M|E Medya Ermenek Medya Ermenek
...
Facebookta Paylaş

SABANIN ÖNÜNDE ÖKÜZLER, ARDINDA BİZLER EZİLDİK

   

Ekim ayı gelince sebzeler bozulmuş olurdu. Sabanı, boyunduruğu katırın sırtına yükler, öküzlerimizi önümüze katar tarlalarımızın yolunu tutardık. Tohumluk buğday torbasından önümüzdeki önceklere doldurup besmeleyle tohumlarımızı saçardık. Gübre mi hak getire.

O dönemlerde ancak ahırında üç-beş küçükbaş, bir iki de büyükbaş hayvanın varsa onların dışkıları önceden evlerin önlerinde kurutulur, çuvallanır ve eşek-katır sırtında tarlaya götürülüp tohum saçılmadan önce hayvansal gübre olarak saçılırdı.

Tohum saçılır ve iki öküz boyunduruğa koşulur, saban bağlanır yine besmele çekilir ve sabanın kuyruğundan tutar “hooh karökzüm!” deyip toprağın karnını yarmaya başlardık.

Köyden aşağıda kalan tarlalarımız sahil arazisi olarak kabul edilirdi. Sahil arazileri ekildikten sonra Kasım ayında ise yaylaya çıkılır, yine tohumlar saçılır ekilirdi.

Ekilirdi de aileden hiçbir kimse boş durmazdı. Birinin elinde kazma çakıl tömeğinin kenarları, tarla içinde sabanın uğramayacağı taş ve ağaç dipleri, duvar başları, duvar dipleri kazmadan geçirilirdi. Hiç işi olmayan çocuklar ise tarladan topladıkları çakılları çakıl tömekleri üzerine taşırlardı.

Sonbahar ekim dikim işi bitince taze baharda çift sürmeler yeniden başlardı. Sebze ekimi, akabinde nadas arazisi sürme gibi işler ardı ardına sürer giderdi. Sabanın önünde öküzler, ardında bizler ezilirdik.

Ta ki 1980’li yıllarda arazide meyvecilik başlayıncaya kadar. Sonrasında değişik tarımsal araçlar araziye girdi, önce öküzler köyden gitti, arkasından patpatlar geldi. Patpatlar köye ilk geldiğinde patpat alan eşeğini, katırını saymaya başlayınca patpatlara “eşek öldüren” diye ad takıldı. Taşeli’nin engebeli arazisi  patpatlarla işlenmeye başlayınca vatandaş patpatı vazgeçilmez olarak gördü. Gündüz tarlasında işini yaptı, yükünü kasasına yükleyip iş bitiminde taşıt olarak kullanmanın zevkini yaşadı. Ne var ki patpatlarla da nice ölümler yaşandı.

Karasaban unutuldu desek yeridir. Karasabanlar kırıldı yakıldı. Ancak bizlerde bıraktığı hatıraları yaşanmışlıkları kaldı. Bizler biliyoruz da gelecek nesillerin de bir belgesel olarak okumaları için tarımda kullandığımız araç gereçlerimizi yazılı hale getirmek istedim.

Saban: Genellikle sert yapılı, kırılması, bozulması zor olan pelit ağacından yapılırdı. Kuyruk, ökçe ve saban demirinin üzerine giydirileceği kısım bulunurdu. Sabanın ökçe kısmının zıt, ön yüzeyine saban okunun geçeceği özel açılmış delik, bu deliğe saban okunun da ucuna özel giriş yapabileceği kertikli uç yapılırdı. Bu kısımdan okun boyunduruğa bağlanacağı yönde tahminen 60 cm kadar önde yassı şekilde açılmış kılıç adlı parçanın geçebileceği bir delik bulunurdu. Bu delik tahminen 10 cm kadar olan yassı bir deliktir. Saban demirinin giydirileceği kısmın hemen gerisinden kılıç çıkmayacak şekilde saplanır, ok üzerindeki delikten de geçirildikten sonra ayarlanan okun hareketsiz kalması için kılıç üzerine bir nevi pim görevi üstlenen pelit ağacından hazırlanmış ağaç pim çakılırdı.

Ok: Genellikle ladin ağacından seçilir. Çünkü kuruyunca sağlamlaşan ve hafif olan bir ağaç türüdür. “Ladin” ağacına yöremizde “iledin” denilmektedir. Dilimize sonradan giren kelimeleri insanımız kendi ağzına göre uydurarak söylemiştir. Ladin ağacından sazların üzerindeki ince tahta kısım ve gemi yapımında bolca kullanıldığını biliyoruz. Bu ağacın odunu ise fazla sevilmez. Ocakta veya sobada yakarken patlamalar yapar, etrafa ateş “cıngıları” sıçratır. Bu ağaç gayet dikkatli yakılır ki sıçrayan cıngılar hemen söndürülür. 

Okun en uç kısmında üç tane delik olur. Bu delikler çifte koşulacak öküzlerin boylarına uygunluğu sağlamak için açılmıştır. Delikler arasında belli mesafeler bulunur. Sabanı boyunduruğa tuttururken boyunduruğa sarılı araba lastiğinden kesilmiş ve ucunda demir halka veya ağaçtan eğilmiş çengel içinden ok geçirilir. Bu kayış araba tekerinden kesilebildiği gibi hayvan derisinden hazırlanarak yapılan kayışlarda mevcut idi.

 Ok üzerindeki üç delikten birine özel ağaç çivisi (pim) geçirilirdi.

Boyunduruk: Sabanın ortasından uzanan okun sağında ve solunda öküzlerin birlikte yürümelerini sağlamak için ardıç ağaçlarının genç ve sağlam olanlarından hazırlanmış saban düzeneğinin önemli parçasıdır.

Sağdaki öküzün bağlanabilmesi için boyunduruğun uç kısmında iki delik bu deliklerden geçirilen iki zevle içine öküzün boyun kısmı geçirilir. İki zevle öküzün boynunun altından özellikle keçi kılından yapılmış ıltar ile bağlanır, boyunduruğun sol kısmında da aynı işlem uygulanırdı.

Öküzün boynunu boyunduruğun vurmaması için boyundurukla temas edeceği yere özel keçeler sarılırdı.

Zevle: Çifte koşulan iki öküzün boyunduruktan çıkmaması için, boyunduruğa geçirilmiş uçları ateşte ısıtılıp eğilmiş değneklerden her biri. Zevleler genellikle meşe ağacından yapılmış olanlar makbuldür. Öküzün boynuna zarar vermeyecek şekilde tertiplenir.

Kayış aşmak: Yöremizde böyle bir deyim de kullanılmaktadır. Anlamı ise; çifte koşulan iki öküzlerden biri zayıf veya yeni çifte alıştırılan bir öküzse, bu hayvanı zorlamamak için boyunduruk üzerindeki kayış güçlü olan tarafa kaydırılır, zayıf olan öküzün yükü azaltılırdı. Buna da kayış aşmak diyorduk.

Övendire: Genellikle çaltı ağacının dikenleri temizlenip, ateşte ısıtılarak veya alazlanarak kabuklarından arındırılır. Ucuna çivi önce övendireyi çatlatmayacak şekilde çakılır. Çivinin başı kesilir, eğe ile sivriltilir. Bu sivri uca embel derdik. Övendirenin arka kısmına da meğene bağlanır. Meğenenin bağlantı yeri mızrak uçlarındaki demirlerin bağlantısı gibidir. Ya da saban demirinin tarzındadır. Üvendirenin ucundaki yassı demire meğene denir. İşlevi ise dönüm başında sabanın gövdesine yapışan çamurumsu toprağın temizlenip sabanın hafiflemesini sağlamaktır.

Anlatımda baz alınan köy Ermenek ilçesi, Yukarı Çağlar Köyüdür.

 

Durmuş Ali ÖZBEK

Emekli Öğretmen

Çiftçi Manileri:

xxx

"Tohumu iyi seçin

Ekini öyle ekin,

Hoh dediçe karöküz,

Sabanı iyi çekin.

 xxx

Tarlayı ekemedim,

Ekini biçemedim,

Aylak aylak gezince,

Sefasın süremedim.

xxx

Tarlayı kazamadım,

Kalemle yazamadım,

Ondan hayır yok derler,

Sözümü bozamadım.

xxx

Harmana saplar yığdım,

Düğende dön dön yıldım,

Yoruldu çoluk çocuk,

Ben rençberlikten bıktım."[1]

xxx

"Çifte koştum öküzü,

Sürdüm bayırı düzü,

Gecesi gelmedi yar,

Belki gelir gündüzü.

xxx

Yakada çift sürülmez,

Ekmeğe su dürülmez,

Gündüz gelme yanıma,

Gece gel ki görülmez.

xxx

Taşa ekin ekilmez,

Ekilse de sökülmez,

Seveceksen güzel sev,

Çirkin kahrı çekilmez.

xxx

Çift sürdüm saban ile

Buğday ektim kırk kile,

Seversen mektup gönder,

Düşürme beni dile.

xxx

Ekini ekemedim,

Suyunu dökemedim,

Aldım zengin kızını,

Nazını çekemedim."[2]


-----------------------------------

[1] Durmuş Ali Özbek

[2] Kerim Toslak

 

Sözlükçe:

Öncek: Dikdörtgen şeklinde gök kumaştan yapılmış, uçlarına tokalar ve gök boncuklar bağlanmış, üzerinde cepleri de olan bayanların iş önlüğü. Tohum doldurup saçmak için kullanılan öncek ise daha basit olanıdır.

hak getire: bulunmaz, yoktur, ne arar.

pelit: Meşe ağacı türlerinden biri olup, Ermenek yöresinde bolca olan ağaç türü.

Cıngıları: Ateşten sıçrayan kıvılcım.

ıltar: İplikten daha kalınca ip.

çaltı ağacı: Akdeniz ikliminde, 800 metreye kadar olan rakımda yetişen bodur, dikenli bir ağaç türüdür. Birçok vatandaş nazara karşı iyi geldiğine inanır.
çakıl tömeği: Küçük çakıl yığını


Benzer Yazılar:

BİR ZAMANLAR KÖYDE ERKEK OLMAK

YAZARLAR SAYFASINA ==>>>
Medya Ermenek Haber Sitesindeyayınlanan makaleleriniçeriği hakkında mali, hukuki, cezai, idari sorumluluğu makalesi yayınlanan yazara aittir.Yayınlanan makale karşılığında yazarlara telif ücreti ödenmez. Yazarlar bunu peşinen kabul etmiş sayılırlar.

Hiç yorum yok:

Yorum Kuralları
Yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret, küfür, aşağılayıcı, küçük düşürücü, pornografik,
ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici,
yorumların her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluğu yorumcuya aittir.
İsimsiz yazılan yorumlar bir saat içinde sistem tarafından otomatik olarak silinir.

Düzenleme | Copyright © 2013-2021 | MedER |Medya Ermenek
BİZE ULAŞIN
ghs.google.com
ghs.google.com