M|E Medya Ermenek Medya Ermenek
Facebookta Paylaş

TAŞIMALI SİSTEMLE TAŞINAN ZAMAN-IV

 


Taşımalı Sistemin Harcı Oluyoruz

O dönemlerde yılsonunda okul raporları tutulur İlçe Milli Eğitim Müdürlüklerine teslim edilirdi. Müdür yetkili olarak görev yaptığım okullarda bu raporu her yıl düzenler teslim ederdik. Lakin okulumuz adına belirlediğimiz eksikle, eğitim öğretim için belirlenen aksaklık ve olması gerekenlerin bulunduğu bu raporların yukarılara intikal ettiğine dair bir işaret göremezdik.

Eğitim ve öğretimi uygulayan bizlerin raporları nedense görülmez, her şey yukarıdan planlanır bizlere uygulardık. Nasıl ki bir işçi patronunun isteği doğrultusunda iş üretiyorsa, biz öğretmenler de verilen programa kilitli kalıyorduk. Oysa her türlü sorunu gören bizlerdik. Çare diye çabalayan yine bizlerdik.

Müdür Yetkili Öğretmen

Ne gariptir ki; köyde müdür yetkili öğretmen olarak görev yaparken, şimdi sınıf öğretmeni olarak günlük 6 saat ders ve her gün 40 km gidip, 40 km gelmek, toplam 80 km. yol yapmak kolay değildi.

Cabası otobüsün içinde 80 öğrenciyle fazladan sabah bir saat, akşam bir saat köy köy öğrenci toplamak ve dağıtmak, gittiğimiz okulda da 6 saat derse girerek ayakta kalabilme çabası içindeyken fazladan müdür yetkili ücretimiz kesilmişti. Bu yoğun tempo içinde sınıf öğretmeni ücreti almaya devam ediyorduk.

Daha çok sorumluluk, daha çok çalışma ve müdür yetkililik ücretinin kesilmesi büyük haksızlıktı. Hak ve adalete, çalışma şartlarına uymayan bir durum içindeydik. Hele hak kaybını içime sindiremiyordum.

Taşımalı sistemin ilk uygulama döneminde köy öğretmeni öğrencilerle birlikte gidip gelme zorunluluğunu içindeydi.  1 öğretmen, 2 öğrenci ve eşim taşımalı sistem yolcusu oldu. Eşimin Karapınar’da bitirmediği Halk Eğitim Kursu kalmamıştı sanki. Mecburduk, çocuklarım öğrenci ben de öğretmen olarak şehre gidiyordum eşim ise köyden ayrı sahada olan köy okul lojmanında tek başına gündüzleri kalması imkânsızdı. O yüzden o da taşımalı sistemle birlikte gelip gidiyordu. Köyde içilecek tatlı su olmadığından her gün 25 litrelik bir bidonu şehirden su doldurup köye taşıyorduk.

Taşımalı sistemde yaşadığımız sorunları planlayıcılar yaşamıyor, uygulayıcı olarak taşımalı sistemle gidip gelen öğretmenler yaşıyordu. Ne var ki kimse siz ne yaptınız, neler yaşıyorsunuz diye soran yoktu. Yakın köyden benimle birlikte gidip geldiğimiz öğretmen arkadaş ise bekâr olduğu için şehirde kalma peşindeydi. Tabi ki haklıydı. Birkaç defa dilekçe verdi sonunda şehirde kalabilirsin iznini almıştı. Değişik nedenlerle verdiğimiz dilekçeler sorun kaynağı olmuş olacak ki, bu defa yeni yönetmeliklerde öğretmenin köyde kalma zorunluluğu ortadan kalkmış, köy öğretmeni şehirde yaşayan öğretmene dönüşmüştü. Ancak ben tayin isteme zamanım yaklaştığı için şehre taşınmayı düşünmemiştim.

Tüm zorlukları biz yaşadık. Hani baba evladına “Bizim zamanımızda…” diye başladığı bir anısına hemen çocuğu da “O sizin zamanınızdaydı.” diye söylediğine pişman olur ya, okuyucularımdan öğretmen olan arkadaşlar beni anı anlatan babaya benzetmeyin lütfen.

Dilekçe Trafiği

Canhıraş bir çabayla her gün şehre öğrenci getirip götürüyorum ve şehirde sınıf öğretmeniyim. Müdür yetkililik ek ücretimizin neden kesildiğini İlçe Milli Eğitim Müdürlüğüne 3 defa ayrı zamanlarda bu konuyu soran ve yaşanılan durumu anlatan dilekçe yazdım. Dilekçeme verilen cevap hep olumsuz olarak geriye dönüyordu.

3. dilekçemden sonra, sorgusu yapılan duruma maliyede müdahil olmuş kendilerini sorumluluktan kurtarmak adına yeni bir dilekçe vermem halinde hakkımda soruşturma açılacağını belirten bir yazı okula ulaşmıştı. Okul müdürü maliyeden gelen yazıyı zarf içinden çıkarıp, tebellüğ edildiğine dair el yazımla evrak arkasını yazdırıp, imzalatıp dosyaya yerleştirmişti.

Köyden gelen 3 öğretmeniz onlar birinci dilekçeden sonra müdür yetkililik farkını almak için göstermemiz gereken çabadan sanki vazgeçmişlerdi. Benim verdiğim dilekçenin cevaplarını merakla okuyorlar ya da dinliyorlardı. O dönemlerde internet yok, danışabileceğimiz merciler de bitmişti.

Kesintilerimi Almayı Başarıyorum

Bir gün Tv izlerken Sakarya'da uygulanan taşımalı sistemden ve okullardan söz edilince Sakaya’dan telefon numarası aramaya başladım. Taşımalı sisteme dâhil olan bir öğretmene ulaştım. Müdür yetkili öğretmen olarak maaşını aldığını beyan edince hemen 4. dilekçemi yazdım. Konunun İl Milli Eğitim Müdürlüğüne ve Ankara'ya acilen sorulmasını talep ettim.

Cevap çok kısa bir zamanda gelmiş, İlçe Milli Eğitim ve İlçe Maliyesi 6 aydır kesilen haklarımın toplu halde tarafıma ödenmesine dair yazıları okula ulaşmış, ödemenin toplu halde aybaşında yapılacağını yazılı olarak duyurulmuşlardı.

Öbür iki arkadaşım da olaydan oldukça mutlu olmuşlardı. Onca çabam sonrası diğer iki arkadaşım “Sen buna karışma, biz halledelim” demeyip alınan bir tepsi baklava parası üçe taksim edilmiş payımı da ödedikten sonra öğretmenler odasında ikram etmiştik.

Altı aylık aldığım fark cebinde kalmıştır derseniz maalesef o da yine devletimize geri dönmüştü. Neden mi?

Efendim ben ilk öğretmen olup Ek 7 belgesi olarak tabir edilen askerlik erteleme belgesini doldurup Ermenek Askerlik şubesine göndermiştim.

Sonuç; 1985-1987 arasında er olarak 18 ay olarak yaptığım askerliğimi kıdemden saydırmak için karşılığında para ödemem gerekiyordu devletten aldığım alın terimi yeniden devlete iade ediyordum.

Üstelik 18 ay da hiçbir ücret almadan askerlik yapmışım. Benimle öğretmenliğe başlayan bir bayanın kıdemi, kademesi ilerlerken, benim gibi 18 ay askerlik yapan öğretmenler ise askere gitmeden önceki kıdemden derecesinden göreve başlıyordu.

Efendim bir mağdur olma durumu yaşıyordum. Benim gibi mağdur duruma düşen bir öğretmen arkadaşımız mücadelesini sürdürmüş ki, askerlik dönüşü kıdemin ilerlemesi için askerlik borçlanması kararını ortaya çıkarmışlardı.

İşte ondan yararlanmak için aldığım parayı askerlik borçlanmasına fazlasıyla ödemeye başlamıştım.

10 Yaşından Fazla Araçlar

Mağurus otobüs sık sık arızalanır, sabah okula geç kalmalar, akşam eve geç kalmalar yaşanmaya başlayınca İlçe Milli Eğitime yine bir dilekçe ile durumu anlattık. Bizi taşıyan otobüs 10 yaşından çok daha yaşlı, sık sık arızalanır, içindeki gürültü hattından fazla idi.

Bir akşam köye dönerken öncekine oranla bir iki yaş daha genç bir otobüsle değiştiğini görünce şaşırdık. Otobüse binerken şoföre selam verip yerimize oturduk. Şoför gayet ciddi ve konuşmaz oldu bizimle. Köylere dağıtıp tekrar geri döndü ama ciddiyetini hiç bozmadı. Bu durum üç gün sürdü. Sabrettim ve üç gün sonra nedenini sorduğumda “Hoca beni şikâyet etmişsiniz. O otobüs bizimdi, şimdi otobüs kiralamak zorunda kaldık. ” dedi. “Kaptan kendi çocuğunu o otobüsle taşır mıydın?” deyince lafı gevelemek zorunda kalmıştı.

İkinci yıl Karapınar İmam Hatip Lisesi yemek hanesinde öğrencilere ve bize bol bol, kuru fasulye, nohut ikram edildi. En azından bir yıl öncesine göre öğrenciler sıcak yemek görmeye başladılar.

Veli Toplantılarına Veliler Gelemiyor

Okuldaki veli toplantılarına köy ve mezradan velilerin katılımı yok denecek kadar düşük oluyordu. Çocuklarının öğrenimleri ile yeterince ilgilenmemekteydiler.

Velilerin taşıma işlemini gerçekleştiren servis aracına ve şoförlerine güvenmedikleri ve kaza endişesi yaşadıklarını dile getiriyorlardı.

Köydeki okul artık atıl duruma doğru gider olmuştu.

Köyde acil ihtiyaçların görüldüğü küçük dükkân, satış yapılmaz olunca kapanmıştı. Taşımalı sistem yapılan köylerde aynı durumun yaşandığını herkesçe görülen bir gerçek olmuştur. Ekonomi yapılsın derken köy ekonomisine de bir takoz olmuştu.

Taşımalı Sistemden Vaz Geçiliyor

Taşımalı sistemi ilk yaşayan ve uygulayan öğretmenlerden biri olarak köylerdeki cıvıltılar bitmiş durumdadır. Köy okullarının bir an önce açılması köyler için oldukça önemlidir. Bunun analizini yapacak değilim ancak gözlemlediğim bir sorundur.

Ben taşımalı sistemi 1991-1992 yıllarında yaşadım ve köprünün altından çok sular geçti. Daha kaliteli servis araçları ve arabalarda hostesler görevlendirildi. Biz ise hem ders verdik hem 80 kişilik otobüste çile çektik. Canla başla çalışıp alın teriyle helalinden kazanmayı tercih ettim. Eğer ki biraz ortama çalışsaydım raporlar belki de olumsuzluğu rapor edecekti. Birinci yıl 72 kişilik sınıfla, ikinci yıl 56 kişilik sınıfla anlımın akıyla ders yaptım. Lakin günlük 80 km. lik yolculuk eğitimi yukarılara taşımadı aslında, sadece zamanı taşıdı. 

Taşımalı sistemi analiz etmiyorum ama bir an önce köylerin şenlenmesi gerekir.

İki yıl taşımalı sistem uygulaması tüm velileri bıktırmış, öğrencileri bıktırmıştı. En sonunda bir gün muhtar tekrar köyde beni görünce yanıma geldi. “Gelecek yıl taşımalı sistemin köyümüzden kaldırılması için dilekçemi veridim. Kabul etmek istemediler ama veliler öğrencilerini göndermeyecek. Okul açıldığı gün okulun önüne çocuklar toplanacak. Artık taşımalı sistemi veliler ve öğrenciler istemiyorlar.” dedim dedi.

“Hayırlı olsun muhtar.” dedim.

Şimdi de diyorum ki; “Taşımasız günler dilerim!

 Not: Bu yazım 1991-1992 şartlarını anlatmak üzere kaleme alınmıştır. 

BİTTİ

Durmuş Ali ÖZBEK

YAZARLAR SAYFASINA ==>>>
Medya Ermenek Haber Sitesindeyayınlanan makaleleriniçeriği hakkında mali, hukuki, cezai, idari sorumluluğu makalesi yayınlanan yazara aittir.Yayınlanan makale karşılığında yazarlara telif ücreti ödenmez. Yazarlar bunu peşinen kabul etmiş sayılırlar.

Hiç yorum yok:

Yorum Kuralları
Yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret, küfür, aşağılayıcı, küçük düşürücü, pornografik,
ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici,
yorumların her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluğu yorumcuya aittir.
İsimsiz yazılan yorumlar bir saat içinde sistem tarafından otomatik olarak silinir.

Düzenleme | Copyright © 2013-2021 | MedER |Medya Ermenek
BİZE ULAŞIN
ghs.google.com
ghs.google.com