M|E Medya Ermenek Medya Ermenek
Facebookta Paylaş

MERKEZ BANKASI’NIN 128 MİLYAR DOLARI NEREYE GİTTİ?


 Nurettin CANİKLİ Genel Başkan Yardımcısı Ekonomi İşleri Başkanı, Merkez Bankası’nın 128 Milyar Dolarlık Rezervi İle İlgili Bilgi Notu

128 MİLYAR DOLAR NEREDE şeklinde bir soru ile başlattıkları karalama kampanyası, başta

Kılıçdaroğlu ve CHP olmak üzere muhalefetin AK Parti ve Cumhurbaşkanımızı yıpratmak için

ne kadar gözlerini kararttıklarını, izan ve ölçüden yoksun olduklarını ve hiçbir etik değere sahip

olmadıklarını göstermektedir.

Bu soru ile insanların zihninde Merkez Bankası’nın 128 milyar Dolar tutarındaki döviz

rezervini ucuz fiyattan birilerine sattıkları ve bu yollan birilerine çok büyük rant aktardıkları

algısını oluşturmaya çalışıyorlar.

128 milyar doların nereye gittiği sorusunu cevaplandırmaya geçmeden önce ekonomiyle ilgi

bazı temel kuralların hatırlatılmasında fayda var.

1- Dövizin (döviz ile kastedilen rezerv para özelliği olan Dolar ve Euro’dur.) TL cinsinden

fiyatı arz ve talep kurallarına göre işleyen döviz piyasasında serbestçe belirlenmektedir.

Ülkemizde esnek kur politikası uygulandığı için dövizin fiyatı döviz piyasasında

oluşmaktadır. Merkez Bankası ya da başka bir merci dövizin fiyatını belirlemez. Merkez

Bankası piyasaya döviz sattığında herhangi bir piyasa oyuncusu gibi hareket

eder. Merkez Bankaları döviz kurunu etkilemek amacıyla piyasaya müdahalede

bulunabilirler. Ancak bunun, dövizin fiyatının piyasada belirlendiği gerçeği ile bir ilgisi

bulunmamaktadır.

Döviz piyasasına gelen yani piyasaya arz edilen doların yanında, piyasadan satın

alınmak istenen yani talep edilen dolar söz konusudur. Satın alınmak istenen (talep

edilen)dolar miktarı, piyasaya gelen (arz edilen) dolar miktarından fazla ise doların TL

karşısındaki fiyatı yükselir. Eğer piyasaya gelen dolar miktarı, talep edilen dolar

miktarından fazla ise dolar TL karşısında değer kaybeder, yani doların fiyatı düşer.

Döviz piyasası için, yurtdışına ihraç edilen mal ve hizmet gelirlerinden elde edilen

dövizler ana giriş kalemini oluşturur. Bunun yanında turizmden elde edilen dövizler,

doğrudan yatırım veya portföy yatırımı yapmak amacıyla ülkemize gelen dövizler döviz

piyasasının arz kısmını oluşturur.

Döviz piyasası için ana talep kalemini ise yurtdışından ithal edilen mal ve hizmetler için

satın alınan dövizler oluşturmaktadır. Bunun yanında özellikle belirli dönemlerde,

yurtiçindeki yerleşik gerçek ve tüzel kişilerin döviz talebi büyük boyutlara

ulaşabilmektedir. Yine yurtdışına çıkmak isteyen yabancı sermayenin satın aldığı döviz

de, döviz piyasasının talep kısmının unsurlarındandır.

2- TL konvertibil bir paradır.(Rezerv para ile karıştırılmasın, TL rezerv para değildir,

rezerv para Dolar ve Euro’dur.) TL’nin konvertibilitesi 1990 yılında ilan edilmiştir.

Türkiye Cumhuriyeti Devleti, TL’nin konvertibilitesinin ilan edilmesiyle birlikte

önemli bir yükümlülük altına girmiştir. Türkiye Cumhuriyeti Devleti, kendisine

getirilen TL karşılığında piyasa fiyatı üzerinden rezerv para sağlamayı garanti

etmektedir. Türkiye Cumhuriyeti Devleti adına bu işleri, yani para politikası

uygulamasını TC Merkez Bankası yürütmektedir.

Döviz satın almak isteyen bir gerçek veya tüzel kişi döviz piyasasından döviz talep eder.

Eğer döviz arzının yetersizliği nedeniyle talep ettiği dövizi satın alamaz ise TC merkez

Bankası piyasanın ihtiyacı olan dövizi piyasaya, piyasa fiyatı üzerinden verir.

3

Eğer TC Merkez Bankası kendisine getirilen TL karşılığında rezerv para sağlayamaz ise

bu durum Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin temerrüde düşmesi, yani mali açıdan iflas

etmesi anlamına gelir. Bu gibi durumlarda genellikle başta İMF olmak üzere

uluslararası finans kuruluşları devreye girerek önerecekleri ekonomik programların

uygulanması şartıyla döviz kredisi sağlayarak, sistemdeki tıkanıklığın önünü açarlar. Bu

tür formüller hiçbir ülkede hiçbir zaman özellikle döviz açığından kaynaklanan

problemlerin çözümüne katkı sağlamamış, tam aksine problemleri ağırlaştırarak ileriye

taşımıştır.

Şimdi 128 milyar doların nereye gittiği sorusuna gelelim.

2019 ve 2020 yıllarında döviz piyasasında yoğun bir dolar satın alma baskısı, talep baskısı

oluşmuştur. Bir başka ifade, döviz piyasasına gelen döviz miktarı, talep edilen döviz miktarını

karşılayamamış ve bu nedenle TC Merkez Bankası konvertibiliteden gelen yükümlülüğünün

gereği olarak döviz piyasasına, piyasa fiyatından döviz satmak zorunda kalmıştır. Özellikle TL

varlıklara verilen faiz oranını yeterli bulmadığı için bankadaki TL mevduatı karşılığında dolar

satın almak isteyen gerçek ve tüzel kişiler, döviz piyasasına büyük baskı oluşturmuşlardır.

Benzer şekilde yabancı portföy yatırımcısı da aynı gerekçeyle döviz talep ederek döviz

piyasasındaki baskıyı artırmıştır.

128 MİLYAR DOLARLIK DÖVİZ TALEBİNİN UNSURLARI

2019 ve 2020 yıllarında döviz piyasasından karşılanamayan ve bu nedenle Merkez Bankası

kaynaklarının kullanıldığı döviz talep unsurlarını aşağıdaki şekilde özetlemek mümkündür.

a) 2019 ve 2020 yıllarında dövize en büyük talep, Türkiye’de yerleşik gerçek ve tüzel

kişilerden gelmiştir. 2018 yılının sonunda Türkiye’de yerleşik gerçek kişilerin

bankalardaki döviz tevdiat hesapları toplamı 96 milyar dolardır. Tüzel kişilerin ise aynı

tarihte banka hesaplarında 63 milyar dolarları bulunmaktadır. 2020 yılının sonuna

gelindiğinde, gerçek kişilerin döviz hesaplarındaki tutar 148 milyar dolara yükselmiş.

Aynı şekilde tüzel kişilerin bankalardaki döviz tutarı 2020 yılı sonunda 86 milyar dolara

ulaşmıştır.

2018 yılında gerçek ve tüzel kişilerin Türkiye’deki bankalarda bulunan döviz

mevduatları toplamı 159 milyar dolardan, 2020 yılında 234 milyar dolara yükselmiş.

Yani 75 milyar dolarlık bir artış olmuştur.

Türkiye’de yerleşik gerçek ve tüzel kişiler bu 75 milyar doları nereden satın aldılar?

Tabii ki Türkiye döviz piyasasından, TL karşılığında ve piyasa fiyatından satın aldılar.

Yani TC Merkez Bankası’nın piyasaya sattığı dövizlerden karşıladılar. Bu 75 miyar

dolar da Türk bankalarının hesaplarında durmaktadır, hiçbir yere gitmemiştir.

Diğer tartışma konusu ise 75 milyar doların hangi fiyattan bu kişilere satıldığıdır. Bu

sorunun cevabı da çok net, tabii ki piyasa fiyatından satıldı. Örneğin 23 Ağustos 2019

tarihinde dolar satın alan bir kişi, doların o günkü piyasa fiyatı olan 5,7690 TL’den satın

almıştır. Ya da 7 Kasım 2020tarihinde, doların o günkü piyasa fiyatı olan 8.52 TL’den

satın almıştır.

4

b) 2019 ve 2020 yıllarında Türkiye ekonomisinin kümülatif cari açığı 30 milyar dolardır.

2019 yılında 6.8 milyar dolar cari fazla ortaya çıkmış, buna karşılık 2020 yılında ise

36.8 milyar dolar cari açığımız oluşmuştur. İki yıl birlikte değerlendirildiğinde

Türkiye’nin döviz giderleri toplamı, döviz gelirleri toplamından 30 milyar dolar daha

fazladır. Bu açık, dış ticaret açığından, yüksek ithalattan gelmektedir.

Kısacası 2019 ve 2020 yıllarında ithalatçıların döviz talebini karşılamak için Merkez

Bankası tarafından piyasa fiyatından satılan dövizin 30 milyar dolarını ithalatçılar satın

almıştır.

Türkiye 2019 ve 2020 yıllarında yurtdışından 36 milyar dolarlık altın ithalatı

gerçekleştirmiştir. Altın ithalatının 11 milyar dolarlık kısmı2019 yılında 25 milyar

dolarlık kısmı ise 2020 yılında yapılmıştır. İthal edilen 36 milyar dolarlık altının küçük

bir bölümü bankalarda, büyük bölümü ise cumhuriyet altını, bilezik ve benzeri yatırım

araçları şeklinde Türk insanının evlerinde muhafaza edilmektedir. Yani, altın ithalatı

için ödenen 36 miyar dolar hiçbir yere gitmemiştir, hane halkının tasarrufunda

bulunmaktadır.

Bu arada yeri gelmişken bir bilgiyi de paylaşalım: Vatandaşımızın elinde 5.000 ton altın

olduğu tahmin edilmektedir. Bu rakama Merkez Bankasının altın rezervleri dahil

değildir. Yastık altı olarak da tanımlanan, Türk hane halkının elinde olduğu tahmin

edilen 5.000 tonluk altının yaklaşık 3.500 tonluk kısmı AK Parti iktidarları döneminde

vatandaş tarafından satın alınmıştır. 5.000 ton altının bugünkü piyasa değeri 279 milyar

dolardır ( 2 trilyon 260 milyar TL).

c) 2019 yılında 2.7 milyar dolar ve 2020 yılında 9.3 milyar dolar olmak üzere, 2 yıl içinde

toplam 12 milyar dolarlık portföy çıkışı olmuştur. Yabancı portföy yatırımcısı daha

önceki yıllarda Türkiye’ye getirip TL’ye çevirdikten sonra genel olarak borsa ve kamu

kağıtlarına yaptığı yatırımların 12 milyar dolarlık kısmını tekrar dolara çevirerek

yurtdışına çıkarmıştır. Yabancı portföy yatırımcısı döviz piyasasından TL karşılığında

piyasa fiyatından 12 milyar dolar satın almıştır. 12 milyar doların kaynağı da Merkez

Bankası’nın döviz piyasasına piyasa fiyatından sattığı dövizlerdir.

Yabancı yatırımcının döviz talebinin karşılanması Türkiye Cumhuriyeti Devleti adına

TC merkez Bankası’nın yükümlülüğündedir. Bu nedenle TL karşılığında kendisinden

döviz talep eden yerli-yabancı tüm gerçek ve tüzel kişilerin döviz taleplerini piyasa

fiyatından karşılamak zorundadır. Bu aynı zamanda TL’nin konvertibil bir para

olmasının ortaya çıkardığı bir yükümlülüktür.

d) 2019 ve 2020 yıllarında özel sektör yurtdışına olan döviz borçlarından 43 milyar

dolarlık kısmını ödemiştir. 2018 yılının sonunda özel sektörün toplam dış borcu 298

milyar dolar iken 2020 yılının sonunda 255 milyar dolara gerilemiştir. Özel sektörün

yurtdışına borcuna karşılık olarak ödediği 43 milyar dolar Türkiye’deki döviz

piyasasından sağlanmıştır, satın alınmıştır. Zaten TL karşılığında dövizi satın

alabileceği başka bir piyasa da bulunmamaktadır. Yurt dışı borçlarını ödemek için satın

aldığı dövizlerin kaynağı da Merkez Bankası’nın piyasa fiyatından döviz piyasasında

sattığı dövizlerdir.

5

Yukarıdaki 4 kalemin toplamı 160 milyar dolar olmaktadır.

75 milyar dolar yurtiçi yerleşiklerin satın aldığı döviz miktarı.

30 milyar dolar cari açığın finansmanı için sağlanan döviz miktarı.

12 milyar dolar yabancı portföy yatırımcısı için sağlanan döviz miktarı.

43 milyar dolar özel sektörün dış borcunu ödemesi için sağlanan döviz miktarı.

Bunların toplamının neden 128 milyar dolara eşit olmadığı sorusu akla gelebilir. Böyle bir

eşitliğin sağlanması zaten söz konusu değildir. Bunun iki nedeni bulunmaktadır.

Birincisi 128 milyar dolar rakamı muhalefetin ortaya attığı bir rakamdır, tam olarak hangi

yıllara ve hangi döviz talep kaynaklarına ait olduğunu bilmiyoruz. Muhalefetin kamuoyuna

sunduğu somut ve ayrıntılı hiçbir bilgi ve değerlendirme de bulunmamaktadır.

İkincisi ve daha önemlisi ise 160 milyar dolarlık tutarın bir tahakkuk kaydı olmasıdır. 160

milyar dolar maksimum döviz talep miktarını gösterir. Bu taleplerin bir bölümü o dönem

içinde realize edilmeyebilir. Örneğin, vadeli ithalat için o dönem döviz talep edilmez,

sonraki dönemlerde, ödeme vadesi geldiğinde döviz talebi söz konusu olur.

Burada önemli olan Merkez Bankasının sattığı iddia olunan (bir an 128 milyar dolarlık satış

rakamının doğru olduğunu varsayalım) 128 milyar dolarlık rakamın, toplam döviz talep

rakamına eşit veya rakamından küçük olmasıdır. Yani Merkez Bankası döviz piyasasına

gelen ve piyasa tarafından karşılanmayan brüt 160 milyar dolarlık döviz talebi için

piyasaya, piyasa fiyatından 128 milyar dolar döviz satmıştır. Bir başka ifade ile 128 milyar

dolar tutarındaki Merkez Bankası’nın döviz satışı, yukarıda belirtilen 4 kalem döviz

taleplerini karşılamak için yapılmıştır.

Eğer 128 milyar dolar rakamı, yukarıda belirtilen 4 kalem toplam rakamından daha düşük

olsaydı, örneğin 160 milyar dolar yerine 105 milyar dolar olsaydı, esas problem o zaman

ortaya çıkardı. Bu durumda Merkez Bankası, en azından sattığı dövizin bir kısmını,

piyasanın ihtiyacını ve talebini karşılamak amacıyla değil, başka sübjektif amaçlar için

birilerine veya bir yerlere döviz satmış veya aktarmış olurdu.

Piyasanın talebi olan 160 milyar dolar rakamı, satıldığı iddia olunan 128 milyar dolar

tutarındaki rakamın bir hayli üzerinde olduğu için satılan dövizin tamamı piyasanın

ihtiyacı ve talebini karşılamak amacıyla piyasa fiyatından satılmıştır.

Yukarıda ayrıntılı olarak açıklandığı üzere konu çok net, açık ve tartışmasızdır. Buna

rağmen başta Sayın Kılıçdaroğlu ve CHP olmak üzere muhalefet kara propaganda,

dezenformasyon ve iftira ile algı oluşturmaya çalışmaktadırlar. Bu konuda söyledikleri

somut hiçbir bilgi ve belge bulunmamaktadır. Ellerinde sadece 128 milyar dolar rakamı

vardır. Bu rakam nedir? Hangi dönemlerde Merkez Bankası’nın sattığı döviz miktarını

göstermektedir? Kime hangi fiyattan ne kadar döviz satılmıştır? Yukarıda verdiğimiz

rakamlara bir itirazınız var mı? Varsa sizin rakamlarınız nedir? Bu sorularla hiçbir iddiaları

bulunmamaktadır, hiçbir bilgileri bulunmamaktadır. Muhalefete çağrı yapıyoruz ve hodri

meydan diyoruz: Elinizde ne varsa, küçük bir bilgi kırıntısı dahil açıklayın. Kamuoyu ile

paylaşın.

6

Elinizde hiçbir bilgi olmamasına rağmen oluşturmaya çalıştığınız algı ülkeye, ekonomimize

zarar veriyor.

Kılıçdaroğlu ve muhalefetin durumu gerçekten içler acısı. Acınacak halleri var. Yalan ve

iftira üzerine kurulu, mantıksız, tutarsız içi boş iddialarla AK Partiye zarar verme

faaliyetlerini artırdılar. Hiçbir ölçüleri yok. İzan yok. Ahlaki hiçbir kuralı tanımıyorlar.

Kendilerini kaybetmiş bir halde sadece saldırıyorlar.

DÖVİZ SATIŞ BİLGİLERİNİN AÇIKLANMASI

Bu açıklamaya bilimsel ve somut hiçbir itirazda bulunamayan muhalefet, şimdi Türkiye’de

yerleşik gerçek ve tüzel kişilere satılan döviz miktarlarını ve satış fiyatlarının açıklanmasını

istiyor.

Bu kişiler döviz piyasasına girip o günkü piyasa fiyatından döviz satın almışlar. Bunların

hepsi bankaların kayıtlarında mevcut. Bu bilgiler tüm dünyada ekonomideki en mahrem

bilgilerdir. Bu bilgilerin korunması Türkiye’de de anayasal güvence altına alınmıştır. Hiç

kimse bu bilgileri açıklayamaz. Açıklanması Türk Ceza Kanununa göre suç teşkil

etmektedir. Bu bilgiler ancak yargı tarafından talep edildiğinde verilebilir.

Bu bilgilerin açıklanması halinde Türkiye ekonomisi uluslararası alanda tüm kredibilitesini

kaybedecektir. Böyle bir durumda hiçbir yabancı yatırımcı Türkiye’ye gelmez. Yurtiçinde

de ticari bilgileri deşifre olan yatırımcı veya kişiler güvenli bulmadıkları Türk

bankalarındaki paralarını yurtdışına, daha güvenli buldukları ülkelere aktaracaklardır. Bu

bilgilerin açıklanmasını talep etmekle muhalefet adeta Türkiye ekonomisinin intihar

etmesini talep etmektedir.

Bütün bunlara rağmen, Merkez Bankasının piyasa fiyatının altında döviz sattığı şeklinde bir

iddia varsa bu konu elbette usulüne uygun olarak araştırılır, soruşturulur. İdarenin tüm

eylem ve işlemleri yargının denetimine tabiidir. Bu tür bir inceleme ve soruşturmanın

yapılabilmesi için somut bir iddianın olması gerekir. Örneğin, Merkez Bankası şu tarihte,

şu kişiye, piyasa fiyatının altında, şu fiyattan döviz satmıştır gibi somut bir iddia olmadan

yetkili hiçbir merci bir araştırma ve inceleme başlatamaz. Böyle somut bilgi ve veri olmadan

bir iddia dillendiriliyorsa bunun adı İFTİRA olur. Şu anda muhalefetin tam da yaptığı budur.

YAZARLAR SAYFASINA ==>>>
Medya Ermenek Haber Sitesindeyayınlanan makaleleriniçeriği hakkında mali, hukuki, cezai, idari sorumluluğu makalesi yayınlanan yazara aittir.Yayınlanan makale karşılığında yazarlara telif ücreti ödenmez. Yazarlar bunu peşinen kabul etmiş sayılırlar.

Hiç yorum yok:

Yorum Kuralları
Yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret, küfür, aşağılayıcı, küçük düşürücü, pornografik,
ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici,
yorumların her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluğu yorumcuya aittir.
İsimsiz yazılan yorumlar bir saat içinde sistem tarafından otomatik olarak silinir.

Düzenleme | Copyright © 2013-2021 | MedER |Medya Ermenek
BİZE ULAŞIN
ghs.google.com
ghs.google.com