M|E Medya Ermenek Medya Ermenek
Facebookta Paylaş

KARACA OĞLAN VE ORTA TOROSLAR’DA TAŞELİ

 (Sarıveliler-Ermenek-Başyayla)

Dünyaca ünlü Türk halk ve Hak şairi Karaca Oğlan hakkında kapsamlı bilgi, TAŞELİ n den ilk olarak derlenen şiirler, KONYA ’da çıkan BABALIK GAZETESİ ‘n de ilk defa yayınlanması ile başlamıştır. KARACA OĞLAN Konusunda ilk kaynak TAŞELİ ile KONYA’ dır.

    Türkiye’de Karaca oğlan adında bir ozanın varlığını ortaya koyan Fuat KÖPRÜLÜ’ dür.” 2 Mayıs 1914 yılı İkdam Gazetesinde Karacaoğlan’ın iki dörtlüğünü yayınlamıştır. Okuyucularımıza bu iki dörtlüğü sunuyoruz.

Bire ağalar, bire beyler,

Ölmeden bir dem sürelim,

Gözümüze kara toprak,

Dolmadan bir dem sürelim.

                                  Seni bana gayet güzel dediler,

                                  Göster cemalini görmeye geldim,

                                  Şeftalini derde derman dediler,

                                  Gerçek mi sevdiğim sormaya geldim.

Karacaoğlan konusunda İlköğretim müfettiş Ali Rıza Yalgın şöyle der.” “Ben Konya da ilk tetrisat  Müfettişi iken on bir kazalı Konya da muharrirlik yaptım . Görevim sebebiyle  gittiğim  Ermenek kazasının Baş dere, Sarıveliler, Barcın, yaylası, yörük  obaları Ermenek köylerinde yaptığım tettikat ve tahkikatta Karacaoğlan şiirlerinin sazla çalındığını, sözle okunduğunu işittim. Türkiye de ilk olarak bu şiirleri derleyip Konya da Türkiye nin en büyük “ BABALIK  GAZETESİ” inde ilk defa  22 Zilkade 1340, M. 18.07.1922  yılında Arap harfleriyle yayınlanmıştır.”  der.

         Türk şiirinin büyük ustası Karaca Oğlan halk ve Hak şairidir. Türkiye’de  araştırmacılar, Karaca Oğlan’ın Anadolu’nun güney bölgelerinde, yaşadığı,  Orta Toroslarda Doğup büyüdüğü, ortak noktasında birleşirler. Bu konuda  (287) sayılı  “Türk Folklor Araştırmaları” dergisi sahibi, ünlü yazar, rahmetli, İhsan HİNÇER makalesinde okuyucularına şu bilgileri sunar.” Karaca Oğlan hakkında ilk ve yaygın neşriyat 1920 yılından sonra başlamıştır. Bu konuda önder, 1 Kasım 1960 yılında 73 yaşında ölen Ali Rıza Yalgın dır.

 Konya’da İlköğretim Müfettişi iken,  Ermenek İlçesi’nin köylerine görevi dolayısı ile gittiği zaman Torosların eteğindeki köylerde Karaca Oğlan’ın  şiirlerinin sazla çalınıp sözle okunduğunu görmüş, Taşeli’nde bunları ilk defa tespit ederek halktan derlediği şiirleri,  ilk olarak Konya’da çıkan  “Babalık Gazetesi’nde 18. 07. 1922 yılı yayınlamıştır.” Bu şiirlerden iki dörtlüğü Okuyucularımıza sunuyoruz.  

Deli gönül, gezer, gezer gelirsin,                          

Arı gibi her çiçekten alırsın,                                       

Nerde güzel görsen, orda kalırsın,                     

Ben senin derdini, çekemem gönül

                                                               Sabahtan seherde, suya giderken,

                                                               Üşüyor parmağı, eli kızların,

                                                               İnce bel üstünde, cevahir kemer,                    

Zegirden  (yüzük) geçiyor, beli kızların.

KARAMANOĞULLARI’NIN SONU, SÜRGÜNLER ve KARACA OĞLAN

   Osmanlı Devleti,(1473 )de Karaman oğulları Beyliğine, Ermenek’in Mennan Kalesinde son verir. Taşeli halkını,(Ermenek, Sarıveliler, Başyayla) ile Karamanoğulları diyarından aileleri ile birlikte, ilim adamlarını sanatkârları, yazarları, ülemaları,  hiç acımadan önce, İstanbul da Fatih semtine sürgün etmiştir. Sürgün edilen ilim adamlarının içinde “Mevlana’nın torunlarından Larende’de (Karaman) bulunan Emir çelebi zade Ahmet Efendi de vardır. Fatih Sultan Mehmet Han bunu öğrenince Mevlana’nın torunu  Ahmed  Efendi’yi  geriye Karaman’a göndermiştir.” Kaynak:” Konya Tarihi, s.108-109 İ.H. KONYALI “ Ege Bölgesi, Söke, Aydın, Anadolu’da Kayseri, Antep, Maraş gibi daha birçok illere Kıbrıs,  Mora Yarımadası, Hama, Humus,  Rakka,  Balkanlar, Doğu Karadeniz ve Kafkaslara kadar sürgün etmişlerdir. Rakka’da  ovaya yerleştirilen Türkmenlerin (yörük) birçoğu ovada yaşayamadıklarından dolayı, padişah fermanındaki ifadelere göre “Rakka dan ceste, ceste kaçarak Anadolu’ya dağılmışlardır”. Sürgünleri, Gedik Ahmet Paşa, Sadrazam Mahmut Paşa, İshak Paşa, Rum dönmesi, Rum Mehmet Paşa  mezarlara,  türbelere  kadar yıkarak, yakarak, yıllarca  sürgünler devam etmişlerdir. Ünlü yazar Ali Yıldız Karaca-Oğlan’ın gidemediği yerlere şiirleri gitmiştir, der. Bu sürgünler nedeni ile Karacaoğlan’ın şiirleri  de, o ülkelere ve o yörelere de yayılmıştır. Şiirleri,  çok beğenilmiş,  benimsenmiş, bilinir olmuştur. Karaca Oğlan’nın  şiirlerini  her okuyan kedini bu şiirlerde bulmuştur. Böylece Karaca Oğlan sürgün gönderilen her yörede halkın aşırı sevgisi ve ilgisinden dolayı, oralarda da, sahiplenilmesine sebep olmuştur. Çünkü halk Karacaoğlan’ın Türkçe söylediği şiirlerinde kendi kültürünü  de bulmuştur. Karaca Oğlan şiirlerinin sürgün gönderilen dış ülkelerde  yayıldığı gibi Anadolu da da birçok illerimize, yörelerimize de yayılmıştır. Cana, can katan  şiirleri Türk halkını sevgide. Mutlulukta. Güzellikte birleştirmiştir. “Karaca Oğlan bizdendir” diye sahiplenilmesine sebep olmuştur. Bu ne güzel bir duygudur ki, halkımızı  Karaca Oğlan sevgisi, bir birine daha çok yakınlaştırmış, birbirlerini daha çok sevmesine sebep olmuştur.  Yaratılan bu köklü kültür sayesinde, Türk halkı gönül bağı ile birbirine kenetlenmiş, birbirine bağlanmıştır. Bu ne güzel bir duygudur ki , bu duygu TÜRK dünyasının ortak kültüründen kaynaklanmaktadır. Yunus Emre’yi de, birçok yerin sahiplenmesi gibi. Bu konu da Yunus Emre “Gelin tanış olalım, işi kolay kılalım” diyordu ya… Kütüphanesi de bulunan, İlköğretim müfettişi Mevlit Ulaş,” Karaca Oğlan konar göçer yaşamdan, yerleşik hayata geçen bir Yörük, bir Türkmen çocuğudur. Öz be öz Türktür.” der. Karaca Oğlan’ın  Sürgünlerle ilgili   dörtlüklerini  kanıt

 olarak sunuyoruz.

Yaz gelip de beş ayları doğunca

Kıvrım  kıvrım gider yolu yaylanın

Lalesi, sümbülü boynun eğişin

Rayihası  tatlı gülü yaylanın,

Aktı pınarları suyu çağlıyor

İnim  inim güzelleri ağlıyor

Çıkmış anası da seyran eyliyor

Efesi  sürgüne gitti yaylanın.

Engininden yükseğine, çıkılmaz,

Kaplan girse, meşelerin sökülmez,

Kumaş yüklü, tor taylağın çekilmez,

Evleri sürgüne, gitti yaylanın.

Eşeli de Karac-Oğlan eşeli.

Altı yıl oldu, sevdana düşeli,

Üstü boz topraklı, kaplan meşeli,

Güzeli sürgüne, gitti yaylanın……

Kaynak:.Karaca-Oğlan, şiir no: 147 Sadeddin N. Ergun

 

Suriye de Hama,  Humus.Şam,  Rakka ya da sürgünler yapılmıştır.  Bu sürgünler yıllarca devam etmiştir.  Okuyucularımıza , Karaca Oğlan’ın  Hama Humus Şam ile ilgili  dörtlüklerini  sunuyoruz.  

Çıktım Kırklar dağın seyran eyledim

Sallanarak gider yolu Hama ‘nın

Yel vurdukça  dertli dolap iniler

Burcu  burcu kokar gülü Hama’nın.

                                                               Heves kaldım pınarının başına

                                                               Altın yağmış toprağına taşına

                                                               Ulu camisinin kandil başına

                                                               Altın şamdanı da yanar Hama’nın.

Kudretinden yapılmıştır yapısı

Kalem kaşlı güzelinin hepisi

Aldı beni çarşısının kokusu

Çarşılarda  gülü kokar Hama’nın.

                                                               Karac-Oğlan derki kal benim yurdum

                                                               Terk ettim sılayı burada buldum

                                                               Güzeli çok diye eğlendim kaldım

                                                               Kalem kaşlı güzelleri Hama’nın.

                                               Kaynak: Karaca Oğlan S.N. Ergün ş. no.148

Bitti m-ola Şam ilinin hurması

Gitti m-ola ala gözün sürmesi

Hama’nın   Humusun  telli turnası

Turna yârin  selam saldı gel diye.

Bitti m-ola Şam İli’nin gülleri

Aştı m-ola siyecinden dalları

Şu sefil Yakup’un şirin dilleri

Turna yârim selam saldı gel diye.

Bir ağaçta biter kırk bakkal alma

Birinden gayriye elini salma

Irak, yakın diye, eğlenip kalma

Turna yârin selam saldı gel diye.

                                                               Aşına da Krac-Oğlan aşına

                                                               Yeni girmiş on üç on dört yaşına

                                                               Irak değil “Akpınar ın (a)başına

                                                               Turna yârin selam saldı gel diye.

(a)    Akpınar. Sarıveliler İlçesi’nin 250 m.  üzerindedir.

               Kaynak: Karacaoğlan,şiir no:26, Sadeddin N. Ergun

 (1927 )yılında Karaca Oğlan’ı  kitaplaştırarak ünlenmesine Konya’da edebiyat öğretmeni Sadeddin  Nüshed  Ergun aracılık etmiştir. Daha sonra bir çok yazar Karaca Oğlan hakkında kitap yayınlamıştır. Doğum ve ölüm tarihleri kesin olarak bilinmemektedir. Karaca Oğlan (H.1015) - M.(1606) döğmüş (H.1090) – (M.1679) ölmüştür. Kaynak: Karaca Oğlan Sadeddin Nüshed Ergun. Maarif kitap hanesi- İstanbul.

Son zamanlarda Mustafa Necati Karaer, Ahmet Kutsi Tecer gibi yazarlar” 15.yy.lın sonu ile 16.yy.ın başlarında doğduğu yazıla gelmektedir” diye not düşer.

                Karaca Oğlan yaşadığı Taşeli’nde halkın dilini, yaşayışını, giyim kuşamını, yaylaları ve dağlarını şiirlerinde kendine has benzetmeleri ve tasvirleri ile işlemiştir. ‘Âşık Edebiyatı’nda kendine özgü yeni bir çığır açmıştır. Taşeli’nde türkü söylemek yerine ‘Karaca Oğlan çağırmak’ sözü yaygındır. İlk olarak Karaca Oğlan’ın  adı Taşeli’nde türkü olarak seslendi-  riliyor.  Sevgilisi Elif seçilen Barçın Yaylası güzelidir. Halk dili Türkçeyi dörtlüklerinde ulaşılamayacak bir ustalıkla dile getirir. Dizelerinin her birinde yeni yeni çiçekler fışkırır. Sazı ve sözü  bir bebek gülücüğü tazeliğiyle yeni, dünyalar yaratır. Türk Ulusunun bozulmayan sesi Karacaoğlan’dır.   Orta Asya’dan Anadolu’ya kadar uzanan sözlü Türk kültürünü Kaval, saz, kopuzla inleten ozanlar ve şairler arasında Karaca Oğlan tarihten süzüle gelen Türk Halk edebiyatının, köklü kültürümüzün eşi bulunmaz eseridir.  Karaca-Oğlan, köy, odalarında,  Yörük, çadırlarında,  kemale,  ermiş,  dedelerimiz in, nasihatlerini, konferanslarını, yıllarca dinleye dinleye,  Ahmet  Yesevi’yi,  Şemsi Tebrizi’yi,  Mevlana gibi tasavvuf erbabı ile, Yusuf Has Hacibleri ve halk kahramanlarını, Yunus Emre’yi, Hacı Bektaşi Veli’yi, Hz. Ali gibi ilim deryalarını, peygamberler tarihini de bilenlerdendir. Karaca Oğlan halk edebiyatı ananelerine sıkı sıkıya bağlıdır.  Taşeli’nin merkezinde bulunan (Sarıveliler, Ermenek, Başyayla,)İlçeleri halkı ile, yüz yıllardan beri Barcın yaylasına her yıl yaylaya göçen Alanya. Gazipaşa, Anamur, Aydıncık, Bozyazı, Yörükleri yaz aylarında yaylada beraber yaşarlar. (Anamur gibi) halk arasında bugün de yaşayan “Bahşi”(Bahşiş kabilesi) mahlasını da kullanan Karaca Oğlan

Barçın Yaylası’nda üç güzel gördüm,

Birbirinden üstün şivga fidandır,

Aklım şaştı garip belim büküldü,

Kaşlar hilal gözler ahu cerandır

.                                              Bellerinde gördüm lahur şalını,

                                        Yanakları gülden almış alını,

                                        Al sıktırma kavuşturmuş belini,

                                        Güzellere bildim bunlar sultandır.

Üç kumrudur subaşında ötüşür,

Yol üstünde bana seyran yetişir,

Yatışır mı deli gönül yatışır,

Avcıyım ammon lar benden şahandır,

                                               Karac-Oğlan der ki bu yer neresi,

Altın oluk(1) Pınarbaşı süresi,

İnce belde saçlarının turası,

Böyle selvi endam akla ziyandır.

                                                             ( 1)Barcın yaylası Altıntaş yöresindedir.

Karaca Oğlan bir başka dörtlüğünde de şöyle der:

                                  Üryan geldim gene üryan giderim

                                  Ölmemeye elde fermanım mı var,

                                  Azrail gelmişte can talep eder,

                                  Benim can vermeye dermanım mı var.

Dirilirler, dirilirler gelirler,

Huzur-u mahşerde divan dururlar,

Harami var diye korku verirler,

Benim ipek yüklü kervanım mı var.

                                               Er isen erliğin meydana getir,

                                               Kadir Mevlam noksanını sen yetir,

                                               Bana derler gam yükümü sen götür,

                                               Benim yük götürür dermanım mı var.

Karac- Oğlan der ki ismim överler,

Ağu oldu bildiğimiz şekerler,

Güzel sever diye isnat ederler (iftira),

Benim HAK’ tan özge sevdiğim mi var.

 

      Karacaoğlan’ın, bal gibi dizeleri, bu gün söylenmiş gibi tazedir:

   Türkiye'de şiirleri (yakımları) en çok beste yapılan en büyük halk şairi Karaca Oğlan'dır. Bal gibi dizeleri bugün söylenmiş gibi tazedir. Şiirleri birbirine benziyormuş gibi görünse de, iyice özümsenirse her bir dörtlüğünde yeni yeni sümbüller kardelenler, çiğdemler, mor, menekşe lerin  açtığını görürüz.  Dizelerinde; buluşlarıyla, duruşlarıyla,  görüşleriyle rengi ve tütüleriyle bitimsiz güzellikler sergiler.

Orta Toroslarda, Taşeli'nde Türk Ulusunun bozulmayan sesi Karacaoğlan'dır. Arı dilimiz ve kültürümüz O’nun şiirlerinde saklıdır. Dili akıcıdır. Dizelerini güzelleştirmek için benzetme ustalığını doğal olarak işler.  

 O’ herkesin göremediği güzellikleri de sergileyen ALLAH aşığı bir şairimizdir. Bakınız dörtlüklerinde kendisine iftira edenlere nasıl seslenir.

 

Karac-Oğlan derler, ismim överler,

Ağu oldu, bildiğimiz şekerler,

Güzel sever, diye isnat ederler, (iftira )

Benim HAK tan özge,(başka) sevdiğim mi var.?  şiir no:171 Ergun

                                               Karac-oğlan çeker,aşk ile gider,

                                               HAKKA aşık olan ,Dünya’yı nider,

                                               Bu misafir hane gelenler gider,

                                               Yalan Dünya, hayal imiş, düş imiş. s.8 A.Saygun

Karaca Oğlan kadınların ulu gücünü keşfetmiştir. Dünya "gül ile diken ise, Karaca Oğlan hep gülü ve güzellikleri dile getirmiştir.

 

 "Gül bülbülün sekimin den

Perçem zülüf takımından,

Geçme mescit yakınından,

Çok namazlar böldürürsün" der.  şiir no:471 S.N. Ergun.

Karaca Oğlan'ın şiirlerinde kendisine taht kurmuş, Taşeli Yöresi, Barçın Yaylası ile ilgili yüzlerce sözcüğü vardır. Bu sözcükler Taşeli’nde yeni doğan çocukların anadillerini oluşturur. Değeli edebiyat öğretmani Gündüz Gürgen Taşeli’nde  gençliğe adım atan her delikanlı biraz da Karaca- Oğlan' dır, der.

                Dağların içinde bulunan Taşeli halkı" Ermenek,  Sarıveliler, Başyayla" dillerini yabancı dillerin istilasından, saldırılarından korumuştur.

Karaca Oğlan Taşeli'nin doğasını, dağlarını, bağlarını, yaylalarını, pınarlarını özelliklerini, güzelliklerini, giyim-kuşamlarını;  Yörüğün, köylünün doğal yaşamlarını dizelerinde canlandırır.

Baharın geldiğin neden bilelim,

Bir gül bitmiş yapracığı düzgündür,

Esen saba zülüfünden tel alır,

Deli gönlüm bir yörüğe vurgundur.

                                               Dostumun yaylası derler bu dağı,

                                               Koynunda bitmiş de turuncu bağı,

                                               Yarim yaylamaya gelmiş otağı

                                               Canım sana bu yaylalar vurgundur.

Dostumun yaylası kayalı taşlı,

Bakamam gerdana gözlerim yaşlı,

Bir topak perçemli bir hilal kaşlı,

Uyandırman kömür gözlüm yorgundur.

Karac-Oğlan donatsalar donunu,

                                               Dosta doğru döndürseler yönünü,

Bin yaşasam hesap etmem ölümü,

                                               Defter tutsam olancası bir gündür. şiir no:205

 

 İnsanlar sevdiğini dillendirmeden duramaz. Karaca Oğlan, doğup büyüdüğüTaşeli’nde,BarçınYaylası,Perçembeli,Kervanyaylası,Çevlik,deresi,Emirler,Kızılöz,  Altınoluk, Kabalak, Mamalu, Erenler, Âşık Köprüsü, Balkaman (Balkusan) Barçın Yaylası gibi Taşeli’nde, nice yer adlarını ve kadın giyim kuşamlarını, zülüf, kutmu, sarı edik, ibrişim, sürmezenlik, pullu çevre, peşkir kaytan, gök öncek, poşu, şalkuşak, gibi yöresel giysi ve yer adlarını şiirlerinde dile getirmiştir.

 

.Sarı edik giymiş goncu kısarak,

Gidiyor da birim birim basarak,

Anası huri de kızı beselek,

Emirlerden(1) bir kız indi pınara.

                                               Sarı edik giymiş koncu dizinde,

                                               Arzumanım kaldı ala gözünde,

                                               Böyle güzel m-olur köylü kızında,

                                               Emirlerden bir kız indi pınara.

Meles gömlek giymiş vücudu nazik,

Kollarını sıkmış altun bilezik,

Aşnası kötülük ceylana yazık

Emirlerden bir kız indi pınara.

                                               Karac-Oğlan der ki nolup nolmalı,

                                               Keten gömlek giymiş kolu sırmalı,

                                               Anasın öldürüp kızın almalı,

                                            Emirlerden bir kız indi pınara.

                                                                              Şiir no:13 S.N.Ergun

(1)Emirler:Barçın yaylası’nın Tepeçayır yöresine her yıl baharın yaylaya göçerler. Kışın Alanya’nın Demirtaş beldesi,Hocalar mahallesi ile Gazipaşa’nın Karadiğin köyünde kışlarlar.Sarıveliler ilçesinde de Emirler kabilesi vardır.

Mustafa ERTAŞ

YAZARLAR SAYFASINA ==>>>
Medya Ermenek Haber Sitesindeyayınlanan makaleleriniçeriği hakkında mali, hukuki, cezai, idari sorumluluğu makalesi yayınlanan yazara aittir.Yayınlanan makale karşılığında yazarlara telif ücreti ödenmez. Yazarlar bunu peşinen kabul etmiş sayılırlar.

Hiç yorum yok:

Yorum Kuralları
Yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret, küfür, aşağılayıcı, küçük düşürücü, pornografik,
ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici,
yorumların her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluğu yorumcuya aittir.
İsimsiz yazılan yorumlar bir saat içinde sistem tarafından otomatik olarak silinir.

sanalbasin.com üyesidir
Düzenleme | Copyright © 2013-2021 | MedER |Medya Ermenek
BİZE ULAŞIN
ghs.google.com
ghs.google.com