın en güzel örneği obalarda gerçekleşmiştir. Yayık yaymadan ekmek açmaya yardımlaşılarak gerçekleşmiştir. Toplumlaşmanın kuralı öyle yazıyordu.

Paylaşmanın en güzel örneği obalarda gösterilmiştir. Külünden odununa, yoğurdundan ayranına, keşinden yağına. Toplumsal sözleşme öyle yazıyordu.

Saygı sevgi en güzel örneğini obalarda göstermiştir.

Aşkların en yücesi obalarda yaşanmıştır ‘’ Suna ile Tuna aşkı’’ gibi.

Obalar kendini hep en güzel türkülerde bulmuştur.

‘’ Sarı yaylam da seni yaylayamadım kar iken
Yavru palazımı da avlayamadım tor iken
Sende bu güzellik bende bu gençlik var iken
Alırım ahtımı da koymam yar sende’’

….‘
‘’Göçer Yörüklerde boz koyaklar yurt olur
Nazlım göçmüş de yüreğime dert olur
Bu ayrılık da senin ile dört olur
Alırım ahtımı da koymam yar sende’’


‘’ Kalktı göç eyledi Avşar elleri,
Ağır ağır giden eller bizimdir.
Arap atlar yakın eder ırağı,
Yüce dağdan aşan yollar bizimdir. ‘’
türkülerinde olduğu gibi…

 

Obalar en güzel şiirlerde yer almıştır.

 

‘’ Erisin de dağların karı erisin
Akan sular düz ovayı bürüsün
Cümle alem yaylasına yürüsün
Ak kuzular melesin de gidelim’’

 

Yayla yollarında menekşeler açar

Boynunu büker de kokusunu saçar

Hep köylü kızları bu yoldan geçer

Obadan gelirken köylü kızları.’’ şiirlerinde olduğu gibi. Obalar unutulursa can çekişir türküler.

İbrahim ŞAHİN

YAZARLAR SAYFASINA ==>>>
Medya Ermenek Haber Sitesindeyayınlanan makaleleriniçeriği hakkında mali, hukuki, cezai, idari sorumluluğu makalesi yayınlanan yazara aittir.Yayınlanan makale karşılığında yazarlara telif ücreti ödenmez. Yazarlar bunu peşinen kabul etmiş sayılırlar.

Hiç yorum yok:

Yorum Kuralları
Yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret, küfür, aşağılayıcı, küçük düşürücü, pornografik,
ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici,
yorumların her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluğu yorumcuya aittir.
İsimsiz yazılan yorumlar bir saat içinde sistem tarafından otomatik olarak silinir.

Düzenleme | Copyright © 2013-2021 | MedER |Medya Ermenek
BİZE ULAŞIN
ghs.google.com
ghs.google.com