M|E Medya Ermenek Medya Ermenek
Facebookta Paylaş

TAŞIMALI SİSTEMLE TAŞINAN ZAMAN-II


Şehre Gidiyoruz!

1991 yılı eğitim öğretim yılının sonlarında görev yaptığım köyün muhtarı İlçe Milli Eğitim Müdürlüğüne çağrılır ve “Gelecek eğitim öğretim yılında okulunuz taşımalı olarak ilçeye gelip gidecek. Çocukları biz taşıtacağız, sizden ücret falan almayacağız.” derler ve bir belge imzalatılır.

Muhtar yanıma geldi, durumu bana anlattı.

“Muhtar sana köy kanunu falan sorup seni teftiş etmiyorum. Ancak köyde kaç öğrenci olunca okul açılabileceğini, kaç öğrenciye düşünce okulun kapanabileceğini sorsam ne dersin?” deyince hık sumak demeye başladı.

“Muhtar bu köy şehre 40 km. şu karayolu üzerinde ne kadar kaza olduğunu benden daha iyi bilirsin, sen nasıl imzaladın, başına silah mı dayadılar? Yolda kaza olsa Allah korusun öğrencilerden ölen olsa, sen bu vebalden nasıl kurtulursun?” deyince “Tüh!” dedi.

Gelecek yıl Konya yöresinde artık taşımalı sistemin ilk öğretmenleri olacağımız kesinleşmişti. İlçeye gittiğimde örnek taşımalı sisteme geçileceği, gideceğimiz okul da belirtilerek tarafıma her şey söylendi.

Okulların ilk açılış gününde okulumun önüne kamyondan bozma eski bir magurus otobüs çıktı geldi. 32 öğrencimle, müdür yetkili öğretmen olarak yanına vardım. Şoförle konuştum, kendinin bu hat üzerinde görevlendirildiği taşıma işini kendinin yapacağını belirtti. Köydeki okulum köy dışında olduğundan eşim ve 6 altı yaşındaki oğlumu ve engelli olan 2. Sınıf kızımla birlikte içeriye girdik. Koltuklara oturduk ancak otobüsün içindeki gürültü dışarıdan çok fazla “eyvah” dedim.

Köy ile ilçe arası 40 km. toplam 5 yerleşim yerine uğrayarak 80 öğrenciyi kamyondan bozma bu otobüse tıka basa doldurup 40 km’lik ilk yolculuğumuza çıktık.

Şoförün yanında yüksekçe bir motor bloğu, motor bloğunun ardındaki koltukta eşimle oturuyorum. Bir uçak gürültüsü edası içinde Krapınar'a doğru gidiyoruz. 32 kendi öğrencilerim, sonra öbür mezra ve köyler dolaşılarak tam 80 öğrenci toplandı. Benden sonraki köyden bir öğretmen arkadaşım da otobüse bindi. Arkadaşla tanıştık ama gürültü içinde bağırıcasına konuşuyoruz.

 Otobüsün içi ana baba günü. Hadi kendi öğrencilerim beni tanıyor, bakışımla sessizlik sağlanıyor, ya diğerleri? Daha ilk gidişte bir günlük harcadığımız enerjiyi harcadık. İlçe merkezindeki eğitim öğretim uygulayacağımız yeni okulumuza vardık. Otobüsten indik, öğrencilerle okul bahçesine ilerledik. Okulun öğretmenleri sınıflarının başında sıra olmuş, öğrenciler ve öğretmenler bize bakıyorlar.

Komşu köydeki okuldan gelen öğretmen arkadaşla birlikte bizde öğrencilerimizi sıraya geçirdik. Derken bir otobüs daha geldi. Ondan da başlarındaki öğretmen ve öğrendiler okul önünde sıraya geçerek toplandılar.

Konuşmalar ve okulun açılış töreni icra edildikten sonra, önce şehir öğrencileri sınıflarına alındı. Bizlere sıra geldiğinde ise önce 5. Sınıfları, sıra ile 4,3,2,1 ayrıştırdık. Ayrıştırılan her sınıf şehir öğrencilerinin sınıflarına teker teker alındı.

Sıra bana gelince 2.sınıflar verildiği belirtilerek köyden gelen tüm ikinci sınıflar sınıfıma dolduruldu. Şehirden sınıfıma katılan bir öğrenci yoktu. Sınıfımdaki toplam 72 öğrencinin hepsi taşımalı sistemle köy ve mezralardan toplanmış öğrencilerdi.

Daha ilk gün sınıfın içi ahır gibi kokuyor. Havalar soğuyuncaya kadar sınıf pencerelerimizi hiç kapatmadık desem yalan olmaz.

Soğuk günler başlayınca pencereleri yine sık sık açıyorduk. Öğrencilerim pis mi, hayır. Yaşadıkları köy ve mezra ortamında hayvancılık yapıldığı için ahır ve ağıldaki koku ister istemez giysilerine siniyor, sınıfa girdikleri zaman bu koku etrafa yayılıyordu. Öğrencilerimin hepsi mi böyleydi; hayır, böyle değildi tabi. Sınıfımızın ısınması soba ile.

72 öğrenciden çok az sayıda öğrenci okuma yazmayı biliyor.

Müdürle oturup konuyu çözmek için fikir üretme yoluna gittik. Derken okul müdürü “Tüm sorumluluk benim, bu öğrencilere birinci sınıf programını uygulayacaksın. Planını programını ona göre hazırla.” dedi.

“Müdür Bey malum bu tür gerekçeler yazılı bir tutanak haline gerektirilir, bir tutanak tutup imzalasanız.” dedim.

“Böyle bir şey yapmayacağız. Sorumluluk bende.” dedi.

Birinci dönem ikinci sınıf olan bu öğrencilere resmen birinci sınıf programını sıfırdan uygulamaya başladım. Kasım ayında sınıfıma 2 müfettiş geldi, 72 kişilik sınıfa gördüler ve “Bu koku ne? Resmen keçi, koyun, inek kokuyor.” deyince açık pencereyi gösterdim.

Uyguladığım yöntemi sorunca; öğrencilerin sadece kendi sınıfımdan getirdiğim beş öğrencinin okuma yazma bildikleri (diğer öğrencilerim 1, 3,4,5.sınıflara dağılmıştı.) diğerlerinin içinde okumaya geçmiş doğru dürüst öğrenci olmadığını, birinci sınıf eğitim ve öğretimine devam ettiğimi söyledim.

İki müfettişten biri; “Birinci sınıf programını uygulayamazsınız.” diye kızmaya başladılar. Kararı okul müdürü ile birlikte aldığımızı, ikinci dönem, ikinci sınıf programına geçeceğimizi belirttim.

“İkinci dönem geldiğimizde bu şartlarda görürsek kesinlikle hakkında soruşturma başlatacağız.” dedikten sonra çıkıp gittiler.

O gün de aksi olacak ya okul müdürü okulda yoktu. Öğretmenler odasında yaptıkları toplantıda da savunabildiğim kadarıyla kendimi savundum.

Müdür gelince durumu anlattım. “Sen kendinden emin misin?” dedi. Elbet emin olduğumu belirttim. “Yoluna devam et, sonrasına karışma sen. Onlar gelince benim hakkımda soruşturma açmalarını isterim.” dedi.

Derken 2.sınıfları ikinci döneme okuryazar hale getirdim.

Müfettişler ikinci dönem okula geldiklerinde ilk benim sınıfıma grup halinde girdiler. Sınıfı incelediler ve şaşırdılar. Aynı ilçenin merkez okullarında okuyanlardan da etkin bir sınıfla karşılaştıklarını yüzüme söylediler.

Öğretmen odasında müfettişlerin yaptığı toplantıda söz aldım. Birinci dönemde beni azarladığını söyleyince, olgun bir tavırla; “Böyle bir sınıfla karşılaşacağımızı sanmıyorduk. Şimdi sınıfı görünce yanıldığımızı anladık. Size teşekkür ediyorum.” dedi.

O dönemlerde bizlere verilen teftiş raporlarında rakamla sonuçlar yazılıyordu. Rakamı yazmak istemiyorum ancak hak ettiğim şekildeydi.

Devam Edecek

Durmuş Ali ÖZBEK


TAŞIMALI SİSTEMLE TAŞINAN ZAMAN-I

TAŞIMALI SİSTEMLE TAŞINAN ZAMAN-II

 



Sosyal Medya Üzerinden Yorumlar

Çok faydalı bir yazı.Keşke eğitimi politikasını belirleyen beyler de okusa.
Taşımalı sistem köyleri de bitirdi. Şehirleri obez etti. Etti de etti. Saymakla bitmez. Kalemine yüreğine sağlık
YAZARLAR SAYFASINA ==>>>
Medya Ermenek Haber Sitesindeyayınlanan makaleleriniçeriği hakkında mali, hukuki, cezai, idari sorumluluğu makalesi yayınlanan yazara aittir.Yayınlanan makale karşılığında yazarlara telif ücreti ödenmez. Yazarlar bunu peşinen kabul etmiş sayılırlar.

Hiç yorum yok:

Yorum Kuralları
Yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret, küfür, aşağılayıcı, küçük düşürücü, pornografik,
ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici,
yorumların her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluğu yorumcuya aittir.
İsimsiz yazılan yorumlar bir saat içinde sistem tarafından otomatik olarak silinir.

sanalbasin.com üyesidir
Düzenleme | Copyright © 2013-2021 | MedER |Medya Ermenek
BİZE ULAŞIN
ghs.google.com
ghs.google.com